Anasayfa » Tüm Yazılar » “Aşı Olmamışsam Zararı Bana, Size Ne?” Söylemi

“Aşı Olmamışsam Zararı Bana, Size Ne?” Söylemi

Deniz Ercan
aşı karşıtlığı

 

Sosyal medya platformlarında aşı karşıtlarının en sık kullandığı söylemlerden bazıları “Eğer aşı koruyorsa kendiniz olup korunun, bizden size ne?” minvalinde karşımıza çıkmaktadır. Bu yazımızda böylesi bir yaklaşımın yanlışlığına değinerek toplumda çoğunluğun aşı olmasının pandemi ile mücadelede neden ve nasıl bir gereklilik olduğunu açıklamaya çalışacağız.

Yazımızın ilk satırlarında belirttiğimiz tarzda sarf edilen birkaç cümle örneğini şu şekilde aktarabiliriz:

 

“Madem sizin aşınız sizi koruyor neden bana aşı soruyorsunuz?

Madem sizin aşınız sizi korumuyor, o zaman neden aşı oldunuz?”

 

 

“Aşı olanın, aşı olmayandan korkması; bilime, akla ve mantığa aykırı ve çok saçma!

Aşı madem ki olanı koruyor, o halde korkmak niye?”

 

 

Konuyu daha iyi anlatabilmek adına önceki yazılarımızdan birinde de değindiğimiz varyant oluşumu hususundan kısaca bahsetmekte fayda var. Virüsler zorunlu hücre içi parazitler olduklarından dolayı çoğalabilmek için bir konak hücreye girmek zorundadırlar. Hücre içerisine giren virüs, gerekli molekülleri ve enerjiyi hücreden karşılamak suretiyle kendini çoğaltmaya başlar. Bu işleme viral replikasyon denmektedir. Her çoğalmada virüsün genetik materyali kopyalanmaktadır ve her bir kopyalama işlemi esnasında genetik materyal üzerinde hata meydana gelme yani mutasyon oluşma ihtimali vardır. Bu mutasyonlar etkisiz ve ufak olabildiği gibi yeni virüs varyantları oluşturacak şekilde büyük çaplı da olabilmektedir. Kısacası viral replikasyon sayısı arttıkça mutasyon ve varyant oluşma ihtimali de artmaktadır.

Aşılı kimselerde bağışıklık sistemi virüsü tanıyıp yok ettiği için virüs, aşılıların vücudunda çok fazla çoğalma fırsatı bulamamaktadır. Ancak aşısızlar koronavirüse karşı böylesi bir bağışıklığa sahip olmadığından ötürü aşısızlarda virüs genellikle daha çok çoğalabilmektedir.

Aşısız ya da tam aşılı olmayan kişilerin çok sayıda olması, yeni mutasyonların oluşma ihtimalini oldukça artırabilir ve böylece belki de aşılıların dahi bağışıklıklarının olmadığı yeni bir varyant oluşabilir. Örneğin ülkemizde de kullanılan Sinovac aşısı delta varyantına karşı daha düşük bir etki göstermektedir. Virüs geniş çevrelerde yayılmaya devam ettikçe aşıların daha az etki ettiği ya da tamamen işlevsiz kaldığı yeni virüs varyantlarının oluşma ihtimali vardır.

Aşı olmayan kişiler ve varyant oluşumu arasındaki ilişkiye dair bazı bilim insanlarının açıklamalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

• Vanderbilt Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümünden Prof. William Schaffner, aşısız bireylerin birer varyant fabrikası olduğunu söylemiştir.

• West Virginia Üniversitesinden halk sağlığı profesörü Christopher Martin, çok sayıda aşısız kişi olduğunda varyant oluşma ihtimalinin fazla olduğunu söylemiştir.

• Alabama Üniversitesinden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Michael Saag, virüsün aşısız kişilerde çoğaldıkça mutasyona uğrama ihtimalinin arttığından bahsetmiştir.

Ayrıca aşı olmamak, sürü bağışıklığına ulaşmayı zorlaştırması bakımından da tüm toplum için bir sorundur. Sürü bağışıklığı, bir toplumdaki yeteri kadar insanın aşılanarak ya da hastalığı atlatarak bağışıklık kazanması ve böylelikle tüm toplumun o hastalıktan korunması anlamına gelmektedir. Sürü bağışıklığı kazanan toplumlarda hastalık çok zor yayılmaktadır.

Aşı olmamak, varyant oluşması ihtimalini artırmak ve sürü bağışıklığı oluşmasını zorlaştırmanın dışında aynı zamanda yoğun bakımları meşgul etmek nedeni ile sağlık hizmetleri üzerine de fazladan yük bindirmektedir. Basit ve ekonomik bir yöntem olan aşı ile önlenebilen COVID-19 enfeksiyonundan dolayı yoğun bakımların meşgul olmasının, pek çok diğer hastanın ameliyatlarının ertelenmesine yol açtığı bilinmektedir.

Ayrıca toplumdaki immün yetmezliği olan kişiler, immün baskılayıcı ilaç kullananlar ve çeşitli nedenlere bağlı olarak immün sistem işlevlerinin azaldığı bireyler, aşılandıkları takdirde dahi vücutlarında yeterli antikor oluşmayabilmektedir. Aşı olmayanların her zaman bu kişilerin enfekte olmasına sebebiyet vermesi ihtimali olacaktır.

Özetle, aşı olmasının önünde hiçbir engel bulunmamasına rağmen aşı olmayan kişiler, yalnızca kendi sağlıklarını değil; yaşadıkları toplumdaki aşılı ya da aşısız herkesin sağlığını riske atmaktadır. Aşılar, yalnızca insanları hastalıktan korumak ile kalmamakta, aynı zamanda virüsün yayılmasını ve yeni varyantlar oluşmasını da engellemektedir.

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

1 yorum

hukukcu81 27 Eylül 2021 - 13:21

Dünya’daki herkes aşılanamayacağına göre varyantlar çıkmaya devam edecek. Bizim ülkemizde herkes aşılansa ne değişecek? Nasıl olsa fakir ülkelerden çıkan varyantlar hızla diğer ülkelere yayılmaya devam edecek. Diğer bir husus da şu ki, sağlık bakanlığının 4-10 Eylül arasındaki verilerine göre vaka sayısı ve hasta sayısını oranladığımızda her 20 vakadan sadece 1 tanesinin hasta sayıldığını görüyoruz. Bu da 19 kişinin pozitif çıktığı halde semptom göstermediğini ifade ediyor. Yani bu kişiler bağışıklıkları kuvvetli olduğu için hastalığı hızla yeniyorlar. Aynı aşı olup hastalığı hızlıca atlatanlar gibi.

Bütün bu sebeplerden dolayı belli bir yaşın altında olan kişilere aşı olun baskısı yapılması anlamsız.

yanıt

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz