Bugünkü konumuz, havacılığa verdiği önem herkesin malumu olan Atatürk’ün hayatı boyunca hiç uçakla uçmamasıyla ilgili…

 

 

ataturk-yesilkoy-ucak
Atatürk, 6 Eylül 1937 günü Yeşilköy’de “de Havilland Aircraft Company” tarafından 1934 ile 1937 yılları arasında üretilen dört motorlu çift kanatlı yolcu uçağı de Havilland D.H.86 Express’i incelerken

 

 

 

Sosyal medya platformlarında paylaşılan uçağa binerken ya da uçağın önünde görüldüğü fotoğraflarda Atatürk’ün açılış ya da inceleme yaptığı yahut heyet ağırlaması kapsamında ziyarette bulunduğu biliniyor.

 

 

ataturk ucak
Mustafa Kemal Atatürk ve Muhammed Rıza Şah Pehlevi, Supermarine Southampton Deniz Uçağı önünde

ataturk izmir ucak 1934

 

Havacılığa verdiği önemi “İstikbal göklerdedir” sözüyle vurgulayan Atatürk’ün uçağa bindiğine dair bir kayıt / bilgi bulunmuyor.

 

Atatürk’ün hayatında hiç uçağa binmemesinin sebebinin 1910 yılında Fransa’da katıldığı Picardie Manevraları sırasında Ali Rıza Paşa’nın binmesine engel olduğu uçağın düşmesine dayandığı ileri sürülüyor.

 

Son dönemden bir sosyal medya paylaşımıyla bu yöndeki anlatıyı şöyle örneklenebilir:

 

“Atatürk neden hiç uçağa binmedi? İşte Atatürk’ün hayatını kurtaran Komutan Ali Rıza Paşa…

“İstikbal göklerdedir.” diyerek Türk Hava Kurumu’nu kuran ve Türk gençliğine gökyüzünü hedef gösteren o büyük lider, neden yurt gezilerinde sadece tren ve gemi yolunu tercih etti?

Yıl 1910…

Fransa’daki Picardie askeri manevralarında genç kurmay subay Mustafa Kemal, bir uçak gösterisine davet edildi. Tam uçağa binecekken… Komutanı Ali Rıza Paşa kolundan tuttu ve tarihin akışını değiştiren o meşhur sözü söyledi:

“Bilmediğin aş, ya karın ağrıtır ya baş.”

Mustafa Kemal Paşa, komutanını dinleyip binmekten vazgeçtiği o uçağın az sonra yere çakılışını izledi. O gün bir tesadüf değil, bir milletin kaderi kurtuldu.

Atatürk, kendi hayatını değil, Türk milletinin geleceğini riske atmamak için bir daha asla uçağa binmedi.”


 

 

Atatürk’ün 29 Ekim 1934 günü Cumhuriyetin 11. yıl dönümü vesilesiyle Ankara Ordu Evi’nde düzenlenen baloda yaptığı konuşmada 1910 yılında katıldığı Picardie Manevraları sırasında düşen uçakla ilgili hatırasını şu sözlerle anlattığı aktarılıyor:

“1910 yılındaydı. Ali Rıza Paşa ile birlikte Fransa’daki Picardie manevralarına davet edilmiştik. Manevra sonunda, daha çocukluk çağında olan uçaklarla gösteriler yapıldı. Bundan sonra, manevraya katılan yabancı subaylardan isteyenlerin bu uçaklara bindirileceği bildirildi. Ben de hemen uçaklardan birine doğru yöneliyordum ki Ali Rıza Paşa bileğimden tuttu ve “Bilmediğin aş ya karın ağrıtır ya baş” diye beni uyardı. Uçağa benim yerime, başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak havada bir dönüş yaptıktan sonra düşüp yere çakıldı. Ölümden kurtulmuştum.”

 

Örneğin Sinan Meydan “Akl-ı Kemal: Atatürk’ün Akıllı Projesi” adlı kitapta anlatıya şöyle yer vermiş (2018. C. 4, İnkılap Kitabevi, İstanbul. Sf: 30-31):

“Manevranın sonunda, daha çocukluk çağında olan uçaklarla gösteriler yapıldı. Bundan sonra manevraya katılan yabancı subaylardan isteyenlerin bu uçaklara bindirileceği bildirildi. Ben de hemen uçaklardan birine doğru yöneliyordum ki General Ali Rıza Paşa bileğimden tuttu. ‘Bilmediğin aş, ya karın ağrıtılır ya baş,’ diye beni uyardı. Uçağa benim yerime başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak havada bir dönüş yaptıktan sonra çakıldı. Ölümden kurtulmuştum.”

 

Bu anlatının kaynağı olarak gazeteci yazar Sadi Borak’ın 1961 yılında yayımlanan Hayat Tarihi Mecmuası’ndaki yazısı ve General Celal Erikan’ın Komutan Atatürk adlı kitabı gösteriliyor.

 

General Celal Erikan’ın ilk cildi 1964 yılında Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan çıkan Komutan Atatürk adlı kitabının önsözünde bu anıya şöyle yer verilmiş (1972. Türkiye İş Bankası Yayını. Ankara. Sf: 94):

“Yıl 1934, Cumhuriyet Bayramı törenlerindeyiz. Yer, Ankara’da Ordu Evi. 29 Ekim gecesi düzenlenen baloya Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı subaylar da katılmıştır. Etrafında havacılar olunca Atatürk’ün de havacılıkla ilgili hatıraları coşmuş ve başlamıştır anlatmaya: “1910 yılındaydı. Ali Rıza Paşa ile birlikte Fransa’daki Picardie manevralarına davet edilmiştik. Manevra sonunda, daha çocukluk çağında olan uçaklarla gösteriler yapıldı. Bundan sonra, manevraya katılan yabancı subaylardan isteyenlerin bu uçaklara bindirileceği bildirildi. Ben de hemen uçaklardan birine doğru yöneliyordum ki Ali Rıza Paşa bileğimden tuttu ve:

– Bilmediğin aş, ya karın ağrıtır, ya baş, diye beni uyardı. Uçağa, benim yerime bir başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak, havada bir dönüş yaptıktan sonra düşüp yere çakıldı. Ölümden kurtulmuştum.”

 

Mehmet Barlas köşe yazılarında “Hayat Tarih Mecmuası”ndan alıntıyla Atatürk’ün 1910 yılındaki Picardie manevralarında komutanının uyarısı üzerine binmekten son anda vazgeçtiği uçağın daha sonra düştüğünü 1934 yılında genç havacı subaylara anlattığını aktarmıştı.

Mehmet Barlas, Sabah gazetesinde 22 Mayıs 2004 günü yayımlanan “Dijital teknoloji işkenceyi tanıttı” başlıklı yazısında bu anlatıya şöyle yer vermiş:

“Örneğin 1910 yılında, aralarında genç subay Mustafa Kemal’in de bulunduğu bir askeri heyet, Ali Rıza Pega’nın yönetiminde, Fransa’ya (Picardie) bir havacılık gösterisine davet edilirler. Manevra sonunda, yabancı subaylar gösteri yapan uçaklarla uçmaya çağırılırlar. Atatürk de bu uçaklardan birine yönelir. Ama Ali Rıza Paşa Atatürk’ün kolundan tutar,
-Bilmediğin aş, ya karın ağrıtır, ya baş der…

Atatürk’ün uçağa binmesini engeller. Atatürk, 29 Ekim 1934’te, Cumhuriyet’in 11’inci yıldönümü resepsiyonunda, Ankara Orduevi’nde bu anısını anlatırken, sonucu şöyle bağlamıştır. Uçağa benim yerime başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak havada bir dönüş yaptıktan sonra yere çakıldı. Ölümden kurtulmuştum. Daha sonra Atatürk’ün hayatı boyunca hiç uçağa binmediğini biliyoruz. Herhalde 1910 yılında yaşadığı deney, onda psikolojik etki yaratmıştı. Ama Cumhuriyet döneminde, Başbakan İsmet İnönü, sık sık uçağa bindi. Gazete koleksiyonlarını karıştırırken, 1930’lu yıllarda “Başvekil İsmet Paşa, tayyare ile İstanbul’u teşrif etti” başlıklı haberlerle ve İnönü’nün deri pilot şapkalı ve gözlüklü, bir pır pır uçağın arkasında oturmuş fotoğrafları ile karşılaşırsınız. Tüm dünyanın yaşamını değiştiren televizyon, çok geç girdi hayatımıza… “

 

Ancak bu anlatıyla ilgili önemli bazı yanlışlıklar var: (i) Ali Rıza Paşa Picardie’ye gitmedi. (ii) Picardie’de ölümlü bir uçak kazası yaşanmadı.

 

Atatürk, 12-18 Eylül 1910 tarihleri arasında Fransa’nın Pikardi (Picardie) bölgesinde düzenlenen Picardie Manevraları‘na (Les Manoeuvres de Picardie) Osmanlı İmparatorluğu’nu temsil eden heyet üyesi olarak katıldığı doğru.

 

Picardie-manevralari
Atatürk’ün Picardie Manevraları sırasında yabancı subaylarla görüntülendiği fotoğraf

Picardie-manevralari-1910 mustafa-kemal-picardie-askeri-oyunlari

 

Ancak, Ali Rıza Paşa hastalığı nedeniyle Picardie Manevraları heyetinde yer almadı.

 

Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından iletilen nota ile Osmanlı Devleti’nden bir generalle üç subay 17-21 Eylül 1910 tarihleri arasında Picardie’de düzenlenecek manevralara davet edildi. Akabinde, Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı Ali Rıza Paşa başkanlı ğında Paris Askerî Ataşesi Fethi (Okyar), Binbaşı Selahaddin ve Kolağası Mustafa Kemal’in Osmanlı devletini temsilen Picardie Manevraları’na katıla cakları Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı Ali Rıza Paşa başkanlığında Paris Askerî Ataşesi Fethi (Okyar), Binbaşı Selahaddin ve Kolağası Mustafa Kemal’in Osmanlı devletini temsilen Picardie Manevraları’na katılacakları bildirildi. Ali Rıza Paşa bu manevralara, sağlık nedenleri ile katılamadı. Heyete Paris’teki Askerî
Ataşe Fethi Okyar başkanlık etti. Mustafa Kemal ve Selahaddin Bey, manevralara katılmak üzere 10 Eylül 1910 günü, Orient Ekspresi ile Selanik’ten Paris’e hareket etti (Mehmet Önder (1999). “Atatürk, Fransa-Picardie Manevralarında (12 Eylül-12 Ekim 1910)“. Osmanlı: Siyaset. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları. 1999. Cilt: II. Sf: 693-696).

 

Hâliyle, Fransa’ya seyahat etmeyen Ali Rıza Paşa’nın Atatürk’ün düşen uçağa binmesini son anda engellemiş olması mümkün olamaz.

 

 

 

Picardie Manevralarının 2. gününde manevra alanı üzerinde alçaktan uçan iki uçağın çarpıştığı, pilotların öldüğü, çarpışmada parçalanan uçaklardan birinin Atatürk’ün hemen önüne düştüğü, Atatürk 8-10 metre ileri hatta bulunsaydı kazaya kurban gitmiş olabileceği, bu olay nedeniyle duyulan üzüntü sebebiyle yabancı gözlemcilerin Atatürk’e geçmiş olsun dileklerini sunduğu belirtiliyor (Mehmet Önder (1999). age.).

 

Ancak, Picardie’de 12-18 Eylül 1910 tarihleri arasında havacılıkla ilgili ölümlü bir kazadan söz eden bir kaynağa rastlanamıyor.

 

Ali Güllü ve Dilara Uslu, “Picardie Manevralarına Dair Bilgilerin Karşılaştırılması ve Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde konuyla ilgili yaptıkları taramada, Picardie’de bir uçak kazasının meydana geldiğini; ancak, Picardie’de bahsedildiği gibi bir ölümlü uçak kazasının yaşandığına dair bir bilginin bulunmadığını tespit ettiklerini aktardı (2024. Vakanüvis-Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi. 9 (Özel Sayı: Dr. Selma Pehlivan’a Armağan). Sf: 1998-2022).

Manevralar sırasında Picardie’de yaşanan uçak kazası Le Journal gazetesinin 10 Eylül 1910 tarihli nüshasında şu ifadelerle haberleştirilmiş (Ali Güllü ve Dilara Uslu’nun age’den alıntı):

‘’Poix’e uçması gereken Subay Meynard, uçağını havalandırmadan önce öğleden beri rüzgârın hafiflemesini bekliyordu. Saat 5’te, rüzgârın hâlâ oldukça kuvvetli olmasına rağmen kalkmaya karar verdi. O sırada hangarların etrafında yüzlerce izleyici bulunuyordu ve onların varlığı manevrayı ciddi şekilde engelliyordu. Subay Ménard, çift kanatlı uçağa bindiğinde ve Yüzbaşı Hugoni de onun yerini aldığında, pervane çalıştırıldı ve uçak hızla yaklaşık otuz metre yüksekliğe çıktı. Meynard hemen Briot’a 17 kilometre uzaklıktaki Poix köyüne doğru havalanır. Uçak sorunsuz bir şekilde çalışmaktadır ve kalkışa tanık olanlar pilotun rüzgâr nedeniyle kontrolü sağlayamadığını fark etmişlerdir. Gerçekten de uçak 400 ya da 500 metre uçtuktan sonra hangarına geri dönecekmiş gibi döndü. Hangarın üzerine çıktıktan sonra Poix istikametine yöneldi, ancak bir dakika sonra uçağın aniden alçaldığını ve yerden yaklaşık yirmi metre yukarıda durduğunu, ardından da yere çakıldığını gördük. Avrupalılar çift kanatlı uçağın düştüğü yere koşarak ‘’ Öldürüldüler ‘’ diye bağırdılar. Neyse ki bir şey olmadı. Subay Menard ve Yüzbaşı Hugoni yara almadı.’

 

Güllü ve Uslu, incelemelerinin sonucunu şu ifadelerle paylaşmış:

“Tatbikata ilişkin bu hatıradaki bilgiler manevralara ilişkin kaynaklarla incelendiğinde gerçekle örtüşmemektedir. 12-18 Eylül 1910 tarihleri arasında havacılıkla ilgili ölümcül bir kazadan söz eden herhangi bir veri yoktur. Ali Rıza Paşa’nın bu manevralarda yer almaması da bu iddiayı çürüten başka bir durumdur. Mustafa Kemal ise bu uçağa binmeme hadisesini hiç yaşamamıştır. Şu ana kadar yaptığımız yabancı kaynak literatür taramasında fark ettiğimiz bir diğer durum ise; bu tatbikatlara katılan Osmanlı heyetinden neredeyse söz edilmemesidir. Sadece “1910 Les Grandes Manoeuvres De Picardie autour de Grandvıllıers” adlı kitabın bir yerinde Ali Fethi, Selahaddin Bey ve Mustafa Kemal’in tatbikatlarda yer aldıklarından söz edilmektedir.

Picardie Manevraları savaş ciddiyetinde ve harp öncesi hazırlık amacına dönük olarak, ordu ve hakemler dahil olmak üzere bu tatbikatları hazırlayan kadronun yoğun bir şekilde çalışması ile Türk kaynaklarının verdiği bilgilerin aksine herhangi bir ölümlü durum yaşanmadan başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Fransa ve diğer devletler açısından da sonuçları itibarıyla basit bir manevra veya gösteri niteliğinde değildi. Aksine ülkelerin temsilcileri için kendi ordularının eksikliklerini fark edebilme ve bu eksiklikleri kapatabilme yönünde uyarı ve ders niteliğindedir. “

 

“Atatürk’ün uçağa 1910 yılındaki Picardie manevralarında son anda komutanının uyarısı üzerine binmekten vazgeçtiği uçağın kalkışı takiben düştüğü” anlatısını “şehir efsanesi” olarak niteleyen araştırmacılar da mevcut.

 

Örneğin Dr. Selim Erdoğan, Beyaz Tarih’te 8 Mayıs 2020 günü yayımlanan “Fransa 1910 Büyük Sonbahar (Picardie) Manevraları Ve Atatürk’ün Düşen Uçaktan Kurtulması Rivayeti başlıklı yazısında şu satırları kullandı:

“19. Yüzyılın sonlarına doğru, Avrupa’da hızla yükselen milliyetçilik akımı, bağımsızlığını yeni kazanan devletlerin hala sınırlarını stabil hale getirememiş olması ve Almanya ile İtalya gibi sömürü pastasından pay isteyen yeni emperyal güçlerin giderek güçlenmesi sonucunda  kaçınılmaz bir silahlanma ve askeri güç biriktirme süreci başlamıştır. Özellikle ekonomisi sömürgelerini ve nüfuz alanını muhafaza etmeye bağımlı olan İngiltere, Fransa gibi ülkeler bu süreçte hem mevcut askeri kapasitelerini geliştirmek hem de yeni ve etkili savaş teknolojisine sahip olmak için yatırımlarını arttırmışlardır. Bu yatırımların sonuçlarının görülmesi açısından yapılmaya başlanan harp oyunları da “manevra” adıyla daha sistemli, strateji/taktik bütünlüğü içeren uygulamalar haline gelmiştir. Bu dönemde Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda gibi Avrupa’nın pek çok ülkesinde askeri manevraların gelenek haline gelmeye başladığını görürüz.1

Picardie Manevraları ve Atatürk’le ilgili olarak birkaç yıldır yazılı basın ve sosyal medyada sıkça rastlanan bir anlatım vardır. Buna göre manevraların sonunda gözlemci subaylara verilen uçağa binme fırsatından yararlanmak isteyen Mustafa Kemal’e Ali Rıza Paşa bileğinden tutarak “bilmediğin aş ya karın ağrıtır, ya baş” diyerek kendisine engel olmakta, onun yerine başka bir ülkenin subayının binmesiyle havalanan uçak ise kısa süre sonra düşmekte ve Mustafa Kemal bu kazadan son anda kurtulmaktadır. Bu hikaye Sadi Borak’ın Hayat Tarih Mecmuası’nın 1965 yılı Mayıs ayı sayısında yayınlanan “Atatürk uçağa niçin binmezdi?” başlıklı yazısına dayandırılmaktadır.20

Oysa Ali Rıza Paşa hastalığı nedeniyle Fransa’ya gidemediği gibi, manevraların kapanışında bu şekilde ölümlü bir kaza da olmamıştır. Benzer şekilde manevraların başında havada çarpışan iki uçağın Mustafa Kemal’in çok yakınına düşmesi ve çevredeki diğer ülkelerin gözlemcilerinin gelerek kendisine geçmiş olsun dileklerini iletmeleri de bir başka anlatımdır. Bu da bir başka gerçekdışı efsanedir. 1910 yılı Büyük Sonbahar Manevraları’nın başından sonuna kadar can kaybı olan hiçbir uçak kazası yaşanmamış, manevralara başlayan 14 uçak programın sonunda eksiksiz hangarlarına geri dönmüşlerdir.211910 yılında yaşanan sadece iki uçak kazası olmuş ve Yüzbaşı Madiot ile Teğmen Caumont hayatını kaybetmiştir.22 Kazaların biri Douai’de, diğeri Buc’de Aralık 1910’da, yani manevralardan üç ay sonra gerçekleşmiştir. Kazaya uğrayan uçaklar ise henüz manevralar sırasında envanterde olmayan Breguet model Fransız uçaklarıdır.23

 

Öte yandan, bizzat Atatürk’ün ağzından, bineceği uçağın düştüğünü duyduğunu beyan edenler de var.

 

Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, Uluğ İğdemir’den rivayetle “Picardie’de düşen uçak” mevzuunu şöyle anlatmış:

“Türk Tarih Kurumu eski başkanlarından Sayın Uluğ İğdemir, olayı Atatürk’ten dinlediğini belirterek, bir görüşmede bana biraz daha değişik anlattı. Söz konusu manevrada Fransızlar uçakla gezinti yapmak isteyen yabancı subayları sıraya koymuşlar. Mustafa Kemal’in sırası geldiğinde, manevranın takip edilmesi gereken önemli bir bölümü cereyan ettiğinden, Mustafa Kemal sırasını bir Rumen subayla değişmiş. Havalanan Romen subayın bindiği uçak kısa bir süre sonra yere çakılmış ve binenler ölmüş… Atatürk’ün uçağa hiç binmediğini, rahmetli Sabiha Gökçen; güvenlik nedeni ile hükümetin izin vermemesini neden göstererek bir sohbetimizde teyit etmişti.”

 

Atatürk’ün manevî kızı Ülkü Adatepe’nin Atatürk’ün binmek istediği uçağın düştüğünü “Bu olay doğru. Atatürk bu olayı anlatırdı. Başkası binmiş ve bu uçak düşmüş. Ama Atatürk bu tür şeylerin tesirinde kalsaydı, bu kadar büyük savaşları yapamazdı.” sözleriyle doğruladığı aktarıldı. Ancak, bu beyanı teyit etmek için yaptığımı taramada, yayımlandığı ilk kaynağa erişemedik. Ülkü Adatepe’nin hiç uçakla seyahat etmediği bilinen Atatürk hakkında “Atatürk, uçakla yaptığı seyahatlarde her zaman beni de yanında götürürdü.” dediği de basına yansımıştı.

 

(İsmi belirtilmeyen) Harp Okulu’ndan bir arkadaşının Atatürk’ün düşen uçağa binmesini engellediği de ileri sürülmüş:

“Atatürk uçağa binmezdi. hayatı boyunca binmemiştir. sebebini harp okulundan bir arkadaşı şöyle anlatıyor:

– Alman pilotların gösteri uçuşu vardı. herkes bu gösteriye hayran kalmıştı. sonra seyircilerden isteyenlerin de bu gösteri uçaklarının arka kısmına oturabileceği söylendi. Atatürk (o zamanki mustafa kemal selanik) bu uçaklardan birine binmek istedi ama ben bunlara güven olmayacağını, tehlikeli bir iş olacağını söyleyerek vazgeçirdim, onun yerine başkası bindi.
gösteri sırasında onun binmek istediği uçağın pilotu gösterideki zor bir hareketi yaparken dengeyi yitirdi ve uçağın yere çakılmasıyla pilot da yolcu da can verdi.

o olaydan sonra atatürk bir daha uçağa binmemeyi adet edinmiştir.”

Picardie’de Atatürk’le birlikte olan kişiler belli ve onların iddia edildiği gibi bir beyanı yok.

 

 

* Rumeli Kavaklı pilot Deli Tahir’in Florya’dan yanında sadece yaveri ile Yeşilköy havalimanına giden Atatürk’ü üç kez uçağa bindirerek İstanbul semalarında gizlice gezdirdiği de iddia edilmiş. Elbette bu iddiayı doğrulayan bir bilgi mevcut değil.

 

** Kapak görseli: 18 Haziran 1936 günü Mustafa Kemal Atatürk, manevi kızı Ülkü ile Yeşilköy Hava Limanı’nı ziyaretinden…

 

Yorumunuzu yazınız...