“Şeb-i Arûs” ve “Şeb-i Aruz” Nüansını Kavrayamayan Köşe Yazarları

Farsça “gece” anlamına gelen “şeb” ile Arapça “düğün” anlamına gelen “arus” kelimeleri üzerinden türetilen “Şeb-i Arûs” Türkçe “Düğün Gecesi” anlamına gelmektedir.

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi, ölümü Rabb’ine, yani sevgiliye kavuşma fırsatı (“Hakk’a vuslat” yani “Yaradana Kavuşma”) olarak gördüğü için vefat ettiği gece “Düğün Gecesi”, yani “Şeb-i Arûs” olarak adlandırılır. Her yıl, vefat ettiği geceye tekabul eden 17 Aralık gününde Konya’da anma törenleri düzenlenir.

Ancak, Şeb-i Arûs olarak doğru manada ve şekilde kullanılması gereken bu gecenin ismi, çoğu kişi tarafından “Şeb-i Aruz” şeklinde yanlış biçimde kullanılır. Şeb-i Aruz, “aruz gecesi” anlamına gelip, “düğün gecesi” anlamına sahip değildir. Yani, Şeb-i Aruz tanımlaması ile aslında bir nazım biçimi olan “aruz”un gecesi denilmektedir.

Şeb-i Arûs’a ilişkin bir diğer hatalı kullanım da, “Şeb-i Arûs Gecesi” tabiridir. Daha önce belirtildiği üzere “şeb” zaten gece demektir ve bu ifadede “gece” 2 defa kullanılmış olmaktadır.


Zikredilen yanlış kullanımlara sıklıkla düşen köşe yazarlarından ifşa yapalım:

Flaş Gündem’den Süleyman Göksu’nun 21 Kasım 2013’teki “Mevlana ve Şeb-i Aruz Törenleri” başlıklı yazısından:

"Şeb-i Aruz, düğün gecesi demektir."

Hayır, aruz gecesi demektir.

Betül Altınbaşak’ın Türkiye Gazetesi’ndeki “Hz. Mevlana ÖNCE İNSAN olmaya davet ediyor!” başlıklı 27 Aralık 2009’daki yazısından:

"Geçtiğimiz hafta şeb-i aruz gösterileri için Konya'daydım."

Şeb-i Arûs’tur o. Şeb-i Aruz olsa duramazsın…

Kadir Gürcan’ın Samanyolu Haber’deki 25 Aralık 2017 tarihli “Kırık Kol ile, Nam Olsun da Kar Olmasın!” başlıklı yazısından:

"17-25 Aralık münasebetiyle düzenlenen Şeb-i Aruz gecesinde -ki nezaket, kibarlık, çelebi gönüllü olmanın adresi olarak bilinir- savrulan tehdidin haddi hesabı yoktu."

“Şeb-i Aruz gecesi” ifadesi ile hem arus yerine aruz diyerek hem de gece anlamına gelen “şeb” ile birlikte gece kelimesini 2 kez kullanarak “kombo hata” yapmış. Takdir edilesi.

Yeni Haber’den Salih Köprülü’nün “Şeb-i Arus’taki protokol!” başlıklı yazısından:

"17 Aralık günü yani Şeb-i Arus gecesi, her yıl Konya için en önemli günlerin başında yer alır."

Duble hata!

Yunus Karakaya’nın Yeni Asır Gazetesi’ndeki 15 Aralık 2016 tarihli “Kart değişimi Manisa’da ücretsiz” başlıklı yazısından:

"İzmir Gaziemir'de kurulu bulunan Özel Gazi Koleji, Şeb-i Arus Gecesi düzenledi."

İzzet Çapa’nın Hürriyet Gazetesi’ndeki “Hz. Mevlana bu coğrafyanın vicdanıdır” başlıklı 15 Aralık 2015’deki yazısından:

"Şeb-i Aruz’un yani Hz. Mevlana’nın Yaradan’a vuslatının 742. yılında Galata Mevlevihanesi’nde Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın organize ettiği etkinlikte çeşitli dinlerden kanaat önderleri ve pek çok sanatsever bir araya geldi."

Ali Canip Olgunlu’nun Milliyet Gazetesi’ndeki 18 Aralık 2016 tarihli “Mevlana’nın yolu” başlıklı yazısından:

"17 Aralık 1273’te saat 16.00 sularında Yaradan’ına kavuştu, kendilerinin ifadesiyle şeb-i aruz (“düğün gecem”) olarak dile getirilen günde fani bedeni de yurduna döndü (topraktan gelip toprağa gitti), ruhu da yurduna (hayy’dan gelip hu’ya) döndü."

Yüksel Aytuğ’un Sabah Gazetesi’ndeki 22 Haziran 2007 tarihli “Hamdım, piştim, yandım…” başlıklı yazısından:

"Sanırım, diğer organizasyonlar için 17 Aralık'taki Şeb-i Aruz Törenleri bekleniyor."

Murat Yetkin’in Radikal’deki “Batı cephesinden de iyi haber yok” başlıklı 18 Aralık 2015 tarihli yazısından:

"CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise Konya’ya gitti ama artık AK Parti toplantılarına çevrildiği gerekçesiyle Şeb-i Aruz’a kalmadı"

Son not: Kitaplarını Mevlânâ ile Şems’in yazdırdığını iddia eden Sinan Yağmur da “duble hata”yı yapmadan geri kalmamış:

"islerin ardından bir kol uzandı ve bana "Beni yaz" dedi. O gecenin Şeb-i Aruz gecesi olduğunu, o kubbenin de Mevlana'nın türbesi olduğunu sonradan anladım."

 

malumatfurus hakkında 828 makale
Köşe yazarları için yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın