Anasayfa » Tüm Yazılar » Türkçe Ezanın ve Kametin Yürürlükte Kaldığı Tarihler

Türkçe Ezanın ve Kametin Yürürlükte Kaldığı Tarihler

malumatfurusorg
türkçe ezan ne zaman okundu

Türkçe Ezan ve Kamet Ne Zaman Okundu? Ne Zaman Yürürlükten Kaldırıldı?

1932 yılı Ramazan ayı ile birlikte ibadetlerin Türkçe icra edilmesi süreci başlatıldı. Türkçe ezan 1932 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı genelgesi ile yürürlüğe kondu. İlk Türkçe ezan 30 Ocak 1932 tarihinde Fatih Camiinde okundu. 1933 Ramazanında ise yurt sathına tamamen yayıldı. 1941 yılında Ceza Kanunu’nun 526. maddesine eklenen bir fıkra ile Arapça ezan için hapis ve para cezası geldi. 1950 seçimlerinden sonra, Demokrat Parti iktidarının ilk icraatlarından biri ezanın Arapça okunmasının önündeki engeli kaldırmak oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki 16 Haziran 1950 tarihli oturumda oybirliği ile Ceza Kanunu’ndaki yasaklayıcı fıkra kaldırıldı ve Arapça ezan tekrar serbest hale geldi. Ceza Kanununa 1941 yılında Arapça ezan okunmasına yönelik cezaî müeyyide eklenmeden önce 1932 yılından itibaren ezanı Arapça ezan okuyanlara adli yaptırım uygulanmıştı.

 

Ezan 1932 Yılında Türkçe Okunmaya Başlandı

Her ne kadar Türkiye’de ezanın ve kametin Türkçe okunması yönünde bir yasanın hiçbir zaman var olmadığı iddiası bazı yazarlar tarafından dile getirilse de bu söylem gerçeği yansıtmıyor.

Türkçe ezan ve kamet uygulaması 1932-1950 yılları arasında yürürlükte bulunmuştur. Ezan Türkçe okunmaya 1938-1950 yılları arasında tekabül eden “İsmet İnönü dönemi”nde değil, 1932 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde başlanmıştır. Türkçe ezan 1932 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir genelgesi ile yürürlüğe konmuştur. İbadetlerin Türkçeleştirilmesi sürecine 1932 yılının Ramazan ayında başlanmıştır.

Hafız Yaşar Okur, 22 Ocak 1932 Cuma günü Yerebatan Camii’nde Türkçe Kur’an okumuştur. İlk Türkçe ezan ise 30 Ocak 1932 günü Fatih Camiinde ikindi namazı için okunmuştur. 3 Şubat 1932 tarihine denk gelen Kadir Gecesi’nde, Ayasofya Camii’nde Türkçe Kur’an, tekbir ve kamet okunmuştur. İlk Türkçe hutbe, Ramazan ayının son Cuma’sı olan 5 Şubat 1932 tarihinde Süleymaniye Camii’nde okunmuştur. 1933 yılı Ramazan ayından itibaren 18 yıl boyunca camilerde ezan, tekbir ve hutbe Türkçe dile getirilmiştir.

 

28 Ocak 1932 günü İstanbul’da bazı camilerde Kuran’ın Türkçe okunması 29 Ocak 1932 tarihli Akşam Gazetesinde şöyle haberleştirilmişti:

Türkçe Kur’an Sultan Ahmet camii erkenden dolmağa başladı | Bugün diğer altı büyük camide de Türkçe kur’an tilâvet edilecek. Hafız Fahri bey dün Firozağa camiinde Türkçe kur’an okurken Halk arasında Türkçe kur’ana gösterilen alâka ve rağbet gittikçe artıyor. Dün de Türkçe Kur’an okunan camilerde büyük bir kalabalık vardı. Halk öz dilimizde Kur’an okunmasını haz ile takip etmektedir. Dün Divanyolunda Köprülü ca- miinde hafız Rıza, SultanAhmette Firuzağa camiinde hafız Fabri beyler tarafından türkçe kur’an okunmuştur. Iki cami de kalabalıktı. Halk mukabeleyi büyük bir vecid ve huşü içinde dinlemiştir. Cemaat arasında heyecanından ağlayan pek çoktu. Bugün altı büyük camide Türkçe kur’an okunacaktır. SultanAhmet camiindeki mukabeleye, dün de yazdığımız gibi, güzel sesli sekiz hafız iştirak edecek, bunlar biribirini müteakip mukabele tarzında Türkçe kur’an (Devamı ikinci sahifede)

 

türkçe ezan

Akşam Gazetesi’nin “Türkçe Kuran – Sultan Ahmet Camii Erkenden Dolmağa Başladı” başlıklı 29 Ocak 1932 tarihli haberi

 

29 Ocak 1932 tarihli Son Posta Gazetesinin ilk sayfasındaki “Türkçe Ezan Okunacak” manşetli haberinde “Dün On Binlerce Halk Mukabele Dinledi Bugün De İlk Defa Olarak Fatihte Türkçe Ezan Okunacak” alt başlığı atılmıştı.

 

türkçe ezan okundu

29 Ocak 1932 tarihli Son Posta Gazetesinin “Türkçe Ezan Okunacak” manşetli sayfası

 

30 Ocak 1932 tarihli Akşam Gazetesinin “Sultan Ahmet camiinde… Dün 10 bin kişi türkçe Kur’an kıraatini dinledi” başlıklı haberi ise şöyleydi:

Dün Sultan Ahmet camiinde türkçe kur’an okunurken.. Sultan A hmet camiinde.. Dün 10 bin kişi türkçe kur’an kıraatini dinledi Camide şehrin uzak semtlerinden gelen bir çok halk vardı Dün Sultan Ahmet camiinde | lamışlardır. Evvelâ hafız Yaşar sekiz meşhur hafız tarafından | bey segâh makamından fatiha Türkce Kur’an okunmuştur. Sekiz | ve Bakara surelerini okumuştur. hafız tarafından Tüzkce olarak | Bundan sonra hafız Burhan bey Kur’an okunacağını işiden ve ga- | kürdi hicazkâr makamile amenerzetelerde okuyan halk şehrin muh- | resulü suresini, Beşiktaşlı bafız telif yerlerinden, Kızıltoprak, Eyip-| Rıza bey nihavent — makamile sultan Yeşilköy gibi bir çok uzak | Aliimran — suresini, * Galatasasemtlerden kalkıp Sultan Ahmede | raylisesi muallimlerinden Hafız geimişlerdir. Nuri bey Isfahan — makamile Daha saat onbirde büyük mabet | Suretüzzümr suresini, Sultan Setamamile dolmuştu. Dün Sultan | limli Hafız Rıza bey segâh makaAhmet camiinde, cemaat on bin | mile Mümin suresini, müddeiumukişiden fazla idi. Cami okadar | milik muamelât şefi Fahri bey kalabalık olmuştur ki hafızlar güç | çargâh makamından enfal surehal ile içeriye girmişlerdir. sini, hafız Zeki bey hüseyni Namaz yakti gelince Hafız | makamından Araf suresini, hafız Burhan B. bir iç ezanı okumuştur. | Kemal bey hüseyni makamından Bundan sonra hoca Tevfik efendi | İnfitar suresini okumuşlardır. oruçtan, fitreden ve zekâttan Herkes büyük bir vecit ve bahseden bir hutbe irat etmiştir. | heyecan içinde Türkçe kur’anı Hoca Tevfik efendiye nazaran bu | dinlemiş ve her hafız için: sene fitreler 10, 12, 20 kuruştur. — Nur ol hafız!.. Sesleri yük Namazdan sonra hafızlar sıra | selmiştir. ile Türkçe kur’an okumağa baş- (Devamı ikinci sahifede )

