CIA’nın 2050 Türkiye Haritası İddiası

Görselin CIA'nın 2040 ya da 2050 Türkiye Haritası Olduğu İddiası Asılsız

Görselin CIA’nın 2040 ya da 2050 Türkiye Haritası Olduğu İddiası Asılsız

Sosyal medyada paylaşılan Türkiye’nin 2040 ya da 2050 yılındaki sınırlarına ait haritayı gösterdiği öne sürülen  görselin CIA tarafından hazırlandığı iddiası doğru değil. Bahse konu harita “gölge CIA” olarak tanımlanan Stratfor adlı düşüne kuruluşu tarafından oluşturulmuş. İlk versiyonuna Stratfor kurucusu George Friedman’ın 2009 yılında yayınladığı “Gelecek 100 Yıl – 21. Yüzyıl İçin Öngörüler” adlı kitapta karşılaşılıyor. Harita Türkiye’nin sınırlarını değil, etki alanını göstermektedir.

Yanlış İddia

 

Sosyal medyada ABD’nin Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA – Central Intelligence Agency) tarafından hazırlandığı sanılan Türkiye’nin 2040 ya da 2050 yıllarındaki haritası öngörüsü olduğu sanılarak bir görselin sosyal medyada paylaşıldığını görüyoruz.

 

CIA'nın 2040 / 2050 Türkiye haritası sanılan görseli içeren paylaşım
CIA’nın 2040 / 2050 Türkiye haritası sanılan görseli içeren paylaşım

 

CIA'nın 2040 / 2050 Türkiye haritası sanılan görseli içeren paylaşım
CIA’nın 2040 / 2050 Türkiye haritası sanılan görseli içeren paylaşım

 

Ancak, görsel iddia edildiği gibi CIA tarafından hazırlanmamış. CIA’nın bu haritayı yayınladığına dair herhangi bir bilgi ya da belge yok. Görselin kaynağı CIA dışında başka kuruluş.

Anılan harita “gölge CIA” ya da “gayriresmi CIA” olarak nitelenen ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor tarafından hazırlanmış. Haritanın ilk versiyonuna Amerikalı stratejist ve jeopolitika uzmanı George Friedman’ın 2009 yılında yayınladığı “Gelecek 100 Yıl – 21. Yüzyıl İçin Öngörüler” (“The Next 100 Years: A Forecast for the 21st Century“) adlı kitapta rastlıyoruz.

George Friedman’ın dünya siyasetinin ve dünyadaki farklı ülkelerin 21. yüzyıldaki gelecekleri hakkında iddialı tahminlerde bulunduğu Gelecek 100 Yıl – 21. Yüzyıl İçin Öngörüler adlı kitabında yer alan Türklerin Bölge Etkinliği 2050 başlıklı haritanın adından da anlaşılacağı üzere ülkelerin fizikî sınırlarını değil, etki alanı sınırlarını göstermektedir.

 

George Friedman'ın Gelecek 100 Yıl - 21. Yüzyıl İçin Öngörüler adlı kitabında yer alan Türklerin Bölge Etkinliği 2050 başlıklı harita
George Friedman’ın Gelecek 100 Yıl – 21. Yüzyıl İçin Öngörüler adlı kitabında yer alan Türklerin Bölge Etkinliği 2050 başlıklı harita

Sosyal medyada paylaşılan haritanın George Friedman’ın anılan kitabında aktarılan Türkiye’nin 2050 yılında sahip olacağı öngörülen etki alanı haritasını yansıtan bahse konu görsel baz alınarak oluşturulduğu anlaşılıyor.

 

"Turkish Sphere of Influence 2050" başlıklı Stratfor tarafından hazırlanan harita
“Turkish Sphere of Influence 2050” başlıklı Stratfor tarafından hazırlanan harita

 

İngilizce “Turkish sphere of influence 2050” üst başlığını taşıyan haritanın sağ alt köşesinde Stratfor’un internet sitesi adresinin yer aldığı görülebiliyor (Stratfor’un bahse konu haritayı CIA için hazırladığını öne sürenler de mevcut). Stratfor’un hangi yayınında bu görseli yayınladığını tespit edemedik. Renklendirilmiş haritanın ilk örneklerine Yunanca sitelerde 2009 yılında rastladık.

 

George Friedman'a göre 2040'lı yılların Türkiye etkinlik haritası alt başlığıyla paylaşılan görselin daha sonra CIA'nın 2040 haritası olarak paylaşılmaya başlandığı anlaşılıyor
George Friedman’a göre 2040’lı yılların Türkiye etkinlik haritası alt başlığıyla paylaşılan görselin daha sonra CIA’nın 2040 haritası olarak paylaşılmaya başlandığı anlaşılıyor

 

Türkçe “George Friedman’a göre 2040’lı yılların Türkiye etkinlik haritası” başlığıyla paylaşılan görselin 2009 yılında haber sitelerinde ve forumlarda aktarıldığı; ancak, daha sonraları CIA’nın 2040 haritası olarak paylaşılmaya başlandığı anlaşılıyor.

 

"CIA'ya göre 2040 yılında Türkiye'nin toprakları" haritası olduğu sanılan görsel
“CIA’ya göre 2040 yılında Türkiye’nin toprakları” haritası olduğu sanılan görsel

 

Özetle, “gölge CIA’nın haritası” daha sonra “CIA’nın haritası”na dönüşmüş.

 

Daha önce aktardığımız üzere George Friedman Stratfor’dan 15 Mayıs 2015’te ayrılmıştı. Stratfor’dan ayrılan Friedman, kurduğu Geopolitical Futures adlı kuruluşun başında bulunuyor.

 

CIA’nın 2050 Türkiye Haritası Sanılan Görsel Hakkında Yanlışa Düşen Yazarlar

Anılan haritayı Stratfor yerine CIA’ye atfederek yazısında aktaran bir yazara rastlamadık.

Yeniçağ Gazetesindeki 1 Ocak 2009 tarihli “Helal Olsun Ama” başlıklı yazısında Yavuz Selim Demirağ, bahse konu haritaya kitabında yer veren George Friedman’ın CIA uzmanı olduğunu aktarmıştı:

"CIA uzmanı George Friedmann’ın “Türkiye’nin dünyadaki siyasi etkisi 2050 yılında muhtemelen Osmanlı haritasını andıran bir görüntü oluşturacak” sözlerinin derinliği görülmelidir."

 

Stratfor Kurucusu George Friedman’ın Türkiye’nin 2050 Yılındaki Etkinliğine Dair Görüşleri

ABD’li strateji uzmanı George Friedman anılan kitapta Türkiye’ye yoğun şekilde değindiği görülüyor. Kitapta 371 defa Türk ve Türkiye kelimelerinin geçtiği, Türkiye’ye özel haritaların yayınlandığı ve ülkemize özel bir bölümün ayrıldığı görülüyor. Anılan kitapta Friedman’ın Türkiye’nin etkinliğine yönelik çarpıcı yorumlarından bazıları şöyleydi (George Friedman (2010). Gelecek 100 Yıl – 21. Yüzyıl İçin Öngörüler, Pegasus Yayınları, 3. Baskı, İstanbul):

“Yüzyılın ortasında, başka güçler ortaya çıkacaktır. Bunlar günümüzde büyük güçler olarak düşünülen ülkeler değildir. Ben önümüzdeki birkaç on yıl içinde daha güçlü ve iddialı bazı güçlerin ortaya çıkacağına inanıyorum. Bunların birincisi Japonya’dır.

Ardından Türkiye gelmektedir. Türkiye şu anda dünyanın on yedinci ekonomik gücüdür. Tarihsel olarak, büyük bir İslam imparatorluğu kurulduğu zaman, bu imparatorluk Türkler tarafından egemenlik altında tutulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı sonunda çökmüştür ve yerini modern Türkiye’ye bırakmıştır. Ancak Türkiye kaoslar ortasında sağlam bir platforma sahiptir. Balkanlar, Kafkaslar ve güneydeki Arap dünyası durağan bir yapıya sahip değildir. Türkiye’nin gücü arttıkça -ve onun ekonomik ve askeri yapısı halihazırda bölgedeki en güçlü konumdadır- Türkiye’nin etkinliği artacaktır.

Japonya, Türkiye ve Polonya ülkelerinin her biri Sovyetler Birliği’nin ikinci çöküşünden sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin en fazla güvendiği ülkeler olacaklardır. Bu kitap boyunca bu dört ülkenin yirmi birinci yüzyılda yaşanacak bir sonraki küresel savaşa kadar büyük etkileri olacağını göreceksiniz. Bu savaş tarihteki herhangi bir savaştan farklı olacaktır-bizim yalnızca bilimkurgu kitaplarında gördüğümüz silahlar kullanılacaktır. Yirmi birinci yüzyılın ortalarında meydana gelecek savaşta yeni yüzyılın erken döneminde doğmuş olan dinamik güçler önemli birer rol üstleneceklerdir.”

“Avrupa gücünü iki şeyden almaktaydı: Para ve coğrafya. Avrupa Asya ile, özellikle Hindistan ile yaphğı ticaret ile zenginleşiyordu. Örnek olarak baharat yalnızca yemeklere konan çeşni değil, etler için bir koruma maddesiydi; onun ithal edilmesi Avrupa ekonomisi için kritik bir öneme sahipti. Asya, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu lüks mallar ile doluydu ve bunların bedelini ödeyebilecek para yalnızca Avrupa’ da bulunuyordu. Bu ticaret ünlü İpek Yolu ve Akdeniz’ e ulaşıncaya kadar başka yollardan yapılmışhr. Türk topraklarının değerli olmasının bir nedeni de bu yollar üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Yirmi birinci yüzyılda Türkiye’nin adının daha fazla duyulacak olmasının bir nedeni de bu topraklar üzerinde olmasıdır.”

“Bu, İslam dünyasında bir ulus devletin güçlenip, bölgesel güç olarak Amerika’ya meydan okumasının olanaksız olduğu anlamına gelmez. Türkiye Müslüman dünyasında tarihi bir güçtür ve daha sonraki bölümlerde göreceğiniz gibi, Türkiye yeniden güçlenmektedir. Türkiye’nin yükselişi Sovyetler Birliği’nin yıkılışının yaratlığı kaosun sonucu olmayacaktır. Bu sefer birçok yeni dinamik vardır. Öfke tarih yapmaz. Güç tarih yazar. Ve güç öfke ile desteklenebilir fakat daha temel gerçekliklerden kaynak alır: Coğrafya, demografi, teknoloji ve kültür. Bütün bunlar Amerikan gücünü belirleyecektir ve Amerikan gücü de yirmi birinci yüzyılı belirleyecektir.”

“Türkiye tarihte İslam Dünyasının en başarılı güç merkezi oldu, dinamik ve hızla modernize olan bir ülkedir. Bu konuda Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin geleceklerine bakmakta da yarar vardır.”

“Türkiye farklı bir ülkedir. Sadece büyük ve modem bir ülke değil, aynı zamanda bölgenin en büyük ekonomisidirİran’ dan çok daha büyük bir ekonomisi vardır ve tüm İslam dünyasının en modem ekonomisidir. Daha da önemlisi, Avrupa, Ortadoğu ve Rusya arasında kalan topraklara sahiptir .

Türkiye tecrit edilmiş bir ülke değildir, pek çok farklı yöne doğru hareket edebilir. Daha da önemlisi, ABD ile dost bir ülkedir ve ABD tehdidiyle karşı karşıya değildir. Bu durumda kaynaklarını ABD’ yi bloke edecek şekilde harcamak zorunda kalmaz. Büyüyen ekonomisiyle eski rolüne dönmesi, bölgede etkin bir güç olması ihtimali yüksektir.

Türkiye Birinci Dünya Savaşı’na kadar büyük bir imparatorluktu (Haritaya bakınız, s. 116). İmparatorluktan sonra nüfusu Müslüman olan laik bir devlet olarak ortaya çıktı. Türkiye 1918′ e kadar dünyanın en güçlü Müslüman ülkesiydi, zirvede olduğu on dördüncü ve on alhncı yüzyıllar arasında çok genişledi ve iyice güçlendi.

Türkiye on alhncı yüzyılda Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, güneydoğu Avrupa, Kafkaslar ve Arap Yarımadasını kontrol altına alan büyük bir Akdeniz gücü haline geldi.”

Anılan kitabında Friedman 194-199 sayfaları arasını Türkiye’ye ayırmış ve Türkiye’nin mevcut durumu ve geleceğine yönelik aşağıdaki öngörülerde bulunmuş:

“2020 yıhna kadar olan Rusya-Amerikan çekişmesi sırasında, Kafkasya’da bir kriz olacaktır. Ruslar bölgenin güneyine doğru baskı yapacaklardır, Gürcistan ve Ermenistan müttefikleri üzerine baskı olacaktır. Rus ordusunun Türkiye sınırlarına kadar dayanması Türkiye’de büyük bir kriz yaratacaktır. Osmanh İmparatorluğu’nun yıkılmasından ve modern Türkiye’nin kurulmasından bir yüzyıl sonra, Türkler Soğuk Savaş içinde karşılaştı kları aynı tehditle bir kez daha karşı karşıya geleceklerdir.

Daha sonrasında Rusya’nın parçalanmasıyla, Türkler 2020 yılları dolaylarında kaçınılmaz olarak stratejik kararlar vereceklerdir. Tampon bölgesinin kaotik durumuna güvenerek kendilerini korumak için yeni açıhmlar yapacaklardır. Bu kez onlar kuzeye Kafkasya’ya doğru hamle yapacaklardır ve böylece bu yönde ulusal güvenliklerini güvence altına alacaklardır.

Burada daha derin bir durum vardır. 2020 yılında Türkiye dünyadaki ilk on ekonomiden biri olacaktır. 2007 yılında zaten on yed inci büyük ekonomidir ve sürekli gelişim göstererek 2020 yılı nda bunun sonucunu almış olacaktır. Aslında Türkiye herhangi bir Avrasya ülkesinin en güçlü jeolojik yerleşimlerinden biri olmanın avantajını yaşamaktadır. Türkiye A rap dünyasına, İran, Avrupa, eski Sovyetler Birliği ülkeleri ve her şeyden önce Akdeniz’e açılımı olan bir ülkedir. Türk ekonomisinin gelişiminin nedenlerinden biri Türkiye’nin bölgesel ticaretin merkez noktasında olmasıdır. Ülke aynı zamanda üretim gücü ile öne çıkmaktadır.

2020 yılında Türkiye gelişen ve istikrarlı bir ekonomik ve askeri güce sahip olacaktır. Kuzeydeki istikrarsızlık dışında neredeyse her yönde çeşitli müdahaleler ile karşılaşacaktır . Yüzyıllardır ekonomik ve askeri açıdan büyük bir varlık gösterememiş olan İran güneydoğuda uzanmaktadır. Güneyde, sürekli olarak bir istikrarsızlık vardır ve Arap dünyası ekonomik gelişimden yoksundur. Kuzeybatıda, Türkiye’nin tarihsel düşmanı olan Yunanistan’ın da dahil olduğu Balkan yarımadasında sürekli olarak bir kaos vardır.

Bu bölgelerin hiçbirinde, 2020 yılı itibarıyla iyi olaylar olmamaktadır. Arap yarımadası Türkiye’nin güneyinde yer alan bir bölge olarak sürekli olarak krizlerle karşı karşıya kalmaktadır. Petrol dışında, Arap yarımadasında çok az kaynak bulunmaktadır. Endüstri açısından çok az gelişmiştir ve az bir nüfusa sahiptir. Önemi petrole dayanmaktadır ve tarihsel olarak petrol ile elde edilmiş bir zenginlik yaşamaktadır. 2020 itibarıyla Arap yarımadası düşüş içinde olacaktır. çünkü petrol rezervlerinde çok büyük düşüşler yaşanmış olacaktır. Basra Körfezi’ndeki şeyhlik yapısı buna bağlı olarak büyük çalkantılar yaşayacaktır.

Daha geniş açıdan bakıldığında tüm İslam dünyasında son derece büyük bölünmeler yaşanacaktır. Tarihsel olarak bölünmüş olarak ABD – Cihat Taraftarları savaşı konusunda yoğunluk azalması yaşanmış olacaktır. 201O’lu yılların sonlannda ABD – Rusya karşı karşıya olma durumu nedeniyle Ruslann Türkiye’nin güneyi ile yarattığı problemlerin uzantısı olarak Orta Doğu’ da karışıklıkların yaşandığı bir dönem olacaktır. Genel olarak İslam dünyası ve özel olarak Arap dünyası 2020’lı yıllarda her yöne doğru dağılmış olacaktır.

Türkiye’nin kuzeybatısında bulunan Balkanlar da istikrarsız bir yapı içinde olacaktır. Yirmi birinci yüzyıl içindeki Soğuk Savaş’ın tersine olarak, ABD ve Sovyet gücü bölgede Yugoslavya’ya kilitlenmiş olmayacaktır. ABD-Rusya karşılaşmasının ikinci raundu bu bölgenin istikrarsızlığına neden olacaktır. Rusya ilk dönemde olduğundan daha az güçlüdür ve Macaristan düşmanca bir tutum karşısında kalacaktır. Ruslar Türkiye’yi kıskaç altına almaya çalıştıklan gibi, bu bölgeyi de etki alanları içinde tutmak isteyeceklerdir. Bulgaristan, Sırbistan ve Hırvatistan da onlara karşı bir tutum içerisinde olacaktır. Bunlar Türkiye’nin dikkatini dagıtacak konular olacaktır. Yunanistan, Makedonya, Bosna ve Karadag Balkan çatışması içinde yer alan ülkeler olacaktır, bölge bir kez daha bir kaos içinde olacaktır. Türkiye’nin çevresinde genel bir istikrarsızlık havası hakim olacaktır.

İslam dünyası bir araya gelme konusunda başarısız girişimler içinde olacaktır. O bir Müslüman güç tarafından egemenlik altına alınacaktır. Tarih boyunca Türkiye, İslam dünyasını bir arada tutan bir imparatorluk yapısının başlıca ulusu olmuştur-Mogol istilasından on üçüncü yüzyıla kadar böyle bir süreç yaşanmıştır. 1917 ve 2020 yılları arasında bunun dışına çıkılmıştır çünkü Türkiye yalnızca Anadolu’ da egemen olmuştur. Ancak Türk güçleri -Osmanlı imparatorlugu ya da İran dışında egemenlik kuran Türk gücü- İslam dünyası içinde uzun dönemli bir gerçeklik olmuştur. Aslında Türkiye Balkanları, Kafkasya’yı, Arap yarımadasını ve kuzey Afrika’yı da egemenligi altında tutan bir yapıdır.

2020’li yıllarda, bu güç yeniden ortaya çıkacaktır. Türkiye, Japonya’ dan bile daha fazla olarak Ruslarla karşı karşı ya kalma konusunda kritik öneme sahip bir ülke olacaktır. İstanbul Bogazı, Ege Denizi’ni ve Karadeniz’i birbirine baglayan geçit, Rusların Akdeniz’ e açılmasını engellemektedir. Türkiye tarihsel olarak Bogazları kontrol altında tutmaktadır ve bunun sonucu olarak Türkiye bir kuvvet olarak onların çıkarına zarar vermektedir. 2010’lu yıllarda ya da 2020’li yılların başlarında bu konuda herhangi bir degişiklik olmayacaktır. Ruslar, Balkanlarda Amerika’ya karşı koymak için Boğazlardan geçme gereksinimi duyacaklardır. Türkler eğer böyle bir geçişe izin verirlerse Rusların kendi jeopolitik amaçlannda başarılı olacaklarını bilmektedir fakat Türk yetkililer böyle bir ihtimali kendileri açısından tehdit edici buldukları için buna yanaşmayacaklardır. Bu durumda Türkler Rusya’ya karşı kendi müttefikleri olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin yanında yer alacaklardır.

Sonuç olarak, Türkler Amerika’nın, Rusya karşıtı stratejisi içinde önemli bir araç görevi görecektir. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’yi Kafkaslar ve Balkanlardaki Müslüman bölgeleri etkileme yönünde cesaretlendirecektir. Bu Türkiye’nin denizlerdeki hareket alanını güçlendirmesine yardımcı olacaktır. Deniz, hava ve uzay konusunda ABD’ den destek göreceklerdir. Türk donanması Rusların Akdeniz’ e açılma ve kuzey Afrika’ da bir macera yaşamalarına engel teşkil edecektir. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca Türk ekonomik gelişimini cesaretlendirmek için her şeyi yapacaktır. Bu destekler de Türkiye’nin ekonomisinin daha saglam bir zemin üzerine oturmasını sağlayacaktır

Sonunda Ruslar çöktükleri zaman, Türkler bir yüzyıl boyunca sahip olmadıkları bir konumda olacaklardır. Çevreleri kaos ve zayıflıklarla dolu olarak, Türkler bölge boyunca ekonomik bir güce sahip olacaklardır. Ruslar çöktüğü zaman, bölge jeopolitik yapısı yeniden düzenlenecek ve -bu konuda gerçek bir savaş olmaksızın- Türkler her yöne doğru etkiye sahip olarak bölgenin egemen gücü olacaklardır. Türkiye henüz resmi bir imparatorluk olmayacaktır fakat hiç kuşku yok ki, İslam dünyası içinde çekim merkezi olacaktır.

Doğal olarak Arap dünyası Türkiye’nin yeniden oluşan gücü ile bazı sorunlar yaşayacaktır. Osmanlı İmparatorluğu altında Türklerin Araplara karşı tutumları unutulmamıştır. Ancak bölgedeki diğer oyuncular yalnızca İsrail ve İran’ dır ve Türkiye bu yapı içinde onlara daha yakın ve tarafsız gelecektir. Arap yarımadası düşüş dönemine girmiştir ve kendi güvenlikleri ve ekonomik yapıları için Türkiye ile yakın bağlar kurmak durumundadırlar.

Amerikalılar bu gelişimi olumlu bir adım olarak göreceklerdir. İlk olarak, yakın bir müttefik olarak ödüllendirilecektir. İkinci olarak, istikrarsız bir bölgede istikrar içinde olacaktır. Üçüncü olarak, Basra Körfezi’nden önemli miktarda hidrokarbon sağlama Türklerin etkisi altında olacaktır. Son olarak, Türkler bölge içinde İran’ın hırsına set çeken ülke konumunda olacaktır.

Ancak uzun dönemli jeopolitik sonuçlar açısından Amerikan büyük stratejisinin gerçekleşmesi konusunda bunlar yardıma olacaktır. Daha önce görmüş olduğumuz gibi Amerika Birleşik Devletleri Avrasya’ da daha büyük tehditlere set çekmek için bölgesel güçler yaratmaktadır. Ancak Amerika Birleşik Devletleri bölgesel hegemonyalardan korkmaktadır. ABD yalnızca bölgesel rakipler değil küresel rakipler de istemez. ABD bir dönem sonra Türkiye’ye bu açıdan bakmaya başlayacaktır. 2020’li yıllarda ABD – Türkiye ilişkileri gitgide artan bir şekilde huzursuzluk yaratıcı bir boyuta dönüşecektir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye algılaması belirgin bir şekilde değişecektir. 2030’lu yıllarda ABD Türkiye’yi bölgesel çıkarları için bir tehdit olarak görecektir. Buna ek olarak, Türkiye’ de ideolojik bir değişim olabilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından beri seküler bir yapı içinde olan Türkiye dine karşı daha esnek bir yaklaşım içinde olacaktır. Amerikan karşıtlığı sürecinde Türkiye İslam dünyasına biraz daha yakınlaşacaktır ve bir İslam süperdevleti oluşturma girişiminde olacaktır. Bu, bölgedeki Müslümanları Türkiye’nin genişlemesine karşı daha hoşgörü içinde olmaya itecektir. Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri potansiyel bir İslam devleti olarak gördükleri Türkiye’ye karşı tavır.  içinde olacaklardır. Bu dönemden sonra ABD Türkiye’nin gücüne karşı önlem politikaları yürütecektir.”

 

 

malumatfurus hakkında 1196 makale
Köşe yazarları odaklı yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz