Anasayfa » Tüm Yazılar » G20’nin Dünyanın En Büyük İlk 20 Ekonomisinden Oluştuğu İddiası

G20’nin Dünyanın En Büyük İlk 20 Ekonomisinden Oluştuğu İddiası

malumatfurusorg

G20 Platformunun Dünyanın En Büyük İlk 20 Ekonomisinden Oluştuğu İddiası Doğru Değil

G20, küresel düzeyde sistemik öneme sahip gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak forumudur. Dünyanın ilk yirmi ekonomisinin oluşturduğu bir yapı değildir. Örneğin, Hollanda ve İsviçre gibi gelişmiş ülkeler G20’de değildir, çünkü G20 en büyük sistemik öneme sahip gelişmiş ve gelişmekte olan 20 ülkeyi bir araya getirmektedir.

 

G20, yani Yirmiler Grubu’nun üye ülke kompozisyonuna dair toplumumuzda yaygın bir yanlış bilgi var. G20’nin dünyanın en gelişmiş 20 ekonomisinden oluştuğu sanılıyor (Bu iddiada gelişmişlik kriteri olarak GSYH büyüklüğü ele alınıyor, kişi başına GSYH ya da diğer gelişmişlik göstergelerine odaklanılmıyor).

Halbuki1999 yılında kurulan ve 19 ülke ile Avrupa Birliği’nden oluşan G20 platformu, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri içermektedir. G20 üyesi ülkeler küresel düzeyde sistemik öneme sahip gelişmiş ekonomiler (Almanya, ABD, Avustralya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya ve Kanada) ve yükselen piyasa ekonomileridir (Türkiye, Arjantin, Brezilya, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, Meksika, Rusya ve Suudi Arabistan).

G20, dünyanın en gelişmiş ya da en yüksek milli gelire sahip ülkeleri bir araya getiren gelişmiş ülkelerin forumu değildir. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alan Hollanda ve İsviçre gibi gelişmiş ülkeler G20’de değildir. Öte yandan, ilk 20’de yer almayan Suudi Arabistan ve Arjantin G20 platformu içerisinde yer almaktadır.

 

G20 Türkiye

G20 2015 Türkiye Dönem Başkanlığı Logosu

 

G20’nin Dünyanın En Büyük İlk 20 Ekonomisinden Oluştuğunu İddia Eden Yazarlar

Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Haydar Çakmak, “G20 Zirvesi: Herkesin Bir Derdi Var” başlıklı 17 Eylül 2016 tarihli yazısında G20 platformu hakkında bilindik hataları tekrarlamış:

"4-6 Eylül 2016 tarihinde, dünyanın ilk yirmi ekonomisini oluşturan 20 ülkenin devlet ve hükümet başkanları Çin'de toplandı."

G20, dünyanın ilk yirmi ekonomisinin oluşturduğu bir yapı değildir.

"Örgüt, 1999'da kurulmuştur. 2006 yılına kadar sadece bakanlar seviyesinde toplanmıştır."

G20 bir platformdur. Gayriresmi bir oluşum yani. Örgüt olarak nitelemek doğru değildir.

İlaveten, G20 2008 yılında düzenlenen Vaşington Zirvesi’ne değin sadece G20 Finans Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları düzeyinde toplanmıştır. 2006 değil.

"Tek üyelik kriteri, büyüklük açısından, dünyanın ilk yirmi ekonomisi arasında olmaktır. Dolaysıyla demokrat değilsin, Batılı değilsin, Avrupa'da toprağın yok gibi dışlayıcı kriterler yoktur. Dünya'nın her bölgesinden, farklı dinler, farklı medeniyetler, farklı kültürler ve farklı rejimlere sahip ülkeleri bir araya getirmesi açısından çok önemlidir ve gerçek manada küresel bir zirvedir. Yani dünyayı temsil etme özelliği yüksektir."

