Müzeyyen Senar’ın 6-7 Eylül 1955 Olayları Esnasında İstanbul’da / İzmir’de Bir Kahvehanedeki Halkı “Dağ Başını Duman Almış” Marşını Söyleyerek Rum Kökenli Vatandaşların Dükkânlarını Yağmalamaları İçin Kışkırttığı İddiası ASILSIZ

 

Atatürk’ün evine Yunanlılar tarafından bomba atıldığı asparagasını içeren İstanbul Ekspres’in haberiyle tetiklenen 6-7 Eylül 1955 Olayları ve dezenformasyon tehlikesine daha önce değinmiştik. Bugünkü konumuz, 6-7 Eylül 1955 günü yaşanan yağmada 2015 yılında vefat eden Türk Sanat Müziği sanatçısı Müzeyyen Senar’ın rolünün olduğu iddiası.

 

Oktay Candemir:

6-7 Eylül’de kahvehaneye girerek içeride oturanlara “Erkek olan dışarı çıksın!” diye bağırır. Kahvehanede oturan herkes bu kadını çok iyi tanımaktadır. “Dağ Başını Duman Almış” marşını okuyarak kitleyi Rum dükkanlarını yağmalamak için yürütür. Bu kadın Müzeyyen Senar’dır.

 

6-7-eylul-muzeyyen-senar-iddiasi

 

Bahar Kılınç’ın Sivil Sayfalar’daki “6-7 Eylül tartışmaları, hafızası ve yüzleşmesi” başlıklı 13 Eylül 2016 tarihli yazısında bu iddiaya şöyle yer verilmiş:

“Örneğin Müzeyyen Senar’ın 2015’te ölümü ardından Türkiye Gazetesi yazarlarından Yıldıray Oğur Senar hakkında bir yazı yazdı. Oğur o gün sosyal medyada çok paylaşılmış yazısını Radi Dikici’nin “Cumhuriyet’in Divası: Müzeyyen Senar” kitabından yararlanarak yazmıştı ancak yazıda Senar’ın 6-7 Eylül’de ne yaptığı konusuna dair herhangi bir bilgi yoktu. Sonrasında Twitter’da başlattığım tartışmaya Görkem Daşkan, Oğur’un kitapta olmadığını söylediği bu bilgiyi bambaşka bir tarih kitabından tamamlayarak katıldı. Söylenti düzeyinde Müzeyyen Senar’ın 6-7 Eylül olaylarına kolaylaştırıcı ve provokatör olarak katıldığını duymuştuk -hatta rivayete göre Senar bir kürkçü dükkanının basılmasına ön ayak olmuş sonrasında üzerinde kat kat kürklerle dışarı çıkmıştı, ancak Daşkan’ın referans verdiği Hülya Gölgesiz Gedikler’in “1950’li yıllarda İzmir” kitabından olayın İstanbul’da değil başka bir şekilde vuku bularak İzmir’de geçtiğini öğreniyorduk. İzmir’de 6-7 Eylül İstanbul’dakine göre daha az bilindiği ve Müzeyyen Senar dönemin siyasi elitiyle de yakından alakalı olduğu için uzunca bir alıntıyı Daşkan’a teşekkür ederek röportajın sonunda paylaşmak isterim ancak Senar’la ilgili kısa anlatı şöyledir:

“6-7 Eylül Olayları’yla ilgili yargılamalardan önemli bir sonuç çıkmamış, bir süre sonra olay kapanmıştır. Ancak 1960 Askeri Darbesi’nden sonra bu konu yeniden yargının gündemine gelmiş ve dönemin yetkilileri olayları teşvik etmek ve gerekli önlemleri almamış olmaktan dolayı yargılanmışlardır. Darbe sonrasında yerel basının olaylara ilişkin yaklaşımı da farklılaşmış, olaylar aynı şekilde aktarılmakla birlikte yaşananların dönemin hükümeti tarafından planlı bir biçimde gerçekleştirildiği üzerinde durulmuştur. İddialara göre Fuar müdürü olaylar başladığında Vali Kemal Hadımlı’yı telefonla arayarak bilgilendirmiş olmasına karşın validen millî heyecanın önüne geçmenin doğru olmayacağı biçiminde bir yanıt almış, diğer yandan Kemal Hadımlı, dönemin Emniyet Müdürü Zeki Demir’e olaylara müdahale etmemesi yönünde emir vererek göstericilerin arasına karışıp omuzlarda taşınmıştır. Ayrıca eski İstanbul Valisi Ethem Yetkiner’in eşi Müzeyyen Senar’ın da “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek göstericileri teşvik ettiğinden ve valinin olayların yatıştırılması için güvenlik güçlerine sabaha karşı emir verdiğinden söz edilmektedir. (…) Kemal Hadımlı 6-7 Eylül Olayları ile ilgili olarak Yassıada’da yargılanmış ve dört buçuk yıl hapis cezası almıştır. Ancak Yüksek Adalet Divanı dava dosyasını 5 Ocak 1961 tarihinde kapatmış ve sanıklara açılan davaları geri almıştır.””

 

Sosyal medya paylaşımlarında bu iddianın Müzeyyen Senar hakkında “iddiaya” yer veren gazete kupürü alıntılanarak ileri sürüldüğü görülüyor.

 

“Ses sanatkârı Müzeyyen Senar hakkında İzmir savcılığı tarafından tahkikat yapılmaktadr. Sanatkârın 6 Eylül gecesi Dağ Başını Duman Almış marşını söyleyerek halkı nümâyişe teşvik ettiği iddia olunmaktadır. Senar hâlen Amerikada olduğu için ifâdesini almak şimdilik mümkün olamamıştır.”

 

muzeyyen-senar-6-7-eylul-iddia

 

“Müzeyyen Senar Hakkında BİR İDDİA” başlıklı gazete küpürü hiçbir delil ve somut dayanak olmadan şüpheden arî şekilde bir hakikat gibi sunulmuş.

Müzeyyen Senar’ın 6-7 Eylül 1955 Olaylarında bir kahvehanedeki kitleye “erkek olan dışarı çıksın!” diye bağırdığı, “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek ya da “Türküz Türküz Türküz!” diye haykırarak halkı yağmaya yönlendirdiği, dükkânlardan çaldığı beyaz kürkleri üst üste yığdığı iddiaları delilsizdir, tevatürden ibarettir.

Müzeyyen Senar hakkında 6-7 Eylül Olaylarında halkı galeyana getirdiği iddiasıyla bir soruşturma açıldığı iddiasını aktaran kupür 26 Şubat 1956 tarihli Cumhuriyet gazetesinin 3. sayfasında yayımlanmış.

Müzeyyen Senar hakkında 6-7 Eylül 1955 tarihinde meydana gelen olaylara müdahil olup olmadığı ile ilgili bir soruşturmanın açıldığı aktarılmaktadır. Senar’ın mirasçıları da bu durumu teyit etmektedir. Ancak, Müzeyyen Senar hakkında açılan soruşturmanın kapandığı, iddianın sübut bularak kovuşturmaya evrilmediği anlaşılmaktadır.

Dönemin kaynakları tarandığında Müzeyyen Senar’ın iddia edildiği gibi 6-7 Eylül Olayları sürecinde azmettirici olarak dahil olmadığı anlaşılıyor.

Müzeyyen Senar, 6-7 Eylül 1955 günü azınlık nüfusa karşı yağma ve saldırı girişiminde bulunan kitlelerin talebiyle ya da bu kitleyi kontrol altına almak için “Dağ Başını Duman Almış” adıyla tanınan marşı söylediği aktarılıyor.

Ancak Müzeyyen Senar’ın iddia edildiği gibi halkı yağmaya teşvik eden bir tutum sergilediğine dair bir delile rastlanamıyor.

Bazı gerçek olayların zaman ve mekânları değiştirilerek farklı rivayet ve varsayımlarla servis edildiği görülüyor.

 

Müzeyyen Senar’ın 6-7 Eylül 1955 tarihlerinde İstanbul’da yağma yapan halkı galeyana getirdiği ileri sürülse de, Senar’ın bu tarihlerde İzmir’de olduğu anlaşılıyor.

 

Müzeyyen Senar’ın 4 Eylül 1955 günü İstanbul’da bulunduğunu işaret eden bir habere rastlanıyor.

5 Eylül 1955 tarihli Milliyet gazetesinin 7. sayfasındaki “Radyo” başlıklı köşenin “Sizin İçin Seçtiklerimiz” başlıklı bölümünde şu ifadelere yer verildiği görülüyor:

Türk Müziği Müzeyyen Senar (İstanbul, 19:00)

Sanât hayatından uzun zaman ayrı kalan kıymetli ses sanatkârımız Müzeyyen Senar tekrar sanata ve radyoya döndüğünden beri hayranlarını tatmin eden programlar sunuyor. Bunlardan bir tanesi bugün İstanbul Radyosunda

 

milliyet-gazetesi-5-eylul-1955
Milliyet – 5 Eylül 1955

 

milliyet-5-eylul-1955
Milliyet – 5 Eylül 1955

 

6-7 Eylül 1955’te meydana gelen pogrom hadiselerini aktaran Cumhuriyet gazetesinin 8 Eylül 1955 tarihli sayısında ise Müzeyyen Senar’a zorla “Dağ Başını Duman Almış” marşını söylettirildiği aktarılmış.

Cumhuriyet gazetesinin 8 Eylül 1955 tarihli sayısının 1. sayfasında “İzmirde sükûn avdet etti” başlığıyla sunulan haberin 5. sayfadaki devamı incelendiğinde Müzeyyen Senar’ın 7 Eylül 1955 akşamı yolunu kesenlerin zoruyla “Dağ Başını Duman Almış” marşını söylediği şöyle aktarılmış:

“Konserler vermek üzere İzmirde bulunan Müzeyyen Senar Işıl dün akşam otomobilile motörüne dönerken bir grup nümayişçi ile karşılaşmıştır. Nümayişçiler otomobilin üzerine çıkardıkları Müzeyyeni kendileri için şarkı söylemeye zorlamışlardır. Fakat Müzeyyen durumu soğukkanlılığı sayesinde gayet iyi idare etmiş, -Haydi hep birlikte” diyerek ‘dağ başını duman almış’ marşını söylemeğe başlamıştır. Nümayişçiler de kendisine refakat etmişlerdir.”

 

muzeyyen-senar-6-7-eylul-izmir
Cumhuriyet – 8 Eylül 1955 (sf:5)

 

Gazetedeki haberi Yıldıray Oğur‘un aktarımıyla şöyle özetleyebiliriz:

“Müzeyyen Senar İzmir Fuarı’ndadır o gün. Fuar çıkışı arabası fuardaki Yunanistan pavyonunu basmaya gelen kalabalığın arasında kalır. Kalabalığın bastırmasıyla Senar arabasının üstüne çıkıp “Dağ başını duman almışı” söyler. Bu yüzden hakkında dava açılır ama beraat eder”

 

1955 yılında İzmir’de Mogambo adlı kulübü işleten İlham Gencer’in 6-7 Eylül 1955 Olayları ile ilgili anıları da Müzeyyen Senar’ın kalabalığı sakinleştirmek adına marş söylediği aktarımını doğruluyor.

 

1955 yılı Eylül ayında İzmir Fuar’da Çamlık Senar’da program yapan Müzeyyen Senar 6 Eylül gecesi İlham Gencer’i izlemeye gittiği Mogambo yağmacılar tarafından basıldığında saldırganları savuşturmak için korku ve panikle bağırıp marş söylemiş.

 

Sami Coşkun’un “Sanatta ve Siyasette İlham Gencer” adlı kitabına atıfla hadise şöyle özetlenmiş:

“Olayların bir de İzmir boyutu vardı. 6 Eylül gecesi saldırılar özellikle Fuar’da yoğunlaşmış, Yunanistan pavyonu harap edilmişti. Kültürpark’taki Mogambo kulübüne doluşan yağmacıları geri püskürtmek için, sahnedeki piyanist İlham Gencer mikrofonla İstiklal Marşı’nı okumaya ve hep bir ağızdan tüm salona okutmaya başlıyor, bu arada seyirciler arasındaki Müzeyyen Senar ‘Türküz, hepimiz Türküz’ diye bağırıyordu.”

 

Konuyla ilgili kapsamlı bir inceleme sunan Ayşe Hür’ün “6-7 Eylül 1955 Pogromu’nda Müzeyyen Senar ne yapıyordu?” başlıklı yazısında Sami Coşkun’un “Sanatta ve Siyasette İlham Gencer” adlı kitabından ilgili bölüm şöyle alıntılanmış (Kitabın orijinalini temin edemediğimizden işbu alıntıyla yetiniyoruz):

“Hiçbir gece tek bir masanın boş kalmadığı Mogambo Gazinosu, o gece 6-7 Eylül olaylarına tanık olacaktır. O gece, fuara gelenler yine Mogambo Gazinosu’nda yerlerini almıştır ve tanıdık simaların arasında değerli şarkıcı Müzeyyen Senar da bulunmaktadır. Gazino yine tıklım tıklım doludur. İlham Gencer henüz ikinci şarkısını okuduğu sırada bir anda müziğin sesi sloganlar ve bağırmalarla kesilir. Her şey durur. Ayten [Alpman] Hanım çok korkar eve eşinin (İlham Gencer’in) arkasına sığınır. Mogambo Gazinosu’nu kalabalık bir grup basmıştır. Hamile olan Alpman ne yapacağını şaşırmış, korku ve dehşet içindedir. Gelen çapulcuların başı Gencer’in önündeki mikrofonu almaya çalışır. O sırada Gencer, çapulcunun sol el bileğini kavrar ve aralarında boğuşma başlar. Bir kafa darbesiyle adamı yere yıkar. Diğerleri Gencer’in tepkisinden şaşkın bir halde durup kalırlar. Gencer orada gelişecek olayların hamile olan eşi Alpman’a ve doğacak çocuğuna zarar verebileceği düşüncesiyle, soğukkanlı bir şekilde çapulcuların elinden aldığı mikrofonla hemen İstiklal Marşı’nı söylemeye başlar. Pratik zekâsı olacakları engellemiştir. İstiklal Marşı okunurken herkes esas duruş vaziyetine geçer, tabii çapulcular da aynı vaziyete geçmiştir. Gözü müşteriler arasındaki Müzeyyen Senar’a takılır, o da korkmuş ve şaşkın bir tavırla herkes marşı okurken Türküz, Türküz, Türküz! diye avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştır. Güneş bir an için bulutların arasına saklanmışsa da Gencer’in kararlığı ile yeniden doğmuş, çapulcular neye uğradıklarını şaşırmış bir şekilde papucun pahalı olduğunu anlayarak, oradan kaçmışlardır. İstiklal Marşı mistiğinde orada çapulculardan kimse kalmaz. Bu sırada fuardaki gazinolar yerle bir edilmiş, iş yerlerinin yanısıra birçok insan da olaylardan payını alarak fuarı terk etmiştir. Gencer gösterdiği cesaretle çalıştığı yeri tahrip olmaktan kurtarırken, müşterilerinin de zarar görmesini engeller. Gençlik Marşı’yla “Dağ başını duman almış yürüyelim arkadaşlar” diyerek bir yanına eşi Ayten Alpman’ı bir yanına da Müzeyyen Senar’ı alıp, yakılıp yıkılan İzmir Fuarı’ndan işletmecilerin ve müşterilerin alkışları arasında ayrılmıştır. Ne yazık ki o yıl İzmir Fuarı tamamlanamadan kapılarını kapatmak zorunda kalmıştır.”

 

6-7 Eylül Olaylarının ardından Müzeyyen Senar İzmir’de konser vermeye devam etmiş.

Gazete ilânlarıyla bu durum teyit edilebiliyor.

15 Eylül 1955 günü İzmir’de Fuar’da verdiği konserde Müzeyyen Senar’a bir hayranının saldırdığı 16 Eylül 1955 tarihli Milliyet gazetesinde haberleştirilmiş.

Müzeyyen Senar Izmirde tecavüze uğradı [HUSUSÎ MUHABİRİMİZDEN] ÎZMÎR,15 Ses san’atkân Müzeyyen Sanar, dün gece Fuarda, hayranlarından birinin tecavüzüne uğramıştır.

 

milliyet-16-eylul-1955
Milliyet – 16 Eylül 1955

 

Müzeyyen Senar’ın çocukları, “6-7 Eylül olaylarında Müzeyyen Senar’ın kışkırtıcı rol oynadığı” yönündeki iddiası nedeniyle gazeteci Oktay Candemir hakkında “Senar’ın Aziz hatırasına hakaret” suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu.

Suç duyurusunun yapılmasının akabinde Müzeyyen Senar’ın mirasçıları yazılı bir açıklama paylaştı.

Bahsi geçen açıklaman bazı bölümler şöyleydi:

“2015 yılında kaybettiğimiz Cumhuriyetimizin divası Müzeyyen Senar hakkında 13.09.2022 tarihinde attığı tweet ile Müzeyyen Senar’ı, 6-7 eylül vakasının müsebbiplerinden biriymiş gibi gösteren gazeteci Oktay Candemir hakkında Müzeyyen Senar Miraskarları, savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Oktay Candemir, her ne kadar atmış olduğu bu tweet’in, gazetecilik ve eleştiri hürriyeti kapsamında kaldığını iddia etse de, kişilere suç isnat etmenin eleştiri hürriyeti olamayacağı kesindir. Öyle olduğunu varsaysak dahi, yapılan eleştirinin, gazetecilik mesleğinde ve etiğinde bir dayanaktan beslenmiş olması gerekmektedir.”

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin güzide bir değeri olan Senar’ın ölümünden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen kendisine sözde suçtan dolayı savcılık tarafından soruşturma başlatılmış olup, netice itibariyle isnat ve iddia edilen bu suçun asılsız olduğu hukuk nezdinde de kanıtlanarak, sabit olmuştur.

 

“Olay tarihinde Müzeyyen Senar’ın İstanbul dışında olduğu o zaman içinde zaten kanıtlanmış bir gerçektir. Oktay Candemir’in bir gazeteci olarak bu durumu bilmediğini varsaymak hayatın olağan akışına aykırıdır. Geçen onca yıl ve Senar’ın olay tarihinde İstanbul’da olmaması gibi nedenlerle, ilgili kişi Oktay Candemir’in söz konusu olayı neden gündeme getirdiği akıllarda soru işareti yaratmaktadır.”

 

Ayşe Hür’ün yukarıda atıf yapılan yazısının sonuç bölümü ile yazımızı sonlandıralım:

“Sonuçta özensiz bir şekilde bir araya getirilen ve bilimsel anlamda “bilgi” değil en fazla “rivayet” ama daha çok “dedikodu” denilecek türden unsurlardan oluşturulan “6-7 Eylül 1955 pogromuna katılan ya da kolaylaştırıcılık veya provokatörlük yapan Müzeyyen Senar” imgesi, Türklük Sözleşmesi’ni doğrulayan en popüler unsur (adeta “Tacın İncisi”) haline gelivermişti artık.

Bu hikâyede bir diğer ilginçlik, olayın “erkek kahraman”ın bu “inşa sürecinde” dikkatleri hiç çekmemesiydi. Halbuki hayatı boyunca milliyetçi, hatta ırkçı siyasalara verdiği destekle, göğsünü gere gere 6 Eylül 1955 günü Mogambo adlı ırkçı temalı kulüpte “çapulcuları marş söyleyerek” nasıl kaçırttığıyla övünmesiyle, bu role en uygun aktör İlham Gencer’di. Anlaşılan Ortaçağ’dan beri tüm kötülükler için kadınları suçlama eğilimi (cadı avcılığı) bu olayda da belirleyici olmuştu. Belki de o tamamen temelsiz “üst üste giyilen kürkler”in cazibesine kapılmıştı hikâyeyi kurgulayanlar…

Bu olay benim “resmi tarihçilik eleştirisi” kavramının kod adı olarak kullandığım “öteki tarih” anlatısı kurmanın da çok dikkat istediğini, eğer yansız ve zahmetli bir çaba gösterilmezse kolaylıkla “öteki tarihin resmi anlatısını” imal etmenin işten bile olmadığını gösterdi bana. Kimbilir kaç kere olayda gerekli özeni göstermediğim için klişeleri tekrarladım… Kendi kulağıma küpe yaptım bu vak’ayı.  Umarım adını andığım anmadığım kişiler de gücenmeden, kırılmadan kendi kulaklarına küpe yaparlar. Çünkü bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey mitlerden, rivayetlerden, yalanlardan, saptırmalardan arındırılmış GERÇEK.”

 

Yorumunuzu yazınız...