Abdülhak Hamit Tarhan’ın Ardından Makberi Yazdığı Eşinin Taziyesinde Tanıştığı Kadınla Hemen Evlendiği İddiası

Sosyal medyada son dönemde sıklıkla paylaşılan, Abdülhak Hamit Tarhan’ın ardından Makber’i yazdığı eşinin taziyesinde tanıştığı kadınla 2 hafta sonra evlendiği iddiası doğruyu yansıtmamaktadır. Tarhan, Makber’i ilk eşi Fatma Hanım’ın Beyrut’ta vefatından sonra yazmış olup, 2. evliliğinin ilk eşinin vefatının 5 yıl sonrasında yapmıştır. 

Abdülhak Hamit Tarhan’ın Ardından Makberi Yazdığı Eşinin Taziyesinde Tanıştığı Kadınla Hemen Evlendiği İddiasını İçeren Bir Tweet

Abdulhak Hamit Tarhan gibi bir büyük şair için “erkek milletinin özeti” olduğu vurgusuyla ve “Eşinin vefatı üzerine edebiyatımızın en acı eserlerinden Makber’i yazan Abdülhak Hamit Tarhan; eşinin taziyesinde tanıştığı kadınla iki hafta sonra evlenmiştirnotuyla paylaşılan bu iddianın asılsızlığını aktaralım:

Abdulhak Hamit Tarhan'ın Karıları
Abdulhak Hamit Tarhan’ın Eşleri

Ünlü şair, milletvekili ve diplomat Abdulhak Hamit Tarhan’ın (1852-1937) aşk hayatının biraz hareketli olduğu biliniyor. Hayatı boyunca birçok sevgilisi olan Tarhan, (bilindiği kadarıyla) 4 defa dünya evine girmiştir. Eşleri ve evlilik yılları sırasıyla şu şekildedir:

  • Fatma Tarhan (Fatma Pirizade) (1871-1885)
  • Nelly Tarhan (Nelly Clower) (1890-1911)
  • Cemile Hanım (1911-1911)
  • Lucienne Tarhan (Belçikalı Lüsyen Hanım) (1912-1920)

Abdülhak Hamit Tarhan’ın ilk evliliği 21 Nisan 1885’te Fatma Hanım’ın Beyrut’ta vefatıyla sona ermiştir. Tarhan, edebiyat tarihimizin ölümü konu edinen en dokunaklı şiirlerinden biri olan ünlü şiiri Makber’i eşi Fatma Hanım’ın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirmek için kaleme almıştır. Makber’de geçen “Çık Fâtıma lahitten kıyam et / Yâdımdaki haline devam et” mısraları Makber’in ilk eşi Fatma Hanım’ın vefatının hüznüyle yazıldığının en büyük işaretidir. Fatma Hanım’ın Beyrut’taki mezarını Tarhan’ın 40 gün boyunca her gün ziyaret ettiği belirtilmektedir.

Tarhan, 2. evliliğini ise ilk eşi Fatma Hanım’ın vefatının ve Makber’i yazmasının 5 yıl sonrasında 1890 yılında Nelly Clower ile yapmıştır. İstanbul’a döndükten bir süre sonra Londra sefareti başkâtipliğine tayin edilen Abdulhak Hamit Tarhan, 1890 yılında Nelly Clower ile Londra’da evlenir. Nelly Clower’ın Fatma Hanım için Beyrut’ta bir taziye ziyaretinde bulunduğuna dair en ufak bir iz dahi bulunmamaktadır. Tam aksine, İngiliz Nelly Clower ile Tarhan’ın Londra’daki diplomatik misyonu esnasında tanıştığı anlaşılmaktadır. Yani, Tarhan’ın Fatma Hanım’dan sonraki eşiyle Fatma Hanım’ın taziyesinde tanıştığı iddiası da asılsızdır. Abdülhak Hamit Tarhan’ın eşinin cenazesin de tanıştığı kadına aşık olduğu iddiası bir müptezelin işkembe-i kübrasının ürünüdür (Arşiv taraması sonucunda bu yanlış iddianın 2014 yılında türediğini görüyoruz).

Abdulhak Hamit Tarhan’ın Nelly Tarhan’ın 8 Şubat 1911 tarihindeki vefatıyla sona eren evliliğinin ardından Cemile Hanım’la yaptığı 3. evliliği sadece 20 gün sürmüştür. 4. evliliğini ise 1912 yılında Lucienne Hanım ile yapmıştır.

 

Bu Hurafe Anlatıyı Gerçekmiş Gibi Aktaranlar

Cihan Mert Yeşil, Sanatkaravani.com‘daki “Türk Yazarların Kendi Dünyaları” başlıklı 29 Mart 2016 tarihli incelemesinde Tarhan’ı, Fatma Hanım’ın taziyesine gelen bir bayanı Fatma Hanım’a benzediği için evlendiğini iddia edecek seviyeye düşmüş:

"Eşi Fatıma’nın ölümünden sonraki duyduğu büyük acıyı Makber adlı şiiri ile dile getiren şair Abdülhak Hamit Tarhan, eşinin ölümünden sonra taziyeye gelen bir kadını Fatıma’ya çok benzetmiş ve sonrasında o kadınla evlenmişlerdir."

Bilgenur Uslu ise Söylenti Dergi‘deki 4 Aralık 2017 tarihli “Çapkın Bilinen Şair: Abdülhâk Hamid Tarhan” başlıklı “inceleme”sinde, Tarhan hakkındaki hurafeye “inceleme”den değinmiş:

"Sosyal medyada sadece “Karısının ölümünden iki hafta sonra başkasıyla evlenen şair” olarak bilinen Hamid, aslında dönemin Şair-i azamıdır."

 

Abdulhak Hamit Tarhan’ın Makber‘iyle bitirelim:

Eyvâh! .. Ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.

Ben gittim o hâksâr kaldı,
Bir kûşede târumâr kaldı.
Bâkî o, enîs–i dilden eyvâh!
Beyrût’ta bir mezâr kaldı.

……
Çık Fâtıma, lâhdden kıyâm et,
Yâdımdaki hâlime devâm et!
Ketmetme bu râzı, söyle bir söz,
Ben isterim âh öyle bir söz! ..

Güller gibi meyl-i ibtisâm et,
Dağ-ı dile çâre bul, merâm et! ..
Bir tatlı bakışla, bir gülüşle
Eyyâm-ı hayâtımı tamâm et! ..
……

Yâ Rab, öleyim mi neyleyim ben? ..
Ayrı yaşayım mı sevdiğimden? ..
Verdin bana böyle bir mûsibet,
Ettin beni düşmen-i muhabbet.

Ya bir kulu sevmiyor musun sen? ..
Ya böyle bir ölüm değil mi erken? ..
Hiç bulmamak üzre gâib ettim,
Mecnun gibi ben onu severken.

……
Her yer karanlık pür-nûr o mevkî? ..
Mağrib mi yoksa makber mi yâ Râb!
Yâ hâbgâh-ı dilber mi yâ Râb,
Rüyâ değil bu ayniyle vakî.

Kabrin çiçekten bir türbe olmuş,
Dönmüş o türbe bir haclegâhe,
Bir haclegâhe dönmüşse türben
Aç koynunu aç maşukânım ben.
……

Sen öldün, ölüm güzel demektir,
Ölsem yaraşır gamınla her gün.

 

 

malumatfurus hakkında 915 makale
Köşe yazarları için yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz