“Mezar” Şiirinin Nilgün Marmara’ya Ait Olduğu İddiası Doğru Değil

Dizeler, Serdar Aydın’ın “Fragmanlar” İsimli Uzun Şiirinden Alıntılanarak Oluşturulmuş

Yanlış İddia

 

Bugün (vefatının yıl dönümünde), Nilgün Marmara’ya (13 Şubat 1958 – 13 Ekim 1987) atfedilen “Mezar” başlıklı şiiri inceleyeceğiz.

Öncelikle Nilgün Marmara’ya ait olduğu iddia edilen “Mezar” şiirine bakalım:

 

Mezar

 

Tükenirdi monolog

Kaçarken içine düştüğüm kara toplum

Big bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyeni

Saçlarında titreyen iblisler karartırken güneşi

Üstüste gömülürken

Saydam yaşamlar

Bir yankı duyulurdu hiç’likten

Bütün yalnızlıklarınızın ilenci

Korusun çoğulluklarınızı

Cinnet koyun erdemin adını

Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın

Hepiniz mezarısınız kendinizin

 

Sosyal medyada Nilgün Marmara imzasıyla paylaşılan şiir, daha ziyade “Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın/ Hepiniz mezarısınız kendinizin” dizeleriyle biliniyor.

Dizelerin Nilgün Marmara’ya ithaf ediliş serüveni hayli eski. İddianın 2006 yılından bu yana dolaşımda olduğu görülüyor.

KafkaOkur, Eyobi Yayınları, Göğe Bakma Durağı ve Kitap Cümleleri adlı profillerden hatalı aktarım içeren paylaşım örnekleri şöyle sunulabilir:

 

 

Çeşitli mecralarda örneği bulunan bu paylaşımlar Nilgün Marmara’yı işaret etse de iddia asılsız. “Mezar” başlıklı şiir Nilgün Marmara’ya ait değil.

Şairin Daktiloya Çekilmiş Şiirler ve Metinler başlıklı iki şiir kitabını da taradık ancak dizelere dair bir bulguya ulaşamadık. Aynı şekilde, Marmara’nın diğer kitaplarında da mevzubahis dizelere rastlanmıyor.

Nilgün Marmara’nın ilk basım tarihleriyle beraber tüm yapıtları şu şekilde:

  • Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1988)
  • Metinler (1990)
  • Kırmızı Kahverengi Defter (1993)
  • Sylvia Plath’ın ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi (2006)
  • Defterler (2016)
  • Kağıtlar (2016)

 

nilgunmarmara
Nilgün Marmara

 

“Mezar” şiirinin sahibi ise, Serdar Aydın.

“Mezar” başlığıyla paylaşılan dizeler, Serdar Aydın’ın 23 bölümden oluşan “Fragmanlar” isimli uzun şiirinin 7. bölümünde yer alıyor.

 

nilgun-marmara-metinleri-ve-fragmanlar

 

Şairin, ilk baskısı 1997’de yapılan “Nilgün Marmara Metinleri ve Fragmanlar” başlıklı kitabında bulunan “Fragmanlar” şiirinin ilgili bölümü şu şekilde:

 

7

 

tükenirdi monolog

kaçarken içine düştüğüm kara toplum

big bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyeni

saçlarında titreyen iblisler karartırken güneşi

üstüste gömülürken

saydam yaşamlar

bir yankı duyulurdu hiç’likten

 

bütün yalnızlıkların ilenci

korusun çoğulluklarınızı

cinnet koyun erdemin adını

Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın

hepiniz mezarısınız kendinizin…

 

hepiniz-mezarisiniz-kendinizin

 

İki kısımdan oluşan kitabın ilk bölümünde, Nilgün Marmara’nın Metinler kitabındaki şiirlerinin çözümlemesi yer alırken ikinci kısımda ise Serdar Aydın’ın Fragmanlar başlıklı uzun şiiri bulunuyor.

 

Hepiniz mezarısınız kendinizin…” dizesinin ve dizenin yer aldığı kısmın, şiir bölümleri arasında birçok kez tekrarlandığını görüyoruz:

 

I.

 

bütün yalnızlıklarınızın ilenci

korusun çoğulluklarınızı

cinnet koyun erdemin adını

maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın

hepiniz mezarısınız kendinizin.

 

yağmur yağıyordu yağmur mavi

asfalta sızmış kaplumbağalar ölü balıkların sırtında

aşkın şiddetiyle titriyorlardı

sabahtı erkenci bir ulak çıldırırdı kuşlarıyla yağmurun

bedenler kaçışırdı dolambaçlı dilleriyle

tüze yalnızlıkların yalan tahtında inleyen

kul pratiklerinin seslerine gömülürdü

S.U.S.tu…”

 

hepiniz-mezarisiniz-kendinizin-serdar-aydin

 

bütün yalnızlıklarınızın ilenci

korusun çoğulluklarınızı

cinnet koyun erdemin adını

maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın

hepiniz mezarısınız kendinizin.

 

(Fragmanlar – I)

 

maskelerinizi-kusanip-yalanlarinizi-cogaltin

 

Serdar Aydın, incelemeye konu olan yanlışlığa “Nilgün Marmara Metinleri ve Fragmanlar” isimli kitabının önsözünde şöyle değiniyor:

“Bu kitapla ilgili olarak bana son derece acı çektiren bir şeyi daha belirtmeliyim: Kitap yayımlandıktan sonra internet dünyasında ilginç şeyler yaşandı. Tayfun’un belirtmesi üzerine haberdar olduğum olgu şuydu: Kimi internet sitelerinde Fragmanlar adlı şiirimin açılışındaki ilk beş dize ile bazı bölümleri, şiirlerin altına Nilgün Marmara adı yazılarak yayımlanmıştı! İnanılır gibi değil ama olmuştu. Sadece internetten beslenen ve dünyası sanal alemle sınırlı kimi ‘okumaz-yazarların’, bu dizelerim ve Fragmanlar şiirimin kimi bölümlerini ‘mezar’ adını vererek Nilgün Marmara’ya atfetmeleri, hatta mezarının başına gidip o dizeleri yazarak fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmaları, şiir klipleri hazırlamaları, kısa film çekmeleri, kimi edebiyat(?), kültür(?) ve ‘çok satar’ dergilerin, kıymetli editörlerin bile ‘fark edemeyerek’ ilk sayfalarında bu dizeleri Nilgün Marmara imzasıyla yayımlamaları, bana ‘Nilgün’ün dizelerini almışsın’ diyerek saldırmaları ve bütün bu saçmalıkların kendisini ‘Nilgün Marmara sever’ ilan edenlerce gerçekleştirilmesi; trajik bir acı doğurmuştu ve açıklanamaz bir cehaletin, aymazlığın sonuçlarıydı. 

 

Oysa olması gereken, Sevgili Nilgün Marmara’nın ardında bıraktığı ‘üç’ kitabı okumak ve onun aziz hatırasına, benim emeğime saygısızlık yapmamaktı. Nilgün Marmara Şiiri ile benim şiirim, bütün poetik ve teknik farklılıklarına rağmen kimi ‘okumaz-yazarlar’  ve ‘Nilgün Marmara sevenlerce’  ne yazık ki böyle algılanmıştı ve hala böyle algılanabilmekte… Dert ehli olan ve derdini dizelere döken bir şair için en acı durum, başka bir şairin dizeleri altına adının yazılmasıdır ki bu halde, şairin bütün yaratıcı verimi, öznel dışavurumu, dil ve anlam evreni, şiirinin ve poetikasının aurası tahrip olacak, o dizelerin ve şiirin yazılması için çekilen ontolojik, varoluşsal acı hiçleşecektir. hele de bu dünyanın kahrına, derdine intiharı tercih ederek rest çekmiş bir şair için yapılırsa bu aymazlık, hoş görülmesi mümkün olmayan bir cehalete ve gidenin de kalanın da ruhuna ızdırap çektiren bir döngüye neden olacaktır.”

 

(Serdar Aydın, Nilgün Marmara Metinleri ve Fragmanlar, Ankara: MedaKitap Yayınları, 2016, s. 9-10)

 

Serdar Aydın, sosyal medya hesabından da duruma açıklık getirmişti:

“nilgün marmara’yı da anımsatmalı…fragmanlar adlı şiirimin bölümlerini mezar, monolog vb. adlar koyarak nilgün’ün “yeni” şiiri sananlar, çözümleme yapan eleştirmenler, akademisyenler, intihar etmiş şairler antolojilerine alanlar, klip çekip beste yapanlar da var, ne yazık ki…”

 

 

Yine sosyal medya hesabında paylaştığı bir gönderide, Serdar Aydın’ın Sinada dergisine verdiği röportajda mezkur iddiaya dair örnekler sunduğunu görüyoruz:

“hakikat, elbet kendini gerçekleştirir… Fragmanlar şiirimin bazı bölümlerinin “mezar” ve “monolog” diye adlar konarak ve Nilgün Marmara’nın yeni şiirleri sanılarak sanal alemde sürekli paylaşılması, bu şiirler üzerine klipler çekilmesi, “içli” okumalarla youtebe ortamında paylaşılması, hatta Nilgün Marmara poetika analizlerinde ele alınarak çözümlenmesi, en çok bana ve bu yanlışı düzeltmeye çalışanlara acı veriyor… Kimi duyarlı insanlar ise hakikat anlaşılsın diye elinden geleni yapıyor…

 

işte, Afyon’da çıkan Sinada Dergisi ve Şeyda Samancı bu duyarlılığı göstererek bir söyleşi önerdiler ve derginin son sayısında yayımlandı, ilk sayfa ekte. Onların gösterdiği bu duyarlılığa sonsuz teşekkürler ve bu hassasiyetin “okumaz-paylaşımcı Nilgün Marmara sevicilerine” ve aymazlarına örnek olmasını umuyorum… Her şair, sanala inanıp aldanılmadan önce okunmalı ve sonra kendi dizeleriyle anılmalı, aksi her durum şaire ve şiirine saygısızlıktır…nokta…”

 

 

Aydın’ın aktardığına göre, Ot dergisinin Ekim 2015 tarihli 32. sayısında “Hepiniz mezarısınız kendinizin” dizesi, Nilgün Marmara’ya atfediliyor. Dergiyle sınırlı kalmayan hataya, Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından hazırlanan, genç yaşta ölen şairlerin ele alındığı “Dinmez Tarla Kuşunun Şarkısı – Genç Ölümlü Şairler Kitabı” adlı yapıtta da yer verilmiş.

Serdar Aydın, “Bir Kez Daha: Zorunlu Bir Düzelti…” isimli yazısında ise, konuyla ilgili detayları aktarırken bu kez de Vurgu dergisinde “Beklemek” adıyla Nilgün Marmara’ya atfedilen dizelerden dem vuruyor:

Aslında en dikkat çekici nokta şu: Sadece “şiir seven” veya “sıradan” okurun, asıl kaynağa bakmadığı sürece bu yanlışı ayrımsaması bir nebze daha zor olabilir. Ama şiir yazan ve üstelik şiir eleştirisi metinleri üreten yazarlarımızın üslup farkını kolaylıkla görmeleri, naif bir şiiri olan ve “kuğuların ölüm öncesi ezgilerini” anlatan Nilgün Marmara’nın, “hepiniz mezarısınız kendinizin, cinnet koyun erdemin adını, beklemek taşıl kaygısı kaotik özlem” gibi öfkeli, agresif, imge ve ritim düzeni bambaşka dizeleri, şiirleri yazmayacağını, yazamayacağını, bu dizelerin Nilgün Marmara’nın ruhuna, şair aurasına, poetikasına, varoluşuna ve ontolojisine uygun olamayacağını fark etmeleri, kestirmeleri gerekmez mi? Şiir ya da sanat son kertede bir üslup değilse, nedir ki? Ya da bu kitapları, dergileri yayına hazırlayan “editörlerin” metinleri okumaları, üslup farklarını görmeleri, “gerçekten ve sahiden” editörlük yaparak yazarı uyarıp, kaynakçasını kontrol etmesini istemeleri gerekmez mi? Çok şey mi istiyorum, bilmiyorum. Ama sanal ortamda dolaşan, aklına gelenin altına istediği adı yazdığı ve keyifle “paylaştığı” bir dolu müellifine ait olmayan, olamayacak çöpü nasıl ayrıştıracağız? Edip Cansever’in, Can Yücel’in, Shakespeare’nin, Nazım’ın, Mevlana ve Şems’in ve daha birçok şair/yazarın, özel olarak Nilgün Marmara ve Serdar Aydın’ın, kendilerine ait olmayan dizeler, tümceler yüzünden ruhlarının ıstırap çekmesi engellenemeyecek mi? Bu hatalar, devam mı etsin diyeceğiz?

 

İşin ilginç tarafı, Serdar Aydın’ın bu şiire, “Mezar” şiirindeki yanlışlığı düzeltme maksadıyla yazı gönderdiği bu dergide tesadüf etmiş olması.

 

Nilgün Marmara’ya izafe edilen “Beklemek” şiiriyse şu şekilde:

 

taşıl kaygısı kaotik özlem

neydi beklediğimiz ve gelecek olan

salt acı

sonsuz yeşil sonsuz gelişkin bir orman

içinde göllerini nehirlerini çağlayanlarını

gök kuşaklarını yitirdiğimiz kara sözcük

yokluğun dayattığı doğurgan sözcük: acı

bir deniz kızının uçma tutkusu

belleğin unutuş çılgınlıklarında

bilinmeyen organizmalar dönüştürürken

bedenlerimizi duygularımızı ben’imizi

çürüyorduk… kaçış yoktu… çıkış da…

 

yeşil maytap patlatan sahte mesihin sözleri

yalandı acımasızdı efendilerin belirlediği

ölçtüğü biçtiği yaşattığı kendimiz

umarsız öte benler=nesneler

ağlayın

ağlayın ve kanayın

yok olduğunuz irin zamanında

 

Dizeler sanal mecrada da Nilgün Marmara ile anılıyor.

Yitik Ülke Yayınları’ndan bir örnek:

 


Çeşitli platformlarda Nilgün Marmara imzasıyla paylaşılsa da “Beklemek” başlıklı şiir Nilgün Marmara’ya ait değil. Dizeler, yine Serdar Aydın’ın “Fragmanlar” şiirinden alıntılanarak oluşturulmuş.

Şiir, 21. bölümde yer almakla beraber iddia edildiği gibi “Beklemek” başlığı taşımıyor; “beklemek” bahsi geçen şiirin ilk dizesi:

 

serdar-aydin-beklemek-siiri

 

Nilgün Marmara’nın Mezar’ı” başlıklı yazısıyla C. Hakkı Zariç ve “Kıyısız Bir Yalnızlığın, Bütünüyle Protest Şairi: Nilgün Marmara” yazısıyla Osman Kaya da hatalı aktarıma dikkat çekmişti.

Mevzubahis yanlışlığı konu edinen bir diğer isimse Betül Şükür (Yazarın “Yabancıların En Yakınıydın Sen” isimli kitabındaki ilgili kısma şu bağlantı vasıtasıyla göz atılabilir).

 

Serdar Aydın Kimdir?

Serdar Aydın’ın “Nilgün Marmara Metinleri ve Fragmanlar” kitabında, birinci ağızdan kaleme aldığı biyografisi:

“1970… Hala, ölüyor… Teknik Üniversite… Bir haritacı… İlk şiir 1993… Son sayısına değin İzlek Dergisi… Kaf Dağı’ndan sürgün bi Terekeme (Karapapag)… Dünyanın en güzel bozkırı, Ankara… Hala, sözcükler ve şiir…”

 

“Mezar” Şiirinin Nilgün Marmara’ya Ait Olduğunu Zanneden Yazarlar

 

1 Yorum

  1. M. Yeldoksan Reply

    Ekşide ismi gündeme gelince gördüm. Merak ettim solcu muymuş diye baktım, evet solcuymuş. Ülkemizde birçok “müteşair”i solculuk ayakları ile “şair” diye pompalıyorlar. Devrik cümleleri alt alta dizmek şiir değildir. Yahya Kemal’in yazdığı şiirdir, bunlar değil.

Yorumunuzu yazınız...