Anasayfa » Tüm Yazılar » HAARP ile Depremlerin Yapay Olarak Oluşturulabileceği İddiası

HAARP ile Depremlerin Yapay Olarak Oluşturulabileceği İddiası

Deniz Ercan
haarp tesisi

HAARP Aracılığıyla Yapay Deprem Oluşturulabileceği İddiası Gerçek Dışı

 

Bugün, HAARP gibi projeler ile yapay bir şekilde deprem oluşturulabileceği ve bulutların şekillerini gözlemleyerek depremlerin önceden tahmin edilebilecekleri iddialarına değineceğiz.

 

HAARP Nedir?

“Yüksek Frekanslı Aktif Aurorasal Araştırma Programı” olarak çevirebileceğimiz “High-frequency Active Auroral Research Program” HAARP projesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Alaska eyaletinde atmosferin iyonosfer tabakası gibi çeşitli ekolojik konular üzerinde çalışmak amacı ile oluşturulmuştur.

Proje kapsamında enerji, elektromanyetizma, dalgalar, ışınlar gibi konularda çalışmalar yürütülmektedir. HAARP’daki araştırmanın amacı, atmosferimizin en yüksek kısımlarında, termosfer ve iyonosfer adı verilen, işleyen fiziksel süreçlerin temel çalışmasını yapmaktır.

 

haarp merkezi

 

HAARP, iyonosferin incelenmesi için dünyanın en yüksek güçlü ve frekanslı (HF) vericisini kullanmaktadır. 33 dönümlük bir alana yayılan proje kapsamında 3,6 megavatı (MW) üst atmosfere ve iyonosfere yayılabilen 180 HF çapraz çift kutuplu antenlerden oluşan “İyonosfer Araştırma Aracı” (IRI) adı verilen yüksek güçlü radyo verici dizisi kullanılmaktadır. Tesiste kurulu sistem ile iyonosfere yüksek frekanslı radyo dalgaları gönderilmekte, böylelikle iyonosferdeki serbest elektronların ısıtılması yoluyla doğal olarak gerçekleşen küçük dalgalanmaların benzeri yaratılarak oluşan elektrik ve manyetik etkiler ölçülmektedir.

 

haarp tesisi

HAARP merkezinden bir kare

 

HAARP hakkında bilgi edinilebilecek kamuya açık ortamlar sunulmuş durumda. Projenin internet sitesi, e-posta adresi, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya hesapları mevcut. İnternet sitelerinde sıkça sorulan sorular bölümü dahi açılmış.

 

haarp merkezi

HAARP merkezinden bir kare

 

Dünya üzerinde bu amaçla tasarlanmış tek araştırma programı HAARP değil. Örneğin Norveç’de bulunan EISCAT, Porto Rico’daki Arecibo, Rusya’daki Sura tesisleri yine aynı amaçla, HAARP’dan daha önce kurulmuş tesislerdir.

 

haarp tesisi

HAARP merkezinden bir kare

 

HAARP tesisleri ve ekipmanının sorumluluğu resmi olarak ABD ordusundan Alaska Fairbanks Üniversitesi’ne 11 Ağustos 2015 tarihinde devredilmiş.

 

haarp tesisi

HAARP merkezinden bir kare

 

HAARP projesi ile yapay depremler üretildiği iddiasının farklı formlarında, HAARP kapsamında fırtınalar, yıldırımlar, şimşekler, depremler gibi pek çok doğa olayının yapay yollar ile gerçekleştirilebildiği öne sürülmektedir. Kimi komplo teorisyenleri tarafından, projenin zihin kontrolü için kullanıldığı dahi ortaya atılmıştır. Bu iddialardan en yaygın olanının depremler ile ilgili olduğunu belirtebiliriz. Ülkemizde zarara ve can kaybına yol açacak büyüklükte meydana gelen hemen her depremden sonra HAARP projesinin gündeme geldiğine şahit oluyoruz.

 

HAARP ile Yapay Deprem Üretilmesi Mümkün Değil!

Alaska’da bulunan HAARP tesisi üzerinden dünyanın herhangi bir noktasında istenildiği gibi yapay bir biçimde deprem üretilebileceği iddiası gerçeği yansıtmıyor.

HAARP gibi bir tesisle, plazma yapıları ve düzensizlikler oluşturmak için isteğe bağlı bir deney yapmak, düşük frekanslı dalgaları harekete geçirmek için iyonosferi bir anten gibi kullanmak, zayıf ışıklı aurora benzeri parıltılar oluşturmak ve çeşitli başka deneyler yapmak mümkündür. Ancak, yeryüzünden 60-80 km yükseklikten başlayıp, 500 km yüksekliğe kadar uzanabilen bir katman olan iyonosferi hedefleyen HAARP’in yer katmanlarına sirayet edecek ölçüde dünyanın herhangi bir noktasına enerji konumlandırması yapması mümkün değil.

Çeşitli nedenler ile farklı tür depremler oluşabildiği bilinmektedir. Bunların içerisinde en sık görülen tür, tektonik deprem olarak adlandırılan depremlerdir. Tektonik depremler, litosfer olarak da adlandırılan yer kabuğunun, derin katmanlarında meydana gelen kırılmalar ve hareketler sonucunda açığa çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak yol açtığı sarsıntılardır. Dünyada gerçekleşen depremlerin büyük çoğunluğu bu tür tektonik depremlerdir.

Yanardağ faaliyetlerine bağlı olarak sarsıntılar ve patlamalar ile oluşan volkanik depremler ve yer altı mağaralarının çökmesi sonucu oluşan çöküntü depremleri de tektonik depremler dışında kalan diğer deprem türleridir. Ancak bu diğer iki deprem türünün, hem görülme sıklığı hem de barındırdıkları enerji çok düşük olduğundan dolayı, bunlar tektonik depremler kadar zarara yol açmazlar.

Yer altına titreşim göndererek ya da bir başka yol ile yapay deprem üretilebileceğine inanmak, ancak levha tektoniği ve jeoloji hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak ile açıklanabilir. Zira, depremlerin oluşmasında etkili olduğunu bildiğimiz levhaların yapılarını ve hareketlerini incelediğimiz zaman, dışarıdan gelen yapay bir etkenin levhalara etki edemeyeceğini görürüz. İnsan eli ile sadece maden ocakları gibi birtakım yapıların çökmesi ile meydana gelebilecek ufak çaplı çöküntü depremler meydana getirilebilir.

Ancak, yer kabuğu yerine iyonosferi hedefleyen HAARP gibi radyo dalgaları üzerinden çalışan bir proje vasıtasıyla yer altına fizikî bir müdahalede bulunmaksızın can ya da mal kaybına yol açan yapay sismisite oluşturulamaz. Depremlere yol açan fay hattı kırılmaları genellikle yerin kilometrelerce derinlerinde gerçekleşir.

Evrim Ağacı’ndan Çağrı Mert Bakırcı, HAARP’in deprem silahı olarak kullanılmasının imkânsızlığına dair şöyle bir hesaplama aktarmıştı:

“Gerçekten de temel sinyal ve matematik hesaplarına göre, HAARP’ı kullanarak, 7.500 kilometre uzakta ve denizin sadece 50 metre altındaki bir cismi 1 santigrat derece ısıtmak için HAARP’ın maksimum güçte 420.000 katrilyon yıl boyunca çalışması gerekmektedir. Bu, Evren’in toplam yaşı olan 13.8 milyar yıldan 30 milyar kat fazladır. Bu bakımdan HAARP ile cisimlerin sıcaklıkları veya fiziksel özellikleri üzerinde değişim yaratmak pratik olarak imkansızdır. HAARP gibi stabil yapılarla bile bu enerji düzeylerine ancak ulaşılabilirken; hareketli denizaltı araçlarıyla depremlerin tetiklenebileceği iddiasının hiçbir gerçekçi tarafı bulunmamaktadır.”

HAARP verileri kullanılarak depremden önce iyonosferdeki değişimler analiz ediliyor olsa da (Bkz: Anna Depueva & N. M. Rotanova (2000). “Modification of the low-latitude and equatorial ionosphere before earthquakes. Geomagnetism and Aeronomy“. 40(6), 728-732), iyonosferde radyo dalgalarıyla meydana getirilebilecek bir değişimle depremin oluşturulabileceğine yönelik bir bilimsel bulgu mevcut değildir.

Ülkemizde oldukça yaygın bir şekilde karşımıza çıkan bu iddiaya dair pek çok isim açıklamalar yapmıştı. Bazı örnekler sunacak olursak:

HAARP tesisindeki deneylere de katılan Ord. Prof. Umran İnan, HAARP projesi ile ilgili komplo teorilerinin tümünün yersiz olduğunu, gezegenimizin hava sistemini değiştirebilecek güce sahip olmadığımızı, HAARP tesisinin ışın saçma gücü çok yüksek olsa da şimşek çakma ile kıyaslandığında oldukça küçük bir güç olduğunu ve dünya üzerinde saniyede 50 ila 100 şimşek çaktığını belirtmişti.

