Padişah Vahdettin’in İngiltere’ye Kaçtığına Dair Bir Belge Bulunmadığı İddiası Doğru Değil
Osmanlı İmparatorluğu’nun 36. ve son padişahı (1918–1922) ve Osmanlı Hanedanı’nın sondan bir önceki halifesi VI. Mehmed’in (Padişah / Sultan Vahdettin) ülkeyi terk ediş sürecinde İngiltere’ye resmî bir taleple sığınmadığı ileri sürülüyor.

Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun Akit TV’de katıldığı yayında sarf ettiği “Diyorlar ki Vahdettin İngiltere’ye kaçtı. Diyorum kim belge verin. Belge yok. İspat dahi edemiyorsunuz.” sözleri yeniden gündeme geldi.
Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun Akit TV’de katıldığı yayında sarf ettiği “Diyorlar ki Vahdettin İngiltere’ye kaçtı. Diyorum kim belge verin. Belge yok. İspat dahi edemiyorsunuz.” sözleri yeniden gündeme geldi.
Padişah VI. Mehmet Vahdettin, İstanbul İşgal Orduları Başkomutanı… https://t.co/iQFM24hOqw pic.twitter.com/aGXRdSpjjJ
— Malumatfuruş (@malumatfurusorg) November 2, 2025
Bahse konu açıklamayı yeniden gündeme getiren sosyal medya paylaşımı şu şekilde:
Kayıhan Osmanoğlu: “Diyorlar ki Vahdettin Han İngiltere’ye kaçtı.
Diyorum ki: Belge verin. Belge yok kimsede, ispat dahi edemiyorsunuz.” pic.twitter.com/VQV8n8CesS
— Militer Enstitü (@militerenstitu) June 2, 2026
“Sultan Vahdettin’in İngiliz Zırhlısıyla Ülkeyi Terk Ettiği Ana Ait Fotoğraf” başlıklı yazımızda Padişah Vahdettin’in ülkeden ayrılış sürecini detaylıca anlatmıştık.
Sultan Vahdettin’in İngiliz Zırhlısıyla Ülkeyi Terk Ettiği Ana Ait Fotoğraf
Padişah Vahdettin, İstanbul İşgal Orduları Başkomutanı General Harrington’a mektup yazarak İstanbul’dan başka bir yere naklini İngilizlerden açıkça talep etti.
İngiltere’ye sığınma talebinin ardından Padişah Vahdettin, 17 Kasım 1922 günü sabaha karşı Boğaz’da Dolmabahçe Sarayı’na yanaşan İngiliz istimbotuna bindi. Dolmabahçe açıklarında kendisini bekleyen HMS Malaya Zırhlısı’na nakledilen Vahdettin, Amiral Sir Brock tarafından karşılandığı gemiyle Malta’ya gitti.
Padişah Vahdettin’in İstanbul’da güvenliğinden endişe duyduğunu belirterek 16 Kasım 1922 günü İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’tan sığınma talep ettiği mektup şu şekildeydi (Metin Hülagü (2016). Yurtsuz İmparator Vahdeddin – İngiliz Gizli Belgelerinde Vahdeddin ve Osmanlı Hānedânı. Timaş Yayınları. Sf: 95):
“Dersaadet (İstanbul) İşgal Orduları Başkomutanı General Harrington Cenaplarına
Efendim
İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devleti fahimesine iltica ve bian evvel İstanbul’dan mahail-i ahara naklimi (başka bir yere götürülmemi) talep ederim.
16 Teşrin-i Sani (Kasım) 1922
Müslümanların Halifesi Mehmet Vahideddin
| Görüleceği üzere Padişah Vahdettin’in İstanbul’da hayatını tehlikede gördüğünü belirterek İngiltere’ye sığınma talebinde bulunduğu iltica mektubunun altında “Müslümanların Halifesi Mehmet Vahideddin” imzası ve 16 Kasım 1922 tarihi yer almaktadır.
Ekrem Buğra Ekinci ve Mustafa Armağan gibi bazı kişiler, Padişah Vahideddin’in 16 Kasım 1922 tarihli İngilizlere iltica vesikasının sahte olduğunu, belgedeki imzanın Padişah Vahdettin’e ait olmadığını öne sürdü. Habertürk yazarı Murat Bardakçı tarafından yapılan incelemede imzaların Padişah Vahdettin’e ait olduğu tespit edildi. |
Yukarıda yer alan görsel İtilaf Devletleri’nin İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington’un 1940 yılında, ölümünden hemen önce yayınladığı “Tim Harington Looks Back” adlı hatıratından (Sf: 125) alıntı.
General Harington hatıratında, kendisine İstanbul’dan ayrılmak istediği haberini gönderen Padişah Vahideddin’e talebini yazılı şekilde yapması gerektiğini bildirdiğini, padişahın bunun üzerine kendisine iki mektup yolladığını belirtmişti.
İngiliz general hatıratında son Osmanlı padişahının İstanbul’dan ayrılış sürecini şu ifadelerle aktarmış (İngilizce orijinalinden Türkçemize çevirisi tarafımızca yapılmıştır) (Sf:128-131):
“Lozan Konferansı’nın birkaç gün içinde başlayacağı umuluyordu, ancak daha iyi bir konaklama imkânı sağlanabilmesi için ertelendi. Keşke Mudanya’daki konaklamamızı görebilselerdi. Neyse ki sonunda konferans başladı ve Sör Horace Rumbold İstanbul’dan ayrıldı; ancak ayrılmadan önce bana, Sultan’ın hayatından benim sorumlu olduğumu ve işler ciddileşirse Sultan’ın, sonuna kadar sadık kalacak olan bando şefi aracılığıyla bana haber vereceğini söyledi. Bando şefi, Sultan’ın eşlerinden birinin babasıydı. Bir gün, bir Çarşamba günü, Hastings Anderson ve McHardy Tümgeneralleriyle öğle yemeğindeyken, Sultan’ın emir subayının ofiste olduğu yönünde bir mesaj aldım. Bir emir subayımı gönderdim ve onun bando şefi olduğunu öğrendim. Bando şefi bize saraydaki herkesin, yıllardır Sultanın yanında olan doktoru bile, sadakatsizliğe düştüğünü ve Sultanın, önümüzdeki Cuma günü Selamlık töreninde öldürüleceğini düşündüğü için hayatını kurtarmamı isteyen bir mesaj gönderdiğini söyledi. Doğal olarak bir sultanı kaçırmakla suçlanmak istemediğim için, bu talebin yazılı olarak iletilmesini istedim ve şu anda önümde, yaşlı sultan tarafından kendi el yazısıyla Türkçe yazılmış ve kendi mührüyle mühürlenmiş iki harika belge bulunuyor. Bu mektupları çerçevelettirdim.
Birincisinin çevirisi şöyledir:
Sayın General Harington, Konstantinopolis İşgal Kuvvetleri Komutanı. Konstantinopolis’te hayatımın tehlike altında olduğunu düşünerek, İngiliz Hükümeti’ne sığınmakta ve en kısa sürede Konstantinopolis’ten başka bir yere nakledilmeyi talep etmekteyim. 16 Kasım 1923. (İmza) MEHMED VEHİDEDDİN, Müslümanların Halifesi.
Saraya kimse yaklaşamadığı için bu zor bir sorundu. Grenadier Muhafızları’nın komutanları Tuğgeneral Julian Steele ve Albay Colston (şimdiki Lord Roundhay) ile birlikte, Türkiye’nin son sultanını sarayından sağ olarak çıkarmak için bir plan yapmak üzere ciddiyetle masaya oturduk. Karar verdiğimiz plan, Sultan ve oğlunun, ayrıca sadık kalan bir veya iki hizmetçinin Cuma günü (sanırım sabah 6’da) bahçede yürüyüşe çıkmasıydı. O anda Grenadier Muhafızları, Sultan’ın arka kapısına bitişik olan kışla meydanında talim yapıyor olacaktı, ancak talim o kadar kötü olacaktı ki, iki ambulansı kapının hemen dışında birbirine sıkıştırmış olacaklardı ve belirlenen anda kapı zorla açılacak, Sultan ve oğlu öndeki ambulansa, grubun geri kalanı ve belirli miktarda teçhizat ise ikinci ambulansa bindirilecekti. Kapının her açıdan makineli tüfeklerle korunduğunu söyleyebilirim. Benim emir subayım ve Grenadier’lerden başka bir subay, dolu tabancalarla ambulansın içinde olacaktı. Diğer subaylar, sabah erken saatlerde yürüyüşe çıkmış gibi görünerek güzergâhın her köşesinde bulunacaktı. Alarm verilmesi ihtimaline karşı, makineli tüfekçilerle dolu kamyonların güzergâh üzerindeki her Türk sarayının karşısında arıza yapmış gibi durması planlanmıştı. 100 kişilik, silahlı bir deniz birliği, muhtemelen tatbikat amacıyla Dolmabahçe’ye çıkarılacaktı.
Perşembe günü hiçbir şeyin dışarı sızmaması için son derece dikkatli olmak zorundaydık ve sadece görevli komutanlar durumdan haberdardı. Cuma günü geldi; bir sultanı kurtarmaya gitmeden önce, sabah saat 4 civarında yumurta ve pastırma yediğimi çok iyi hatırlıyorum. O gün, sağanak yağmurun yağıp durduğu, gerçekten de berbat bir sabahtı. Askerler ve denizciler, böyle bir sabahta tören düzenlemeyi düşünen subaylarının hepsinin çıldırdığını düşünmüş olmalılar. Sanırım işe giderken Yıldız Meydanı’na yaklaşan zavallı bir Türk, iri yarı bir muhafız tarafından yakalanıp yoluna atıldı! Şu anda yazarken, yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken sabah yürüyüşüne çıkan tüm o subayları gözümün önüne getirebiliyorum. Sultanı donanma tersanesinde karşılamam, onu motoruma bindirmem ve Malta’ya nakledilmesi için H.M.S. Malaya’ya teslim etmem gerekiyordu. Saatler sürmüş gibi gelen bir bekleyişin ardından, Sultanın bulunduğu ambulansın lastiğinin patladığını öğrendim! Ancak bu önemli değildi; Sultan zamanında geldi ve ben de onu H.M.S. Malaya’ya teslim ettim. Dönüş yolunda motorumda, belki de bana hatıra olarak sigara tabakasını vereceğini umuyordum, ama o bunun yerine aniden bana beş karısının bakımını emanet etti; bu beni bir dereceye kadar endişelendirdi! Onları hiç görmedim, ancak o ayrıldıktan sonra bir süre postane görevi gördüm. Onu San Remo’da tekrar görecektim; oraya gidip onu ziyaret ettiğimde bana karşı çok nazik ve minnettardı. Garip bir şekilde, San Remo’daki villasında ilk karşılaştığım kişi, onu terk eden doktordu. Onu oradan götürdükten sonra dört saat boyunca İstanbul’da kimse bunu bilmediğine inanıyorum ve birçok kişi her zamanki gibi öğlen saatlerinde onu görmek için Selamlık’a gitti. Sanırım Milliyetçiler onun gittiğini öğrendiklerinde çok sevindiler. Aşağıda, merhum Sultan’ın Malta’ya varışında bana gönderdiği mektubun çevirisi yer almaktadır.
Sayın General, İstanbul’dan ayrılışım sırasında bana gösterdiğiniz nezaket ve yardımdan dolayı son derece memnun oldum ve çok etkilendim. Lütfen içten teşekkürlerimi kabul edin. Lütfen, nezaketleri için Konstantinopolis Deniz Kuvvetleri Başkomutanı Ekselansları’na ve H.M.S. Malaya Komutanı’na teşekkürlerimi iletmenizi rica ederim. 20 Kasım 1922. (İmza) MEHMED VEHİDEDDİN.”
Padişah Vahdettin’in korunmak maksadıyla General Harington’dan yardım isteyip HMS Malaya gemisiyle İstanbul’u terk ettiĝine dair tarihî bir belge Güney Afrika Milli Arşivi’nde (GG 186 3/4135 (NASA)) yer almaktadır (Halim Gençoğlu (2019). “Güney Afrika Milli Arşivlerinin Osmanlı Tarih Yazıcılığı Açısından Önemi“. Belleten, 83, 933-956).
Padişah Vahdettin’in 16 Kasım 1922 tarihinde İngilizlere sığınma talebini içeren mektubunun İngiliz Sömürgeler Bakanı’ndan Pretoria’daki Valiye gönderilen gizli telgraf özetinde, hayatının tehlikede olduğunu belirterek General Harrington’dan koruma isteyen padişahın “H.M.S. Malaya” adlı İngiliz savaş gemisine bindirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapıldığı raporlanmış.
Telgrafın ana metnindeki İngilizce ifadeler şu şekilde:
“Yesterday in letter signed as Caliph Sultan asked General Harrington for protection as his life was in danger. His embarkation on H.M.S. ‘Malaya’ is being arranged for.”

Padişah Vahdettin’in bir mektupla iltica talebinde bulunduğu İngiliz diplomatik arşiv belgelerinde de belirtiliyor.
İlgili dönemden yabancı gazetelerde, son Osmanlı Padişahının İngilizlerin himayesine girdiğinin belirtildiği de görülüyor.
Geçmişte, Padişah Vahdettin’in sürgün edilerek yurt dışına çıkarıldığı da ileri sürüldü.
Örneğin A Haber, Padişah Vahdettin’in ülkeden ayrılışını “Bir devir onunla kapandı… Vahdettin Han 99 yıl önce sürgün edilmişti” manşetiyle aktardı.
#Portre
Bir devir onunla kapandı… Vahdettin Han 99 yıl önce sürgün edilmişti pic.twitter.com/Cvun4IBfth— A Haber (@ahaber) November 17, 2021
Ancak, yukarıda izah edildiği üzere bu iddia da doğru değil.
Padişah Vahdettin, (Hakkında Ankara hükûmetince verilmiş bir sürgün kararı henüz yokken) 16 Kasım 1922 günü İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’a yazdığı mektupla İngiltere’ye sığındı. 17 Kasım 1922 günü İngiliz gemisi Malaya ile ülkeden ayrıldı.
Son Osmanlı padişahı, ülkeden ayrılma nedeni olarak can güvenliğinden endişe duymasını göstermişti.
İngiliz zırhlısıyla İstanbul’dan ayrılmasının Padişah Vahdettin’i bir linç girişiminden kurtardığı ilgili dönemden yabancı yayınlardaki bazı haberlerde ileri sürülmüştü. Örneğin, Imperial Valley press (El Centro, Calif.) adlı gazetenin 22 Kasım 1922 tarihli sayısının 4. sayfasında yayımlanan “Kemal and The Caliph” (“Kemal ve Halife”) başlıklı haberde bu yönde bir cümleye yer verilmiş.
2022 yılında ise yaklaşık 1 asır boyunca gizli tutulan -muhtemel linç girişimine dair- bir arşiv belgesi yayımlandı.
Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde 01013068-13 numara ile kayıtlı belgenin Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın, Padişah Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılması durumunda linç edilmesini öngören gizli yazılı emrini ve talimatını içerdiği aktarıldı.
İlgili yazıda Fevzi Paşa’nın (Çakmak), Mustafa Kemal Atatürk’e bir yazı göndererek Padişah Vahdettin’in yurt dışına kaçacağına dair haberler alındığını bildirdiği, bu yazının alt kısmında “Bunun gerçekleşmesi hâlinde halk vasıtası ile linç” talimatının eklendiği belirtildi.
İstanbul’daki TBMM temsilcisi Refet Paşa’ya gönderilen linç talimatını içeren metnin üzerindeki kırmızı kalemle yapılan düzeltmelerin Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısı olduğu ifade edildi.
Bahsi geçen arşiv belgesinin metni şu şekilde (Kaynak: Murat Bardakçı. “Tam yüz sene boyunca gizli kalmış bir belge: Mustafa Kemal Paşa’nın, Sultan Vahideddin’in İstanbul’dan ayrılmaya teşebbüsü hâlinde linç edilmesi için verdiği yazılı emir!“. Habertürk. 17 Kasım 2022):
Türkiye Büyük Millet Meclisi Erkân-ı Harbiye Müdiriyeti
Zâta Mahsusdur.
Baş Kumandanlık Huzur-i Sâmisine . 12/11/1338
Son zamanlarda İstanbul’dan aldığımız raporlarda Vahîduddin’in memâlik-i ecnebiyeye firârından bahs olunuyor. Ez cümle, saray mahâfili ile temasta bulunan bir mu’temed tarafından bu firâr hazırlıklarında bulunulduğu ihbâr edilmekle arz-ı keyfiyet olunur.
Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi
Müşir Fevzi
Şifre/Zâta Mahsustur.
“Dersaadet’de Re’fet Paşa hazretlerine. Ankara 4/11/1338 İstanbu’lda Sarayda Vahideddin’in memalik-i ecnebiyeye firar için hazırlıklarda bulunduğu istihbâr edilmiştir. Tahakkuku halinde ahâli vasıtasıyla mümanaat edilmesi, mecburiyet görüldüğü takdirde aynı vâsıta ile linç tatbiki gibi daha şedit icraatta bulunulması, bu suretle firâra hiç bir vech ile meydan verilmemesi lâzımdır. Bunun temini mercûdur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal
Daha önce, Padişah Vahdettin’in İngiliz Komutana İstanbul’un anahtarını teslim ettiği ana ait sanılan görüntüyü, Vahdettin’in “Türkler dini, soyu, sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir cahiller sürüsüdür” dediği iddiasını, Murat Bardakçı’nın Mustafa Kemal Atatürk’ün Padişah Vahdettin tarafından Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere Anadolu’ya gönderildiğini söylediği iddiasını da incelemiştik.
Murat Bardakçı’ya Atfedilen Sultan Vahdettin’in Hatıraları Hakkındaki İfadeler














