Hipokrat zaten allahsızdı. Ona vereceğim yemini tutmak zorunda değildim, içim rahat.” tweeti, Ali İsmail Korkmaz’ın darp edilmesinin ardından başvurduğu Yunus Emre Devlet Hastanesi acil servisinde çalışan doktor tarafından değil, adına açılan sahte hesaptan atıldı.

 

 

19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, 2 Haziran 2013 günü Eskişehir’de düzenlenen Gezi Parkı eylemleri sırasında uğradığı saldırı sonucunda 38 gün komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013 günü yaşamını yitirdi.

Ali İsmail Korkmaz’ın eli sopalı bir grup polis ve sivil tarafından dövülmesinin ardından yaşamını yitirmesi toplumda büyük bir öfke oluşturdu. Soruşturma sürecinin başlamasıyla birlikte özellikle sosyal medya üzerinden bu öfke bir yandan da Ali İsmail Korkmaz’ı acil serviste değerlendiren hekime de yöneldi.

Ali İsmail Korkmaz’ın, darp olayından sonra Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde gerekli muayenesinin yapılmadığı, eksik tedavi uygulandığı, hemen taburcu edilerek başka yere sevk edilmediği iddia edildi.

Korkmaz’a beyin kanaması geçirdiği sırada gerekli tıbbi müdahaleyi yapmayıp kas gevşetici vererek evine gönderdiği gerekçesiyle (Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında takipsizlik kararı verilen ve Eskişehir Tabip Odası tarafından suçsuz bulunan) Dr. Hasan Gülcü hedef alındı.

 

Kafasına ağır darbeler alan Ali İsmail Korkmaz, ilk olarak Anadolu Üniversitesi’ne bağlı Mavi Hastane’ye, ardından da Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Korkmaz, geçmişte kalp kapakçığı ameliyatı olduğunu ve “Coumadine” adlı kan sulandırıcı ilaç kullandığını söylediği halde buna uygun işlem yapılmadığı ileri sürüldü.

Ali İsmail Korkmaz’ın dövüldüğü 2 Haziran 2013 gecesi tedavi için Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne getirildiğinde beyin kanaması geçirdiği halde, kendisine bir kas gevşetici yazılarak, geri gönderildiği gerekçesiyle acil serviste görevli doktorlar eleştirildi.

Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünün hemen ardından, tedavi sürecinde herhangi bir tıbbi uygulama hatasının, herhangi bir kasıtlı davranışın ya da bir mesleki yetersizliğin bulunup bulunmadığına ilişkin Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Fakat Tepebaşı Kaymakamlığı, 31 Temmuz 2013’te ‘görevi ihmal’ iddiasıyla açılan soruşturma hakkında ‘soruşturmaya yer olmadığı’ gerekçesiyle izin vermedi. Bunun üzerine Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edildi. Savcı Abdullah Tokgöz Tokgöz, Dr. Gülcü ile ilgili itirazında, “ suç unsurlarının oluşup oluşmadığının ve delillerin takdir edilmesinin yargısal mercilerce soruşturulması gerektiğini” vurguladı. Bunun üzerine karar, Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi’nce kaldırıldı.

Mahkeme , Dr. Gülcü’nün uzman doktorun tavsiyesine rağmen Korkmaz’ı beyin cerrahisi yerine ortopedi polikliniğe yönlendirdiğini, bu hatası nedeniyle ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan soruşturma yürütülmesi için yeterli şüphenin bulunduğunu belirtti.

Yeniden başlayan soruşturma kapsamında dosya, Dr. Gülcü’nün bir kusurunun olup olmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderildi. Adli Tıp Kurumu’ndan konunun detaylı incelenmesini ve bir kusurun olup olmadığının belirlenmesini talep etti.

Adli Tıp 1. İhtisas Dairesi, Ali İsmail Korkmaz’ı muayene eden Dr. Hasan Gülcü ile ilgili 11 Aralık 2013 tarihli raporu hazırladı.

Olay sonrasındaki tedavi süreçleri, yapılan tetkikler, verilen ilaçlar, uygulanan tetkik yöntemleri ve eksikliklerin olup olmadığı incelendiği raporda, Korkmaz’ın Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde tedavisinden sorumlu Dr. Gülcü’nün kusurunun bulunmadığı belirtildi. Korkmaz’ın 2 Haziran 20134’te dövülerek yaralanması ile 10 Temmuz 2013’te ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu vurgulandı. 

9 üyenin hazırladığı raporda, Korkmaz’ın 03.06.2013 günü Anadolu Üniversitesi Mavi Hastanesi’nde 8-9 basamaklı merdivenden düştüğünü belirttiği, baş, omuz ağrısı tariflediği, muayenesinde genel durumunun iyi, iki yönlü kafa grafisinin normal değerlendirildiği, serum takılarak fraktür ve kafa travması açısından değerlendirilmek üzere Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği kaydedildi.

Korkmaz için BT (kafa-servikal-torokal), USG (pelvis), PA akciğer grafisi, sağ ve sol omuz grafileri ile CBC ve alkol tetkiki istendi. Çekilen BBT’de her iki latarel ventrikül ve 3. ventrikülde genişleme dışında tespit edilen bulguların normal sınırlarda oldukları, hemogram tetkikinde HGB: 14,4, HCT: 42,5, RBC: 5,09×106, PLT: 135000 (L) olduğunun vurgulandığı raporda, incelemeler sonucunda 03.06.2013 günü saat 06.30’da ortopedi poliklinik kontrolü önerisiyle ile taburcu edildiği, gönderilen grafilerin kurul tarafından incelemesinin yapıldığı aktarıldı.

Raporda, Korkmaz’ın bilgisayarlı tomografilerinde ise sağ skapula (kürek kemiği) korpusunda kırık, beyinde sağ parietal bölgede sefal hematom (kanama sonucu oluşan şişlik), sağ ramus mandibulada (sağ yüz) kırık, sol parietalda subaraknoidal (kanama), parankimal hematom (kafa travması), sol hemisferde ödem olduğu belirtildi.

Rapor’un sonunda şu değerlendirmeye yer verildi:

“04.06.2013 günü saat 12.06 tarihli bilgisayarlı beyin tomografisinde önceki grafilerde tespit edilen hemorajinin progrese olduğu, ventriküle açıldığı dikkate alındığında, Korkmaz’ın Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne 03.06.2013 tarihinde götürüldüğünde Dr. Hasan Gülcü tarafından muayenesinin yapıldığı. Uygun tetkiklerin istendiği, tetkiklerin değerlendirilmesi sonucunda doğru tanını konulduğu ve öneriler ile taburcu edildiği. Bu dönemde çekilen BBT’sinin kurulumuzda yapılan incelemesinde ölümüne neden olan beyin kanamasının bulunmadığı, ilerleyen saatlerde oluşan beyin kanamasının öngörülemez bir durumda olduğu dikkate alındığında kişinin Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde tedavisinden sorumlu Dr. Hasan Gülcü’ye atf-ı kusur olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.”

Adli Tıp’ın “Gülcü tarafından uygun tetkiklerin istendiği, doğru tanının konulduğu, o esnada beyin kanamasının bulunmadığı, ilerleyen saatlerde oluşan beyin kanamasının önlenemez bir durumda olduğu” yönündeki raporu üzerine, Dr. Gülcü hakkında takipsizlik kararı verildi (Bu rapor üzerine savcılık tarafından 17 Ocak 2014 günü Dr. Gülcü hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Korkmaz Ailesi’nin avukatı Özgür Özlem Öngel, karara Bilecek Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etti. İtirazı ele alan mahkeme, Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığı’na görüşünü sordu. Başsavcılık Adli Tıp raporu ışığında itirazın reddini istedi. Mahkeme de 15 Nisan 2014’te itirazı reddetti.).

Eskişehir Tabip Odası tarafından kendisinin muayene ve değerlendirmesinde görev alan hekimler hakkında soruşturma açıldı (Eşzamanlı olarak Sağlık Bakanlığı tarafından tedavi sürecinde yer alan hastanelerde soruşturma yürütüldü.).

Eskişehir Tabip Odası, Ali İsmail Korkmaz’ın dövülmesi sonrası gittiği hastanede gerekli muayene ve tetkikleri yapmadıkları iddia edilen Dr. Hasan Gülcü ve Dr. Nesrin Topçu Çiçek hakkında yaptığı soruşturma sonunda iki doktoru suçsuz buldu.

Eskişehir Tabip Odası Onur Kurulu’nun 12 Kasım 2014 tarihli kararında Korkmaz’ın 3 Haziran sabahı dövülmesine karşın fişlenme ve polisle yeniden karşılaşma korkusuyla başından geçenleri “merdivenden düşme” diye anlattığı, kalp ameliyatı geçirdiğini ve “Coumadine” adlı ilacı kullandığını söylemediği aktarıldı. Dr. Nesrin Topçu Çiçek ve Dr. Hasan Gülcü’nün herhangi bir özen eksikliği veya mesleki uygulama hatasının olmadığı ileri sürülen kararda, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünün, iki doktorun bir eylemi ya da eylemsizliği sonucunda değil, 2 Haziran 2013 gecesinde polisler ve siviller tarafından dövülmesi sonrası “geç dönemde ortaya çıkan beyin kanaması ve öngörülemeyen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği” kaydedildi.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve Eskişehir Tabip Odası Yönetim Kurulu bu kararın arkasında durdu.

Dönemin Eskişehir Tabip Odası Başkanı Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Dr. Hasan Gülcü ve Dr. Nesrin Topçu Çiçek hakkında Türk Tabipleri Birliği ile ortak soruşturma yürütüldüğünü belirterek, “Üst kuruluşumuz Türk Tabipleri Birliği ile her konuda objektifliğine inanılan ve güvenilen biri Acil Tıp hekimliği, diğeri ise Adli Tıp hekimliğinde uzman olan iki arkadaşımızı bilirkişi olarak görevlendirdik. Biri profesör olan iki bilirkişi arkadaşımızı uzun bir araştırma sonucunda fezlekelerini tamamladılar ve ilgili yerlere teslim ettiler. Ortada güvenilen iki bilirkişinin raporu var.” dedi.

 

 

Her yıl özellikle Ali İsmail Korkmaz’ın vefatının yıl dönümünde “Hipokrat zaten allahsızdı. Ona vereceğim yemini tutmak zorunda değildim, içim rahat.” tweetinin ekran görüntüsü Dr. Hasan Gülcü’ye ait olduğu iddiasıyla paylaşılıyor.

 

Toplumsal Muhalefet (@Toplumuhalefet8): “13 yıl önce bugün iç kanama geçiren Ali İsmail Korkmaz’a ağrı kesici vererek hastaneden gönderen Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görevli doktor Hasan Gülcü hala doktorluk yapmaya devam ediyor.”


 

Hipokrat yemini ve tıbbî etik kurallar hakkındaki bahse konu skandal ifadelerin 2014 yılı Şubat ayında X’te yaygın şekilde paylaşıldığı, akabinde yaygınlaştığı biliniyor.

 

 

 

Hipokrat zaten allahsızdı. Ona vereceğim yemini tutmak zorunda değildim, içim rahat.” tweeti Dr. Hasan Gülcü’ye değil, adına açılan sahte hesaba ait. 

 

(Ali İsmail Korkmaz’ın vefatının ardından sosyal medyada hedef olmasının akabinde) Dr. Hasan Gülcü’ye ait drhgulcu uzantılı Twitter hesabının 11 Temmuz 2013 günü kapatıldığı anlaşılıyor.

(11 Temmuz 2013 günü ekran görüntüleri paylaşılan) Bahsi geçen hesabın kapatılmasının ardından 12 Temmuz 2013 günü ise drhgulcu1 uzantılı sahte bir hesap açıldı.

2014 yılı Şubat ayında Dr. Hasan Gülcü’yü hedef alan drhgulcu uzantılı yeni bir hesap açılıp çeşitli küfürler paylaşıldı.

Hipokrat zaten allahsızdı. Ona vereceğim yemini tutmak zorunda değildim, içim rahat.” tweetinin 2014 yılı Şubat ayında bahsi geçen sahte hesaptan paylaşıldığı, hemen akabinde bu paylaşımın sosyal medyada tepkiyle karşılandığı görülüyor.

 

Twitter ve Ekşi Sözlük’te 11 ve 12 Temmuz 2013 günlerinden ve sonrasından paylaşımlarda Dr. Hasan Gülcü’nün drhgulcu uzantılı hesabını kapattığının ve adına drhgulcu1 uzantılı sahte bir hesap açılıp Dr. Gülcü’ye aitmiş gibi eleştirel ve kurgu paylaşımlar yapıldığı belirtildi.

Örnekler:

 

“twitter hesabını istediği kadar kapatsın, profil sayfasını indirdim, bilgisayarımın masaüstünde bir klasörde duruyor. silse de ben olmadı kendi siteme yükleyeceğim, kaçış yok hasan efendi.”

12.07.2013 09:42

 

“kendisiyle ilgli şöyle bir screenshot’ın dolaştığı zevat. [http://m1307.hizliresim.com/1c/d/q5lhr.jpg http://m1307.hizliresim.com/1c/d/q5lhr.jpg]edit: kendisi adına açılan sahte hesapmışedit2: önemli olan ironiydi gerçi gerçek olup olmaması önemli değil”

12.07.2013 09:47 ~ 10:25

 

“twitter ve facebook u avukat kapat dediği için kapatmış,paylaşımlarını bilirim. mevlana,yunus emre tarzı,felsefesi gibidir. arada akp’ye de giydirir. ama hastaya o gözle asla bakmaz.. sarhoşun yaptığı trafik kazasına da müdahele eder.bıçaklanan hayat kadınına da. hani aklimiza boyle seyler gelebilir diye soyluyorum bunu. bakin ben de eskisehirdeyim meydanlardaydim kac gunler boyunca. ben akpliyim de savunuyorum diye bir sey yok. tam tersiyim ama bu adama yapilan bi yanlis var onu soylemeye calisiyorum.”

11.07.2013 15:30 ~ 16:48

 

“https://twitter.com/drhgulcu twitter hesabı budur. yazdığı tweetlerden de ali ismail korkmaz kardeşimizi ölüme terketmesinin bilinçsiz olarak yapılmadığı izlenimi oluşuyor. umarım gerçek adalet işler ve cezasını çeker.

edit: hesabını kapatmış, ancak şöyle bir hesap var https://twitter.com/drhgulcu1 ama ben bunun gerçek olmadığını düşünüyorum.”

 

“bu adamın yaptığı canilikten bile direniş tayfasına sallamak büyük yetenek. başaranları tebrik etmek lazım. @drhgulcu1 adresi kendisine ait değildir, fake hesap açılmış kendisi adına. cezası neyse çekecek.”

12.07.2013 09:55 ~ 09:58

 

“”Hipokrat zaten Alllahsızdı” tweet’inin ekran görüntüsünü yaymaktan vazgeçin. O tweet sahte bir hesaptan atılmıştı.”

“13 yıl önce bizzat kontrol etmiştim. Bu görseli paylaşılan hesap sahte. Ali İsmail’den sonra açılmış bir hesap. Bu vesile ile içeriği hoşumuza gitse de ne idiği belirsiz habercilikimsi hesaplara etkileşim verilmemesini tekrar hatırlatırım.”

 

“kimsenin tadını kaçırmak değil amacım ama bu sahte twiti aklı başında insanlar paylaşmasın bari her sene. herif zaten suçlu iken ona atmadığı twit üzerinden mağduriyet alanı tanınıyor. bu bizim için kötü bir durum. ihtiyacımız yok buna. yaptığı unutulmayacak ama.”


Yorumunuzu yazınız...