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Şerif Barış yapay yollar ile deprem oluşturulamayacağını söylemişti.

Fizikçi ve veribilimci Dr. Kaan Öztürk, HAARP ile deprem oluşturulmasının mümkün olmadığını şöyle ifade etmişti:

“HAARP, bir uzay fiziği araştırma tesisi. Alaska’daki tesis başlangıçta ABD Hava ve Deniz Kuvvetleri desteği ile kuruldu ancak 2000’lerde Alaska Üniversitesi’ne devredildi. Bu tesisteki araştırmalar elektrik akımlarının iyonosfer ve dünyanın çevresindeki manyetik alandan nasıl ilerlediğine yönelik araştırmaları kapsıyor. Özetle hem iyonosferin hem de manyetik çizgilerin dinamikliğinin araştırıldığı bir proje. Elektromanyetik ışımayla deprem oluşturmak mümkün değil. Yerin kilometrelerce altında, müthiş bir basınçla sıkışmış tektonik plakaları yerinden oynatacak bir teknoloji de yok. HAARP’ın atmosferi manipüle ettiği, kasırgalara sebep olduğu de yalan. Bırakın büyük deprem yaratmayı, HAARP’ın bütün gücünü odaklasanız, bir taş parçasını yerinden oynatamazsınız. Komplocular, gizem arayanlara deli saçması iddialarda bulunuyor.”

 

Farklı Bulut Şekillerinin Deprem Habercisi Olduğu İddiası

Depremler ile ilgili ortaya atılan bir diğer iddia ise “deprem bulutları” adı verilen bulutların, depremlerden önce ortaya çıktığı ve bu şekilde depremlerin öngörülebildiği iddiasıdır. Ancak bu iddianın da gerçekliği bulunmamaktadır.

 

haarp bulutları

Başta HAARP olmak üzere komplo teorileri yüzünden halkımızın depremlerin sebepleri hakkındaki düşüncelerinin bu yöne kaydığı gözlemleniyor

 

İnsanlar, çok eski zamanlardan bu yana depremleri ve diğer doğal afetleri farklı yollar izleyerek öngörmeye çalışmıştır. Bunlardan en yaygın olarak karşımıza çıkanı, günümüzde dahi pek çok kişinin inandığı bulut şekillerinden depremlerin tahmin edilebileceği inancıdır. İddianın, bilinen en eski kaynağı Hint astronom Varahamihira tarafından 6. yüzyılda kaleme alınan Brihat Samhita adlı eserdir. İddiaya göre depremler gerçekleşmeden belirli bir süre kadar önce, deprem gerçekleşecek olan bölgede, gökyüzünde “deprem bulutu” olarak isimlendirilen farklı bulut şekilleri meydana gelmektedir. Farklı çevrelerce önemsenip benimsenen bu görüş, bilimsel olarak kanıtlanamamıştır, hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

Çeşitli sitelerde deprem bulutu olduğu öne sürülerek paylaşılan farklı bulut fotoğraflarına baktığımız zaman, bunların istisnasız hepsinin doğada bilinen ve uygun şartlarda oluşan bulut türlerine ait olduğunu görmekteyiz.

Yukarıda bahsettiğimiz üzere, depremler yer kabuğunun derinlerinde yer alan levha hareketleri sonucu gerçekleşmektedir. Bulutların, atmosferdeki su buharının yoğunluk artışı ile sıvı duruma geçerek oluşturduğu çok küçük damlacıklardan meydana geldiğini biliyoruz. Yerin altında gerçekleşecek herhangi bir olayın, gökyüzünde bulunan su buharının yoğunluğunu etkileyerek bulut oluşturabilecek bir etki yaratması mümkün değildir. Aynı şekilde tam tersi, gökyüzündeki bulutların yer altında meydana gelen depremleri oluşturması ya da herhangi bir şekilde etkilemesi de mümkün gözükmemektedir. Kısacası, bulutları gözlemleyerek yapılabilecek tek tahmin hava durumu tahminleridir.

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, deprem bulutları iddiasını yalanlayarak bu tarz kafa karıştırmaların, halkın depremlere hazırlanmasını engelleyebileceğini savunmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), depremlerin bulutlar, vücuttaki ağrı sızılar ya da salyangozlar ile alakası olmadığını internet sitesinde açıklayarak iddiaları yalanlamıştı.

 

HAARP Vasıtasıyla Sunî Deprem Oluşturulabileceğine İnananlar

İddiaların örneklerine çeşitli gazetelerde ve sosyal medya platformlarında sıkça rastlamak mümkün.

1999 İzmit Depremi’nin akabinde sıkça dile getirilmeye başlayan HAARP’in aslında bir yapay deprem makinesi olduğu iddiası zaman içerisinde farklı yazarlar tarafından da ileri sürüldü.

Kapatılan Zaman Gazetesi yazarı Aydoğan Vatandaş 2001 yılında yayımlanan HAARP Kıyamet Teknolojisi adlı kitabında HAARP projesinin, yapay depremler oluşturmak, belirli bir bölgede haberleşmeyi kesmek, elektronik cihazların çalışmasını durdurmak, olabilecek büyük şiddetli bir depremi küçük parçalara bölerek önlemek ve iklim koşullarına müdahale etmek gibi işlemler için de kullanıldığını öne sürmüştü.

Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Bayer, 19 Aralık 2019 tarihinde yayınlanan “Deprem olur mu? Kadir Sütçü, karıncalar ve bulutlarla deprem arasındaki ilişkiyi araştırıyor” başlıklı yazısında yerbilim ya da meteoroloji ile ilgisini kavrayamadığımız, emekli bir İngilizce öğretmeninin konuya dair yaptığı çalışmalara değinmiş:

 

karıncalar ve bulutlar

 

Yukarıda bulutlar üzerinden depremleri öngörebildiğini öne süren öğretmenden ve çalışmalarından bahseden haberlere Milliyet, Sözcü, Habertürk gibi diğer gazetelerde de rastlıyoruz.

Yeni Mesaj gazetesi yazarı Barış Cem Süvari, 27 Mayıs 2019 tarihli ve “ABD’den Türkiye’ye HAARP saldırıları” başlığı ile yayınlanan yazısında 17 Ağustos 1999 tarihinde merkez üssü Gölcük olarak gerçekleşen deprem dahil olmak üzere bazı doğa olaylarının ABD’nin “HAARP” projesi kapsamında insan eli ile gerçekleştirildiğini savunmuş:

 

haarp deprem projesi

 

Geçtiğimiz günlerde İzmir’de yaşanan acı afetten sonra bu iddiaların gerek sosyal medya platformlarında gerekse haber sitelerinde tekrar yaygın bir biçimde gündeme geldiğini görüyoruz.

 

deprem teknolojisi haarp

 

TV kanallarında bilimum konuda yorum yapan şahsiyetler de HAARP’ın var olabileceğine / olduğuna inanabiliyor.

 

 

Haber7 ve Yenibirlik yazarı Abdullah Ağar da jeopolitik gerçekleşmeleri değerlendirdiği paylaşımında İran’daki depremlerin ardında HAARP’in olup olmadığını sorgulamıştı.

 

abdullah ağar

 

Deprem Silahı Komplo Teorileri Yerine Depreme Odaklanılmalı

Depremler hakkında yapılacak tek güvenilir tahminler, uzmanlar tarafından levhaların geçmiş hareketlerinin yorumlanması ile yapılan çıkarımlardır. Bu çıkarımlar da, hiçbir şekilde depremin büyüklüğünü, şiddetini ya da gerçekleşeceği zamanı kesin ve tam olarak içermezler; gün belirtmezler, tahminî ve yaklaşık ifadelerdir. Örneğin; “A şehri civarında X yılına kadar gerçekleşmesi beklenen en fazla 5 büyüklüğündeki bir deprem” gibi.

Depremler ile ilgili olarak bu komplo teorileri ve kanıtsız bilgilere kafa yormayı bırakıp deprem öncesinde, esnasında ve sonrasında neler yapmamız gerektiği gibi faydalı olabilecek bilgiler ile ilgilenmeliyiz.

 

depreme yönelik uyarılar

 

HAARP konusunda göz atılabilecek ilave kaynaklar ile yazıyı sonlandıralım:

 

Teyit’in HAARP’in deprem, zihin kontrolü ve iklim üzerinde etkili olduğu iddialarının asılsızlığına dair hazırladığı yapıma da göz atabilirsiniz:

 

haarp yapay deprem

 

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz