Anasayfa » Tüm Yazılar » Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Döneminde Suriye’den 50 Bin Ermeni Getirildiği İddiası

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Döneminde Suriye’den 50 Bin Ermeni Getirildiği İddiası

malumatfurusorg
abdullah gul osman kavala

Ahmet Sever’in “Abdullah Gül ile 12 Yıl” Adlı Kitabında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Döneminde Osman Kavala’nın Talebiyle 50 Bin Suriyeli Ermeni’nin Türkiye’ye Getirildiğini Yazdığı İddiası Doğru Değil

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı görevini üstlenen Ahmet Sever’in “Abdullah Gül ile 12 Yıl” adlı kitabında Osman Kavala’nın eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den talebiyle Suriye’den 50 bin Ermeni’nin Türkiye’ye getirildiğinin belirtildiği iddiası, Gerçek Hayat adlı dergide yayımlanan Can Kemal Özer imzalı yazıdaki bir çarpıtmaya dayanıyor.

Gerçek Hayat adlı derginin gzt.com’da “50 bin Ermeni Türkiye’ye nasıl geldi?” başlığıyla 29 Temmuz 2022 tarihinde yayımlanan infografiğinde Ahmet Sever’in “Abdullah Gül ile 12 Yıl” adlı kitabına atıfla şu ifadelere yer verilmiş:

“Osman Kavala bir gün ‘Ahmet, biliyorsun Suriye’deki Ermeniler zor durumda. Türkiye onlara kapılarını açsa her yönden çok iyi bir adım atılmış olmaz mı?’ diye bir fikir ortaya attı.

Fikir aklıma çok yattı. Ertesi sabah Cumhurbaşkanı Gül ile bir toplantımız vardı. Bu öneriyi orada dile getirdim. Abdullah Gül, böyle bir hamlenin doğuracağı olumlu sonuçları anında gördü.

Orhan Dink, Delal Dink ve Rober Koptaş cumhurbaşkanlığına geldi. Abdullah Gül: ‘Bu aramızda kalsın. Basına yansımasın. Çalışmalar gizlice yürütülsün’ dedi.

Suriye’den Ermenistan’a giden Ermenilerin de Türkiye’ye gelmesi sorulduğunda, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun cevabı şu oldu: ‘Onlar da gelebilirler’.

Gelecek Ermenilerin iş bulma, barınma gibi sorunlarını, Gül’ün bilgisi ve onayıyla TÜSİAD Genel Sekreteri Zafer Ali Yavan ile konuştum. Kısa bir süre sonra Zafer olumlu bir mesajla geri döndü.

 

Ahmet Sever’in adı geçen kitabı incelendiğinde (Başbakan olduğu dönemde) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla yürürlüğe konulan projenin sonuçlandırılamadığının, sunulan imkândan 50 bin civarında olan Halep ve Şam’da yaşayan Türkiye kökenli Ermeni’den sadece 30’unun yararlanabildiğinin aktarıldığı görülüyor (Türkiye’ye gelen 30 Suriyeli Ermeni’nin sayısı 50 bin olarak belirtilmiş. Kitapta proje kapsamında amaçlanan hedefe ulaşılamadığının belirtildiği bölüme bahsi geçen yazıda değinilmemiş).

 

Kitaptan ilgili bölüm şu şekildeydi (Ahmet Sever (2015). Abdullah Gül ile 12 Yıl – Abdullah Gül ile 12 Yıl. Doğan Kitap. 30. Baskı. Sf: 131-134):

“Osman Kavala ile bir gün İstanbul’da Cezayir Restoran’da sohbet ederken, “Ahmet, biliyorsun Suriye’deki Ermeniler zor durumda. Türkiye onlara kapılarını açsa her yönden çok iyi bir adım atılmış olmaz mı?” diye bir fikir ortaya attı. Sayılan yaklaşık 50 bin civarında olan, daha çok Halep ve Şam’da yaşayan Ermenilerin çoğu zaten Türkiye kökenliydi.

 

Fikir aklıma çok yattı. Ertesi sabah Tarabya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı ile bir toplantımız vardı. Dışişleri Başdanışmanları Ferden Çarıkçı ve Sadık Arslan da oradaydı. Bu öneriyi orada dile getirdim. Abdullah Gül, böyle bir hamlenin doğuracağı olumlu sonuçlan anında gördü:

 

“Böyle bir adım atmamız her yönüyle çok iyi olur. Üzerinde ciddiyetle çalışalım.””

 

“Konuyu Cumhurbaşkanı Gül’e açtığımda, “Tamam, gelsinler, görüşelim” dedi. Ertesi gün üçü Tarabya Köşkü’nde Abdullah Gül’ün karşısındaydı. Bu kadar çabuk randevu verilmesini hiç beklemiyorlardı. Görüşmede Cumhurbaşkanı’nın dış politika danışmanları da vardı. Rober Koptaş çok iyi bir hazırlık yapmıştı. Suriye izlenimlerine dair bir sunum yaptı. Yaptığı yorum ve analizler Gül’ü etkiledi. Gelmek isteyen Ermeni ailelerin Halep’ten Türkiye sınırına kadar güvenli bir şekilde geçişlerim sağlamak en önemli sorunlardan biriydi. Bir diğeri, onların İstanbul’a getirilmeleri, kendilerine oturma ve çalışma izni verilmesiydi.

 

Cumhurbaşkanı kendilerine çok açık konuştu:

 

“Ben Suriye’deki Ermenilerin Türkiye’ye getirilmesi fikrine olumlu bakıyorum. Bu konuyla Ankara’ya döner dönmez çok yalandan ilgileneceğim. Yalnız bu konuştuklarımız aramızda kalsın. Basma yansımasın. Çalışmalar gizlice yürütülsün.”

 

Onlar da bunun gizli tutulmasından yanaydılar. Çok memnun ve umutlu bir şekilde oradan ayrıldılar.

 

Gül Ankara’ya döndükten sonra bu durumu sırasıyla MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışiş­leri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile paylaştı. Bu proje onların da aklına yattı. Bu arada Başbakan Erdoğan da bilgilendirildi ve onayı alındı.

 

Hakan Fidan, Suriye’deki Ermenilerin evlerinden alınarak Türkiye sınırına kadar güvenli bir şekilde getirilmesini sağlayabileceklerini, bu bakımdan herhangi bir sorun yaşanmayacağını belirtti. Bu, en büyük sıkıntının aşılması anlamına geliyordu.”

 

“Her şey olumlu bir havada yürüyordu. Görünen tüm muhtemel sorunlar aşılmıştı. Bu arada, kendi imkânlarıyla İstanbul’a 21 ki­şilik bir grup geldi. Agos’un Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş beni aradı ve bunların isimlerini iletti. Cumhurbaşkanı’nın durumdan haberdar ettiğimde, “Sen bu isimleri Feridun Sinirlioğlu’na bildir. O, çalışma ve oturma izinlerinin çıkarılması için İçişleri Bakanlığı’na göndersin” dedi.

 

Aynen öyle yaptık. Hepsinin çalışma ve oturma izinleri hızlı bir şekilde çıkarıldı. Ardından Rober Koptaş’tan 9 kişilik bir isim listesi daha geldi. Aynı yöntemle onların işlemleri de yapıldı. Ancak, daha sonraki günlerde Suriye’den gelenlerin arkası birdenbire bıçak gibi kesildi. Bunun nedeni kısa bir araştırmadan sonra anlaşıldı.

 

Ermeni diasporası, Taşnak Partisi bundan haberdar olup devreye girmiş ve baskı kurarak Suriye’den Türkiye’ye gelmek isteyen Ermenileri Türkiye’ye gelmekten caydırmıştı:

 

“Siz ne yapıyorsunuz? Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmek mi istiyorsunuz? Türkiye’nin sizi kullanmasına izin mi vereceksiniz? Bunu sakın yapmayın.”

 

Bu propaganda etkisini hemen göstermişti. Türkiye’ye gelmeye hazırlananlar vazgeçirilmişti. Türkiye’nin insani am açlarla hem de gizli kalmasını istediği bu girişime karşı, oradaki Ermenilerin durumunu umursamayan son derece katı ve bağnaz bir anlayış söz konusuydu. Tüm bu iyiniyetli çabalardan sadece 30 Suriyeli Ermeni yararlanabildi. Oysa binlercesi bundan faydalanabilirdi. Maalesef olmadı. Cumhurbaşkanı da üzüntüsünü, “Yazık oldu” diye ifade etti.”

 

ahmet sever abdullah gul ile 12 yil

 

ahmet sever abdullah gul ile 12 yil

 

ahmet sever abdullah gul ile 12 yil

 

ahmet sever abdullah gul ile 12 yil

 

Ahmet Sever, Emin Pazarcı’nın alıntıladığı iddia hakkında sosyal medya hesabı üzerinden şu yorumda bulunmuştu:

“Ya okuduğunuzu anlamıyorsunuz ya da bilerek çarpıtıyorsunuz… Kitapta yazdığım gibi:

1)Bu projeye Sn. Erdoğan’ın bilgisi ve onayıyla başlandı.

2)Ermeni diyasporasının engellemesi nedeniyle sonuçlanmadı. Yani 50 bin kişi gelmedi. Proje kağıt üzerinde kaldı.”

 

 

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz