Malumatfurus.org’da daha önce “dünyanın en güzel siyahî kadını” olarak nitelenerek farklı görüntüleri paylaşılan, milyonlarca takipçiye ulaşan Nia Noir adlı model/influencerın bir dijital karakter olduğuna değinmiştik.
“Dünyanın En Güzel / En Koyu Tenli Modeli” Temalı Yanlış Aktarımlar
Bugünkü konumuz benzer bir “gerçek olmayan” profil.
Sosyal medya platformlarında, bir defilede vücudunun yarısı beyaz diğer yarısı siyah tenli olan vitiligo hastası kadının görüntülendiği uydurmasıyla bir görüntü paylaşıldı.
Bahse konu görüntü:
“Eşsiz görünümüyle dikkat çeken genç kadın ilgi odağı oldu” cümlesiyle paylaşılan videoda Eva Delonne adlı sanal karakter görülüyor. pic.twitter.com/j8S3QRjRsE
— Malumatfuruş (@malumatfurusorg) May 28, 2026
Sıklıkla asparagas içerikleri etkileşim için paylaşan profilin tweeti:
Dikkat Medya @dikkatmedya Eşsiz görünümüyle dikkat çeken genç kadın ilgi odağı oldu.
Eşsiz görünümüyle dikkat çeken genç kadın ilgi odağı oldu. pic.twitter.com/wLuZepheIV
— Dikkat Medya (@dikkatmedya) May 27, 2026
Vücudu ortadan ikiye simetrik şekilde iki farklı ten rengine sahip görünen kişi gerçek bir insan değil, yapay zekâ araçlarıyla görüntüleri oluşturulan Eva Delonne adlı bir sanal karakter.
Söz konusu görüntü -farklı ülkelerden sosyal medya kullanıcılarının gerçekliğini sorguladığı– Eva Delonne’nin sosyal medya hesaplarında 26 Mayıs 2026 günü paylaşılmış.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Eva Delonne adına açılan internet sitesinde biyografisinin ilk kısmı şu şekilde kurgulanmış:
“Eva Delonne kimdir?
Eva Delonne, pop müzik, etkileyici koreografi, sinematik görseller ve kendine özgü Kintsugi Skin kimliğiyle tanınan bir şarkıcı, dansçı ve görsel sanatçıdır.“
“ERKEN DÖNEM
Eva Delonne Japonya’da doğdu. Annesi Osaka’lı bir Japon, babası ise Nijeryalıydı. Aşkları kolayca kabul görmedi. Eva doğmadan önce bile insanlar onlar hakkında, evlilikleri hakkında, nasıl bir çocuk sahibi olacakları hakkında, o çocuğun nereye ait olacağı hakkında fikir sahibiydiler.
Sonra Eva doğdu: İnsanların genellikle tek bir basit cevaba uymasını isteyen bir dünyada melez bir kız. Erken çocukluğu kolay değildi, ama bir süreliğine yine de çocukluktu. Annesi vardı, evi vardı, müzik vardı, hareket vardı, kendini güvende hissettiren küçük, sıradan anlar vardı.
Sonra babası gitti. Eva henüz küçüktü; yetişkinlerin tüm nedenlerini anlayamayacak kadar küçüktü, ama yokluğunu hissedecek kadar da büyüktü. Bir gün bir baba vardı, şimdi ise onun eskiden olduğu yerde bir boşluk vardı. Bundan sonra içindeki bir şey değişti.
Kısa süre sonra görünüşü de değişmeye başladı. Eva beş veya altı yaşlarındayken cildinde beyaz lekeler belirmeye başladı. Bu durum gözlerini de etkiledi. Zamanla görme yetisi kötüleşti, bu yüzden sık sık kontakt lens takıyor. Doktorlar ailesine hiçbir zaman net bir cevap veremedi. Eva için bu sadece tıbbi bir durum olmadı; duygusal, sosyal ve son derece kişisel bir hal aldı.
İlk beyaz lekeyi hatırlamıyor. Bakışları hatırlıyor. Çocukların ona neyin yanlış olduğunu sorması. Yetişkinlerin çok uzun süre bakması. Tanınmadan önce inceleniyormuş hissi. Okuldan eve gelip her şey yolundaymış gibi davranması, çünkü annesini tekrar ağlatmak istemiyordu.“
Vitiligo, melanosit üretiminin bozulmasına bağlı pigment kaybı sonucu, ciltte soluk beyaz lekeler oluşmasına neden olan otoimmün, genetik ve çevresel faktörlere bağlı gelişen bir cilt hastalığı.
Ancak vitiligo videodaki gibi vücudun tam yarısısının simetrik şekilde siyah, diğer yarısının beyaz olmasına yol açtığı bir vaka bilinmiyor.
|
VİTİLİGO NEDİR? Vitiligo, deriye rengini veren melanosit adı verilen hücrelerin işlevini kaybetmesi veya ortadan kalkması sonucu gelişen kronik bir pigmentasyon bozukluğudur. Bu hastalıkta, bağışıklık sisteminin normal koşullarda koruması gereken hücreleri hedef almasıyla ciltte süt beyazı görünümde, sınırları belirgin lekeler ortaya çıkmaktadır. Bu lekeler en sık yüz, eller, dirsekler, dizler ve genital bölge gibi alanlarda görülse de saçlı deri, sakal, kaş, kirpik ve hatta ağız içi mukozası da etkilenebilir. Bazı bireylerde saç tellerinin beyazlaşması ya da göz çevresinde pigment kaybı da tabloya eşlik edebilir. Vitiligo bulaşıcı değildir ve doğrudan fiziksel bir tehlike oluşturmaz; ancak görünür bölgelerde ortaya çıktığında kişinin psikolojik durumu üzerinde ciddi etkiler yaratabilir. Özellikle toplum baskısının yoğun olduğu çevrelerde hastalar sosyal izolasyon, özgüven kaybı ve anksiyete yaşayabilir. Bu nedenle vitiligo yalnızca dermatolojik değil, aynı zamanda psikososyal boyutları olan bir durum olarak değerlendirilir. Hastalığın tarih boyunca yanlış biçimde “cüzam” gibi bulaşıcı hastalıklarla karıştırılması da damgalanmayı artıran unsurlardan biri olmuştur. Vitiligonun kesin nedeni tam olarak çözülebilmiş değildir. Modern araştırmalar genetik yatkınlık ile otoimmün mekanizmaların birlikte rol oynadığını göstermektedir. Ailesinde vitiligo bulunan bireylerde risk artar. Bunun yanında Hashimoto tiroiditi, Tip 1 Diyabet ve Alopecia areata gibi başka otoimmün hastalıklarla birlikte görülme olasılığı da yüksektir. Yoğun stres, ciddi güneş yanıkları, kimyasal maddelere maruz kalma veya cilt travmaları bazı kişilerde hastalığın başlamasını ya da yayılmasını tetikleyebilir. Dermatolojide “Koebner fenomeni” adı verilen durumda, sürtünme veya yaralanma yaşanan bölgelerde yeni vitiligo odakları gelişebilir. Hastalığın seyri kişiden kişiye büyük farklılık gösterir. Bazı bireylerde lekeler yıllarca sabit kalırken bazı hastalarda hızla yayılabilir. Kimi zaman pigment kaybı sınırlı birkaç bölgede kalır, kimi zaman ise vücudun büyük kısmını kapsayan yaygın bir tablo oluşur. Nadiren bazı alanlarda kendiliğinden yeniden pigment oluşumu görülebilir; ancak bu süreç genellikle düzensizdir. Tedavide amaç melanosit aktivitesini yeniden uyarmak veya bağışıklık sisteminin saldırısını baskılamaktır. Kortikosteroid kremler, kalsinörin inhibitörleri ve fototerapi en sık kullanılan yöntemler arasındadır. Özellikle dar bant UVB tedavisi birçok hastada yeniden pigment oluşumunu destekleyebilir. Son yıllarda bağışıklık sistemini hedefleyen yeni nesil ilaçlar ve JAK inhibitörleri üzerine yürütülen çalışmalar dikkat çekmektedir. Çok yaygın olgularda cilt tonunu eşitlemek amacıyla depigmentasyon tedavileri de uygulanabilmektedir. Cerrahi greft yöntemleri ise seçilmiş stabil hastalarda değerlendirilebilir. Vitiligo hakkında dikkat çekici noktalardan biri de toplumdaki yanlış inanışların hâlâ güçlü olmasıdır. Hastalık çoğu zaman hijyen eksikliği, beslenme biçimi veya “mikrop kapma” gibi bilimsel temeli olmayan açıklamalarla ilişkilendirilir. Oysa vitiligo, bağışıklık sistemi ve genetik etkileşimler üzerinden gelişen karmaşık bir dermatolojik durumdur. Modern dermatoloji yaklaşımı, yalnızca lekelerin tedavisine değil, hastanın psikolojik dayanıklılığına ve sosyal yaşam kalitesine de odaklanmaktadır. |






