Victor Hugo’nun Sefiller Adlı Romanında “Namuslular da Namussuzlar Kadar Cesur Olmalı” Sözünün Geçtiği İddiası Doğru Değil

İsmet İnönü’nün de “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.” şeklinde bir sözüne rastlanamıyor. 

İsmet İnönü’nün kullandığı cümle “Eğer bir memlekette erbabı namus, laakal eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemahal batar.” yani günümüz Türkçesiyle “Eğer bir memlekette, namus sahipleri en az kötü insanlar, fesatçılar kadar sabırlı olmazsa, o memleket mutlaka batar.” biçiminde.

Yanlış İddia

 

Sahipliği 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ya da Fransız yazar Victor Hugo’ya atfedilen “Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı” ya da başka versiyonuyla “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.” sözüne değineceğiz.

 

Namusluların namussuzlar kadar cesur olması gerektiği yönündeki vecizeyi İsmet İnönü’ye ve Victor Hugo’ya atfeden aktarım örnekleri şöyle sunulabilir:

 

Can Dündar: “Savunmamızı İsmet Paşa yaptı: “Bir memlekette namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça bize kurtuluş yok””

 

Yılmaz Özdil: “Asrın liderimiz, Ak Saray’da muhtarlara konuştu, ‘namuslu insanlar namussuzlar kadar cesur olmadıkça başarılı olamayız, bu merhum İnönü’nün lafıdır’ dedi.

Asrın liderimizin ‘tarih’ bilgisi hakikaten büyüleyici ama… İnönü’nün böyle bir lafı yok!

‘Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı’ lafı, Victor Hugo’ya aittir, Sefiller romanında geçer.

İnönü’nün orijinal lafı… ‘Arkadaşlar, eğer bir memlekette erbabı namus, laakal eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemahal batar’dır.

Türkçe meali… ‘Namuslular, kötüler kadar sabırlı olmazsa, o memleket batar.'”

 

Sözcü – 29 Ocak 2015 – “Ben sana muhtar olamazsın demedim Victor Hugo olamazsın dedim

 

Adana’nın Seyhan ilçesindeki İnönü Parkı’nda bulunan İsmet İnönü anıtının kaidesinde de “bir ülkede namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır” sözüne İsmet İnönü imzasıyla yer verilmiş.

 

ismet-inonu-aniti-bir-ulkede-namuslular

 

Victor Hugo’nun Sefiller adlı eserinin (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Bordo Siyah Klasik Yayınlar, Oda Yayınları, Lacivert Yayıncılık (Antik Dünya Klasikleri, Batı Klasikleri Dizisi) ve Mavi Yelken Yayınları gibi) farklı yayınevlerinden Türkçe tercümelerini ya da Fransızca orijinalini taradığımızda, namusluların namussuzlar kadar cesur olması gerektiği yönünde bir cümleye rastlayamadık. Yapılan açık kaynak taramasında bu sözün 2015 yılı sonrasında Victor Hugo’ya atıfla kullanılmaya başlandığı anlaşılıyor. “Namuslular, namussuzlar kadar cesur olmalıdır” sözünün Victor Hugo tarafından dile getirildiğine dair muteber bir kaynak aktarımı bulamadık. Ancak emin olabileceğimiz husus, Sefiller’de bu yönde bir cümlenin geçmediği yönünde.

 

Gelelim diğer atfa…

 

Sözün İsmet İnönü’ye ait olduğu da gerçeği yansıtmıyor.

 

İsmet İnönü 5 Temmuz 1931 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Bazı gazetelerin yayınları hakkında Hükümetçe ne tedbir alındığına ilişkin gensoru önergesi” dolayısıyla yaptığı konuşmada Eğer bir memlekette erbabı namus, laakal eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemahal batar. yani günümüz Türkçesiyle Eğer bir memlekette, namus sahipleri en az kötü insanlar, fesatçılar kadar sabırlı olmazsa, o memleket mutlaka batar. sözünü sarf etmiş.

 

İnönü’nün bahsi geçen konuşmasından ilgili bölüm şöyleydi:

“Arkadaşlar; ben birçok zamanlar gayretle ve endişe ile bu hayatı takip ettim. Erbabı namus haysiyetlerini tehlikede görerek memleketin mukadderatında fikir ve meşguliyet sahibi olmak endişesile yavaş yavaş kendilerini siliyorlar. Herkes herhangi, bir vesile ile kendisini matbuat diline düşürûpte haysiyetinin örselenmesinden, İnsan yüzüne bakamayacak hale gelmesinden korkuyor.

 

Arkadaşlar! Eğer bir memlekette erbabı namus laakal eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemehal batar (sürekli alkışlar) Halk idaresi, hepimizin idaresi, millet idaresi diyoruz. Bu iddiada bulunan herkesin millete taalluk eden meselelerde hissesi ve mesuliyeti olmak lazımdır. Eğer bir Hükümet bütün meseleleri halledecekse onun kurunu vusta padişahından ne farkı vardır? (Bravo sesleri, alkışlar) Benim görüşüm matbuatın haklı veya haksız tarizlerile tenkitierile geçen zamandan istifade edilmiştir. Endişe veren yerlerini tebarüz ettirdiğimiz gibi istifadeli olan yerleri de tasdik etmeliyiz.

 

İsmet İnönü’nün TBMM’de söylediği bu söz “namuslulara” atıf yapsa da “namussuzlar kadar cesaret sahibi olunması” çağrısını içermiyor. İsmet İnönü bu sözüyle namuslu insanların da namussuzlar kadar “cesur” olmalarını değil, “sabırlı” olmaları gerektiğinin altını çizmiş (Cümledeki “sabur” sözcüğü sabır anlamına gelmektedir).

 

Emre Kongar, İsmet İnönü’nün bu sözünün anlamını şöyle açıklamıştı:

“İsmet İnönü’ye atfen yazılan bir cümle vardır:

“Bir ülkede namuslular da namussuzlar kadar cesur olmazsa o memleket batar” dediği öne sürülür İsmet Paşa’nın.

Geçen gün bir başka konuda, kaynaklara bakarken, İsmet Paşa’nın bu sözünün orijinal metnini ve hangi nedenle söylendiğini buldum.

Önce bu cümlenin orjinal metnini yazayım:

“Arkadaşlar eğer bir memlekette erbabı namus laakal, eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemehal batar”.

Sabur, sabırlı demek.

Yani İsmet Paşa, namuslular da namussuzlar kadar “cesur olmalı” demiyor, “sabırlı olmalı” diyor.

“Eşirra”, “kötü insan”, “fesatçı” anlamına gelen “şerir”in çoğulu.

Şerir de kötülük anlamına gelen “şer”den türemiş bir sözcük.

“Laakal”, “en azından” ya da “daha aşağı olmaz” demek.

“Behemehal”, “her hal-ü-kârda”, “elbette”, “nasıl olursa olsun”, “mutlaka” anlamına geliyor.

“Erbab”, hem “ehil” hem de “sahip” anlamına gelen iki manalı bir sözcük.

Burada “erbabı namus” “namuslu” anlamına geliyor.

Şimdi İsmet Paşa’ın cümlesini “bire bir” arı Türkçe’ye çevirebiliriz:

“Arkadaşlar, eğer bir memlekette, namus sahipleri de en az kötü insanlar, fesatçılar kadar sabırlı olmazsa, o memleket mutlaka batar.””

 

Ayrıca İsmet İnönü, TRT muhabiri ile “Erim hükümeti, güvenlik ve ulusal egemenlik üzerine yapılan söyleşide” (Ulus Gazetesi, 23.04.1971) eşkıyalığın yaygınlaşmasının namuslu vatandaşların cesaret eksikliğinden kaynaklığını şöyle belirtmiş:

“Asayişsizliğe karşı ilgililerin kanun içinde, kanun eksikliklerini tamamlamak yolunda tedbir almaya çalışmaları tabiîdir. Biz politikacılar olarak hükûmetin çare diye bulduğu tedbirleri çok iyi niyetle dinleyip onu kolaylaştırmak ödevine sahibiz. Buna çalışacağız. Asayişsizliğin ekonomik ve sosyal tedbirlerle önleneceğini düşünerek başka tedbir olmadığını zannetmek geride kalmış bir fikirdir. Bugünkü asayişsizlik, eşkıyalığın bir muvaffakiyet yolu olduğuna inanılması ve bundan namuslu vatandaşların ürküntü duyması sebebiyle bu hali almıştır. Nazariyat zamanı değil, eşkıya ne vatan menfaati, ne aile hayatı düşünmeksizin sokaklara, evlere hâkim olmuşlardır. Bunları her vasıta ile önlemek lâzımdır.

 

 

Konuşmamın başından beri bugünkü durumdan memleketin büyük bir üzüntü içinde bulunduğunu belirtmiş bulunuyorum. 23 Nisan ilk gününde yedi düvelin işgali altında bir memleket içinde her türlü fitne ve nifak çalışmaları hüküm sürerken toplanmış olan bu bir millet ödevinin hatırasıdır.

O gün içinde bulunduğumuz güçlükleri yenmek gayreti, yenmek azmi taptaze ruhlarımızı kaplamıştır. Bugün ona benzer hiçbir tehlike ve hiçbir ihtiyaç olmadığı halde, sadece eşkıyanın cüretli olması ve namuslu adamları korkutacak bir iddiada, bir cürette bulunmaları vaziyeti bu hale getirmiştir.

Namuslu adamlar, hal; vatana sahip çıkan eşkıyaya karşı olduklarını her surette belli ederlerse bugün karşısında bulunduğumuz güçlük oyuncak kalır.

 

Yorumunuzu yazınız...