Deniz Gezmiş’in kolunda polislerle yürürken görüldüğü fotoğraf, 6 Mayıs 1972 günü idamından hemen önce değil, 28 Kasım 1968 günü ABD Büyükelçisinin İstanbul’a gelişinin protesto edildiği eylemde kaydedildi.

 

 

Türkiye’de 68 kuşağının önde gelen isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 günü gece 1:00-3:00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.

 

deniz gezmiş hüseyin inan yusuf aslan

 

Aşağıdaki fotoğraf sosyal medya platformlarında Deniz Gezmiş’in idam edilmek üzere darağacına doğru götürülürken ağladığı iddiasıyla paylaşıldı:

 

deniz-gezmis-polis

 

Yanlış aktarım içeren paylaşımlar şöyle örneklenebilir:

 

Ülkücü Hareket (@ulkucuhareketr): “📸 Bölücü sol terör örgütü üyesi Deniz Gezmiş asılmaya giderken ağlıyor.”

 

Kulis Bilgi (@Kulis__Bilgi): “Devrimci terörist Deniz Gezmiş idam edilmeden önce ağlarken. #DenizGezmiş”

 

Zekeriya Say (@Zekeriya_Say): “”Gülmek devrimci bir eylemmiş” * Bu yüzden Deniz Göktaş gülmeliymiş. * Onu asıl, * CHP’nin oylarıyla darağacına doğru götürülürken ağlayan Deniz Gezmiş’e sormak lazım… * Hangisi daha devrimci, gülmek mi ağlamak mı diye!..”


 

Fotoğrafın 68 kuşağına damga vuran isimlerin başında gelen Deniz Gezmiş’in 6 Mayıs 1972 günü asılarak idam edilmeye doğru götürülürken kaydedildiği iddiası doğru değil (Deniz Gezmiş’in darağacına doğru götürülürken ağladığına dair bir aktarım bulunmuyor. Fotoğrafta üzerinde görülen kıyafet de cezaevinde idam cezasının infazı için götürülen mahkumlarla örtüşmüyor. Ayrıca, cezaevinde idam cezasının infazı için koluna giren güvenlik görevlisinin polis değil, jandarma olması gerekirdi.).

Deniz Gezmiş’in kollarına giren polislerin zoruyla yürüdüğü görülen fotoğrafın 28 Kasım 1968 günü Türkiye’ye gelen yeni ABD Büyükelçisi Robert William Komer’in Yeşilköy Havalimanı’nda 60 kadar genç tarafından protesto edildiği eylemin ardından kaydedildi.

 

Turhan Feyzioğlu, 28 Kasım 1968 günü ABD’nin yeni Ankara büyükelçisi Robert Komer’e yönelik İstanbul’daki protestoyu şöyle aktardı:

“Devrimci öğrenciler, ABD’nin Ankara’ya yeni atadığı Büyükelçi Robert Komer’i kınamak amacıyla havaalanına gitti. “28.11.1968 tarihinde saat 15.00 sularında DÖB’lü ve FKF’li öğrenciler, TMGT’de konuşuyorlardı. Bu arada Yeşilköy Havaalanı Danışma Bürosu’ndan teşkilata telefon edilmiş; saat 16.30’da Amerikan Büyükelçisi Komer’in Yeşilköy’e ineceği haber verilmişti. O sırada TMGT’de bulunan öğrenciler hızla İstanbul Üniversitesi Hukuk ve İktisat Fakültelerinin amfilerine dağıldılar. Deniz Gezmiş’in yaptığı konuşmalarla 80 kişilik bir öğrenci grubu derhal Yeşilköy’e hareket etti. Yeşilköy’de polisle karşılaşılmış ve Komer’in uçağı sanılarak başka bir PAN Amerikan uçağına hücum edilerek, çürük yumurta ve taş atılmıştı.”

Olay sonrasında gözaltına alınan 18 öğrenciden Deniz Gezmiş, Mustafa Zülkadiroğlu, Mustafa İlker Gürkan, Toygun Eraslan ve Rahmi Aydın, 29 Kasım’da, Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı.

Duruşma yargıcının, “Son sözünüz var mı?” sorusuna gençler, “Son sözümüz Kahrolsun Amerika’dır!” karşılığını vermişlerdi. Öğrenciler, duruşmadan çıktıktan sonra ‘Bağımsız Türkiye’ marşını söyledi.”

Tuğba Kaymaz ve Abdül Samet Çelikçi’nin “Protestodan Şiddete: Türkiye’de 1968 Öğrenci Hareketleri” başlıklı makalelerinde bahse konu eylem şöyle anlatıldı (2025. Akademi Karabük Dergisi (AKADER). Cilt No: 9. Sayı: 2. Sf: 63-75):

“Ekim 1968’de ABD’nin Türkiye Büyükelçisi değişmiş ve yeni büyükelçi Robert Kommer olmuştur (Çubukçu, 2014, s.91). O sırada bir grup sosyalist öğrenci, Cumhuriyet’in 45. yılı olması nedeniyle Samsun’dan Ankara’ya “Tam Bağımsız Türkiye” yürüyüşünü planlamakla meşguldü. Yürüyüş esnasında “NATO’ya Hayır” sloganları atılmakta ve 6. Filoya yönelik protesto eylemleri yapılmaktaydı. Öğrenciler bu eylemleri “Tam Bağımsız Türkiye” hedefi temelinde gerçekleştirdiklerini ifade etmekteydi (Erkiner, 2018, s.98). Bu atmosfer içerisinde 1968 sonbaharında, daha önce Vietnam’da “Pasifikasyon”la görevlendirilmiş olan CIA ajanı “Honço”, yani “kasap” lakabıyla ünlü Robert Kommer’in Türkiye’ye büyükelçi olarak atanması, antiemperyalist kesimde büyük tepkilere yol açmıştır (Korkmaz, 1992, s.156). FKF Genel Başkanı ile SBF Öğrenci Derneği Başkanı 27 Kasım 1968 tarihinde ortak bir kampanya başlatarak yeni büyükelçi Kommer’i, “istenmeyen adam” olarak ilan ettiklerini ve Cumhurbaşkanı tarafından Kommer’in güven mektubunun kabul edilmemesi istenilmiştir. Yine ortak bir şekilde ve Cumhurbaşkanı’na hitaben yazılan broşürde ise şu ifadeler kullanılmıştır: “Vietnam Pasifikasyon hareketinin lideri Kommer’in güven mektubunun reddedilmesini ulusumuzun onuru açısından yararlı görüyoruz” (Feyizoğlu, 2002, s.274). Öğrenciler tarafından öneri niteliğinde bir talep açıklaması yapılmış ve “ulusun çıkarı” ön plana çıkarılarak güven mektubunun onaylanmaması sağlanmaya çalışılmıştır.

28 Kasım 1968 günü Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) ve FKF üyesi öğrenciler, Kommer’i protesto etmek amacıyla İstanbul Havaalanı’na kitleler halinde akın etmişlerdir. Polisin müdahale etmesi üzerine çatışma çıkmış, bazı öğrenciler yaralanırken 18 öğrenci de gözaltına alınmıştır. Öğrenciler 29 Kasım günü mahkeme tarafından tutuklanmıştır. Olaylar, aynı günün gecesinde Ankara’ya sıçramış, bir taraftan Kommer aleyhinde gösteriler yapılırken diğer taraftan ABD’ye ait işyerlerine ve dinlenme tesislerine öğrenciler tarafından eylemler gerçekleştirilmiştir (Korkmaz, 1992, ss.156-157).”

 

 

Olay sonrasında gözaltına alınan 18 öğrenciden Deniz Gezmiş, Mustafa Zülkadiroğlu, Mustafa İlker Gürkan, Toygun Eraslan ve Rahmi Aydın, 29 Kasım 1968 günü Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı. Gezmiş, sonrasında serbest bırakıldı.

Deniz Gezmiş’in ABD Büyükelçisini protesto ederken polis tarafından gözaltına alındığı farklı açıdan bir fotoğraf Cumhuriyet gazetesinin 29 Kasım 1968 tarihli sayısında ilk sayfada yayımlandı.

 

abd-buyukelcisi-komer-protestosu-1968
Cumhuriyet – 29 Kasım 1968 – Sf: 1

 

 

Yine Deniz Gezmiş’in kolunda polislerle görüldüğü aşağıda yer alan fotoğrafın da -tarihini ve konumunu netleştiremesek de- kuvvetle muhtemel aynı gün çekilmiş olduğunu düşünüyoruz.

 

deniz-gezmis-gozalti
Kaynak: Cumhuriyet

 

Bahsi geçen fotoğrafın, Deniz Gezmiş’in arkadaşı Taylan Özgür’ün 23 Eylül 1969 günü Beyazıt’ta öldürüldüğü haberini aldığında ya da cenaze töreni sırasında yapılan eylem sırasında üzülerek ağladığı anda kaydedildiğinin ileri sürüldüğüne de şahit olduk. Yukarıda aktarıldığı üzere söz konusu fotoğraf Taylan Özgür hayattayken kaydedildi.

 

Taylan Özgür, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Kadir Manga, Cihan Alptekin ve Mustafa Yalçıner gibi silahlı Marksist-Leninist bir örgüt olan Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucu ekibindendi.

Taylan Özgür, 23 Eylül 1969’da İstanbul Üniversitesi’nde katıldığı bir eylem sırasında Beyazıt’ta güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Fail(ler) bulunamadı.

Aynı gün Deniz Gezmiş polis tarafından üniversitede yakalandı.

Taylan Özgür’ün Ankara’da 25 Eylül 1969’da düzenlenen cenaze törenine 5 bin öğrenci katıldı. Bir gece önce ODTÜ’de kaldığı öğrenci yurdunun bahçesinde hazırlanan katafalkta tutulan naaşı başında öğrenciler nöbet tuttu. ODTÜ Öğrenci Birliği’nin Taylan Özgür’ün ODTÜ kampüsünde gömülmesi talebi rektörlük tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine 25 Eylül sabahı cenazesi önce Tandoğan Meydanı’da getirildi, ardından bir kortej halinde cenaze namazı için Maltepe Camii’ne götürüldü. Yaklaşık 6 saat süren törenin ardından Taylan Özgür Ankara’da Cebeci Asrî Mezarlığı’na defnedildi.

Deniz Gezmiş, 6 Mayıs 1972 günü idam edilmeden bir gün önce babası Cemil Gezmiş’e yazdığı son mektupta Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istediğini beyan etti:

“Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.

Oğlun Deniz Gezmiş, Merkez Cezaevi

İdamının ardından Deniz Gezmiş’in cenazesi Ankara’da Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi.

 

 

Fotoğrafın ayrıca, Deniz Gezmiş’in ilk gözaltına alınışına ait olduğu da ileri sürüldü. Ancak bu iddia da doğru değil. Deniz Gezmiş ilk defa gözaltına 28 Kasım 1968 günü öncesinde 31 Ağustos 1966 günü 31 Ağustos 1966 tarihinde Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin, Taksim Anıtı’na çelenk koymaları sırasında, TÜRK-İŞ yöneticilerini protesto eden grupla beraber yaptığı eylem sonucunda alındı.

 

 

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam kararını veren hakimin soluk borusuna ekmek kaçtığı için öldüğü, Deniz Gezmiş’in idam kararını veren hakimle arasında “rahatlık” temalı bir diyalog geçtiği iddialarını incelediğimiz, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı için TBMM’de yapılan oylamada kabul oyu veren CHP milletvekillerininin sayısına değindiğimiz, Deniz Gezmiş’in Filistin’da kampta görüntülendiği sanılan fotoğrafın ve Süleyman Demirel’in Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı için yapılan oylamada evet oyu kullandığı ana ait olduğu iddiasıyla kullanılan fotoğrafın arka planını aktardığımız, Deniz Gezmiş’in Sivas’ta 16 Mart 1971 günü yakalandığı ana ait olduğu sanılan fotoğrafı ele aldığımız,  Deniz Gezmiş’e izafe edilen “Urganı kendim boynuma geçireceğim” ile Eğer vatan zenginin gezdiği, fakirin yattığı yerse vatan sağ olmasın” sözlerinin ve “O Mahûr Beste Çalar Müjgânla Ben Ağlaşırız” dizesiyle tanınan mahur adlı şiiri ele aldığımız içeriklerimize de göz atabilirsiniz.

 

Deniz Gezmiş’in Sivas Şarkışla’da Yakalandığı Ana Ait Olduğu Sanılan Fotoğraf

 

 

Yorumunuzu yazınız...