 

türkçe kuran kıraati

30 Ocak 1932 Tarihli Akşam Gazetesinin “Dün 10 Bin Kişi Türkçe Kuran Kıraatini Dinledi” Başlıklı Haberi

 

31 Ocak 1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin “İlk Türkçe Ezan Fatihte Okundu” başlıklı haberinin metni şu şekilde idi:

“İlk türkçe ezan Türkçe Kur’andan sonra Fatih camiinde ikindi ezanı da ilk defa olarak türkçe okunmuştur. Ezanın türkçe okunacağını haber alan kesif bir kalabalık vaktinden evvel Fatih meydanına toplanmış, türkçe ezanı büyük bir alâka ile dinlemiştir. Ezan Hafız Rifat Bey tarafından evvelâ arapça, sonra da türkçe okunmuştur. Türkçe ezan şudur: Gazi Hz.nin Hafız Sadetün Beye ettikleri türkçe Kur’artı kerim Allah büyüktür Tanrıdan başka tapacak yoktur Ben şahidim ki Tanrım büyüktür”

 

ilk türkçe ezan okundu

31 Ocak 1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin “İlk Türkçe Ezan Fatihte Okundu” Başlıklı Haberini İçeren Kapak Sayfası

 

Son Posta Gazetesi 31 Ocak 1932 tarihli sayısında Türkçe okunan ilk ezanı şöyle haberleştirmişti:

“İlk Türkçe Ezan Dün Fatıhte Okundu

(Baş tarafı 1 inci sayfada)  Dünkü nüshamızda türkçe ezan okunacağını haber vermiş- tik. Bu haberi görenler hadise ile çok alâkadar olmuşlar ve Fatih camiinin geniş avlusu türkçe ezan dinlemek istiyenlerle dol- muştur. Hafız Rifat Bey ikindi vaktine bir kaç dakika kalarak minareye çıkmış ve tam ikindi vaktinde güzel bir- makamdan camaati türkçe ezanla namaza davet etmiştir. Hafız Rifat * Beyin okuduğu türkçe ezan, henüğ ilk olduğu halde dinleyenler üzerinde âhş- kan ve güzel bir tesir bırakmış- tır. Hafız Rifat Beyin – okuduğu ezan — tercümesi şudur: Allah — büyüktür. — * 4 defa , ‘Tanrıdan başka tapatak yoktur. Ben şahidim ki tavrım büyüktür. Nebi Muhammet Allah rasulü, Ben şahidim ki o haktan geldi Ey dinliyenler geliniz namaza. “2defa » Ey işidenler koşunuz felâha ” 2 defa , Allak büyüktür * 2 defa . Tanrıdan başka tapacak yoktur.”

 

ilk türkçe ezan okundu

31 Ocak 1932 tarihli Son Posta Gazetesinin “İlk Türkçe Ezan Dün Okundu” başlıklı haberi

 

Vakit Gazetesi ise 31 Ocak 1932 tarihli sayısında okunan ilk Türkçe ezana ilişkin şu detayları paylaşmıştı:

“İlk Türkçe Ezan Dün Okundu”

 

Dün Fatih Camiinde ikindi namazı ilk defa olarak Türkçe okunmuştur. Ezanı okuyan Bursalı Hafız Rıfat Efendidir. Bine yakın halk dinlemek için camiin etrafına toplanmışlar ve dinledikten sonra çok mütehassıs olmuşlardır. Rıfat efendi Ezanı evvelâ arapça sonra da Türkçe okumuştur.

 

Ezanın Türkçesi şöyle okunmuştur:

 

Allah büyüktür, Allah büyüktür,

Tanrıdan başka tapacak yoktur,

Ben şahidim ki Tanrım büyükdür,

Nebi Muhammet Allah resulü,

Ben şahidim ki o Haktan geldi

Ey dinliyenler geliniz namaza

Ey işitenler koşunuz felâha

Allah büyüktür Allah büyüktür

Tanrıdan başka tapacak yoktur

 

ilk türkçe ezan ne zaman okundu

31 Ocak 1932 tarihli Vakit Gazetesinin “İlk Türkçe Ezan Dün Okundu” başlıklı haberi

 

Cumhuriyet Gazetesi Süleymaniye Camiinde okunan ilk Türkçe hutbeyi ise şöyle haberleştirmişti:

 

ilk türkçe hutbe okundu

Cumhuriyet Gazetesinin 6 Şubat 1932 tarihindeki “İlk Türkçe Hutbe Dün Okundu” Manşeti

 

ilk türkçe hutbe okundu

Cumhuriyet Gazetesinin 6 Şubat 1932 tarihindeki “Süleymaniye Camiinde Türkçe Hutbe” Başlıklı Haberi

 

21 Kasım 1932 tarihli Son Posta Gazetesinde (Sf: 9) yayımlanan “Türkçe Ezanın Tam Tercümesi Tespit Edildi” başlıklı yazıda Türkçe ezanın nasıl okunacağının Diyanet İşleri Reisliği tarafından Türkçemize tercüme ettirildiği şöyle aktarılmıştı:

“… heyeti olarak seçilmiş ve kendilerine türkçe ezanın birer sureti verilmiştir. Bu hafızların tekrar toplanarak ezan ve kametin makamlarını seçecekler ve önümüzdeki haftadan itibaren de camileri dolaşarak müezzinlere bu listeleri meşkettireceklerdir. Dünkü içtimada tesbit edildiğine göre türkçe ezan bütün vakitlerde ayrı makamlardan okunacaktır.  Müezzinler sabah ezanını hicaz, öğle ezanını saba makamlarından okuyacaklardır. Bu suretle müeczzinler ezan makamlarını karıştırmak gibi aykırı işler yapamıyacaklardır. Şehrimizde türkçe ezan ve kamet aynı günde başlıyacaktır. Tahmin edildiğine göre türkçe ezan ve kametin başlangıç tarihi ramazanın birinci günü olacaktır. Diyanet İşleri Reisliğinin tercüme ettirdiği türkçe ezan sureti şudur:

1 — Tanrı uludur,

2 — Şüphesiz bilirim Tanrıdan başka yoktur tapacak.

3 — Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrının elçisidir Muhammet

4 — Haydin namaza,

5 — Haydin felâha,

6 — Namaz uykudan hayırlıdır. (Sabah ezanlarında )

7 — Tanrı uludur, Tanrıdan başka yoktur tapacak.

AA

 

türkçe ezan tercümesi

22 Kasım 1932 tarihli Son Posta Gazetesinin “Türkçe Ezanın Tam Tercümesi Tespit Edildi” başlıklı haberi

 

Ezanın yanı sıra tekbir ve hutbenin Türkçe nasıl okunacağına yönelik Diyanet İşleri Reisliği yönlendirmede bulunmuştu.

 

türkçe tekbir

 

İlgili dönemde basında Türkçe ezana ilişkin yer alan bazı haber metinleri ise şu şekildeydi:

30 Ocak 1932 tarihli Milliyet Gazetesi (Sf: 6):

İlk Türkçe | Ezan (Başı 1 inci sahifede) Türkçe Kuran okunmuştur. Gene dün Türkiyede ilk Türkçe ezan okunmuştur. İlk defa Türkçe ezan okumak şerefini kazanan zat Bursalı hafız Rıfat efendidir. Hafız Rifat efendi ikindi vakti Fatih cami sinin bahrisefit ciheti minaresinin alt çerefesine çıkmış, ve evvelâ ezan Bin arapçası, sonrada Türkçesini okunmuştur. Hafız Rifat efendinin okuduğu Türkçe Ezan şudur: il ir. 44 defa Tanrıdan başka tapacak yoktur. Ben şahidimlei tanrım büyüktür. Nebi Muhammet Allah rasulü. Ben şahidim ki o haktan geldi. Ey dinliyenler geliniz namaza. «2 defa Ey işidenler koşunuz felâha 42 defa» Allah büyüktür 2 defa” Tanrıdan başka tapacak yoktur. Hafız Rifat Beyin Türkçe ezan okuduğunun duyan yüzlerce halk Fatih meydanında toplanmış, ilk defa okunan bu ezanr dinlemiştir. Hafız Rifat Bey ozandan sonra camiye girmiş ve ikindi | namazını müteakip kürsiye çıkarak surei Yusufu okumuştur. Hafız Rifat Beyin Türkçe Kuramanı Fatihte adedi 6 bini geçen bir cemati dinlemiştir. Dün öğleden sonra Cihangir camisinde de Türkçe Kuran okunmuştur. Cihangir camisinde okuyan FP» Beynat camisinde Ti Kuran tilâvet edecektir.

30 Ocak 1932 tarihli Son Posta Gazetesi (Sf: 1):

İlk Türkçe Ezan Dün Fatihte Okundu –

İkindi Namazından Sonra Da Halk Yusuf Suresini Dinledi Hafız Rıfat Bey Fatih minaresinde Türkçe ezan okurken Fatih camii minaresinde Hafız Rifat Bey tarafından ikindi ezanı türkçe olarak okandu.

21 Şubat 1932 tarihli Vakit Gazetesi (sf: 2):

Vezirköprüde Türkçe ezan Vezirköprü, 21 (Vakıt) — burada ilk Türkçe ezan okundu kesif bir halk kitlesi kendilerine kendi dilile hitap eden bu ezanı alâka ve vecit ile dinledi.

18 Aralık 1932 tarihli Son Posta Gazetesi (Sf: 4):

Ezan Ve Kamet Artık Türkçe Okunuyor Soma, (Hususi) —

Çarşı Camiinde Hafız Sadi Bey tarafından ilk defa Türkçe ezan okunmuştur. Bunu diğer müezzinlerde takip etmiş ve artık Somada ezan ve kamet Türkçe okunmıya başlamıştr. Halk Türkçe ezandan fevkalâde memnun ve mütehassis kalmıştır.

18 Aralık 1932 tarihli Son Posta Gazetesi (Sf: 4):

Müezzinier Türkçe Ezan Meşkediyorlar Gerede (Hususi) —

Şehrimiz müezzinleri her akşam açılan kur- sa devamla türkçe ezanı meşketmektedirler. Şimdiden her müezzin sabah ezanlarımı türkçe okunmıya başlamıştır, Yalnız büyük camide beş vakit ezan türkçe okunmaktadır. Halk çok memnundur. Ezanın manasını anladık- Tarına sevinmektedir. Ramazandan itibaren bültün camilerde ezan türkçe okunacaktır. Buralarda havalar çok iyi gitmektedir. Bu vaziyet çiftçileri sevindirmektedir.

12 Aralık 1932 tarihli Son Posta Gazetesi (Sf: 4):

Ceyhan’da İlk Türkçe Ezan Çok Beğenildi Ceyhan, ( Hususi ) —

Misafir olarak şehrimizde balunan Süley- maniye camii başmüczzini Hafz Kemal Bey burada ilk defa olarak Türkçe ezan okumuştur. ‘Türkçe ezanla Arapça ezan arasında hiçbir. fark yoktur. Halk cok mütehassıs olmuş, Kemal den ezanı ertesi günü de etmesini rica etmişlerdir.

 

Arapça Ezanı Yasaklayan Kanun Maddesi 1941 Yılında Kabul Edildi

Bir genelge ile yürürlüğe konan Arapça ezan yasağına muhalefet eden ve bu yasağa aykırı hareket edenlere ilişkin kovuşturma süreçlerinde cezaî mevzuat eksikliğinin yaşanması, Türk Ceza Kanunu’na bu yönde bir madde eklenmesi ihtiyacını doğurmuştu.

“Kanunsuz ceza olmaz” ilkesi gereği yasal mevzuatın hazırlanması ihtiyacına binaen ezanı Arapça okuyanlar ve kameti Arapça getirenler için cezaî müeyyide 1939 yılında Meclis gündemine getirilmiş olup, 1941 yılında yasalaşmıştı. Arapça ezanı yasaklayan kanun, zannedildiği gibi Atatürk zamanında değil, Refik Saydam’ın başbakanlığı ve İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı zamanında çıkarılmıştı.

1939 yılında Türk Ceza Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin yapılan görüşmeler esnasında, Arapça ezan ve kamet okuyanların, Arapça harf yazanlar ve şapka giymeyenlerin cezalandırılması konusu gündeme gelmişti (Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, İ: 55, C: 1, 23.05.1941: 130). Tasarıda, Arapça ezan ve kamet okuyanların 7 günden 3 aya kadar hafif hapisle birlikte 25 liradan 200 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılmaları gereği öngörülmüştür (Türk Ceza Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Lâyihası (1/78), S. Sayısı: 186, 15 Nisan 1939) (Zeki Avşar ve Ayşe Elif Emre Kaya (2017). “Arapça Ezan Yasağı ve Kaldırılması”. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 2017, cilt: XXXIII, sayı: 95, s. 123-160).

Ancak Arapça ezan ve kamet okuyanlar hakkında ceza hükmüne ilişkin tasarı, 2 Haziran 1941 tarihinde çıkarılan 4055 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunun 526. maddesine eklenmişti. 1941 yılında yapılan değişiklikle Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesi, “Arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılırlar” hükmünü içermeye başlamıştı.

4055 sayılı 2 Haziran 1941 tarihli “Türk Ceza Kanununun bazı maddelerini değiştiren kanun“un 526. maddesinin 2. fıkrası şu şekilde idi:

Şapka iktisası hakkında 671 sayılı kanunla Türk harflerinin kabul ve tatbikına dair 1353 sayılı kanunun koyduğu memnuiyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler veya arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezasile cezalandırılırlar

 

arapça ezan ceza kanunu

4055 sayılı 2 Haziran 1941 tarihli “Türk Ceza Kanununun bazı maddelerini değiştiren kanun”un 526. maddesi ile Arapça ezan ve kamet okuyanlar için hapis ve para cezası belirlenmişti

 

Arapça Ezan Okunmasına Yönelik Cezaî Müeyyide İçeren Kanun Maddesinin İlgasına Dair Teklifler

1950 seçimlerinin ardından Adnan Menderes’in başbakanlığını üstlendiği Demokrat Parti’nin iktidara geldikten sonraki ilk odak noktası Arapça ezan yasağı oldu. Demokrat Parti’nin iktidarı devralmasından yaklaşık bir ay sonra sonra, 16 Haziran 1950 tarihinde Ceza Kanunu’ndaki ilgili fıkra kaldırıldı.

Ezanın aslına çevrilmesiyle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (i) Demokrat Parti Hükümeti, (ii) Demokrat Parti Kayseri Milletvekili İsmail Berkok ve 13 arkadaşı ile (iii) Demokrat Parti Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan tarafından olmak üzere üç farklı kanun teklifi sunulmuştu.

Demokrat Parti hükümeti adına Başbakan Adnan Menderes tarafından ezanın Arapça okunması önündeki yaptırımları kaldırmak adına 15 Haziran 1950 tarihinde kanun teklifi aşağıdaki ifadeler kullanılarak Meclis’e sevk edilmişti:

Türk Ceza Kanununun 526. maddesinin değiştirilmesi hakkında Adalet Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunun 14/6/1950 tarihli toplantısında Yüksek Meclise sunulması kararlaştırılan Kanun tasarısının gerekçesiyle birlikte sunulmuş olduğunu saygılarımla arz ederim.

15/6/1950 Başbakan Adnan Menderes

Bahse konu kanun teklifi ise şöyle gerekçelendirilmişti:

1939 senesinde Ceza Kanununun 526. maddesinde eklenen fıkralar arasında Arapça ezan ve kamet okuyanların tecziye edileceklerine dair bir hüküm bulunmaktadır. Bu hükmün sevkini gerektiren mucip sebeplerde : Diyanet İşleri Reisliğinin, teşkilâta yaptığı bir tamimle ezan ve kamet okunmasını menettiği ve buna muhalif hareket edenlerin 526. maddesin ilk fıkrasıyla tecziyeleri mümkün ise de, memnu’iyetin fertlere şümulünü sağlamaya bu müeyyidenin kâfi gelemeyeceği ve Arapça lisanın eski zihniyete ve eski ananelere bağlayan tesirinden halkı kurtarmak için fıkradaki hükmün ve bunun müeyyidesi olan ezanın konulmasına lüzum hasıl olduğu, belirtilmektedir.

 

Halbuki Anayasanın Türk vatandaşı için tabii hak saydığı vicdan hürriyetinin dokunulmaz bir hak olarak hürmete lâyık görülmesi gerekir her türlü müdahaleden âzade kalmak iktiza ederken ana kanunlarla korunmuş bulunan din ve vicdan hürriyetinden vatandaşı herhangi bir şekilde kısmen veya tamamen mahrum etmek ve bu hususu, kanuni ceza teyitleri altında bulundurmak doğru olmaz. Böyle bir kayıtlama, Türkiye Devletinin esas vasıflarını gösteren Anayasanın 2. maddesindeki lâiklik esasına da uygun düşemez. Din ile Devletin ayrılması ve Devletin din işlerine karşı tamamen bitaraf kalmaları şeklindeki telâkkinin ifadesi olan lâikliğin, ibadetin icra şekline taalluk eden herhangi bir faaliyet veya faaliyet safhasında tadilini tazammum eder tarzda müdahalede bulunmamasını zaruri kılan bir ana hüküm olarak muhafaza ve idame edilmesi zaruridir. Arapça lisanın eski zihniyet ve ananelere bağlayan tesirinden halkı kurtarmak gayesinin takip edildiğine taalluk eden görüşte de bugün için bir isabet mülahaza etmek caiz olamaz. Kaldı ki: Kanunun tadilinden beri geçen uzun zaman içinde o zamanki telâkki ve düşünüş şeklini değiştirecek mühim tebeddüller ve ilerlemeler husule gelmiş ve bugün eski zihniyetin sadece bu gibi kanun müeyyideleriyle teminat altına alınabilmesi mülahazası yerinde görülmemiştir.

 

Esasen, maddedeki cezai hükmün, ezan ve kametin yalnız Arapça okunamayacağı ve fakat bunun dışında herhangi diğer lisanla okunabilmesindeki cezai tazammum eden ifade şekli de bizatihi bir garabet arz etmekte bulunmuştur.

 

Bütün bu mülahaza ve sebeplerden başka, Müslüman Türklere sebepsiz yere manevi huzursuzluk veren böyle bir yasağın demokrasi ile idare olunan bir devlet nizamı içinde yer alabilmesi de müstahildir. Fıkranın tayyi Müslüman Türklere muhakkak bir huzur ve vicdan rahatlığı verecektir.

 

Binaenaleyh, gerek büyük bir Müslüman vatandaş çoğunluğunu bu huzur ve rahata eriştirmek ve gerekse Anayasa ile müeyyet lâiklik prensibine Devletçe sadakat göstermiş olmak ve bilhassa ana hak ve hürriyetlerden olan vicdan ve din serbestisini herhangi bir zorlama altında bulundurmamak sebeplerinden ötürü Türk Ceza Kanununun 526. maddesinde mevcut ezan ve kametin Arapça okunmasının memnu’iyeti hakkındaki hükmün kaldırılması gerekli bulunmuştur.

 

Madde 1- Türk Ceza Kanununun 4055 sayılı Kanunla değiştirilmiş olan 526. maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir.

Madde 526 – Salâhiyetli makamlar tarafından adli muameleler dolayısıyla yahut âmme emniyeti ve âmme intizamı veya umumi hıfzısıhha mülahazasile kanun ve nizamlara aykırı olmayarak verilen bir emre itaat etmeyen veya bu yolda alınmış bir tedbire riayet eylemeyen kimse, fiil ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde, bir aya kadar hafif hapis veya 150 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır.

Şapka iktizası hakkında 671 sayılı Kanunla Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair 1353 sayılı Kanunun koyduğu memnu’iyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler 3 aya kadar hafif hapis veya 30 liradan 600 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır.

Madde 2— Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3— Bu Kanunun Bakanlar Kurulu yürütür.

 

A. Menderes (Başbakan), S Ağaoğlu (Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı), Refik Ş. İnce (Milli Savunma Bakanı), F. Köprülü (Dışişleri Bakanı), Z. Velibeşe (Eko. Ve Ticaret Bakanı), N. Öz-san (G. Ve Tekel Bakanı), T. İleri (Ulaştır-ma Bakanı), H. Özyörük (Adalet Bakanı), H. Ayan (Maliye Bakanı), F. Belen (Bayındırlık Bakanı), Dr. R. Belger (Sa. Ve So. Y. Bakanı), N. İyriboz (Tarım Bakanı), H. Polatkan (Çalışma Bakanı), muhlis Ete (İşletmeler Bakanı).

 

4055 sayılı Kanunla değiştirilen Türk Ceza Kanununun 526. maddesinin ikinci fıkrasının değiştirilmesi hakkında Kayseri Milletvekili İsmail Berkok ve 13 arkadaşının Kanun teklifi şu şekilde idi:

MADDE 1. — 4055 sayılı Kanunla değiştirilen Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yazılı (… veya Arapça ezan, ve kamet okuyanlar) ibaresi kaldırılmıştır.
MADDE 2. — Bu kanun neşrinden itibaren yürürlüğe girer.
MADDE 3. — Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.

 

Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan’ın, “T.C.K. 526/2 fıkranın tadili hakkında tanzim edilen gerekçe ve tasarı iki parça halinde sunulmuştur. Kanuniyet kesbetmesi için ivedilikle müzakere edilmek üzere gerekli komisyona sevkini ve kanunlaşmasını saygı ile teklif ederim” ifadeleriyle sunduğu Türk Ceza Kanununu 526. maddesinin ikinci fıkrasının değiştirilmesi hakkında 31 Mayıs 1950 tarihli Kanun teklifi ise şu şekildeydi:

1. T. C. K. 526 ncı maddesinin 2 nci fıkrası aşağıdaki şekilde tadil edilmiştir:
2. Şapka iktisasi hakkında 671 sayılı Kanunla, Türk harflerinin kabul ve tatbikına dair 1353 sayılı Kanunun koyduğu memnuiyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler, üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar para cezasiyle cezalandırılır.
3. Bu kanun neşri tarihinden itibaren yürür.
4. Bu kanunu icraya Adalet ve İçişleri Bakanları memurdur.

 

Adalet Komisyonu ise bu 3 teklifi birleştirerek hazırladığı raporla birlikte Meclis Genel Kuruluna sunmuştu.

Adalet Komisyonu’nun ilgili raporu şu şekildeydi:

16.6.1950

 

T.B.M.M.
Adalet Komisyonu
Esas No. 1/9 ve 2/6,7
Karar No. 2

 

Yüksek Başkanlığa

 

Adalet Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunun 14.6.1950 tarihli toplantısında Yüksek Meclise sunulmasına karar verilen Arapça ezan okunması memnuiyetini vazeden Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesinin değiştirilmesi hakkındaki Kanun tasarısı ile yine bu konuda Kayseri Milletvekili General İsmail Berkok ve 11 arkadcaşının ve yine Tokad Milletvekili Ahmet Gürkan’ın ayrıca Yüksek Başkanlığa sunduğu Kanun teklifleri Komisyonumuza havale buyurulmakla Adalet Bakanlığı temsilcisi hazır olduğu halde birleştirilerek incelendi.

 

Kanun tasarısı ve tekliflerinin gerekçe ve metinleri okunduktan sonra esas itibariyle kabule şayan görülmüştü.

 

Hükümet gerekçesinde serdedildiği gibi, 1939 senesinde Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine eklenen fıkralar arasında Arapça ezan ve kamet okuyanların tecziye edileceklerine dair bir hüküm bulunduğu, bu hükmün sevkini gerektiren mucip sebeplerde Diyanet İşleri Reisliğinin teşkilâta yaptığı bir tamimle ezan ve kametin okunmasını menettiği buna muhalif hareket edenlerin 526 ncı maddenin ilk fıkrası ile tecziyeleri mümkün ise de, memnuiyetin fertlere de şümulünü sağlamaya, bu müeyyidenin kâfi gelemiyeceği ve Arapça lisanının eski zihniyete ve eski ananelere bağlıyan tesirinden halkı kurtarmak için ikinci fıkradaki hükmün ve müeyyidesi olan cezanın konulmasına lüzum hâsıl olduğunun belirtildiği, halbuki Anayasanın Türk vatandaşı için tabiî hak saydığı vicdan hürriyetinin dokunulmaz bir hak olarak hürmete lâyik görülmesi gerektiğine ve bunun tabiî bir icabı olan din serbestisinin her türlü müdahaleden azade kalmak iktiza ederken Ana kanunlarla korunmuş bulunan din ve vicdan hürriyetinden vatandaşı her hangi bir şekilde kısmen veya tamamen mahrum ederek kanuni ceza kayıtları altında bulundurmanın doğru olmadığı, böyle bir kayıtlamanın Türkiye Devletinin esas vasıflarını gösteren Anayasanın 2 nci maddesindeki lâiklik esasına da uygun düşmiyeceği din ile devletin ayrılması ve devletin din işlerine karışmaması ve Devletle dinin birbirlerine karşı tamamen bitaraf kalmaları şeklindeki telâkkilerin ifadesi olan lâikliğin, ibadetin icra şekline taallûk eden her hangi bir faaliyet veya faaliyet sahasında tadilini tazammun eder tarzda müdahalede bulunmamasını zaruri kılan bir ana hüküm olarak muhafaza ve idame edilmesinin icap etmekte olduğu, Arapça lisanının eski zihniyet ve ananelere bağlıyan tesirinden halkı kurtarmak gayesinin takîbedildiğine taallûk eden görüşte de bugün için bir isabet mülâhaza etmenin caiz olmadığı, kaldı ki kanunun tadilinden beri geçen uzun zaman içinde o zâmanki telâkki ve düşünüş şeklini değiştirecek mühim tebeddüler ve ilerlemeler husule geldiği ve bugün eski zihniyetin sadece bu gibi kanun müeyyideleri ile teminat altına alınabilmesini de mülâhazanın yerinde olmadığı, esasen, maddedeki cezai hükmün, ezan ve kametin yalnız arapça okunamıyacağı ve fakat bunun dışında her hangi bir lisanla okunabilmesindeki cevazı tazammun eden ifade şeklinin de bir garabet arzettiği anlaşılmıştır.

 

Bütün bu mülâhaza ve sebeplerden başka, müslüman Türklere sebepsiz yere mânevi huzursuzluk veren böyle bir yasağın demokrasi ile idare olunan bir Devlet nizamı içinde yer alabilmesinin doğru olmadığı ve fıkranın tayyının müslüman Türklere muhakkak bir huzur ve vicdan rahatlığı vereceğinin anlaşıldığı, binaenaleyh müslüman vatandaş çoğunluğunu rahata eriştirmek ve Anayasaya sadakat göstermiş olmak ve vicdan ve din serbestisini her hangi bir zorlama altında bulundurmamak amacı ile Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesinin tadili hakkındaki Hükümet tasarısı Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

 

Tasarının hemen gündeme alınmasını ve ivedilik ve yeğlikle görüşülmesinin Kamutayın yüce tasvibine arzına oy birliği ile karar verilmiştir.

 

Yüksek Başkanlığa sunulur.

 

Türkçe Ezan Zorunluluğu 16 Haziran 1950 Tarihinde Kaldırıldı

TBMM’nin 16 Haziran 1950 tarihli oturumunda yapılan oylamada 5665 sayılı kanunla Arapça ezan ve kamet okuyanlar için üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası öngören Ceza Kanunu maddesi OY BİRLİĞİYLE değiştirilerek Arapça ezan serbest hale getirilmiş oldu.

Kabul edilen maddeler şu şekilde idi:

Madde 1- Türk Ceza Kanununun 4055 sayılı Kanunla değiştirilmiş olan 526. maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir.

 

Madde 526 – Salâhiyetli makamlar tarafından adli muameleler dolayısıyla yahut âmme emniyeti ve âmme intizamı veya umumi hıfzısıhha mülahazasile kanun ve nizamlara aykırı olmayarak verilen bir emre itaat etmeyen veya bu yolda alınmış bir tedbire riayet eylemeyen kimse, fiil ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde, bir aya kadar hafif hapis veya 150 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır.

 

Şapka iktizası hakkında 671 sayılı Kanunla Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair 1353 sayılı Kanunun koyduğu memnu’iyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler 3 aya kadar hafif hapis veya 30 liradan 600 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır.

 

Madde 2— Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Arapça ezan yasağını kaldıran 16 Haziran 1950 tarihli 5665 sayılı “Türk Ceza Kanununun 526. Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun“, 17 Haziran 1950 tarihli 7535 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girdi.

 

arapça ezan yasağını kaldıran kanun

16 Haziran 1950 tarihli 5665 sayılı “Türk Ceza Kanununun 526. Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun”

 

Ezanın Arapça okunmasının önündeki engelin kaldırılması dönemin gazetelerinde haberleştirildiği bazı örnekler şöyle:

 

turkce ezan kaldirildi

Türkçe Ezan Yerine Arapça Ezanın Kabulüne İlişkin Vatan Gazetesi’nin 17 Haziran 1950 Tarihinde Attığı “Meclis, Arapça Ezanı Kabul Etti” Manşeti

 

türkçe ezan ne zaman okundu

14 Haziran 1950 Tarihli Vakit Gazetesinin “Ezan Arapça Okunacak” Manşeti

 

türkçe ezan kaldırıldı

17 Haziran 1950 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin “Meclis Arapça Ezan Yasağını Kaldırdı” manşeti

 

arapça ezan serbest

17 Haziran 1950 tarihli Son Posta’nın “Bugünden İtibaren Ezanın Arapça Okunması Serbesttir” Manşeti

 

ezan üzerindeki tahdit

14 Haziran 1950 tarihli Zafer Gazetesinin “Ezan Üzerindeki Tahdit Kaldırıldı” Manşeti

 

Söz konusu cezayı kaldıran yasa tasarısı, Demokrat Partililer ve Cumhuriyet Halk Partililerin müşterek oyuyla (oy birliğiyle) kanunlaşmıştır. Yani bir bakıma CHP, tek parti döneminde koyduğu yasağı Demokrat Parti ile birlikte kaldırmıştır.

CHP Trabzon Milletvekili Cemal Reşit Eyüboğlu’nun TBMM’de ezanın Arapça okunmasına yönelik engelin kaldırılmasına ilişkin yasa tasarısının ele alındığı oturumda yaptığı konuşmada CHP Meclis Grubu’nun ezanı bir “din meselesi” yerine “dil meselesi” olarak gördükleri ve tasarıyı desteklediğini şöyle aktarmıştı (TBMM Zabıt Ceridesi, 16.06.1950, Birleşim 9, Oturum 1, Sf: 182):

“Sayın arkadaşlar, Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesinden, ezana taalluk eden ceza hükmünün kaldırılması maksadıyla hükümetin bugün huzurunuza getirdiği kanun tasarısı hakkındaki CHP Meclis Grubu’nun görüşünü arz ediyorum. Bu memlekette milli devlet ve milli şuur politikası cumhuriyet ile kurulmuş ve CHP bu politikayı takip etmiştir. Bu politika icabı olarak ezan meselesi de bir dil meselesi ve milli şuur meselesi telâkki edilmiştir. Millî devlet politikası, mümkün olan her yerde Türkçe’nin kullanılmasını emreder. Türk vatanında ibadete çağırmanın da öz dilimizle olmasını bu bakımdan daima tercih ettik. Türkçe ezan-Arapça ezan mevzuu üzerinde bir politika münakaşası açmaya taraftar değiliz. Milli şuurun bu konuyu kendiliğinden halledeceğine güvenerek, Arapça ezan meselesinin ceza konusu olmaktan çıkarılmasına aleyhtar olmayacağız..”

 

chp türkçe ezan

CHP Trabzon Milletvekili Cemal Reşit Eyüboğlu’nun Türkçe ezan yasağının kaldırılmasına yönelik kanun teklifine ilişkin CHP Meclis Grubu’nun destek görüşünü açıkladığı konuşması

 

Kanunda yapılan değişiklik, 17 Haziran 1950 tarihinde, Başbakanlık tarafından bütün illere telgrafla bildirilmiştir (Son Posta, 17 Haziran 195, Sf: 1). Başbakanlık Müsteşarı Anadolu Ajansı Müdürlüğüne ilettiği 16 Haziran 1950 tarihli yazı ile 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren kanun değişikliği ile ezan ve kametin Arapça okunmasının serbest olduğunun illere duyurulduğunu belirterek, AA tarafından bu hususun haberleştirilmesi talep edilmiştir.

 

turkce ezan kanun yazisi

Türkçe Ezanın Kaldırılmasına İlişkin Kanunun Kabulü Hakkında Anadolu Ajansı Müdürlüğü’ne Başbakanlık Müsteşarlığı Tarafından İletilen Resmi Yazı

 

Türkçe Ezan Okuyanlar İçin Yaptırım Uygulanmıştı

Diyanet İşleri Reisliğinin yayımladığı bir genelge ile başlayan Türkçe ezan uygulamasına ilişkin yasal mevzuatta bir ceza tanımı yapılmamıştı. Ancak, kanunlaştırılarak zorunlu hâle büründürülmediği bu dönemde Türkçe ezana muhalefet edenler müeyyidelerle karşılaşmıştı.

Her ne kadar Türk Ceza Kanunu’na “Arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılırlar” hükmü 1941 yılında eklenmiş olsa da, 1932 yılında Türkçe ezanın ilk defa okunmaya başlamasından itibaren Arapça ezan okuyanlara yönelik tutuklama gibi yaptırımlar uygulanmıştı.

Anılan dönemde basına yansıyan bazı örnekleri aktaralım:

7 Şubat 1933 tarihli Milliyet Gazetesinin ilk sayfası Türkçe ezan nedeniyle Bursa, İzmir, Salihli’de yapılan tutuklamalara ayrılmıştı:

“BURSA, 6. A. A. — Bazı mürtetilerin ezan ve kametin türkçe oluunmasından dolayi 1 şubatta sebebiyet verdikleri hadise üzerine dün Bursa’yı teşrif eden Reisicümhur Hazretleri bu ane kadar me. sele ile meşgul olmuşlardır. Bugün kendilerine iltihak eden ve hadi- senin hükümet namıra tekiki ile meşgul olan Adliye ve Dahiliye Vekiller ile de öğleden sonra müzakerede bulunmuşlardır. Bursadan ayrılmadan evvel Gazi Hazretleri o Anadolu Ajansına ya tebliği yapmışlardır. “Bursaya geldim, hâdise hakkında alâkadar- lardan malümat aldım. Hâd’se haddizatında faz- İ za ehemmiyeti haiz değildir. Herhalde cahil | mürteciler cümhurlyet adiiyesinin pençesinden kurtulamıyacahlardır. Hâdiseye dikkatimizi bil- hassa çevirmemizin sebebi, dini siyaset ve her müsamaha elmiyeceğimizin bir daha anlaşılmasıdır. Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kar’i olarak bi- | dinmelidir ki Türk milletinin milli dili ve milli | benliği bütün hayatında hâkim ve esas olacaktır.,, vam ediliyor. Yeniden bazı eşha- kâtibi umumisi Recep Adliye i sm tevkif edilmesi ihtimal dahilin ve Dahiliye vekillerini ziyaretle hüdiseyi izahtan sonra derhal Bur saya dönmüştür. Tahkikata de- İzmir’de ve Salihli’de de bazı tevkifler yapıldı. Izmir’de Tunuslu Habip, Salihli ‘de Kâmil hoca- lar tevkif edilmişlerdir. Aziziye ve Tepecik camilerindeki birkaç kişi de mahkemeye verildi Buralardaki mücrim yobazların Bursa’da hâdise çıkaranlarla alâkaları var mı?”

 

arapça ezan tevkifat

Milliyet Gazetesinin 7 Şubat 1933 tarihli ilk sayfasında Arapça ezan nedeniyle yapılan tevkifatlar aktarılmıştı

 

11 Şubat 1933 tarihli Vakit Gazetesi (Sf: 2):

IZMIR, 10 (A.A.) – İzmirin kahramanlar mahallesindeki cami minaresinde arapça ezan okuyan (Müezzin Ömer Efendi ile gene ayni cami minaresinde evelki gün arapça ezan okuduğu görülen Mustafa Avni Ef, müddeiumumilikçe tevkif edilmişlerdir.

 

11 Şubat 1933 tarihli Vakit Gazetesinin “İzmirde Arapça ezan okuyanların tevkifi” başlıklı haberi

 

6 Şubat 1933 tarihli Son Posta Gazetesi (Sf: 3):

“Bursa’da Yeniden Tevkifat Yapılması Çok Muhtemeldir (Baştarafı 1 nolu saylada ) Bursa, 6 (A. A.) —

Bazı mürtecilerin —ezan ve kametin türkçe okunmasından dolayı 1 şubatta sebebiyet verdikleri hâ- dise üzerine Bursa’yı teşrif eden Reisicümhur Hazretleri bu âna kadar mesele ile meşgul olmuş- lardır. B:ıılln kendilerine iltihak eden ve hâdisenin hükümet namına tetkiki ile meşgul olan Adliye ve Dahiliye Vekillerile de öğlenden sonra müzakerede bulunmuşlardır.

 

Bursa, 7 (Hususi) — Dahiliye ve Adliye Vekilleri dün öğleden sonra Halk fırkası binasında bir toplantı yaptılar. İctimada Emni- yet işleri Umum müdürü Tevfik Hadi Bey, Um. Jandarma K. Kâ- zım Pş., Adliye müfettişi Necmet- tin Tahir Boy de bulundu. Bu içti- mada tahkikat vaziyeti ve son va- ziyet görüşülerek icabeden ka- rarlar verilmiştir. Bu kararların tatbikatı cümle- sinden olarak müddelumum! Sakip Beye işten el çektirildi müddei- umumilik vazifesini şimdi muavin- lerden Fahri Bey yapmaktadır. Gazi Hz. dün şehrimizden ayrılırken Bursa belediye reisi Muhiddin Beye şöyle buyurmuşlardır: “ Kararlardan meomnun oldu- nuz mu? , Muhiddin B. memleket, fırka ve gençlik namına çok müteşekkir kaldığı cevabını arz- etmiştir. Muhiddin Beyin hâdiseyi mü- teakıp Belediye Meclisinin, fırkanın ve gençliğin gösterdiği has- sasiyet ve alâkayı Ankaradaki geflere iblâğ ve hakikt vaziyeti izah maksadile iki gün evvol hükümet  merkezimize gitmesi esasen birkaç cahil ve ekserisi yabancılar dan mürekkep mürtecilerle Bursa ve Bursalılar hiçbir zaman (bir kafada ve bir. kanaatte olmadıklarını tamamile meydana çıkarmış ve bu hassaciyet efkârı umumiye tarafından çok iyi karşılanmıştır.

 

Yeni Tevkifler Mi? Tahkikat derinleştirildikçe yeniden bazı kimselerin tevkif edilmelerine lüzum görüleceği zannolunmaktadır. Bu hadiseye ait muhakemenin Bursadan başka bir yerde yapılması ihtimali de ileri sürülmektedir. Bu arada mevkufların divanı harbe sevkedilecekleri hakkında bir haber çıkmıştır. Hâdise münasebetile müftiye de İşten el çekdirilmiştir. Yeniden yapılması ihtimalin- den bahsedilen tevkifatın adli tahkikatın derinleştirildikçe tahakkuk edeceği anlaşılmaktadır. Adli tahkikat bütün ehemmiyetile devam etmektedi. Hadisede uzak veya yakin alâkası bulunanların tamamen tespit edilmesi için çalışılmakta- dır. Dahiliye ve Adliye vekilleri dün şehrimizden ayrılmadan son bir defa umumi vaziyeti gözden geçirmişlerdir. İzmir’deki Hâdiseler İzmirden bildirildiğine göre, Hoca Kâmil isminde birisi de Salihilde saçma sapan söz söylediği için Müddel umumt tarafından görülen lüzum Üzerine tevkif edilmiştir. Vak’a şudur: Salihlinin Aksekililer camlinde halka vaaz ve nasihat etmek üzere kürsüye çıkmış olan hoca Kâmil halka karşı: *Kim demiş ki dünya yuvar- laktır, hâşa va kellâ… Dünya düm düzdür. Aksini iddia eden kâ- fir olur. Resim çıkartmak ta apaçık küfürdür. Filân diye tefevvühatta bulunmuş ve Arap harflerinden başka yazı kullanmak dine mugayirdir ,, gibi saç- malara başlamıştır. | ve İzmirin çok Bu yobazın Saçmalarını cami- de hayretle dinliyen halk arasından Halk fırkası idare heyeti reisi Necmi, Gürbüzler yurdu. reisl Kâmll ve doktor Sait Beyler itiraz etmişlerdir. Hoca bu xzevatın yaptıkları  itirazlara karşı da saçma sözlerle mukabele etmiştir. Halk bu cahilâne sözlerden nefret duy;;ıl: h:Cl)i: Ünar Fiük iyle ta etmek suretiyle terketmişlerdir.

 

Yobaz Herif tevkif olunmuştur. İzmir, 7 (Hususi) — Dün bik dirdiğim Şadırvan camli hâdisesi hıyrııı:ıı ikinci gönü vakubul- muştur. Asıl mesela Habip hoca hâdisesidir ve şudur: Resne kadısı namile maruf sevdiği Halil İbrahim Ef. Hisar camlinde ramazan. da türkçe ezan ve kametin hatta iftitah tekbirinin bile herhangi bir lisanla okunabileceğini, hiçbir dini mahzur olmadığını vaaz şeklinde etrafile söylemiştir. Ertesi Aarife günü Tunuslu Habip Efendi kürsüye çıkmış, Halil İbrahim Ef. ye cevap mahiyetinde olarak ezanın ve kametin ancak arapça okunacağını söylemiş ve bazı tefevvffühatta bulunmuştur. Habip hoca istintak dairesin- de İstanbulda, Ankarada ezan arapça okunuyor, neden İzmirde türkçe okunsun? Suretinde ifade vermiş muvakkaten serbest bırakılmıştı.

 

Ezanın Arapça okunması ile ilgili kolluk tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin diğer bazı belge görselleri ise şu şekilde:

 

arapça ezan yasağı

Konya Emniyet Müdürlüğü’nün Konya Müftülüğüne arapça ezan okunması hadisesiyle ilgili 28 Haziran 1945 tarihli yazısı

 

arapça ezan yasağı

Hürriye’in 6 Şubat 1949 tarihli “Arapça ezan okuyanlar adliyeye teslim edildi” başlıklı haber küpürü

 

arapça ezan yasağı

1939 yılında ezanın Arapça okunması nedeniyle yürütülen soruşturma işlemini gösteren hadise raporu

 

Özetle, Türkçe ezan 1932 senesinde Diyanet İşleri Başkanlığı genelgesi ile yürürlüğe kondu. Daha sonra 1941 yılında Ceza Kanunu’nun 526. maddesine eklenen bir fıkra ile Arapça ezan için hapis ve para cezası geldi. 1950 seçimlerinden sonra, 16 Haziran 1950’de Demokrat Parti iktidarı sırasında Ceza Kanunu’ndaki bu fıkra kaldırıldı ve Arapça ezan serbest hale geldi. Ceza Kanununa 1941 yılında Arapça ezan okunmasına yönelik cezaî müeyyide eklenmeden önce 1932 yılından itibaren ezanı Arapça ezan okuyanlara adli yaptırım uygulanmıştı.

 

Türkçe Ezan Hakkında Hataya Düşen Yazarlar

Oldukça tartışmalı bu konu üzerinde köşe yazarlarımız hata yapmaktan geri kalmamış:

Erdem Akyüz, “Turkishnews” adlı sitede yayınlanan “Türkçe Ezan” başlıklı 16 Kasım 2015 tarihli yazısında ezanın Türkçe ya da Arapça okunması yönünde bir yasanın hiçbir zaman olmadığını iddia etmiş:

"Ezan’ın; Türkçe veya Arapça okunacağı yolunda bir yasa hiçbir zaman olmadığına ve olamayacağına göre, günümüzde de ezan’ın Türkçe okunması için hiçbir engel yoktur."

Can Ataklı, 12 Haziran 2011 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazısında Türkçe ezanın ara ara denendiğini belirterek CHP’nin kararıyla kaldırıldığını iddia ederek hata etmişti. Türkçe ezan Adalet Partisi iktidarında kaldırılmıştı.

Yıllardır yapılan bir tartışmadır. “Ezan Türkçe okunabilir mi?” 1940’lı yıllarda bir ara denenen Türkçe ezan 1950 seçimlerinden önce CHP’nin kararıyla kaldırılmıştı. Menderes hemen arkasından iktidara gelince de uygulamayı başlatmış ve ezan tekrar Arapça’ya dönmüştü.

Radikal Gazetesi yazarlarından Ayşe Hür ise 8 Şubat 2015 tarihli “Türkçe ezan, Bursa Olayı ve Bursa Nutku” başlıklı yazısında 1950 yılında kabul edilen kanun maddesini atlayarak, Türkçe ezanın basit bir telgrafla sonlandırıldığını iddia etmiş:

Bu konuşmadan 18 yıl, Atatürk’ün ölümünden 12 yıl sonra, 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti ezici bir çoğunlukla iktidara geldi. 17 Haziran 1950 günü bir ikindi vakti, Ankara’dan illere çekilen bir telgraf emriyle, “ezan ve kametin istenirse Arapça da okunabilecegˆi” bildirildi. Bu tarihten sonra bir daha Türkçe ezan duyulmadı. Ama yazının başında sözünü ettiğim gibi, Türkçe ezan’ tartışması bitmedi.

Mehmet Akarca ise, Takvim Gazetesi’nde “25 lira 80 kuruş” başlığıyla yayınlanan 12 Kasım 2014 tarihli yazısında Türkçe ezanın İnönü döneminde okunduğunu iddia etmiş:

Tarih: Sonraki günler… Radyo Cumhurbaşkanı seçiminden sonra, matem yayını yerine davul zurnalı coşkulu programlar yayınladı! Paranın, damga ve posta pullarının üzerinden Atatürk portreleri kaldırıldı! Ezanın Türkçe uyduruk sözlerle okunması, gelişigüzel Varlık Vergisi adıyla haraç toplanması, dini faaliyete sınırlamalar getirilmesi hep o döneme rastlar!

Halbuki, ezan Türkçe okunmaya 1938-1950 yılları arasında tekabül eden “İsmet İnönü dönemi”nde değil, 1932 yılında başlanmıştır.

Bülent Erandaç da Takvim Gazetesi’ndeki 8 Mart 2012 tarihli “Söz Milletin” başlıklı yazısında Türkçe ezanın Atatürk’ün vefatının ardından İsmet İnönü döneminde okunduğunu ifade etmiş:

Atatürk'ün vefatından sonra, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığında, CHP'nin tek Parti yönetimiyle, devletçi ekonomi, ezanın Türkçe okunması, valilerin CHP'li oluşu, sert devlet imajıyla, İttihat ve Terakki zihniyeti kökleşiyordu.

İkram Bağcı ise Star Gazetesi’nde 19 Şubat 2015 tarihinde yayınlanan “Bir neslin ahlakını işte böyle yediler” başlıklı yazısında ilk Türkçe ezanın tarihi konusunda anakronizme uğramış:

‘Din zehirdir. Türkiye’den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene lazım’ tespiti 1946’da ise bu ülkenin Başbakanlığını yapmış ve önceden de farklı bakanlıkların başında bulunan bir isim tarafından yapılır; Şükrü Saraçoğlu. Hemen arkasından bir gazete manşet atar: ‘İlk Türkçe ezan dün Fatih’te okundu. Meydanı dolduran halk tarafından alaka ile dinlendi’. Alakanın olumlu olup olmadığını bilmiyoruz!

İlk Türkçe ezan ile ilgili gazete manşetleri, Şükrü Saraçoğlu’nun başbakanlık döneminin çok öncesinde 1932 yılında atıldı.

 

Bir de ezanın günümüzde de Türkçe okunduğunu sananlar var gerçi…

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz