Mithat Paşa’nın 2. Abdulhamit’in Devrilmesinden Sonra “Biz Sadece Abdulhamid’i Yıkmaya Odaklandık Onu Hiç Düşünmemiştik” Dediği İddiası

Mithat Paşa'nın Mithat Paşa'nın 2. Abdulhamit'in Devrilmesinden Sonra "Biz Sadece Abdulhamid'i Yıkmaya Odaklandık Onu Hiç Düşünmemiştik" Dediği İddiası
Mithat Paşa'nın 2. Abdulhamit'in Devrilmesinden Sonra "Biz Sadece Abdulhamid'i Yıkmaya Odaklandık Onu Hiç Düşünmemiştik" Dediği İddiası Asılsızdır

2. Abdulhamit ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında benzerlikler kurarak siyasi mesaj vermeyi amaçlayan profillerin özellikle 2015 ve 2016 yıllarında sosyal medyada paylaştıkları bir şehir efsanesi: Osmanlı Sadrazamlarından, tam adıylai Ahmed Şefik Midhat Paşa’nın 2. Abdulhamit’in devrilmesinden sonra “biz sadece Abdulhamid’i yıkmaya odaklandık onu hiç düşünmemiştik” dediği iddiası.

Hurafe şu şekilde aktarılıyor:

"Mithat Paşa'ya bir gazeteci sormuş;
Demiş ki; 
-Paşam istediğiniz oldu, Abdülhamid gitti. Şimdi projeniz ne? Sizler neler yapacaksınız?
Bu soru karşısında Mithat paşa bir süre duraksadıktan sonra biraz da sıkılarak cevap vermiş.
-Biz sadece Abdülhamid'i yıkmaya odaklandık, onu hiç düşünmemiştik...."

Ve günümüz siyasetine benzerlik ekleniyor:

"Abdülhamid Han gitsin de ne olursa olsun diyen zihniyet ile bugünkü zihniyetin bir farkı var mı?"

II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden 25 yıl önce ölen bir devlet adamı için bir hayli öngörülü (!) bir söz.

Elbette, 1876 Kanun-ı Esasi’nin hazırlanması, I. Meşrutiyet’in ilan edilmesi, Ziraat Bankası’nın kurulması gibi atılımlarda önemli rol oynayan Osmanlı devlet adamı Mithat Paşa’nın -2. Abdulhamit’le ilişkileri gergin olsa da- böyle bir sözü söylemiş olma ihtimali yok.

Nedeni bariz: Milâdi 1822 doğumlu Mithat Paşa, 1884 yılında öl(dürül)müştür. 2. Abdulhamit 1909 yılında tahttan indirilmeden 25 yıl önce.

II. Abdulhamit, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Kanun-i Esasi’nin 113. maddesinin kendisine verdiği hakkı kullanarak Osmanlı Mebusan Meclisini kapatmasının ardından Mithat Paşa sadaretten uzaklaştırılır. Bu olayın akabinde Mithat Paşa Brindizi’ye kaçar. İspanya, Fransa ve İngiltere’de bir süre kalmasının ardından 1878’de Suriye ve 1880’de Aydın valiliğine atanır. I. Abdulaziz’in şüpheli ölümü için açılan soruşturma kapsamında görevinden ayrılan ve İstanbul’a getirilerek Yıldız Mahkemesi tarafından yargılanan Mithat Paşa, idama mahkum edilir. II. Abdulhamit’in bu idam cezasını ömür boyu hapise çevirmesinin ardından Arabistan’ın Taif kalesine sürülür. Taif’te 1884 yılında muhafızları tarafından boğularak öldürülür.

Gerçeği tahrif etme peşinde koşanların Mithat Paşa’nın bu yönde bir söz sarf etmesinin mümkün olmadığı gerçeği yüzlerine çarpıldığında ise bu sözü söyleyebilecek başka paşa arayışına girdikleri görüldü. Önce Fuat Paşa’yı öne sürdüler. Sonrasında ise bu sözü söyleyen kişi olarak Mahmud Şevket Paşa’da karar kıldılar. Halbuki, böyle bir sözün bir Osmanlı Devlet adamı tarafından söylendiğine dair ne bir tarihi vesika ne de bir tanık bulunmaktadır. Varsa yoksa mevcut siyasi atmosferde kendi savlarına destek uydurma peşinde koşanların kirli zihinleri.

Son dönemde türetilen diğer birçok şehir efsanelerinde olduğu gibi, bu sözün herhangi bir yazılı kaynakta varlığı ya da belirli bir tarihten önce sanal alemde izi görülemiyor. Mithat Paşa’ya atfedilen bu sözün internet dünyasındaki ilk izine 2015 yılı Haziran ayındaki siyasi demagoji tweetlerinde rastlıyoruz.

 

“Ne mutlu ki, bu hataya düşen bir köşe yazarına rastlamadık” demeyi çok isterdik.  Ancak, sanal alemde bir şehir efsanesi olur da köşe yazarları buna atlamadan durmaz ki.

Hakimiyet Gazetesi yazarlarından Dursun Seyis’in 11 Temmuz 2015 tarihli “Abdülhamit Gitti” başlıklı yazısında bu hurafeye yer verdiğini görüyoruz.

 

 

malumatfurus hakkında 894 makale
Köşe yazarları için yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz