Olmasa Mektubun Şarkısını Murathan Mungan’ın Derya Köroğlu İçin Yazdığı İftirası

Olmasa Mektubun Şarkısını Murathan Mungan'ın Derya Köroğlu İçin Yazdığı İddiası

Olmasa Mektubun Şarkısının Murathan Mungan Tarafından Derya Köroğlu İçin Yazdığı İddiası Bir İftira Olup Mungan Tarafından Yalanlanmıştır

Yeni Türkü adlı müzik grubunun unutulmaz parçalarından biri olan “Olmasa Mektubun” ve “İstersen Başlamasın” adlı şarkıların sözlerinin Murathan Mungan tarafından Yeni Türkü grubunun solisti Derya Köroğlu için yazıldığı iddiası ülkemizin asılsız ve en mide bulandırıcı şehir efsanelerinden biridir. 

Murathan Mungan’ın Derya Köroğlu için “Olmasa Mektubun” ve “İstersen Hiç Başlamasın” gibi şiirler yazdığı, Derya Köroğlu’nun da karşılık olarak güfteleri besteye döktüğü iddiası asılsızdır.  Bahse konu iki şiirin güftesi Murathan Mungan’a ait olsa da, bestecisi Derya Köroğlu değilidir. “Olmasa Mektubun” adlı şarkının bestesi Yunan sanatçı Manos Loizos tarafından “Ola se thimizoun” adlı parça için yapılmıştır. “İstersen Hiç Başlamasın” adlı şarkının bestecisi ise Selim Atakan‘dır. “İstersen Hiç Başlamasın“, Murathan Mungan’ın yazdığı “Şarkıcı Kız Kezban’ın Önlenebilir Tırmanışı” adlı tek kişilik oyun için yazılmış olup, bahse konu müzikalde “Kezban’ın Ayrılık Şarkısı” adıyla yer almaktadır.

Murathan Mungan, “Olmasa Mektubun” ve “İstersen Başlamasın” şarkılarının sözlerini yazma ve şarkılaştırılmaları sürecini “Stüdyo Kayıtları” adlı kitabında aktarmıştır.

Murathan Mungan, internet sitesi üzerindentatsız ve zorunlu bir açıklama” başlıklı açıklama metninde bu skandal iddianın doğruluk payının bulunmadığını aktarmıştı. Mungan’ın 2012 yılında yaptığı bahse konu açıklamasının tam metni şu şekildeydi:

Böyle bir yazı yazmak zorunda kaldığım için, özellikle okurlarımdan özür dilerim. Onlar benim bu tür açıklamalar yapmaktan hoşlanmadığımı bilirler. Hepimizin hakikatlere borcu vardır; buna sayın.

Hiçbir zaman iyi bir “sosyal medya” takipçisi değildim; şimdilerdeyse bu mecraya sınırlı zaman ayırdığımı söyleyebilirim. Benimle ilgili söylenen bir dolu yalan, iftira, yakıştırmanın günlerin köpüğünde nasıl kaybolup gittiğini bildiğim için hiçbirinin takipçisi olmadım. Dolayısıyla, benim “Yeni Türkü topluluğunun solisti Derya Köroğlu ile bir zamanlar sevgili olduğumuz” saçmalığını ilk duyduğumda gülüp geçtim. Hatta Derya’yla birlikte güldük. Ama gördüğüm kadarıyla bu sefer işin tadı kaçtı; ordan burdan duyduğu yalan yanlış her şeyi fütursuzca sosyal medyaya aktarmada sakınca görmeyen sorumsuz insanlar sayesinde bu durum sıradan bir yalan, ucuz bir yakıştırma olmaktan çıkıp konuşulabilir bir şeymiş sanılmaya başlandı.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Biz Derya Köroğlu ile değil sevgili olmak, yakın arkadaş bile sayılmazdık. Tanıştığımız sıralarda arkadaşım Meral Özbek ile evlendi. (Kendisi “Yeni Türkü”nün birçok şarkısının sözlerini yazmıştır. “Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman,” nakaratıyla ünlü “Günebakan” başta olmak üzere, “Açelya”, “Resim”, “Rüzgar” gibi güzelim şarkıların sözleri onun elinden çıkmadır.) Derya’nın oğlu Yunus’un annesi, ikinci eşi Sibel Erülgen de ahbabımdır. Ayrıca zamanında bütün kopyaları kaybolmuş olan “Başkasının Hayatı” adlı senaryomun bir kopyasını kaç yıl sonra bulup bana getirdiği için, hayatım boyunca şükran duyacağım insandır kendisi. Gördüğüm kadarıyla Derya, şimdilerde üçüncü evliliğini yaptığı genç ve güzel eşi Ayşe Özgür Köroğlu ile mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürüyor. Anlayacağınız, sosyal medya uydurmacılarının yalanlarıyla bizim hayatımız birbirini hiç tutmuyor.

Şunu özellikle belirtmeliyim ki, Derya Köroğlu hayatımda gördüğüm “heteroseksüel” olup da “homofobik” olmayan insanlardan biridir. Olayların mizahi yanına takılmayı bilen muzip özelliğiyle, tüm bu söylentiler karşısında bıyık altından gülümseyip geçti sanırım. Bu saçmalıktan bir süre sonra rahatsız olduysa da, bir açıklama yapma gereği duymamış olması bile bir olgunluk göstergesi sayılmaz mı? Derya Köroğlu, medya karşısında hep “Yeni Türkü” olarak gözükmek istedi, evliliklerini ve özel hayatını “magazine etmekten” kaçındı. “Cezası” bu mudur?

Benim güya onun için “Olmasa Mektubun”, “İstersen Hiç Başlamasın” gibi şiirler yazıp, Derya’nın da karşılık olarak bunları bestelemiş olması zırvalıklarına gelince: Söz Vermiş Şarkılar kitabımda şarkılarımın yazılma serüvenlerini anlatırım, Stüdyo Kayıtları kitabımda değinirim, ama okuyan kim! Bir işin aslını öğrenmek yerine, ordan buradan duydukları yalan yanlışla kirli merakları kışkırtmak varken… Öncelikle iki şarkının da bestecisi Derya Köroğlu değildir. İlk şarkı Yunanlı besteci Manos Loizos’undur. Adından da anlaşılacağı gibi, şarkıyı söyleyeni “fonetik olarak” rahatlatsın diye, “Ola se thimizun”u “Olmasa mektubun” yapmıştım. Anlayacağınız ortada ne ayrılık vardı, ne de mektup! Keşke bunu yalnızca bir şarkı olarak dinlemeyi deneseniz. İkinci şarkının bestecisi ise Selim Atakan’dır. “Şarkıcı Kız Kezban’ın Önlenebilir Tırmanışı” adlı müzikal için yazılmış bu şarkı, dolayısıyla benim ruh halimi değil, konu gereği ilerleyen yaşında karşısına çıkan genç erkeğe seslenen müzikalin kahramanı Kezban’ın ruh halini yansıtmaktadır.

İstanbul’a taşındığımız yıllarda söz yazarı ve besteci olarak bir işbirliği içine girdik Derya’yla, dostluğumuz, arkadaşlığımız pekişti; “Fırtına”, “Dönmek”, “Göç Yolları”, “Aşk Yeniden”, “Ağır Kapı” böyle ortaya çıktı. “Cezası” bu mudur?

Ben kendimi ve kimliğimi hiçbir zaman gizlemedim, ama mahremimi korumaya hep özen gösterdim. Sanırım burada benim kimliğini açıkça üstlenen varlığımdan ötürü çevremdekileri de içini çeken homofobik bir cezalandırma mekanizması işliyor. Yazdığım şarkıları söylemekten başka bir ilgisi olmayan “heteroseksüel” bir adamı ısrarla sevgilimmiş gibi göstermek, hakkımızda asılsız hikayeler uydurmak, kaç yıldır onca insanın anılarına eşlik etmiş bu şarkılara yalan tarihler yazmaya kalkışmak tek kelimeyle ayıptır. Benim diyeceklerim bu kadar. Umarım utanırsınız.

Sanmıyoruz utanabileceklerini…

Ayşe Özgürkaya ile 2009 yılı Haziran ayında evlenen Derya Köroğlu ise, Murathan Mungan’ın “Olmasa Mektubun” adlı şiirine ilişkin görüşlerini şu şekilde aktarmıştır:

“Arkadaşlıkla başlayan ardından müzikle sürüp giden bir öyküdür Murathan’la bizim birlikteliğimiz. Murathan’ın yazdığı sözlerin bu kadar etkisi olacağını o zamanlar anlamamıştık. Çok büyük bir etki yarattı müziğin sözlerle buluşması. Sonrasında ise biz, bu söz ve müzik buluşmasını devam ettirdik. Herkes Murathan’ın ne kadar iyi bir yazar ve şair olduğunu bilir, benim bunu tekrar vurgulamama gerek yok, fakat farklı bir bakış açısı vardır Murathan’ın. Asla BEN Murathan’ı 12 Eylül darbesi sonrasında tanıdım. Seksen ortalarıydı sansür ve oto sansür günleriydi, çoğu insanın konu ve konum değiştirdiği günlerdi. Murathan Mungan’ın duruşuna hayran oldum, son derece cesur ne dediğini bilen ve cesaretlendirici bir insandı. O günlerdeki duruşu beni çok etkilemişti. … 1992 yılında basmaya başladık kitaplarını. Aslında biz edebiyat eseri basmıyorduk. Murathan’ın Yaz Geçer eseriyle başladık ve seksen kitabı aştık. Şiir, deneme, roman, öykü, senaryo, eleştiri çok değişik dallarda eserler verdi. Murathan bir kişi değil aslında. İçinde birden fazla insan olduğu izlenimi veriyor insana. Çok zeki yetenekli ve sistemli çalışan biri. Ben onun kadar çok kitap okuyan ve takip eden birisini görmedim. Aynı zamanda, sinema, tiyatro sanatının da çeşitli dallarını da takip eder. O aynı zamanda yayıncı olabilecek bir insan… Kitaplarının kapaklarını seçer, “şiir” demez, “şarkı sözü” der hep. Tamam biz de şarkı sözü diyelim, ama o kadar şiirsel bir dille yazdı ki herhalde çok az edebiyatçıya nasip olur bu yetenek. Örnek mi? Olmasa Mektubun. … O dönem… Yani yetmişlerin sonu ve seksenlerde Ece Ayhan’ın şiirleri beni çok etkilemişti. Ardından Murathan’la tanıştık ve uzun sürede devam etti bu birliktelik. O her aklıma geldiğinde içimden “çok yaşa çok yaz Murathan” derim hep…”

 

“Olmasa Mektubun” şarkısının sözleri ve Haris Alexiou ve Vasilis Saleas yorumları ile kapayalım:

Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza
Sanma unutulur kalp ağrısı zamanla
Herşeyi unutarak yaşanır sanma
Neydi bir arada tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi göze almaktır
Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza
Baksana geçmişe ne çok anıyla yüklü
Nerde o taverna nerde sinema
Harcanmış zamanlar yeniden yaşanmaz ki
Geç kaldıktan sonra arama boşa
Neydi bir arada tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi göze almaktır
Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza

malumatfurus hakkında 965 makale
Köşe yazarları odaklı yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz