Anasayfa » Tüm Yazılar » Atatürk’ün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Vecizesi İddiası

Atatürk’ün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Vecizesi İddiası

malumatfurusorg
ataturk tbmm dua

Atatürk’ün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Söylediği İddia Edilen Vecize Atatürk’e Ait Değil

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis bu tip yapılar, din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir” sözlerini tekke ve zaviyelerin kapatılması için söylediği iddiası asılsızdır.

 

Daha önce Mustafa Kemal Atatürk’e ait olmadığı hâlde ona atfedilen vecizeleri, gerçekleştirmediği eylemleri kendine atfedenleri birçok defa “şehir efsaneleri” başlığı altında derlediğimiz yazılarımızda ele almıştık. Toplumun tüm kesimlerinde bulunan hurafe uydurma ve kendi hakikatlerini yalanla bezenmiş şehir efsanesiyle destekleme hastalığı ne yazık ki Kemalist kesimde de mevcut. Atatürk’ün “Filistin’e El Sürülemez” dediğiniNorveççede ‘Atatürk Gibi Düşün’ deyimi olduğunuAtatürk Çiçeği isminin kökeninin Atatürk’ten geldiğiniAtatürk‘ün vefatından 50 yıl sonra açılmak üzere hazırladığı gizli vasiyetinin olduğunu Atatürk’ün “Heron Projesi”nin olduğunu, Tokyo Camii’ni Atatürk’ün yaptırdığını, Çin’de Atatürk’ün hayatının zorunlu ders olarak okutulduğunu, Atatürk‘ün Suudi Kralına Hz. Muhammed’in mezarını yıkmamaları için mektup yazdığını, Atatürk’ün Ortadoğu halklarının isyanını önceden söylediğini ve daha nice asılsız iddiayı ortaya koyan ve kullanan ilginç bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Bu defa, tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair 17 Aralık 1927 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylendiği iddia edilen ve giderek artan sıklıkla sosyal medyada paylaşılagelmekte olan aşağıdaki vecizeyi ele alacağız:

“Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis bu tip yapılar, din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir”

 

Atatürk 17 Aralık 1927 söz

Atatürk’ün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına İlişkin 17 Aralık 1927 Tarihinde Söylediği İddia Edilen Sözü İçeren Başarısız Bir Photoshop / Fotoğraf Montajı Denemesi

 

Her ne kadar günümüze dair yerinde bir öngörü içerse de bahse konu vecizenin Mustafa Kemal’e ait olamayacağına dair kuvvetli şüpheler mevcut.

Nedenleri paylaşalım:

  • Her şehir efsanesinde olduğu gibi bu vecizenin kaynağına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Sadece söylendiği/yazıldığı iddia edilen bir tarih ve yer bilgisi mevcuttur. Atatürk’ün hatıratında, konuşmalarında, böyle bir konuşmaya rastlanılamamaktadır (Metnin başındaki ‘Efendiler!’ hitabı konuşmanın resmi bir ortamda yapılmış olduğunu ima ediyor. Bu tür resmi metinlerin/konuşmaların yer aldığı iki önemli kaynak olan Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri veya Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri’nde bu tarihte yapılmış bir konuşma veya yazılmış bir metin bulunmamaktadır). Bahse konu sözün Salih Bozok’un anılarında geçtiği iddia edilse de sözün varlığına rastlanılmamıştır.
  • Metnin/konuşmanın dili ve üslubu Atatürk’e ait değildir.
  • Metinde Atatürk gibi İslam tarihine hakim biri tarafından yapılmayacak kadar bariz bilgi hataları bulunmaktadır. (Örneğin; Atatürk, Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin tekke ve zaviyeler tarafından yıkılmadığını bilir. Bilhassa Selçuklu Devleti üzerinden konuşacak olursak, Selçuklu’nun çöküşünde tekke ve zaviyeler etkin rol oynamamıştır. Selçuklular taht kavgaları ve Moğollar yüzünden çökmüştür. O devirde tarikatlar cenin halindeydi, fazla tekke yoktu. Osmanlı’nın çöküşü ise tekkelerden ziyade medrese ile irtibatlandırılabilir. Bunları Atatürk’ün bilmemesi mümkün değildir. )
  • Tarikatların ve onların kurumları olan tekke ve zaviyelerin dini temelleri ve dejenere oluşları sorgulanabilir, lakin ‘din ve devlet düşmanı’ nitelemesi abestir. Atatürk’ün böyle bir ibare kullanması mantıksızdır.
  • Sanal alemde paylaşılan bazı metinlerde ve ilgili resimlerde imza kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazılı. Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı 1934 yılında; yani, vecizenin söylendiği iddia edilen 1927 yılından 7 yıl sonra verildi.
  • 17 Aralık 1927 günü Atatürk tarafından TBMM’de sarf edildiği iddia olunan sözlerin izine ilgili günden Meclis tutanaklarında rastlanamıyor.
  • Atatürk’ün 1924 yılında Halifeliğin İlgası Kanunu arifesinde yaptığı açıklamalarda, 1925 yılının sonunda çıkaracak olan tekke ve zaviyelerin kapatılması ve şapka kanunu için kamuoyu oluşturmak amacıyla çıktığı Kastamonu seyahati sırasında ve 15-20 Ekim 1927’de okuduğu Büyük Nutuk’ta İslamiyetle, tekke ve zaviyelerle, din adamlarıyla ilgili ifadeler var. Ama bunlar da geleceğe dair tahminler yapmak şeklinde değil geçmişi ve o günü değerlendirmek şeklinde. Muhtemelen bu uydurma metni oluşturanlar bu konuşmalardan yararlanmışlar, ama son derece sığ, hatalı, kaba-saba bir paragraf çıkarabilmişler. Maksat da, Atatürk’ün adını kullanarak güncel siyasi tartışmalara mühimmat sağlamak olmalı.
  • Bu vecizenin Atatürk’e ait olmadığının, sonradan uydurulmuş olduğunun en bariz kanıtı, Atatürk’e ait vecizeleri içeren kitaplarda hiç yer almamış olması ve 2014 yılı öncesinde bu sözün sanal alemde hiç geçmemiş olmasıdır.

Bahse konu sözün uydurma olduğu aşikâr; ancak, tekke ve zaviyeler hakkında Mustafa Kemal Atatürk’ün şu ifadeyi kullandığı bilinmektedir:

“Var olan tarikatların amacı kendilerine bağlı olan kimseleri dünyada ve manevi olan hayatta mutluluk sahibi yapmaktan başka ne olabilir? Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamı ile medeniyetin ışığı karşısında filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddî ve manevi mutluluğu arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum.

Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur.

Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat reisleri bu dediğim gerçeği bütün açıklığıyla anlayacak ve kendiliklerinden hemen tekkelerini kapatacak, müritlerinin artık erginliğe ulaştıklarını elbette kabul edeceklerdir.”

 

Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

 

Atatürk, 30 Ağustos 1925 günü Kastamonu’da yaptığı (1 Eylül 1925 günü Hakimiyet-i Milliye’de yayımlanan) konuşmasında tarikat, tekke, zaviye ve şeyhler hakkında görüşlerini şöyle dile getirmişti:

Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamı ile medeniyetin ışığı karşısında filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddî ve manevi mutluluğu arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum.
Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur. Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat reisleri bu dediğim gerçeği bütün açıklığıyla anlayacak ve kendiliklerinden hemen tekkelerini kapatacak, müritlerinin artık erginliğe ulaştıklarını elbette kabul edeceklerdir.

 

Atatürk’ün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına İlişkin Söylediği Sanılan Sözü Yazılarına Aktaran Yazarlar

Hangi köşe yazarları bu sözü, kaynağını ve gerçekliğini sorgulamadan köşesine aktarmış diye incelediğimizde Sözcü Gazetesi’nden Mehmet Türker ve Yeniçağ Gazetesi’nden Savaş Süzal karşımıza çıkmaktadır.

Mehmet Türker, Sözcü Gazetesi’nde 14 Eylül 2016 günü yayınlanan “Atatürk’ün müthiş öngörüsü” başlıklı yazısında bahse konu vecizeye -ileten arkadaşına teşekkür ederek herhangi bir kaynak teyidi yapmaksızın- köşesine yer vermiş:

"Türk Basınının efsane isimlerinden Kemal Kınacı abimiz, telefon mesajında bayram tebrikiyle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün 17 Aralık 1927 tarihinde, Ankara'da verdiği bir beyanatını göndermiş… Kemal abimizin “Atamıza rahmet olsun” diyerek gönderdiği Atatürk'ün beyanatı şöyle: “Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı'yı batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayalım ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır” * * * Mustafa Kemal Atatürk'ün tam 89 yıl önceki öngörüsü bugün işte ortada…"

Benzer şekilde Savaş Süzal da Yeniçağ Gazetesi’nde 29 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan “Sorumlu kim?” başlıklı yazısında gerçekliği şüpheli vecizeye köşesinde yer vermiş:

"İşte bu nedenle, bugün adı ne olursa olsun, ortaya çıkan durumun sorumlusu tek taraflı değil. Onları iktidara taşıyan ve onlarla rant paylaşma kavgasına tutuşan taraf da, en az onlar kadar suçlu. Şimdi anlıyor musunuz Mustafa Kemal'in, "Efendiler biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı'yı bu yüzden batırdığı için yasakladık" sözlerinin anlamını. Osmanlı'ya sığınanlar, anladınız mı şimdi neden Türkiye'nin laik bir sisteme sahip olması gerektiğini. Ben ülkemin, herhangi bir süper gücün çıkarları uğruna onların dümen suyuna takılıp gitmesine ve kişisel çıkarların, ülke çıkarlarının önüne geçirilmesine, hep karşı çıktım ve hâlâ da karşıyım."

 

CNN Türk’te katıldığı Tarafsız Bölge adlı programda bahsi geçen cümleleri Atatürk’e atfederek kullanan Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz’u Sinan Meydan düzeltmişti.

 

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

10 yorumlar

Ferhat KIZILIRMAK 2 Temmuz 2017 - 22:54

asil gercek suki birazcık anlama yetisi olan herkes atatürk’ün bizzat kendi elleriyle yazdığı hitabenin de bu durumu doğrular nitelikte olduğunu görebilir.

“bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.”

yanıt
Gokhan 12 Mart 2021 - 19:27

Ataturk bu sozleri ve daha nicelerini soylemistir ataturk yobazlarlada mucadele etmistir .

yanıt
cem 31 Aralık 2019 - 00:11

Atatürk’ü karalamak bu kadar kolay mı zannediyor bunlar ya? 2 kendini bilmez kuklanın sözlerini hiç araştırmadan yayınlayanlar da onlar kadar cahildir. En azından Atatürk’ün ses kayıtlarını yada nutuğu okuyun o zaman anlayacaksınız. Atatürk’e zamanında onun karşısında ordularıyla gelip ona savaş açanlar bile ne kadar büyük saygı ile bahsederken, amerikada anıtları dikilirken ingilterede okullarda sözleri okutulup taktikleri öğretilirken nedir bu düşmanlığınız anlamıyorum. lütfen uyanın artık 2 deli arkasından gidipde ülkemizi daha fazla rezil etmeyin. lütfen uyanın!

yanıt
Kâmil AY 1 Kasım 2020 - 11:21

Tamamen uydurulmuş bir sözdür. Atatürk Hz. Muhammedden sonra Kur’an-ı Kerim’i en iyi ve ezbere bilen bir insandır. Atatürk’ün sil baştan yeni bir Cumhuriyet devleti kurmasının nedeni bile Kuran-a dayalıdır.Cumhuriyet halkın yönetimi yani çoklu yönetimdir. Halifelik tek kişinin yönetimidir. İyi değildir. Çünkü teklik ALLAH’A mahsustur. Tekke ve zaviyelerin kapatılması cemaatleşmenin önüne geçmek için yapılmıştır. Kur-an’da cemaat ve tarikat yasaktır. Camiler ve mescitler varken tekke ve zaviyelere gerek yoktur. Bu durumun tek sebebide halkın kutsal kitabımız olan Kur-an’ı Kerim’i arapça okuduktan sonra arapça dili bilmiyorsa ana dili olan Türkçe ile karşılaştırarak Allah ne diyor bize ne mesaj veriyor diye anlayarak okuması gereklidir.Arapça kuran okumak farzdırdiye kuranda bir ayet yoktur. O yüzden dünya bu haldedir.

yanıt
Esin 3 Ağustos 2021 - 11:10

Velev ki Atatürk’e ait değil. Bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu yıllardır yaşanan ve şu anda da zirveye çıkan din tüccarlığından ve bizlere ödettiği ağır bedellerden anlamıyor musunuz. Din din diye mahvettiler hayatlarımızı. Allah hepsinin belasını versin.

yanıt
Serkan 15 Ocak 2022 - 20:18

Sayın yazar Yazınızda da görüldüğü gibi içinizde ki Atatürk sevgisini çok açık belli ediyorsunuz. Hadi hepsi yalan MUSTAFA KEMAL ATATURK un söylediği sözler değil diyelim. Gençliğe hitabeside mi yalan herseyi anlayana açık seçik söylemiş. Belliki kuyruk acısı olanlar bu sözü gerçek sanıyor. Bir söz var aklımda da bosver. Bu adam ne yapsaydı kendisine uyduruk sözleri atfedenlere yaranirdi hala aklımda o soru var cevabını bulamadım.

yanıt
E TOPUZ 30 Ağustos 2022 - 11:57

Konu: Mustafa Kemal Atatürk’ün 17 Aralık 1927’de Mecliste yaptığı konuşmasındaki tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili sözlerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı: 3
Birleşim: 41
Tarih: 18/12/2017

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Tam 17 Aralık 1927’de Mustafa Kemal Atatürk Mecliste şunu diyor: “Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca, unutmayın ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır.”

Yani doksan yıl önce Atatürk bugünü görmüştü Sayın Bakanlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.

yanıt
malumatfurusorg 30 Ağustos 2022 - 12:03

17 Aralık 1927’de Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM’de bu yönde bir söz kullandığına dair tutanaklarda bir ize rastlanamıyor.

yanıt
E.TOPUZ 30 Ağustos 2022 - 12:03

Konu: Mustafa Kemal Atatürk’ün 17 Aralık 1927’de Mecliste yaptığı konuşmasındaki tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili sözlerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı: 3
Birleşim: 41
Tarih: 18/12/2017

Yalan diyerek öne sürdüğünüz karalamadan vazgeçin. 1927 Yılı Meclisin 41.Birleşiminde olan tutanağı bulun okuyun.

yanıt
malumatfurusorg 30 Ağustos 2022 - 12:05

2017 yılında bir milletvekilinin düştüğü hatayı 1927 yılından resmî belge sanıp yorum yaptığınızın farkında mısınız?

yanıt

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz