Çanakkale Savaşında Mehmetçiğin Yemek Menüsü Efsanesi ve Köşe Yazarları

Başta özet geçelim: Çanakkale Yemek Listesi olarak paylaşılan aşağıdaki menü, Çanakkale Savaşı’na değil Irak Cephesine aittir.

Sebepler kısaca şu şekilde:

  • Listenin ilk kez yer aldığı kaynak, menünün Çanakkale’ye değil Irak Cephesine ait olduğunu gösteriyor.
  • Çanakkale Savaşı 1917 yılında çoktan sona ermişti.
  • Çanakkale’de 43. Alay görev almamıştı.
  • Kaynaklar Çanakkale Cephesinde iaşe konusunda böylesi bir sıkıntı çekilmediğini söylüyor. Çanakkale Cephesi’nde Osmanlı ordusu kısa süreli kriz anları dışında açlık çekmemiş ve erzaksız kalmamıştı.

 

Çanakkale Zaferi, gerek Türk tarihini gerekse dünya tarihini değiştiren, savaş tarihine altın harflerle geçen, Türk ordusunun kahramanlığının ve azminin eşsiz bir örneğidir. Çanakkale Savaşı’nın büyüklüğü ve önemi, Mehmetçiğin fedakârlığı ve kahramanlığı “hurafeler”e bağlı değildir. Hurafelerin varlığı ya da yokluğu ne Çanakkale Zaferinin ne de Türk ordusunun azametini etkileyemez.

Hâl böyle iken, Çanakkale Savaşı’ndaki Mehmetçiğin fedakârlığını daha da dramatize edecek şekilde, gerçeği yansıtmadığı halde bir “yemek listesi” paylaşımı almış başını gidiyor.

İnternet ortamında sıklıkla paylaşılan, devlet dairelerine ve yemekhanelere çerçeveletilerek asılan, hatta 18 Mart’ta bazı yemekhanelerde birebir çıkarılan yemek menüsü şu şekilde:

43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölük, 1915 yılı yemek listesi;

15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı. Öğlen: Yok. Akşam: Yağlı buğday çorbası ve ekmek.

26 Haziran Sabah: Yok. Öğlen: Yok. Akşam: Üzüm hoşafı, ekmek. 

18 Temmuz Sabah: Üzüm hoşafı. Öğlen: Yok. Akşam: Yarım tayın ekmek.

21 Temmuz Sabah: Yarım ekmek. Öğlen: Yok. Akşam: Şekersiz üzüm hoşafı, ekmek YOK

 

“Çanakkale Savaşı’nda 43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölük, 1917 Yılı Yemek Listesi” olarak paylaşılan bu iaşe cetveli aslında Irak Cephesi’nde görev alan 52. Tümen 43. Alay 1. Tabur’a aittir. Bu menü İlhan Selçuk’a ait “Yüzbaşı Selahattin’in Romanı” adlı kitabın 1. cildinde yer almaktadır. 

Yemek listesinin metninin kelimesi kelimesine aynısı. Yıllar önce İlhan Selçuk’un kitabında yer almış. Yemek listesinin kaynağı belli. Ancak, nasıl olduysa bir anda Çanakkale Savaşı’na atfedilmiş. 

İlhan Selçuk bu kitabın içeriğini, yakın arkadaşı Cengiz Yurtoğlu’nun babası olan Çanakkale, Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşlarında savaşmış olan Selahattin Yurtoğlu’nun anılarından derlediği aile tarihinden derlemiştir. Yani kitap anı türündedir ve meşhur yemek listesi viral hâle gelmeden çok önce ilk kez 1973 yılında yayınlanmıştır.

Bilindiği üzere Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915 – 9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Yani 1917 yılında Çanakkale Savaşı çoktan sona ermişti. Yemek listesinin kaynağı, menünün 1917 yılında Irak’a ait olduğunu gösterirken, Çanakkale Savaşı’nın zaferle sonlanmasının ardından 1917 yılında bu iaşe cetvelinin geçerli olduğunu iddia etmek çelişkiler içermektedir.

Ayrıca, Çanakkale Savaşı’nda ihtiyatta bırakılan birlikler içinde bile 43. Alay yoktu. Olmayan birliğin iaşe cetvelini paylaşıyorlar yani.

Bu çelişkiyi gidermeden duramaz tabiki efsanelere iman etmeyi gaye haline getirmiş vatandaşlarımız. Hemen küçük bir dokunuşla yemek listesini 1915 yılına çekiverirler aşağıdaki görselde de görülebileceği üzere:

Çanakkale Savaşları’nda askerin aç bi ilaç savaşmadığına dair askeri kaynaklarda ve çarpışan askerlerin anılarında bilgi ve belgeler de mevcuttur. Bu kaynaklar da Çanakkale Cephesi’ndeki muharip ordunun iaşe ve ikmal durumunun dramatize edildiği gibi olmadığını göstermektedir.

Mehmet Çevik ve Yavuz Selim Çeloğlu’nun Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Dergisinde “Çanakkale Cephesi’nde Türk Ordusunun İaşe ve İkmal Faaliyetleri” başlığıyla yayınlanan çalışmaları Çanakkale Cephesi’ndeki muharip ordunun diğer cephelere nazaran daha iyi iaşe edildiğini belirtmektedir. Çevik ve Yurtoğlu ayrıca, özellikle kara muharebelerinin başlamasıyla birlikte cephedeki ordu sayısında büyük artış ile birlikte iaşe konusunda sıkıntılar yaşanmaya başlamasına rağmen Çanakkale’de hiçbir zaman diğer cephelerdeki kadar vahim bir durumun gözlemlenmediğini aktarmıştır.

Çanakkale’de çarpışan 5. Ordunun iaşe bölgesinin ülkenin tarım, sanayi, ulaşım gibi olanaklar açısından en gelişmiş bölgelerini içine alması ile birlikte Osmanlı Devleti’nin savaştığı diğer cephelere nazaran Çanakkale Cephesi’ndeki muharip ordunun iaşe ihtiyacının nispeten daha kolay karşılandığı gözlemlenmiştir.

5. Ordu’nun idare ve lojistiği üzerine yapılan araştırmalar, 5. Ordu dahilinde bulunan ambarlarda mevcut erzakın kıt olmadığını göstermektedir.

Çanakkale’de çarpışan askerlerin çeşitli günlük ve hatıralarından derlenen iaşe ile ilgili tespitler de askeri kaynaklarda geçen Mehmetçiğin Çanakkale’de aç bi ilaç çarpışmadığı tespitini desteklemektedir.

Derin Tarih Dergisi’nda Mustafa Selçuk’un günlükler ve resmi kayıtlar üzerinden kaleme aldığı incelemede, Türk askerinin beslenmesinin sanıldığı gibi olmadığı belirtilmiştir.  Selçuk’un tespitlerinden bazıları şu şekildedir:

  • 5. Ordu’ya bağlı çalışan Menzil Müfettişliği koordinatörlüğünde bütün Marmara bölgesinde askerî disiplinle işleyen bir teşkilat oluşturulmuş, bölge halkının da yardımıyla ordunun her türlü gıda ihtiyacı karşılanmış.
  • Ordunun bütün ihtiyaçları Tekâlif-i Harbiye Komisyonları tarafından öşür, hibe, el koyma ve müteahhitler vasıtasıyla tedarik edilmiş.
  • Osmanlı Genelkurmayı da Çanakkale Cephesi’nde iaşe durumunun gayet iyi olduğunu, hatta birinci siperde muharebe eden nefere kahve ikramı bile yapıldığını resmî tebliğle bildirmiş.
  • Çanakkale’de bir askere ortalama şu miktarlarda erzak verilmiş: 900 gram ekmek, 250 gram et, 150 gram bulgur, 20 gram zeytinyağı, 20 gram tuz, 9 gram sabun.

İkdam gazetesi 16 Temmuz 1915 tarihli nüshasında ikmal konusundaki yoğun trafiği şöyle aktarmış“Bugün İstanbul’dan hareket eden bir zat, mevki-i harbin (savaş alanının) hangisine gidecek olursa olsun, güzergâhında müteaddid (çok sayıda) erzak ambarları ve bu ambarların dâhilinde, sundurmalarında, civarında yığılmış erzak çuvallarının, yağ tenekeleri ile fıçılarının âdeta birer tepe teşkil ettiğini görür. Seyahatine devam ettikçe gece gündüz yollarda kıtalara çay, ayran, ekmek veren askerî çayhanelere, erzak kafilelerine rast gelir. Arabalarla, develerle taşınan, hiçbir zaman arkası kesilmeyen erzak kafileleri kâmilen (tamamen) orduya gider. Bu âli (yüksek) himmetler sayesinde ordumuz muharebede iaşe hususunda zerre kadar sıkıntı çekmemektedir.”

Ayrıca, Topkapı Sarayı’nda kayıtlı Çanakkale Savaşı Harp Malzemeleri ve Belgeleri koleksiyoneri Seyit Ahmet Sılay “münferit olarak öğün atlamış birliklerimiz dışında, yemek sıkıntısı hiç çekilmediğini” aktarmaktadır.

Çanakkale Savaş Malzemeleri Müzesi Sorumlusu Erol Burhan da Çanakkale Savaşları sırasında askerlerin açlık çekmesi gibi olay olmadığını, sadece mühimmat sıkıntısı yaşandığını aktarmıştı.

Çanakkale’de harp müddetince askere günlük olarak hangi erzak verilecek ise bunun miktarının ne olacağı ayrıca tespit edilmişti. Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı Arşivi’ne göre (ATASE) “Tayinat ve Yem Kanunu’nda geçen bu miktarlar aşağıdaki gibiydi:

  • Peksimet 600 gr.
  • Bulgur ve Pirinç 150 gr.
  • Çorbalık Konserveler 100 gr.
  • Tereyağı ve Zeytinyağı 20 gr.
  • Tuz 20 gr.
  • Soğan ve Sarımsak 20 gr.
  • Kuru Sebze 120 gr.
  • Sebze Konserveleri 150 gr.
  • Kuru Üzüm 50 gr.
  • Çerez 250 gr.
  • Kavurma, Pastırma, Sucuk ve Kuru Balık 125 gr.
  • Et Konserveleri 200 gr.
  • Zeytin ve Peynir 160 gr.
  • Çay 1 gr.
  • Şeker 10 gr.
  • Sabun 9-10 gr.
  • Gaz 30 gr. (asgari verilmesi gereken miktar ise 5 gr.)

Sıklıkla paylaşılan görsel başka bir cepheye ait olsa da, kaynaklar ortalama olarak Mehmetçiğin sanılanın ötesinde daha iyi beslenme imkânının olduğunu aktarsa da, Çanakkale’de muharebelerin yoğunlaştığı ve ordu mevcudunun arttığı dönemlerde askerin yasal olarak belirlenen istihkakın çok altında bir miktarla yetinmek zorunda kaldığı da gözlemlenmiştir.

Vaziyet bu şekilde iken, köşe yazarları da bu şehir efsanesini paylaşmadan duramazlar tabiki. Bu kişileri ifşa edelim:

  • Hüseyin Öztürk’ün Yeni Akit Gazetesi’ndeki “Tarih Tekerrür Etmez Ettirilir“başlıklı 13 Mayıs 2016 tarihli yazısından: “Gelin şimdi bir de bizimkilerin öğünlerine bakalım. 43. Alayın yemek listesi şöyle:” [Yemek listesinin tamamını paylaşır]
  • Yaşar Süngü’nün Yenişafak Gazetesi’nde yayınlanan “Koç ve Sabancı’nın Ramazan geceleri” başlıklı 3 Temmuz 2016 tarihli yazısından: “Çanakkale’de ülkeyi kurtarmak için savaşırken yediğimiz menü: 43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölük, 1915 yılı yemek listesi; … Not: Bu menüyle biz vatan kurtardık
  • Vehbi Dinçcan’ın Güneş Gazetesi’ndeki 26 Nisan 2013 tarihli “43. alay, 1. piyade taburu” başlıklı yazısından: “Yemek vaktiiii! Komut böyle veriliyor ve o yiğitler, ellerine tutuşturulan yemeklerini yemeğe başlıyorlar… Çanakkale zaferi öncesi yemek listesi… Kadıköy çarşısının, Osman Ağa Camisi tarafından girince hemen sağda Yanyalı lokantasına girdiğinizde, önünüze menü gelince, yemek listesinin yanında işte 43. alay, 1 piyade taburu 1. bölük 1917 yılı yemek listesi karşılıyor sizi… Bu memleketin kurtuluşunda atalarımızın canlarını verme pahasına girdiği savaşın içinde yemek ihtiyaçları… Bu listeyi okuduktan sonra isterseniz, şöyle ağız tadıyla yemek yiyin bakalım…
  • Ayyıldız Gazetesi’nden İdris Aydın’ın “Cennet Kapısı Çanakkale” başlıklı 18 Mart 2015 tarihli yazısından: “Bu 1915’te Çanakkale’de savaşan Mehmetçiklerin yemek listesi. Şöyle bu liste:”43.PİYADE ALAYI1.PİYADE TABURU 1.PİYADE BÖLÜĞÜ YEMEK LİSTESİ
  • Sakarya Gazetesi’nden Erdinç Özkan’ın 17 Mart 2018 tarihli “Çanakkale Kahramanları” başlıklı yazısından: [Yemek listesini tam metniyle paylaştıktan sonra] “Üzüm hoşafını sevmeyen var mıdır? Ben çok severim. Bundan sonra üzüm ve diğer hoşafları içmeden önce bu kahramanlar aklıma gelecek ve onların ruhlarına teşekkürü bir borç bileceğim. Bizim kuşak da dahil olmak üzere bu yazılanları okullarda okutulan kitaplarında bulamazsınız! Keşke bunları okutsalardı. Okutsalardı! Yılda ortalama 1,8 milyar adet ekmek çöpe gitmezdi. Okutsalardı! Çanakkale Savaşın da ölen 250000 vatan evladının bize bu toprakları bırakmak için verdikleri mücadelede nasıl şehit olduklarını anlardık. Anlardık da bize bırakılan bu devlet mallarını talan edenlere fırsat vermezdik!”

 

Çanakkale Zaferinin büyüklüğünü ve şanını, ordunun şecaatini ve Mehmetçiğin fedakarlığını idrak etmek için böylesi acizlik efsanelerine ihtiyaç yoktur. Ruhları şad olsun!

* Fatih Baş‘ın paylaştığı görsellerden istifade edilmiştir.

malumatfurus hakkında 829 makale
Köşe yazarları için yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın