Kandilli Rasathanesi’ne Bağlı İstanbul Magnetometre İstasyonu’nun İznik’e Taşındı

 

 

Yabancı bir araştırmacının İstanbul’daki manyetometre istasyonunun Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlı Kandilli Rasathanesi tarafından devre dışı bırakılmasını eleştirmesi sosyal medyada gündeme geldi.

 

Richard Cordaro adlı araştırmacının, bir sosyal medya kullanıcısının “Marmara Denizi’nde yaklaşan bir deprem için sinyal alıyor musunuz?” sorusuna, İstanbul’daki ölçüm istasyonunun devre dışı bırakıldığı, Marmara Denizi’ndeki fay hattının kuzey ve güneyinde bulunan iki manyetometre istasyonunun birlikte çalışmasının zorunlu olduğunu söylediği paylaşımı şu şekilde:

Richard Cordaro (@rrichcord): “İyi soru @ycberat105 . Fay hattının kuzey ve güney taraflarında iki kritik manyetometre istasyonu bulunuyordu. Biri kuzeyde İstanbul (İSK İstasyonu), diğeri güneyde İznik (İZN İstasyonu) idi. Fay hattından gelen sinyalleri karşılaştırmak için her iki istasyona da ihtiyacımız var. Talihsiz bir kararla, Kandilli Gözlemevi @Kandilli_info , İstanbul istasyonunu kapatmaya karar verdi. Şimdi sadece bir istasyonla, sinyallerin Marmara Denizi içinden gelip gelmediğini bilemiyoruz. Umarım yetkili birileri Kandilli’yi İstanbul İstasyonunu yeniden açmaya ikna edebilir.”


 

ABD’li araştırmacının bu paylaşımının ardından, bazı sosyal medya kullanıcıları İstanbul’daki jeomanyetik gözlemevinin Marmara Denizi çevresinde yürütülen erken uyarı çalışmalarında kritik rol oynadığı ileri sürülerek Kandilli Rasathanesi’ne yönelik eleştiriler yöneltti.

 

Kaç Saat Oldu?(kacsaatoldu2026): “Marmara fayının izlenmesinde hayati öneme sahip, İstanbul’daki manyetometre istasyonunun Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlı Kandilli Rasathanesi tarafından devre dışı bırakıldığı anlaşılalı birkaç saat oldu”

Cemre Birand (@cemre_birand2): “Boğaziçi Üniversitesine bağlı Kandilli Rasathanesi kapatılmış, Amerika’dan http://öğreniyoruz.Kim bu kararı verdi? Niye verdi?Istanbullu olarak bilmek hakkım”


 

İstanbul Manyetik Rasathanesi’nin devre dışı bırakıldığı doğru; ancak, iddia edilenin aksine, jeomanyetik gözlemevlerinin birincil kuruluş amacı deprem ile ilişkili değil. 

Manyetik rasathanelerden elde edilen veriler, bugünkü teknoloji ve bilimsel bilgi birikimiyle depremlerin ne zaman olacağını önceden haber vermek (kestirim yapmak) için tek başına yeterli ve güvenilir bir yöntem değil.

İstanbul’daki deprem kayıt istasyonu değil, manyetik rasathane kapatılıp İznik’e taşındı.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme Ve Değerlendirme Merkezi, İstanbul’a yerleştirilen yer hareketi istasyonları aracılığıyla deprem analiz faaliyetlerini sürdürmektedir.

 

Manyetik rasathaneler, Dünyamızı çevreleyen ve gezegenimizi uzaydan gelen zararlı parçacıklara karşı koruyan manyetik alanın davranışlarını, şiddetini ve yönünü sürekli olarak izleyen kritik öneme sahip bilimsel araştırma merkezleridir. Bu tesislerin temel çalışma prensibi, yerkürenin manyetik alanındaki en ufak değişimleri dahi, yapay manyetik kirlilikten arındırılmış bir ortamda, yüksek hassasiyetli manyetometreler aracılığıyla kesintisiz bir şekilde kaydetmektir. Şehirlerin manyetik gürültüsünden, elektrik hatlarından ve demir yollarından uzak noktalara kurulan bu rasathaneler, manyetik alanın hem saniyelik ani dalgalanmalarını hem de yıllar süren yavaş değişimlerini takip ederek gezegenin bir nevi manyetik hafızasını oluştururlar.

Elde edilen bu verilerin kullanım alanı sadece bilimsel teori üretimiyle sınırlı değildir; aksine modern yaşamın sürdürülebilirliği için hayati bir altyapı sunar. Denizcilik ve havacılıkta kullanılan pusula ve navigasyon sistemlerinin doğru çalışabilmesi için gereken manyetik sapma haritaları bu verilerle güncellenir. Ayrıca Güneş patlamaları sonucu oluşan jeomanyetik fırtınaların tespiti sayesinde, elektrik şebekeleri, iletişim uyduları ve boru hatları gibi kritik altyapıların olası zararlardan korunması için veri sağlanır. Özetle manyetik rasathaneler, gezegenin manyetik nabzını tutarak hem yönümüzü bulmamızı sağlar hem de teknolojik altyapımızı uzay hava durumu olaylarına karşı korumak için gerekli erken uyarı sisteminin temel taşını oluşturur.

 

 

Teorik olarak, deprem öncesinde fay hatlarında biriken muazzam stres ve basınç, kayaçların manyetik özelliklerinde “piezomanyetik etki” adı verilen geçici değişimlere yol açabilir. Bazı araştırmalarda büyük depremlerden önce yerel manyetik alanda ultra düşük frekanslı değişimler olduğu gözlemlenmiştir. Ancak bu değişimler çok zayıftır ve Güneş fırtınaları, atmosferik olaylar veya yapay elektrik kaynakları gibi dış etkenlerle kolayca karışabilir.

 

 

Dünya’nın manyetik alanının takibini yapmak için 1947 yılında kurulan İstanbul-Kandilli Jeomanyetik Gözlemevi, 1997 yılında yenilendikten sonra 2004 yılına kadar hizmet verdi. Akabinde, bir süre eş zamanlı çalıştıktan sonra sürdürülen faaliyetleri İznik’te kurulan Jeomanyetik Gözlemevi üstlendi.

Kandilli Rasathanesi yaptığı açıklamada, İstanbul’da artan yapılaşmanın, yoğun araç trafiğinin ve çevresel metalik unsurların oluşturduğu yapay manyetik gürültünün, gözlemevinde yürütülen ölçümlerin uluslararası hassasiyet standartlarını karşılamasını sürdürülemez hâle getirdiğini, manyetik kirlilikten uzak ve daha izole bir bölge olan İznik’te (IZN) Jeomanyetik Gözlemevi kurulduğunu ve ölçümlerin bu istasyonda sürdürüldüğünü belirtti.

Açıklamada, jeomanyetik gözlemevlerinin temel görevinin Dünya’nın manyetik alanındaki değişimleri izlemek olduğu, mevcut bilimsel bilgi birikimi ve teknoloji düzeyi çerçevesinde, yalnızca jeomanyetik veriler kullanılarak yer, zaman ve büyüklük bilgilerini içeren güvenilir bir deprem tahmini yapılmasının mümkün olmadığı vurgulandı.

Kandilli Rasathanesi tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“Jeomanyetik Veriler ve Kamuoyuna Yansıyan İddialar Hakkında Açıklama

Son günlerde çeşitli medya organlarında ve sosyal medya platformlarında, kurumumuza ait jeomanyetik gözlemevi verilerine erişim sağlanamadığı ve sistemlerimizin kapatıldığı yönünde asılsız iddialar yer almaktadır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve oluşan bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla, konunun teknik ve bilimsel boyutlarına ilişkin bu açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

İstanbul–Kandilli (ISK) Jeomanyetik Gözlemevi 1947 yılında kurulmuş, 1997 yılında modernizasyon çalışmaları tamamlanarak Uluslararası Gerçek Zamanlı Manyetik Gözlemevleri Ağı (INTERMAGNET)’na dâhil edilmiştir. Ancak İstanbul’da zamanla artan yapılaşma, yoğun araç trafiği ve çevresel metalik unsurların oluşturduğu yapay manyetik gürültü, gözlemevinde yürütülen ölçümlerin uluslararası hassasiyet standartlarını karşılamasını sürdürülemez hâle getirmiştir.

Veri sürekliliğinin sağlanması ve uluslararası bilimsel kalite standartlarının korunması amacıyla, Enstitümüz tarafından manyetik kirlilikten uzak ve daha izole bir bölgede, İznik’te (IZN) Jeomanyetik Gözlemevi kurulmuş olup ölçümler bu istasyonda yıllardır başarıyla sürdürülmektedir.

Bu süreç herhangi bir “kapatma” değil; bilimsel gereklilikler doğrultusunda gerçekleştirilen bir modernizasyon ve yer değişikliği çalışmasıdır.

Jeomanyetik gözlemevlerinin temel görevi, Dünya’nın manyetik alanındaki değişimleri izlemektir. Mevcut bilimsel bilgi birikimi ve teknoloji düzeyi çerçevesinde, yalnızca jeomanyetik veriler kullanılarak yer, zaman ve büyüklük bilgilerini içeren güvenilir bir deprem tahmini yapılması mümkün değildir. Bu yöndeki spekülatif iddialar bilimsel bir dayanak taşımamaktadır.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, çalışmalarını ulusal ve uluslararası bilimsel standartlara uygun olarak, şeffaflık ve kamu sorumluluğu ilkeleri doğrultusunda sürdürmeye devam etmektedir. Kurumumuz hakkında ortaya atılan teknik nitelikteki iddiaların, bilimsel veriler ve resmî açıklamalar esas alınarak değerlendirilmesi kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

 

 

Kandilli ayrıca, jeomanyetik gözlemevlerinin verileri ile deprem tahmini yapıldığı iddiasına ilişkin şu teknik izahati sundu:

Deprem tahmini veya depremin önceden belirlenmesi; yer bilimlerinin en karmaşık ve zorlu alanlarından biridir. Yeryüzünde meydana gelen depremler, karmaşık jeodinamik süreçlerin bir sonucudur ve bu süreçlerin tam olarak anlaşılması, farklı disiplinlerden gelen verilerin birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Manyetik veriler, yerkabuğundaki jeomanyetik değişimleri anlamak için değerli bilgiler sunsa da, tek başına depremleri öngörmek için yeterli değildir.

Manyetik Alan Değişimlerinin Kaynakları

Yer manyetik alanı, hem iç hem de dış kaynaklı çeşitli etkenler tarafından şekillendirilir:

Dünya’nın Çekirdeğinden Kaynaklanan Değişimler: Jeodinamolar tarafından üretilen manyetik alan, uzun vadeli seküler değişimlere sahiptir. Bu değişimlerin takibi için jeomanyetik gözlemevlerinin sabit noktalarda uzun süreli verilerine ihtiyaç vardır.

İyonosfer ve Manyetosfer Etkileri: Güneş aktivitesi ve jeomanyetik fırtınalar, yeryüzünde ölçülen manyetik alanı etkileyebilir. Özellikle şu an 25. Güneş Çeviriminde maksimum evrede olduğumuz için güneş aktivitesi ile ilişkili yermanyetik alanında ani ve güçlü değişimler meydana gelmektedir.

Yerkabuğundaki Manyetik Anomaliler: Maden yatakları, volkanik hareketler ve fay hatları boyunca kayaçların manyetik özellikleri farklılık gösterebilir.

Bu çeşitlilik, bir bölgedeki manyetik alan değişimlerinin doğrudan depremlerle ilişkilendirilmesini zorlaştırır.

Manyetik Anomalilerin Depremlerle İlişkisi

Bazı çalışmalar, büyük depremler öncesinde yer manyetik alanında küçük değişimler gözlemlenebileceğini öne sürmüştür. Ancak:

Tutarsız Bulgular: Deprem öncesinde manyetik alan değişimleri gözlemlense bile, bu değişimlerin her zaman ve her yerde meydana gelmediği görülmüştür.

Dış Etkenlerden Ayrıştırma Zorluğu: Güneş rüzgarları ve manyetik fırtınalar gibi dış kaynaklı faktörler, manyetik sinyalleri maskeler ve doğru yorumlamayı zorlaştırır.

Tekrarlanabilirlik Eksikliği: Bir bölgede belirlenen manyetik anomali, başka bir bölgede deprem öncesinde gözlemlenmeyebilir. Bu da genel geçer bir model oluşturmayı zorlaştırır.

– Deprem Tahmininde Çoklu Parametrelerin Önemi Deprem tahmini için yalnızca manyetik verileri kullanmak yerine, diğer jeofiziksel ve jeokimyasal parametrelerle birlikte değerlendirme yapmak gereklidir.

 

Jeofizik mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut da soL Haber’e yaptığı açıklamada, yer manyetik alanındaki parametrelerin tek başına kullanımının deprem kestirimi için yeterli olmadığını, yer manyetik alanındaki ani değişimlerin iç ya da dış kaynaklı pek çok nedeni olabileceğini belirtti.

İstanbul’daki rant yüzünden bahse konu istasyonun atıl kaldığını belirten Karabulut, Arizona Üniversitesi’nden söz konusu paylaşımı yapan araştırmacının manyetik alandaki değişimlere bakarak depremlerin kestirimleriyle ilgili kendi görüşleri olduğunu söylediği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu kişinin verilere ihtiyacı var galiba. Bir çalışma yapmak istiyorsa yapacağı şu olmalı. Normalde deprem beklenen fayların olduğu bölgeye geçici istasyon kurması gerekiyor. Faya dik şekilde. Örneğin şu anda Marmara Denizi’de kırılma olacak. Kendisinin o zaman adalara, Marmara’nın güneyine, kuzeyine ve hatta daha fazla deniz dibine gerekirse, istasyonlar kurup yer manyetik alanında değişimin anomalisini yakalaması gerekiyor. Yani sadece Kandilli Rasathanesi’ndeki bir istasyonla bunu başaramaz.”

 

Yorumunuzu yazınız...