Yine aynı yanlış. G20’nin üyelik kriteri ekonomik büyüklük değildir sadece. Eğer öyle olsaydı, Hollanda ve İsviçre gibi küresel ölçekte ilk 20’de olan ekonomilerin G20 üyesi olması, Arjantin ve Suudi Arabistan gibi ilk 20’de olmayan ekonomilerin listede olmaması gerekirdi.

***

Beril Dedeoğlu, Star Gazetesi’nde 2 Eylül 2016 günü yayınlanan “G20 Ulusal Egoizmler Küreselleşmeye Karşı” başlıklı yazısında G20 ülkelerinin kompozisyonuna dair sıkça düşülen bir hatayı tekrarlamış:

"Başlıklar, dünyanın en gelişmiş ülkelerinin küresel ekonominin olası krizlerini bertaraf edecek önlemleri tartışacaklarını ima ediyor."

***

Uğur Gürses, Hürriyet Gazetesinde 9 Ağustos 2017 tarihinde “Dalgalanma yeniden başladığında” başlığıyla yayınlanan yazısında Yirmiler Grubu’nun (Group of 20) yani G20’nin dünyadaki en büyük 20 ekonomiyi temsil ettiğini ifade ederek hata yapmış:

"G20, küresel ekonomilerin büyüklüğe göre ilk 20'si demek. "

***

Verda Özer, Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan 17 Kasım 2015 tarihli “G20’nin Hareketli Kulisleri” başlıklı yazısında B20 zirvesine değinmiş:

"Yani dünyanın en gelişmiş 20 ülkesinin iş dünyasını  bir araya getiren B20 zirvesinde."

B20, G20’nin iş dünyasına yönelik açılım grubu. Yani, B20 ülkeleri değil, G20 üyesi ülkelerin iş dünyası temsilcilerini bir araya getiriyor. Ayrıca, G20, dünyanın en gelişmiş 20 ülkesinin bir oluşumu değildir.

***

Melih Altınok, Sabah Gazetesi’nde 16 Kasım 2015 günü yayınlanan “Zavallılık” köşe yazısında, G20’nin en gelişmiş 20 ülkeden oluştuğunu iddia etmiş; ancak, Hollanda ve İsviçre gibi gelişmiş ülkeler G20’de değildir, çünkü G20 en büyük sistemik öneme sahip gelişmiş ve gelişmekte olan 20 ülkeyi bir araya getirmektedir.

Dünyanın en gelişmiş yirmi ülkesinin liderleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde bir araya geldi.

***

Ceren Kenar, Türkiye Gazetesi’nde 16 Kasım 2015 tarihinde yayınlanan “Yeni bir dünya kurulurken G20 fotoğrafları” başlıklı yazısında G20’nin dünyanın en gelişmiş 20 ülkesinden oluştuğunu iddia etme hatasına düşmüş:

Aynı real politik kaygılar, G20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dünyanın en büyük 20 ekonomisinin liderlerinin samimi pozlarını da belirleyen unsur oldu.

***

Yeni Asır köşe yazarlarından Cahit Sönmez, 10 Kasım 2015 tarihinde yayınlanan “G-20 Gündemi” başlıklı köşe yazısında aynı hatayı sürdürmüş:

Milli gelir açısından dünyanın en büyük 20 ülkesinden oluşuyor G-20...

***

Hilal Kaplan, Sabah Gazetesi’nde 13 Kasım 2015 günü yayınlanan “Başkanlık, tek adam sistemi midir?” başlıklı yazısında, G20 ülkelerinin yönetim sistemlerine odaklanmış:

"Örneğin bu hafta sonu dünyanın en gelişmiş ülkelerinin liderlerini Türkiye'de toplayacak olan G-20 ülkelerine baktığınızda, bunların on tanesinin Başkanlık sistemiyle, dokuz tanesinin parlamenter sistemle ve birinin monarşiyle yönetildiğini görüyoruz."

G20, 20 ülkeden oluşuyor gibi görünse de aslında 19 ülke artı Avrupa Birliği’nden oluşuyor. Yani toplamda 20’den fazla ülke var; ancak, doğrudan temsil edilen sadece 19 ülke var. Bu noktada, Hilal Kaplan’ın hesaplaması anlamsız kalıyor. 10 başkanlık, 9 parlamenter, 1 monarşi, toplam 20 ülke yapıyor. Aslında toplamda 19’a ulaşmalıydı.

***

Yeni Akit Gazetesi’ndeki “Türkiye için G20 zirvesi bir fırsattır!..” başlıklı 14 Kasım 2015 tarihli yazısıyla Mehmet Koçak:

"G20 zirvesi deyip geçemeyin. G-20 dünyanın en gelişmiş ve en büyük üretim hacmine sahip 19 ülkeden ve Avrupa Birliği Komisyonu’ndan oluşuyor."

***

Zaman Gazetesi’ndeki 29 Kasım 2015 tarihli “Obama’nın sakızı” başlıklı yazısıyla Nevin Halıcı:

"Dünyanın en büyük ekonomisini oluşturan G-20 üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı yıllık olağan toplantıların sonuncusu 15-16 Kasım 2015 tarihlerinde, Türkiye'nin ev sahipliğinde, Antalya'da gerçekleştirildi."

***

Melis Alphan, Hürriyet Gazetesi’nde 17 Kasım 2016 günü yayınlanan “Konya’da buğdayın Uludağ’da kayağın Karadeniz’de hamsinin sonu gelebilir” başlıklı yazısında G20 konusundaki yaygın şekilde yapılan bu hataya düşmüş:

"Böylece dünyanın en büyük 20 ekonomisini temsil edildiği G20 ülkelerinden sadece Türkiye, İngiltere ve Rusya henüz anlaşmayı onaylamadı"

Daha önce aktardığımız üzere, G20, küresel düzeyde sistemik öneme sahip gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak forumudur. G20, en gelişmiş 20 ülkenin bir forumu değildir. Örneğin, Hollanda ve İsviçre gibi ilk 20’de yer alan gelişmiş ülkeler G20’de değildir, çünkü G20 en büyük sistemik öneme sahip gelişmiş ve gelişmekte olan 20 ülkeyi bir araya getirmektedir.

***

Çağrı Erhan’ın Türkiye Gazetesi’nde 4 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan “G20, Terör ve Suriye” başlıklı yazısından:

"Dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin temsil edildiği toplantıda Türkiye’nin tavrı son derece net." 

"Türkiye Fırat Kalkanı operasyonu ile G-20 Zirvesi öncesinde dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin liderlerinin önüne Suriye için bir alternatif koydu. 60 küsur ülkeden oluşan koalisyonun yıllardır yapamadığını 2 haftada başaran Türkiye’nin sunduğu bu alternatifin dikkate alınması gerekir..."

Yine aynı yanlış… G20 en gelişmiş ekonomilerden oluşan bir yapı değildir.

"Türkiye aynı zamanda Suriye krizinin bölge ülkelerine sıçramaya başladığı günden itibaren güvenli bölgeler oluşturulmasını ısrarla savunan tek ülke olarak G-20’de bu hususu bir kez daha dile getirmektedir."

Suriye gibi jeopolitik konular G20 Hangzhou Liderler Zirvesi gündeminde yer almamaktaydı. Dolayısıyla, resmi programda bu konu ele alınmadı. G20’de dile getirildiğini iddia etmek de bu nedenle abesle iştigal.

***

Erdal Tanas Karagöl’ün Yenişafak Gazetesi’nde 1 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan “G20’nin, 15 Temmuz sonrası Türkiye için anlamı” başlıklı yazısından:

"Dünyadaki en büyük 20 ekonominin bir araya gelmesiyle oluşmuş G20 inisiyatifi, 1999'dan 2008 yılına kadar maliye bakanları ve merkez başkanları düzeyinde toplanırken, 2008 yılı küresel ekonomik kriziyle birlikte, devlet ve hükümet başkanları düzeyinde bir araya geliyor. Bu yıl ise 11. toplantısını 4-5 Eylül'de Çin'in ev sahipliğinde, Hangzhou şehrinde yapacak."

En büyük 20 ekonomi değil.

"G20, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan üye ülkelerin temsil edildiği kurumsal olmayan bir inisiyatif."

Yine aynı hata.

"Dünyadaki gelirin yüzde 90'ına, ticaretin yüzde 80'ine ve nüfusun üçte ikisine karşılık gelen bir oluşum. Dolayısıyla, hem ekonomik hem de demografik olarak kapsamı oldukça geniş."

Milli gelirin % 90’ına.

***

Yine Erdal Tanas Karagöl’ün Yenişafak Gazetesi’nde 5 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan “G20 Zirvesi’nde öne çıkanlar” başlıklı yazısından:

"Dünyanın en zengin ülkelerinin oluşturduğu G7/8 grubu, ülkelerin yaşadığı problemlerin çözümünde, küresel ekonomik büyüme ve gerçekleşen bu büyümenin kapsayıcılığı noktasında yetersiz kaldı."

Bu yazısında sıra en büyük ekonomiden en zengin ülkelere geçmiş. G7/8, en zengin ülkeleri içermemektedir. Zenginlik kişi başına düşen ya da toplam milli gelire göre değerlendirildiğinde de aslında G7/8’de olması gereken Norveç, Lüksemburg, Çin gibi ülkeler bu grupta yoktur. Çünkü G7/8, sistemik açıdan en gelişmiş ülkeleri içermektedir.

"2015 yılının ilk çeyreğinde G20 ülke ekonomilerinde en yüksek büyümeyi gelişmekte olan bir ülke olan Hindistan gerçekleştirirken, ikinci sırayı yüzde 6,9 büyüme oranı ile Çin aldı. Çin'i sırasıyla Endonezya ve Türkiye takip etti."

2016 olmasın?

***

Kemal İnat’ın Türkiye Gazetesi’nde 3 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan “G-20 Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ne Diyecekler” başlıklı yazısından:

"Ancak G-20 üyesi olan diğer ülkelerin birçoğuyla yapılan bir ekonomik karşılaştırma, Türkiye’nin maruz kaldığı bütün bu saldırılara rağmen hedeflerinden uzaklaşmadığını göstermektedir. Uluslararası Para Fonu’nun Nisan 2016’da yayınladığı World Economic Outlook Database raporunda 2016 yılı için yapılan tahminlerde, satın alma gücü paritesi açısından Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) rakamlarına göre Türkiye dünyanın on beşinci büyük ekonomisi olarak görülmektedir. Bu yıl için 1.665 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYH büyüklüğü ile Türkiye 2013 yılında gerçekleşmiş olan 1.448 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğünü oldukça genişletmiş olacaktır. Bu yaklaşık olarak yüzde 15’lik bir artışa tekabül etmektedir. Aynı dönemde Rusya’nın GSYH’sının 3.734 milyar dolardan 3.684 milyar dolara, Brezilya’nınkinin ise 3.230’dan 3.101 milyar dolara gerilemesi beklenmektedir. Buna göre 2013-2016 arasında G-20 ülkeleri arasında sadece Çin, Hindistan ve Endonezya’nın GSYH açısından Türkiye’den daha fazla büyümesi öngörülmektedir."

Veritabanından ya yanlış veri ediniyor ya da edindiği veriyi yanlış yorumluyor.

Türkiye, IMF’nin 2016 yılı Nisan ayında yayınladığı Küresel Ekonomik Görünüm Raporu Veritabanına göre satın alma gücü paritesine göre cari ABD doları üzerinden Gayri Safi Yurtiçi Hasıla sıralamasında 2016 yılı tahminlerinde dünyada 17. sırada yer almaktadır.

***

İsmail Kemal’in Kıbrıs Gazetesi’nde 4 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan “Gözler G20 Zirvesinde” başlıklı yazısından:

"Küresel ısınma ile mücadele bir diğer önemli konu. Dünyamız üzerinde yaşayan herkesi ve her şeyi yakından ilgilendiren bu konuda geçen yılın aralık ayında varılan Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi çok önemli. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 55 ülke tarafından onaylanması gerekiyor."

Toplam karbon emisyonlarının % 55’ini temsil eden 55 ülke tarafından onaylandığında yürürlüğe girecek.

"Küresel ısınmayla mücadele konusunda Çin’in kararlılığını yansıtıyor. G20 zirvesi öncesinde dün Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve ABD Başkanı Barack Obama’nın küresel ısınma ile mücadele konusunda ortak bir açıklama yapmaları bekleniyordu."

Xi Jinping’in ünvanı “Devlet Başkanı”dır, Cumhurbaşkanı değil.

"G20 zirvesi dünyanın en gelişmiş 20 ekonomisinin liderlerine ikili görüşme yapma olanağı da sunuyor."

Aynı hata. en gelişmiş 20 ekonomi demek değildir G20.

"ABD ve Çin liderlerinin dün yaptığı görüşmeye değindik. Başkan Obama, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile de görüşecek."

Rusya Cumhurbaşkanı değil. Rusya Devlet Başkanı.

***

Kemal Öztürk, Yeni Şafak Gazetesi’nde 6 Eylül 2016 günü yayınlanan “Külah diplomasisi ve son söz” başlıklı yazısında geçtiğimiz günlerde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nin yerini şaşırmış:

"Pekin'deki sezon sonu gösterisi Pekin'deki G 20 zirvesi tiyatronun sezon sonu gösterisi gibiydi. Obama, Erdoğan ve Putin yakınlaşmasına, eski bir sevgilinin kıskançlığı ile bakıyordu fotoğrafta. Japon Başbakanı Abe'miz Erdoğan'ı oturduğu yerde neye ikna etmeye çalışıyordu da, bizimki nazlanıyordu öğrenemedim. Ancak Erdoğan da iyi düşman çatlattı!"

Kemal Öztürk, zahmet edip Zirvenin gerçekleştiği yeri teyit bile etmeye üşenmiş ve ezberden konuşarak hataya düşmüş. Zirve Pekin’de değil Hangzhou’daydı.

***

G20 üyesi ülkelerin ekonomik büyüklüğünün yanı sıra yönetim yapısına dair bir hata tespitini de aktarmış olalım:

Mehmet Y. Yılmaz, Hürriyet Gazetesi’nde 4 Ocak 2016  tarihinde yayınlanan “Başkanlık ve üniter devlet meselesi” başlıklı köşe yazısında başkanlık sistemiyle yönetilen G20 ülkelerine değinirken bir hata yapmış:

“Cumhurbaşkanı’na bu akılları veren danışmanları kimlerdir bilmiyorum ama G-20 ülkeleri içinde hem “üniter devlet” olup hem de “başkanlık” sistemiyle yönetilen bir tek Endonezya var.”

G20 içinde başkanlık sistemiyle yönetilen tek üniter devlet Endonezya değildir. Başkanlık cumhuriyeti şeklinde yönetilen, üniter yapıdaki ve tek meclisli bir yasama organına sahip olan Güney Kore de federatif yapıda değildir.

Kaynak:

 

 

2015 G20 Türkiye Dönem Başkanlığı ve G20 Antalya Liderler Zirvesi hakkında köşe yazarlarının düştüğü hataları daha önce yine Malumatfuruş’ta dile getirmiştik.

2015 G20 Türkiye Dönem Başkanlığı ve G20 Antalya Liderler Zirvesi Hakkında Hatalar

 

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

Yorum bırak