Sıfır Noktasındaki Kadın adlı kitabın tanıtıldığı anlatı, son kısmı kesilerek, “Ben bir fahişeydim. Bedenimi satmaya başladım, fiyatımı kendim belirledim.” sözleri videodaki içerik üreticisine aitmiş gibi paylaşılmış.

 

 

Sosyal medya platformlarında bir video bir kadının fuhuşa sürüklenmesine ve yaşadığı istismara nasıl maruz kaldığını anlattığı iddiasıyla paylaşıldı.

 

 

Görüntüyü kırpıp bağlamından kopararak sunan sosyal medya paylaşımlarından örnekler:

Vaziyet Haber (@vaziyethaberr) & Metropol Haber (@metropolmedya_): ““Ben bir fahişeydim. Bedenimi satmaya başladım, fiyatımı kendim belirledim.” Bir kadın, fuhuşa sürüklenmesine ve yaşadığı istismara nasıl maruz kaldığını anlattı.”

 

 

Betül Palacı (betuldenkitapyorumlari) adlı içerik üreticisinin Sıfır Noktasındaki Kadın adlı kitabın ana karakteri Firdevs’in hikâyesini anlattığı paylaşımı kırpılmış.

Sosyal medya kullanıcıları da “Ben bir fahişeydim. Bedenimi satmaya başladım, fiyatımı kendim belirledim.” sözlerini kendisine ait sanmış.

 

 

 

Adı geçen içerik üreticisinin videoda “İsmim Firdevs, işte bu da benim hikâyem” sözlerini sarf ettiği son kısmı kesilerek “Bir kadın, fuhuşa sürüklenmesine ve yaşadığı istismara nasıl maruz kaldığını anlattı.” cümlesiyle paylaşılmış (Benzer vakalar için “Makaslanarak Bağlamından Kopartılan Söylemler” başlıklı içeriğimize göz atabilirsiniz.).

 

 

 

Görüntüde şu sözlerin sarf edildiği duyuluyor:

“Ben bir fahişeydim. Üstelik çok da başarılıydım. Ama her erkek benimle birlikte olamazdı. Madem istedikleri şey bedenimdi, o halde bedelini de en yüksekten ödeyeceklerdi. Bakın hiçbir kadın bu yola kendi isteğiyle girmez. Onu iten her zaman bir erkektir. Benimki amcamdı. Babam öldükten sonra beni yanına alan, okutan, neredeyse büyüten adamdı. Bana okuma yazmayı bile öğretti. Geceleri bana kitap okuduğumda yatakta elleri rahat durmazdı. Bedenimde gezinirdi. Anlayacağınız ilk istismarcım amcamdı. Sıkıldığı zamanda beni 60 yaşındaki bir adama sattı. Kocam denilen adam. Beni kemiklerim kırılana kadar döverdi. Aç bırakırdı. Sonra bir gün dayanamadım. Evden kaçtım. Ama sokaklar çok tehlikeliydi. Bense çok saftım. O zaman anladım. Karşımı çıkan hiçbir erkek bana gerçekten yardımcı olmayacaktı. Onların istediği tek şey benim bedenimdi. Madem öyle o günden sonra ben de bedenimi satmaya başladım. Fiyatımı kendim belirledim. O zaman anladım. Tüm erkeklerin karşısında artık güçlüydüm. Dayaktan, ondan bundan korkmuyordum. Hepsi karşımda bir zavallıydı. Çok zengin oldum. O kadar zengin oldum ki müşterilerimi kendim seçmeye başladım. Ama şimdi bu noktaya geldiğimde anlıyorum ki erkekleri bu hale getiren de bu içi bozuk düzen. O düzen bir kadına nefes alacak alan bırakmadığı için erkekler bu hakkı kendinde görüyor. Ben kim miyim? İsmim Firdevs. İşte bu da benim hayat hikayem.”

 

Mısırlı feminist yazar, aktivist ve psikiyatrist Nawal El Saadavi, 1975 yılında yayımladığı Sıfır Noktasındaki Kadın adlı kitapta Firdevs adındaki Mısırlı kadının trajik hikâyesini anlattı.

 

Sıfır Noktasındaki Kadın adlı roman, yazarın bir psikiyatrik araştırma için gittiği Kanatır Cezaevi’nde, bir pezevengi öldürdüğü için idama mahkûm edilen Firdevs ile tanışmasıyla başlar. Firdevs, hücresinde idam saatini beklerken hayat hikayesini yazara anlatmayı kabul eder. Köyde yoksul bir ailede doğan Firdevs, çocuk yaşta sünnet edilir, babasının ve amcasının fiziksel ve cinsel şiddetine maruz kalır. Okumak ve zeki bir kadın olmak istemesine rağmen, amcası tarafından kendisinden çok yaşlı, cimri ve şiddet eğilimli bir adamla evlendirilir. Evdeki işkenceye dayanamayarak kaçan Firdevs, sığındığı erkekler tarafından da istismar edilince hayatta kalabilmek için fahişelik yapmaya başlar. Firdevs, toplumdaki saygın kadınların da aslında erkeklerin kölesi olduğunu fark eder. Kendi bedeninin ve parasının kontrolünü eline alarak erkek egemen düzene meydan okur. Kendisini tamamen sömürmek isteyen bir adamı öldürdüğünde ise sistem tarafından ölüme mahkûm edilir.

 

 

Romanda, ataerkil sistemin, toplumsal ikiyüzlülüğün ve kapitalist düzenin kıskacında hayatta kalmaya çalışan Firdevs’in fahişelik yapmaya başlamasıyla ilgili şu sözleri alıntılanmış:

“Bir fahişe hep evet der, sonra fiyatını söyler. Hayır derse fahişelik hayatı sona erer. Ben kelimenin tam anlamıyla fahişe değildim, ara sıra hayır derdim. Bunun sonucunda fiyatım hep arttı. Bir erkek, kadınlar tarafından reddedilmeye katlanamaz; çünkü kendi içinde de kendini reddedilmiş hisseder. Bu çifte reddedilmeyi kimse hazmedemez. Bu yüzden ben ne zaman hayır desem, onlar daha çok ısrar ederdi. Fiyatımı ne kadar yükseltirsem yükselteyim, bir kadın tarafından reddedilmeye katlanamazlardı.

Çok başarılı bir fahişe olmuştum. En yüksek fiyatı alıyor- dum; çok önemli insanlar bile benim için yarışıyordu. Bir gün yabancı bir ülkenin çok önemli bir şahsiyeti adımı duymuş. Her şeyi öyle ayarlamış ki, ben hiç farkında olmadan beni görmüş. He- men ardından yanına çağırttı, ama gitmeyi reddettim. Başarılı politikacıların kendi içlerinde hep yenilmelerinden ötürü, başkalarının önünde yenilmeye dayanamayacaklarını biliyordum. Bir insan çifte yenilgiye katlanamaz. Onların yükselmek için sürekli uğraşmalarının gizi budur. Başkaları üzerinde kurdukları iktidar onlara bir üstünlük duygusu verir. Yenilgiye uğradıklarını unutup, zafer kazanmış sayarlar kendilerini. Önem verdikleri tek şey olan büyüklük görünümünü yaymaya çalışırken, içten içe ne kadar boş olduklarını gizler bu zafer.”

“Gene de bir kadın olarak sahip olduğum tutarlılık ve onurdan bir an bile kuşku duymadım. Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her iki dünyayı da er- keklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum. Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar, öyle ya da böyle, fahişeydiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim. Bedenimi verdiğimde en yüksek fiyatı istiyordum. Elbiselerimi yıkamak ve ayakkabılarımı temizlemek için bir sürü hizmetçi tutabilir, onurumu koruması için, ne kadar pahalıya patlarsa patlasm bir avukat bulabilir, kürtaj için doktora avuç dolusu para dökebilir, resmimi basması ve hakkımda yazı yazması için gazeteci satm alabilirdim. Herkesin bir fiyatı vardır ve her mesleğe bir ücret ödenir. Meslek ne kadar saygınsa, ücreti de o kadar yüksek olur; toplumsal katman yükseldikçe bir insanın fiyatı da yükselir. Bir gün gazeteler bir derneğe bağışta bulunurken resmimi basıp, benden sorumluluk sahibi bir yurttaş olarak bahsettiler. Bundan böyle ne zaman onura ya da üne gerek duysam, bankadan para çekmem yeterli oluyordu.”

 

 

Yorumunuzu yazınız...