Anasayfa » Tüm Yazılar » “Şalcı Bacı”ya Ait Sanılan Fotoğraf

“Şalcı Bacı”ya Ait Sanılan Fotoğraf

malumatfurusorg
idam ipi

Fotoğrafın Erzurum’da Şapka Kanunu’na Karşı Çıkması Nedeniyle Asıldığı İleri Sürülen Şalcı Bacı’ya Ait Olduğu İddiası Doğru Değil

Yanlış İddia

 

UYARI: İşbu yazıda yer alan görseller rahatsız edici mahiyette olabilir

 

Şalcı Bacı’nın Asılarak İdamına Ait Olduğu Sanılan Fotoğraf Aslında Başkasına Ait

1925 yılında Erzurum’da bohçacılık yaparak, başörtüsü satarak hayatını kazanan Şalcı (Şöhret) Bacı adlı kadının Şapka Kanunu’na muhalefet nedeniyle idam edildiği iddia edilmektedir. İdam cezasının infazını yansıttığı iddiasını aktaran paylaşımlara da bir kadının asılarak idamına ait fotoğrafın eşlik ettiği görülmektedir.

Bahse konu fotoğraf şu şekilde:

 

şalcı bacı fotoğraf

Şalcı Bacı’ya ait sanılan görsel

 

Fotoğrafı Şalcı Bacı’ya ait olduğu iddiasıyla aktaran bazı paylaşımlar şu şekilde:

 

“Cumhuriyetin kadına ne kazandırdığını anlatırken 1926’da; Başörtüsü sattığı için ŞAPKA KANUNUNA MUHALEFET suçundan idam edilen ‘ŞALCI BACIYI’ anlatsanıza nesillere”

 

şalcı bacı idam

Fotoğrafın Şalcı Bacı’ya ait olduğunu öne süren paylaşım

 

Abdullah Quilliam (@Abdquil):

 

“İranda saçı gözüktüğü için öldürülen kadını fırsat bilen Kemalistler yine İslama ve şeriata saldırmaya başladılar. Peki ya şapka takmadığı için asılan Şalcı Bacı için bir diyeceğiniz yok mu? Hatun kişi olduğu anlaşılmasın diye de üstüne çuval geçirip astılar.”

 

Kadir Mısıroğlu Muhibbanı:

 

şalcı bacı iddiası

Fotoğrafın Şalcı Bacı’ya ait olduğunu öne süren paylaşım

 

Paylaşılan fotoğrafın Erzurum ya da Şalcı Bacı ile bir ilgisi bulunmuyor. Fotoğrafta idam cezası asılarak infaz edilen kişi TBMM kararıyla idam edilen ilk kadın olarak tarihe geçen Isparta’nın Darıbükü Köyü’nden Hasan kızı Fatma’dır.

Hasan kızı Fatma, 20’lik altın ve tarla karşılığı aynı köyden Eşref’in Hanife’yle evlenmesini temin etmek amacıyla Eşref’in karısı Ümmüşani’yi öldürmüştü. 1927 yılında Isparta Sütçüler’de işlediği bu cinayet suçu yüzünden 14 Aralık 1931’de Tuzpazarı’nda asılarak idam edilmişti.

 

hüseyin kızı fatma idamı idam adliye encümeni

 

Fotoğrafı Ispartalı gazeteci Yusuf Yavuz Abdurrahman Kökdoğan arşivinden temin ederek paylaşmış ve Hasan kızı Fatma’nın Isparta Yukarı Köprüçay Havzası’ndaki mezarını tespit edip öyküsünü aktarmıştı.

Fizikî kopya üzerinden çekilen fotoğraf şöyleydi:

 

idam edilen ilk kadın

Isparta’nın Darıbükü Köyü’nden Hasan kızı Fatma, TBMM kararıyla asılarak idam edilen ilk kadın olmuştu

 

Ispartalı Hasan kızı Fatma’nın idamı basına “Türkiye’de asılan ilk kadın” başlığıyla yansımıştı”.

 

türkiyede asılan ilk kadın

15 Aralık 1931 tarihli Son Posta gazetesi kapak sayfası

 

asılan ilk kadın

15 Aralık 1931 tarihli Son Posta gazetesinden “Türkiye’de asılan ilk kadın” başlıklı küpür

 

idam edilen ilk kadın

15 Aralık 1931 tarihli Son Posta gazetesinden “Türkiye’de asılan ilk kadın” başlıklı küpür

 

15 Aralık 1931 tarihli Son Posta gazetesinde bahse konu idam hakkında şu ifadelere yer verilmişti:

“Türkiyede Asılan İlk Kadın

Isparta 15 (Hususî) – Türk Adliye tarihinde ilk defa olarak usul ve kanunî merasim altında bir kadının burada asılarak idam olunduğunu dün bildirdim.

Bu münasebetle hususî bir mahiyet alan vakıanın faili Fatma hakkında bazı malûmat vermeyi faydalı buluyorum.

İdam edilen Fatma, İspartanın Egirdir kazasına tâbi Darıbükük köyündendi ve Hasan isminde birinin de kızı idi. Kendisini idam sehpasına sürükliyen cinayeti ayni köyden Toptaş oğlu Eşrefin başka bir kadınla evlenmesini temin için ehemmiyetsiz bir para mukabilinde işlemiştir. Bu parayı veren, Eşrefle evlenmek arzu eden Hanifedir. Eşrefin karısının adı da Ümmüsaniyedir, Hanife, Fatmayı çağırarak eğer Ümmüsaniyeyi öldürürse kendisine bir altın vereceğini vadetmiş ve ilerde de bir tarla vermeyi taahhüt etmiştir.

O havali dağlık olduğu için bir miktar tarlanın bir çiftlik kadar kıymeti vardır. Bunun üzerine Fatma, bu hususta anlaştığı Ayşenin evinde bir iftar tertip etmiş ve Ümmüsaniyeyi oraya çağırmıştır. Cinayetini de iftardan sonra teravih namazını kılarken kadının arkasından balta ile taarruz etmekle işlemiştir. Sonra Ayşe ile birlikte cesedi köyün yanından geçen çay civarına gömmüşlerdir. Bu suretle de cinayetleri örtülü kalıyor.

Fakat bir gün birdenbire bastıran sel, toprakları sıyırıyor ve ceset meydana çıkıyor. Kadınlar, bu noktayı daima tarassut altında bulundurdukları için cenaze meydana çıkar çıkmaz bunu gömmiye teşebbüs ediyorlar ve halk tarafından görülüyorlar.

Fatmanın cinayet şeriki Ayşe bir sene hapse mahkûm olmuştur.

Mustafa”

 

Şalcı Bacı’ya Ait Sanılan Bir Diğer Fotoğraf

Yine sosyal medyada idam edilen Şalcı Bacı’ya ait olduğu öne sürülerek paylaşılan bir diğer görsel de 1938 yılında metres hayatı ve zehirleme hükmü gereği idam edilen Ayşe Gelget adlı kadına aittir (Üzerine asılan idam hükmündeki tarih ve Latin harfleriyle yazılı olması bahse konu görselin Şalcı Bacı’ya ait olmadığının diğer delillerdir).

 

ayşe gelget idam

 

Ayşe Gelget’in idamına ilişkin 6 Mayıs 1938 tarihli ve 3900 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1047 nolu karar metni şöyledir:

“Karaisalmın Mansurlu köyünden Ali kızı Ayşe Gelgetin ölüm cezasına çarptırılması hakkında

(Resmî Gazete ile neşir ve ilâm : 6/V/19S8 – Sayı : 3900)

No. 1047

Karaisalı kazasının Karsantı nahiyesine bağlı Mansurlu köyünden Kasım Ali Hasanın karısı Dudu ile oğlu Aliyi zehirlemek suretile taammüdle öldürmekten suçlu Kasım Alinin yanında hizmetçi adı altında metresi bulunan Ali kızı 1319 doğumlu Ayşe Gelgel hakkında Seyhan Ağır ceza mahkemesince hükmolunan ölüm cezasının değiştirilmesini ve hafifi estirilmesini müsielzim bir sebeb görülemediğinden teşkilâtı esasiye kanunu nıııı 26 ncı maddesi mucibince bu cezanın infazına karar verilmiştir

(Cıld : 20 – Sayı fa : 2 ve Cıld : 24 – Sayıfa : 112 ve Cihl : 2.1 – Sayıfa : 2).’

2 mayıs 1938”

 

Erzurum’da 1925 Yılında Şalcı Bacı Adlı Kadının Asılarak İdam Edildiği İddiası

Tek derdi ördüğü şallardan kazandığı üç kuruşla üç öksüz çocuğunu büyütmek olduğu hâlde Şapka Kanununa muhalefetten dolayı idam edildiği öne sürülen Erzurum’lu Şalcı Şöhret Bacı’nın varlığı tartışmalı bir mevzu.

Şalcı Bacı’nın hikâyesi olduğu iddiasıyla aktarılan metin şu şekilde:

“24 Kasım 1925, bundan 95 sene önce Erzurumlular şapka inkılabını protesto için valilik önünde toplanırlar. Yetim çocuklarına bakmak için şal örüp pazarda açtığı sergide satan Şalcı Bacı’ya ‘koş, senin oğlanlar da hükümetin önünde’ diye haber verilir.

Şalcı Bacı valilik önüne gider, çocuklarını orada göremeyince sorgusuz sualsiz idam için götürülenlerin içinde sanıp ‘Başlarım şapkanıza. Nerede benim balalarım’ diye bağırdığı için apar topar idama mahkum edilir. Tatar Hasan Paşa, Şalcı Bacı’dan çarşafını çıkarmasını ister.

Şalcı Bacı da “Bugüne kadar bu çarşafı çıkarmadım. Bir başıma dul bir kadın olarak namusumu hep korudum. Bundan sonra da çıkarmam” cevabını verir. Paşa, ‘Sen bilirsin o zaman’ diyerek Şalcı Bacı’nın başına geçirmek için askerlerden un çuvalı ister. Şalcı Bacı şöyle bağırır:

‘Ula sen nasıl adamsın? Hem kadın kısmını şapka için asıyorsun, hem de kadındır belli olmasın diye korkundan un çuvalı geçiriyorsun. Ödlek herif! Yüreğin varsa kadın astım desene!”

5 gün sonra bile cesetler hâlâ darağaçlarında sallanıyordu. Tek suçları şapkaya karşı çıkmalarıydı.

Günler sonra sadece şapka takmak istemedikleri için asılan biri kadın 13 kişinin cesedi çöp arabasına kondu. Ailelerinin almasına izin verilmedi. Cenaze namazları kılınmadan, kefenlenmeden hendek kazarak içine cesetleri atıp üzerini kapattılar. CHP düzenini böyle zulümle kurdu.

”Şapkaya tepkilerin şiddetle bastırılması üzerine, gerçekten pahalı olduğu halde, hiç kimsede şapka giymenin pahalı olabileceğini söyleyecek hal kalmamıştır. Çünkü artık sorun fes ya da şapka değil, onlardan birinin giyileceği kafayı yerinde tutabilmektir!”

 

Ancak, Şalcı Bacı’nın varlığına ya da Şapka İnkılabına karşı çıktığı için idam edildiğine dair bir belgeye rastlanamıyor. Hakkındaki iddianın özellikle 1969 yılı sonrasında ortaya çıktığı ve rivayetlere dayandığı anlaşılmaktadır.

TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920 tarihinden son idamın gerçekleştirildiği 1984 yılına değin Meclis kararıyla 15 kadının idam edildiği biliniyor. Yukarıda da değinildiği üzere TBMM kararıyla idam edilen ilk kadın, 14 Aralık 1931’de Tuzparası’nda gerçekleştirilen infazıyla Isparta’nın Darıbükü Köyü’nden Hasan Kızı Fatma idi. Cumhuriyet tarihi boyunca TBMM kararıyla idam edilen 15 kadının arasında Erzurum’dan Şalcı Bacı adlı bir şahıs yer almıyor. Ancak, TBMM kararı dışında İstiklâl Mahkemeleri’nin verdiği hükümle idam edilenler de mevcut (Bu nüansı gözden kaçıranlar Cumhuriyet tarihinde idam edilen ilk kadının -varlığı konusunda uzlaşı bulunmayan- Erzurumlu Şalcı Bacı değil, Ispartalı Hasan kızı Fatma olduğunu öne sürmüştü).

Bazı irticaî tahrikat görünmesi üzerine Erzurum Vilâyeti dahilinde bir ay müddetle “idare-i örfiye”, yani sıkı yönetim ilânına dair karar Şapka Kanunu’yla aynı tarihte Resmî Gazete’de yayımlanmıştı.

Prof. Dr. Mete Tunçay, “Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması (1923-1931)” adlı kitabında (Sf: 152) Erzurum’da yaşanan gelişmeleri şöyle aktarmaktadır:

“Şapka İktisası Hakkındaki Kanun’un TBMM’den çıktığı gün ‘Erzurum’da bazı mutassıpların mürteciyane bir nümayiş teşebbüsü’nde bulundukları ertesi sabahki gazetelere manşet olmuştur: ‘Kara kuvvetin uyumadığını gösteren bu hareket derhal bastırılmış ve mürteciler yakalanmıştır. . . Erzurum’da dünden itibaren bir ay müddetle İdare-i Örfiye ilan edilmiştir. (Cumhuriyet, 26 Teşrinisani 1 341)’ Sıkıyönetim hakkındaki Bakanlar Kurulu kararının TBMM’de onaylanması görüşülürken İsmet Paşa yaptığı açıklamada, gericilerin ‘Gavur memur istemeyiz!’ sloganıyla ayaklandıklarını belirtmiştir. Olayın üçüncü günü Erzurum Divan-ı Harbi Örfisi’nin ‘ilk hükmü’ verdiğini gazetelerden okuyoruz. (Cumhuriyet, 29 Teşrinisani 1 341). 114 mevkuftan 3 kişi idama 2 kişi onar seneye mahkum edilmiştir.

Şapka Kanunu olarak bilinen “Şapka İktisası Hakkında Kanun” 25 Kasım 1925 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve 28 Kasım 1925 tarihli 230 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştı.

Şapka İktisası Hakkında Kanun

(Resmî Ceride ile neşir ve ilâm : 22/XII/1341 – Sayı : 230) No. 871

BİRÎNCİ MADDE — Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idarei umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilûmum müessesata mensub memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da umumî serpuşu şapka olup buna münafi bir itiyadın devamını Hükümet meneder.

İKİNCİ MADDE — işbu kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır.

ÜÇÜNCÜ MADDE — işbu kanun Büyük Millet Meclisi ve icra Vekilleri Heyeti taraflarından icra olunur.

25 Teşrinisani 1341 ve 8 Cemaziyelevvel 1344

 

şapka kanunu

 

Şalcı Bacı’nın 24 Kasım 1925 tarihinde, yani henüz TBMM’de kabul edilmemiş ya da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmediği bir tarihte Şapka Kanunu’na muhalefet suçunu işlediği ve idam edildiği öne sürülmektedir.

Mezkur Kanun Meclis tarafından onaylanmadan önce üzerinde yapılan çalışmaların duyulması ve Türkiye’de şapkadan başka bir serpuşun kullanılmasının yasak edileceğine bazı kesimlerin tepki göstermiş olduğu belirtilmektedir (Ahmet Nedim (1993). Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926. İşaret Yayınları, İstanbul & Mahmut Goloğlu (2007). Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-1 1924-1930 Devrimler ve Tepkileri. İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul).

 

ahmet nedim ankara istiklal mahkemesi

Ahmet Nedim’in Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926 adlı kitabında Erzurum’da verilen idam cezalarına ilişkin tanık beyanlarına dayanarak yaptığı aktarım

 

Şapka kanununun çıkarılmasıyla memleket genelinde hükümete karşı oluşan tepki ve protestolar üzerine Ankara İstiklal Mahkemesi bu hareketleri Cumhuriyet’e karşı yapılan ayaklanma teşebbüsleri şeklinde algılayarak Sivas, Tokat, Erzurum, Rize, Giresun ve Ankara’da gezici olarak görev yapmıştı (TBMM (2015). İstiklal Mahkemeleri (Kanun, Gerekçe ve Genel Kurul Tutanakları) Cilt – 1. TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı Basımevi. Ankara).

Erzurum’da cereyan eden bu hadiseden sonra 21 (bazı kaynaklara göre 33) kişiye idam cezası verildiği belirtilmektedir.

Mahmut Göloğlu, (yukarıda alıntılanan kitabında) Erzurum’daki cezalandırmaların şapka takmaya direnme değil, ayaklanma teşebbüsü nedeniyle gerçekleştirildiğini şöyle ileri sürmüştür:

“Bu olaylarda mahkum olanlar şapka giymedikleri için ceza almamışlardır. Bunlar şapka giyilmesini protesto ettikleri, buna engel olmak istedikleri, bu nedenle başkaldırdıkları, ayaklanma teşebbüsünde bulundukları için cezalandırılmışlardır.”

Bu süreçte Erzurum’da Şapka Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesiyle idama mahkûm olanlar arasında bir de kadının bulunduğu rivayete dayanmaktadır. Yaptığımız taramada Şapka Kanunu’na karşı çıkması nedeniyle bir kadının Erzurum’da idam edildiğine yönelik ilgili dönemde yayımlanan (Akşam, Tanin, Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye ve Vakit gibi) gazetelerde bir iz bulamadık. TBMM kayıtlarında ya da internet ortamında erişime açılan İstiklâl Mahkemesi kayıtlarında bu yönde bir atfa rastlayamadık.

Öte yandan, Şapka Kanunu’na muhalefetin suçu idam cezası değildi. Şapka Kanunu’nda ya da yürürlükteki ceza kanunda şapka takılmaması suçu için idam cezası hükmü yer almıyordu. Şapka takmaya karşı çıkanlara 1 ila 3 ay arasında hapis cezası verilmekteydi. Bu cezaların bir bölümünün affedildiği bilinmektedir.

 

şapka kanununa muhalefet cezası

Şapka Kanunu’na muhalefet eden kişiye verilen 1 günlük hapis cezasının affına ilişkin kararname (Arşiv Kaydı: BCA – 30.18.1-2 Yer : 79-83-19)

 

16 Mayıs 1929 tarihli 1194 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1441 sayılı 13 Mayıs 1929 tarihli “Kabahathların Affı ve bazı Cürümlerin takibat ve cezalarının tecili hakkında kanun” ile Şapka Kanunu’na muhalefet suçundan ötürü verilen cezalardan bakiye tutarlar tecil olunmuştu. İlgili madde şu şekildedir:

“şapkayı vesile ederek devletin emniyeti dahiliyesini ihlâlden dolayı eski ve yeni ceza kanunlarının birinci baplarının ikinci fasıllarında yazılı hükümlere göre mahkûm olanların bakiye cezalar tecil olunmuştur.”

 

Şalcı Bacı’nın İdam Edildiği İddiasını Ele Alan Kitaplar

Şalcı Bacı’nın idam edildiği iddiasına ilişkin aktarımlara göz atacak olursak…

Çetin Altan, “Sırtında Üç Ölüyle Dolaşan Kişi” başlıklı 28 Ekim 1974 tarihli yazısını aktardığı 1976 basımı “Kahrolsun Komünizm Diye Diye” adlı kitabında (Sf:59) Şapka Kanunu’nun çıktığı dönemde Erzurum Garnizon Komutanı olan dedesi Tatar Hasan Paşa’nın kentte meydana gelen isyanı bastırmak için çabalarken hızını alamayıp bir kadını astırdığını belirtmişti. Altan’ın ilgili satırları şu şekildeydi:

“Dedem Hasan Paşa çok sert bir askerdi. İsmet Paşa topçu okulunda öğrenci iken, Hasan Paşa okul müdürüydü. Sonrası ünlü komutanlar olan o dönemin öğrencileri, anlatıp dururlar Hasan Paşa‘nın sertliğini. Bir şapka isyanını bastırmakla görevlendirildiği bir kentte, hızını alamayıp bir de kadın asmıştı. Sanırsam siyasal suçtan ilk asılan kadın odur tarihimizde. Kadın sehpaya çıkmadan önce ‘Ben bir hatun kişiyim. Şapka ile ne derdim ola ki!’ demiş galiba. Ben o tarihte henüz doğmamışım. Çok ama çok sonradan öğrendim bunları. Ve inanın ince sızı gibi tatsız bir burukluk kaldı içimde.”

Çetin Altan, dedesi Tatar Hasan Paşa’nın sertliğini, Erzurum’da bir kadını idam ettirdiğinin anlatıldığını aktarmıştır. Altan, dedesinin Şapka Kanunu’na karşı çıktığı için Şalcı Bacı adlı bir kadını astırdığına yönelik bir atıfta bulunmamıştır.

Necip Fazıl Kısakürek’in “Son Devrin Din Mazlumları” adlı kitabında “Şapka Kurbanları” başlıklı bölümde Şalcı Bacı’nın idamına değindiği iddia edilse de bahse konu kitabın elimizdeki suretinde yaptığımız taramada bu yönde bir atfa rastlayamadık:

“Çarşıda kapatılan dükkânların kepenk sesleri… Heyecanlı bir kalabalık… Kalabalık, Vilâyet binasının önünde… Sesler: ‘Şapkayı istemiyoruz! Gàvur kılığına giremeyiz!’ Kalabalık, süngülü jandarma zoruyla dağıtılıyor. Erzurum’da Sıkı Yönetim… İstiklâl Mahkemesi… Başta Gavur İmam lâkaplı bir hoca ile Hoca Osman isimli bir din adamı, aralarında da bir kadın, sehpada 33 ceset…”

Gazeteci Nimet Arzık, 1969 yılında yayımlanan “Çetin Altan’dan Demirel’e Eş Kişiler Zinciri” adlı kitabındaki “Şalcı Bacı Asılmağa Gidiyordu” başlıklı bölümde Şapka Kanunu’na muhalefetten ötürü Erzurum’da Şalcı Bacı olarak tanınan bir kadının asıldığını öne sürmüştü. Nimet Arzık, Şalcı Bacı’nın “Şapka Kanunu’na Muhalefet suçundan asılacağı” kararına şaşırdığını, “candarmalar” onu iterek götürürlerken “Kadın şapka giye ki asıla?” diye sorarak geçtiği yollardaki “donuklaşmış” insanların içlerini kabarttığını aktarmıştı. Nimet Arzık kitabında bu iddiasına dayanak olarak bir belge sunmamış olup, daha çok rivayetlere dayandığı görülmektedir. Arzık’ın kitabından ilgili bazı satırlar şu şekildeydi:

“‘Giyer, giymez, ama ‘icaplar’ vardı. . . Görev icaplan, ödev icaplan, ibret icaplan, gösteri icaplan. . . Şakı Bacı’yı iki metre boyuyla, ‘isli’ yüzüyle, yılan yılan incelmiş örgüleriyle, siyah pu­ şusuyla ve bütün sabır felsefesiyle darağacına vardınyordu bu icaplar. . . Bildik evler arkasında kalıyordu, hükümet meydanına dek. .. Erkek adımlarla, bilmedik bir dünyaya doğru yürüyordu.. . Donuklaşmış halkın arasından, koşuşanlar vardı ağlayarak, onu o bilmedik dünyanın eşiğine kadar uğurlayan.'”

Cihan Aktaş’ın, “Tanzimat’tan 1 2 Mart’a Kılık-Kıyafet ve İktidar” adlı kitabındaki “Şapka İdamlarında Bir Kadın: Şalcı Bacı” başlıklı bölümde bu iddiayı Nimet Arzık ve Çetin Altan’ı alıntılayarak aktarmıştır.

Sefer Darıcı’nın konuyla ilgili 2013 yılında Destek Yayınları’ndan çıkan “Şalcı Bacı” adlı bir kitabı bulunmaktadır. Darıcı’nın “kadın olduğu belli olmasın diye un çuvalına konularak asılan bir annenin gözyaşları içinde okuyacağınız gerçek hikâyesi…” notuyla “gerçek” olduğunu iddia ettiği kitâp, yukarıda aktarılan iddialar üzerine kurgulanmış bir hikâyeyi aktarmaktadır.

 

şalcı bacı şeref darıcı

 

Sinan Meydan, Panzehir adlı kitabının “Şalcı Bacı ve İstiklal Mahkemeleri” başlıklı bölümünde Şalcı Bacı anlatısının gerçeği yansıtmadığını iddia etmişti. Anılan kitaptan iddia ile ilgili şu paragraflar özet mahiyetinde sunulabilir:

“Türkiye’de son zamanlarda gittikçe büyüyen yalanlardan biri de ‘1925’te Erzurum’da Şalcı Bacı adlı bir kadının Şapka Kanunu yüzünden iddia edildiği!’ şeklindedir. İnternet ortamında adeta bir kartopu gibi büyüdükçe inananı da büyüyen bir yalandır ‘Şalcı Bacı’ yalanı. Google’da “Şalcı Bacı” diye bir arama yapıldığında karşınıza yaklaşık 16.000 sonuç çıkmaktadır. Bu 16.000 sonucun hiç abartısız 15.999’unda “Şapka Kanunu nedeniyle idam edilen Şalcı Bacı” yalanı -kes yapıştır- neredeyse aynı cümlelerle tekrarlanmıştır.

Görülen o ki Necip Fazıl’ın “Şapka Devrimi nedeniyle Erzurum’da bir de kadın asıldı! ” yalanından Nimet Arzık “Şalcı Bacı Asılmağa Gidiyordu” başlıklı bir hikaye kurgulamıştır. Ne ilginçtir ki, Necip Fazıl’ın 1969’da yayımlanan “Son Devrin Din Mazlumları ” adlı kitabında ortaya attığı bu iddiayı Nimet Arzık, yine 1969’da yayımlanan “Çetin Altan’dan Demirel’e Eş Kişiler Zinciri” adlı kitabında kullanmıştır. Yani yalanın ortaya çıkış tarihi 1969’dur.

Sonuçta “olayı yaşamış tanıkların ifadeleri” ve arşiv belgeleri; İstiklal Mahkemesi Zabıtları “Şalcı Bacı” yalanını çürütmektedir. Özetlersek; Ergün Aybars’ın tamamen arşiv belgelerine dayanan “İstiklal Mahkemeleri” adlı bilimsel kitabında Erzurum Sıkıyönetim Mahkemesi’nin veya İstiklal Mahkemelerinin Şapka Kanunu nedeniyle bir de kadın (Şalcı Bacı veya başka birini) astığı hakkında hiçbir belge ve bilgi yoktur.

Mete Tunçay’ın arşiv belgelerine, gazete haberlerine dayalı “Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması, 1 923-1 93 1 ” adlı bilimsel kitabında Şapka Kanunu nedeniyle bir de kadının (Şalcı Bacı veya başka birinin) asıldığına ilişkin hiçbir belge ve bilgi yoktur.

Mahmut Akyürekli’nin tamamen arşiv belgelerine dayanan “Şark İstiklal Mahkemesi, 1 925-1 927” adlı bilimsel kitabında da Sıkıyönetim Mahkemesi’nin veya İstiklal Mahkemesi’nin bir de kadın (Şalcı Bacı veya başka birini) astığı yönünde herhangi bir belge ve bilgi yoktur.

Şapka Kanunu’na muhalefetten Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanan Tahirü’l-Mevlevi, “Matbuat A.lemindeki Hayatım ve İstiklal Mahkemeleri” adlı anılarında da Sıkıyönetim Mahkemesi’nin veya İstiklal Mahkemesi’nin astığı bir kadından (Şalcı Bacı veya başka birinden) söz etmemektedir.

Ancak yine hiçbir İstiklal Mahkemesi tutanağında Erzurum’da Şapka Kanunu veya başka bir nedenle bir kadının (Şalcı Bacı veya başka birinin) asıldığına ilişkin hiçbir kayıt yoktur.

Sonuçta eğer Şakı Bacı asıldıysa (!) bu durumda iki olasılık vardır. 1 ) Şakı Bacı, ya Şapka Kanunu bahanesiyle dini kullanıp yeni rejime karşı halkı kışkırtmak, isyana katılmak suçundan yargılanıp suçlu bulunarak asılmıştır ya da idam gerektiren başka bir suçtan yargılanıp asılmıştır, ki bu durumda ortada bir mağduriyet yoktur. 2) Erzurum olaylarını bastırmak isteyen Komutan Hasan Paşa, hiçbir yerden emir almamasına karşın Çetin Altan’ın ifadesiyle “hızını alamayarak ” bir de kadın asmıştır, ki bu durumda sorumlu doğrudan doğruya Hasan Paşa’dır. Her iki durumda da Atatürk’ü, Cumhuriyeti suçlamak mantıksızlıktır. Ayrıca her iki durumda da bu olay, başka yerde benzerine rastlanmayan, münferit bir örnektir. Bir istisnadan hareketle kaideyi bozmak, uyduruk genellemeler yapmak da neyin nesidir?

Öte yandan Şalcı Bacı hakkında farklı rivayetleri dile getirenler de mevcut. Bu konuda Ümit Doğan adlı araştırmacının aktarımı şu şekilde:

“Şalcı Bacı’nın varlığı bile sadece rivayete dayanır. Rivayette ise Şalcı Bacı başörtü satan mübarek bir kadın değildir. Genelevi işleten bir kadınla iş yapan, bohçacı olduğu için her eve girdiğinden dolayı genç kızı olan evleri bu kadına ve Ermenilere ihbar eden bir hafiyedir.”

Şapka Kanunu’na yönelik tepkilere ilişkin ilginç bir vakaya da Murat Bardakçı değinmişti. Bardakçı, Habertürk’teki “Tarihimizden tuhaflıklar: 1925’te “Şapka günahtır” diyen kadın, deli diye tımarhaneye kapatılmıştı!” başlıklı 16 Aralık 2018 tarihli yazısında 1925 yılında şapkanın şeriata aykırı olduğuna dair Mustafa Kemal Atatürk’e mektup yazan Ayşe Hanım’ın aklı dengesindeki hastalık dolayısıyla tedavi için Toptaşı Tımarhanesi’ne sevk edildiğine dair arşiv belgelerini paylaşmıştı.

 

Fotoğrafın İdam Edilen Şalcı Bacı’ya Ait Olduğunu Sanan Yazarlar

Yeni Asya’daki “İdam edilen kadın: Şalcı Bacı; Suç: Şapka Kanunu’na muhalefet” başlıklı 13 Ağustos 2018 tarihli yazısında M. Said Zeki bahse konu fotoğrafı Şalcı Bacı’ya ait olduğu iddiasıyla paylaşmış. Karar yazarlarından Hüseyin Hatemi de 12 Kasım 2020 tarihinde M. Said Zeki’nin bahse konu yazısını Twitter üzerinde paylaşmıştı.

Ayrıca, Hilal Kaplan (“Ruhun Şad Olsun Şacı Bacı” başlıklı köşe yazısında), Ayşe Böhürler (“Şapka Giymeyen Kadın Niye Ası­lır?” başlıklı köşe yazısında), Yavuz Bahadıroğlu (“Şapka İnkılabından Kaç Kişi Asıldı?” başlıklı köşe yazısında), Vehbi Horasanlı (“Şalcı Şöhret Ana’nın hikâyesi” başlıklı yazısında), Cihan Aktaş (“Tanzimat’tan 1 2 Mart’a Kılık Kıyafet ve İktidar” adlı kitabının “Şapka İdamlarında Bir Kadın: Şalcı Bacı” başlıklı bölümünde) gibi yazarlar da bu iddiayı aktarmıştı.

 

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz