Atatürk’ün “10 Yılda Bir Af Çıkarın Benim Milletim Cahillik Yapabilir” Dediği İddiası

Atatürk'ün "10 Yılda Bir Af Çıkarın, Benim Milletim Cahillik Yapabilir" Dediği İddiası Asılsız

Atatürk’ün “10 Yılda Bir Af Çıkarın, Benim Milletim Cahillik Yapabilir” Dediği İddiası Asılsız

“10 Yılda Bir Af Çıkarın, Benim Milletim Cahillik Yapabilir” sözünün Atatürk’e ait olduğu iddiası dayanaktan yoksundur. Atatürk’ün bu sözü söylediğine dair bir kaynak, belge ya da tanıklık bulunmamaktadır. 

Yanlış İddia

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim insanım cahildir, hata yapar. her 10 yılda bir af verin” ya da “10 yılda bir af çıkarın, benim milletim cahillik yapabilir” şeklinde ifade edilen bir vecizeyi dile getirdiği iddiasının sosyal medyada paylaşıldığına şahit oluyoruz.

Toplumdaki giderek artan af beklentisinin etkisiyle ceza affı konusunu Atatürk eksenine çekmeyi amaçladığı görülen bu yöndeki paylaşımlardan birkaçı şöyle:

 

Mehmet Aslantuğ'a ait olmayan hesaptan yapılan Atatürk'ün "Benim insanım cahildir, hata yapar. her 10 yılda bir af verin." dediğini öne süren paylaşım
Mehmet Aslantuğ’a ait olmayan hesaptan yapılan Atatürk’ün “Benim insanım cahildir, hata yapar. her 10 yılda bir af verin.” dediğini öne süren paylaşım

 

Atatürk'ün "10 yılda bir af çıkarın, benim milletim cahillik yapabilir" dediğini ileri süren paylaşım
Atatürk’ün “10 yılda bir af çıkarın, benim milletim cahillik yapabilir” dediğini ileri süren paylaşım

 

Her ne kadar bu vecize iddiası “Atatürk bile 10 yılda bir af çıkarın, benim milletim cahillik yapabilir demiş. Mahkum yakınların af istemesi suç değildir” vurgusuyla ceza indirimi veya affı talep edenler tarafından sosyal medyada yaygın şekilde paylaşılsa da, Atatürk’ün kayıtlara geçen böyle bir sözü yok.

Bahsi geçen özlü sözün izini araştırdığımızda, Atatürk’ün yazılı ve sözlü şekilde dile getirdiği sözleri içeren yahut derleyen  Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Nutuk,  Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri ya da diğer benzer kaynaklarda varlığına rastlayamadık.

Dijital kaynaklarda ilk izine 2012 yılında rastlanan sahipliği Atatürk’e izafe edilen vecizenin 2014 yılından itibaren ise sosyal medyada paylaşılmaya başlandığı anlaşılıyor. Daha öncesinde güvenilir herhangi bir kaynakta aktarılmayan bu vecize iddiası, vefatının 74 yıl sonrasında Atatürk’e mâl edilir hâle gelmiş görünmektedir.

 

Atatürk Döneminde Çıkarılan Aflar

23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışıyla birlikte Meclis’e sunulan birçok af kanun tasarısı ele alınmıştır. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar TBMM, birkaç kısmî af ilân etmiştir (Cengiz Çetintaş (2018). TBMM Tutanaklarında Kurtuluş Savaşınca Çıkartılan Af Kanunları (1921-1923). E-kitap, 1. Baskı). 5 Aralık 1921’de Ankara Antlaşması gereği Fransız işgaline uğramış yerlerdeki suçlar affedilmiş, 19 Aralık 1921 tarihinde vatana ihanet suçlarından bir kısmı affedilmiş, 7 Ocak 1922’de dava dosyaları Yunan işgali altındaki yerlerde kalmış olan mahkum ve şüphelilerle, 2/3 ceza süresini dolduran mahkumlar affa tabi tutulmuş, 31 Mart 1923’te Yunanistan’a iade edilecek esirlere af sunulmuştur (Cahide Sınmaz Sönmez. “Millî Mücadele Döneminde Çıkarılan Aflar“). Çıkarılan bu aflarla Millî Mücadele’ye taraftar kazanmak, TBMM ile halk arasında yakınlaşmayı temin etmek ve düzenli orduya asker sağlamak amaçlanmıştır.

Cumhuriyetin kuruluşunun ardından 26 Aralık 1923 tarihinde çıkarılan genel (umûmî) af yasası ile 29 Ekim 1923 tarihine kadar işlenmiş suçlara verilen cezaların yarısı affa tabi tutulmuştur.

Cumhuriyet’in 10. yılı nedeniyle 1933 yılında çıkarılan genel afla ise 5 yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar hakkında takibat yapılmaması, 3 yılı geçenlerin cezasının affına ilişkin düzenleme getirilmiş ve çeşitli suçlar için de belirli oranlarda ceza indirimi sağlanmıştır.

Atatürk’ün hayatta olduğu dönemde TBMM tarafından çıkarılan af yasalarına ilişkin liste şu şekildedir:

  • 5 Aralık 1921: Fransızlar tarafından işgal edilen topraklarda işlenen suçlara ilişkin af.
  • 19 Aralık 1921: Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamındaki bazı suçlar için öngörülen af.
  • 7 Ocak 1922: Genel af.
  • 31 Mart 1923: Esirlerin affı. (Lozan Antlaşması gereğince Türkiye’nin elinde bulunan askeri ve sivil esirlere ilişkin af)
  • 26 Aralık 1923: Genel af.
  • 20 Mart 1924: Genel affa ek kanun.
  • 16 Nisan 1924: Türkiye’den ayrılan topraklarda yaşayanlar için genel af.
  • 11 Aralık 1924: Meni Müskirat Kanunu (Sarhoşluk veren şeylerin önlenmesi) kapsamında mahkum olanların affı.
  • 23 Mayıs 1929: Kabahatlerin affı. (Kabahatlilerin affı ve bazı cürümlerin takibat ve tecili hakkında kanun)
  • 26 Ekim 1933: Genel af.
  • 8 Ocak 1936: “Tunceli affı” (Tunceli ilinde yaşayan ve nüfus kütüklerine kaydolmamış olanlar ile asker kaçakları hakkındaki af)
  • 14 Ocak 1938: “Tunceli affı” konusundaki yasanın yenilenmesi.
  • 29 Haziran 1938: İstiklal Mahkemeleri’nde mahkum olanlar hakkında çıkarılan yasa.

1929 yılında ise Almanya’dan alınarak Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu yürürlüğe konulmuştur.

Türkiye’de 1922, 1923, 1933, 1960, 1963, 1966 ve 1974’te olmak üzere yedi kez genel af ilan edilmiş olup, 1921’den bu yana ise kapsamı değişiklik gösteren toplam 52 adet af kanunu kabul edilmiştir.

 

Atatürk’ün Cezaevleri Hakkındaki Görüşleri

Atatürk’ün hapishaneler hakkında dile getirdiği ifadelerden birkaçı şöyledir:

“Efendiler, hapishaneler meselesi pek mühimdir. Islâh-i hal için hürriyeti şahsiyesi nezedilen evlâdı vatanı müddeti cezaiyesi hitamında cemi yet-i beşeriyete hadim olacak bir uzuv olarak yetiştirmek esbabını temin için Dahiliye Vekâleti uzun uzadıya tetkikat ve ihsaiyatta bulundu. Mevcut hapishanelerden kabil olanların usulü fennisine muvafık bir surette tamirine ve yeniden hapishaneler inşaasına tevessül için bir inşaat programı tanzim eyledi. İşbu program mucibince her sene için muayyen bir nispette inşaata devam olunmak üzere 339 senesinde icabat-ı asriyeye muvafık şekilde bir hapishane-i umumi ile beş liva ve 28 kaza hapishanesinin inşası kararlaştırılmış ve sene-i atiye bütçesine tahsisat ilâve edilmiştir.” (1 Mart 1923)

“Yüce Saylavlar! Memlekette mevcut huzur ve asayişe muvazi olarak adalet cihazı da intizamla işlemektedir. Meşhut cürümler kanununun tatbikatından elde edilen iyi neticelerden örnek alınarak bu kanun ağır cezalı cürümlere de teşmil edilmiştir. İnkılâbımızın istikrarını teyit için yeni kanunî tedbirler alınmıştır. Bu maksatla Türk Ceza Kanunundaki devletin şahsiyetine ve devlet kuvvetleri aleyhine taallûk eden cürümler daha kuvvetli müeyyidelere bağlanmıştır. Cezaevlerinin terbiye, ıslah ve iş esaslarına göre düzeltilmesi yolundaki hayırlı faaliyetin genişletilmesi cemiyete; doğru yoldan saparak hürriyetini kaybetmiş olan binlerce vatandaşı nafi birer uzuv olarak kazandırmaktadır.” (1 Kasım 1938)

 

Atatürk’ün “Milletim Cahildir” Şeklinde Bir Sözü Yok

Atatürk’ün vecizeleri incelendiğinde ülke nüfusunun geneline yönelik bir cahillik atfında da bulunmadığı görülmektedir. Bu yöndeki özlü sözlerinden biri örneğin şu şekildedir:

“Hepiniz pek güzel anlamışsınızdır ki, bizi o gayeye varmaktan meneden iki kuvvet vardır. Biri haricî düşmanlardır. Bunlar bizi bir müstemleke haline koymak için terakkimizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha muzir, daha mühlik bir sınıf daha vardır: o da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketi seven, hakikati gören kimselerden böyle düşman çıkmaz, içimizde böyleleri çıkarsa onları ya aklı ermiyen cahiller, ya memleketi sevmiyen fenalar, ya hakikati görmiyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz vakit mutlaka mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz. Kasdettiğim ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmiyenlerden de bilhassa sizlerin içinizde görüldüğü gibi, hakikati gören hakikî âlimler çıkar.” (25 Mart 1923 – Hâkimiyeti Milliye)

 

Özetle, Atatürk’ün “Her 10 yılda bir af çıkartın benim milletim cahildir” şeklinde bir söz söylediğine dair bir kaynak, belge ya da tanıklık yoktur.

 

Not 1: Atatürk’ün vefatının ardından geçen onca yıl sonrasında bir anda nesebi gayri sahih şekilde ortaya çıkan bu gibi vecizelere şüpheyle yaklaşılmalıdır. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Bu gibi vecizelerin Atatürk’e ait olduğunu öne sürenlerin, Atatürk’ün bu sözleri söylediğini aktaran güvenilir bir belgeyi, kaynağı yahut tanıklığı ortaya koyması lâzım gelmektedir.

 

malumatfurus hakkında 1085 makale
Köşe yazarları odaklı yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz