Genel / kısmî af ya da erken tahliye gibi uygulamaların cezasızlık algısını güçlendirdiği, sosyal vicdanı yaraladığı, adalet, eşitlik ve güven duygusunu zedelediği bir gerçek.

Devlete karşı işlenen suçların ötesinde bireylere karşı suçların af kapsamına alınması, mağdurların yaşadığı travmayı derinleştiriyor. Cinayet ya da cinsel saldırı gibi suçların affedilmesi, doğrudan zarar görmüş bireyler ve aileler açısından adalet duygusunu ciddi biçimde sarsıyor.

Bireylere karşı işlenen suçların affının adalet duygusunu ağır yaralamasından dem vuran sosyal medya kullanıcılarının sosyal medyada kurgu bir anlatıyı elleri kelepçeli bir kadın fotoğrafıyla kullandığı görülüyor.

Kendisine tecavüz eden erkeğin devlet tarafından affedilerek tahliye edilmesini eleştiren kadının hakime “o devlete değil bana tecavüz etti” sözleriyle karşı çıktığı anlatı şu şekilde:

“Kadına tecavüz eden adam 20 yıl yemiş. Ne çare ki af gelmiş, 20 ay yatmadan çıkmış. Kadın bulmuş bir tabanca, kendisine tecavüz edeni, sokak ortasında; bam bam bam. Tutmuşlar, hâkim karşısına çıkarmışlar.

Hâkim sormuş:

– Kızım, niye öldürdün adamı?

– Bana tecavüz etti Hâkim bey.

– Devlet cezasını vermedi mi?

– Verdi Hâkim bey, yirmi yıl. Amma yirmi ay yatmadan geri çıktı.

– Ama kızım, devlet affetti, bunda ne var?

Kadın celallenmiş bağırmış:

– Hâkim bey, Hâkim bey! Bu şerefsiz devlete değil, bana tecavüz etti. Bana danışmadan kim onu affedebilirmiş.

Adalet yoksa hiçbir şey yoktur. Çocuğunun yanında karısının boğazını kesen adamı merak ediyorum. Kadın, çocuk, hayvan tecavüz ve cinayetlerine gereken cezayı vermeyenler de suçludur.”

 

 

Anlatıyı gündeme getiren sosyal medya paylaşımları şu şekilde örneklenebilir:


 

 

“Kendisine tecavüz edip 20 yıl hapis cezası alıp 20 ay yatmadan tahliye olan erkeği öldüren mağdur kadın” anlatısında 2016 yılında Zonguldak’ta bir cinayet davasına ait duruşmaya getirilen kadın sanığın fotoğrafı kullanılmış.

Zonguldak’ta, kendisini kaçıran, daha sonra da kötü muamelede bulunan kişiyi bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Deniz Sesver Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmıştı. Ömür boyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı davada Deniz Sesver, haksız tahrik indirimi uygulanarak 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Deniz Sesver’in kendisine tecavüz ettiğini ileri sürdüğü maktül hâliyle 20 ay hapis yatıp afla tahliye olmadı.

Sesver’in yargılandığı süreçte mahkeme heyetiyle arasında alıntılanan diyalogun geçtiğine dair bir bilgi de yok.

Kurgulanan anlatı sonradan 2016 yılında kaydedilen fotoğrafla birlikte kullanılmış.

 

 

15 Ocak 2016 günü Zonguldak Karaelmas Mahallesi Fındık Suyu Sokakta meydana gelen olayda, Deniz Sesver, daha önceden de tanıdığı ve en son kuzeninin düğünde karşılaşarak arkadaşlık kurduğu evli ve 2 çocuk babası Mustafa Özdemir’i, kendi evlerinin önünde 25 bıçak darbesiyle öldürdü.

Sesver, cinayetin ardından kanlı kıyafetleri ve bıçakla polis merkezine giderek teslim oldu.

Mustafa Özdemir’in ailesi ise oğullarının bir başkası tarafından öldürüldüğünü ancak suçu Deniz Sesver’in üstlendiğini öne sürdü.

Sesver, Zonguldak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandı.

Yapılan ilk duruşmada, İstanbul’da oturan Mustafa Özdemir’in kendisiyle zorla arkadaşlık kurduğunu, ilaçlı kolayla bayıltarak tecavüz ettiğini ve ardından bir süre alıkoyduğunu, Zonguldak’a kaçınca peşinden gelip, geri götürmek istediğinde cinayeti işlediğini ileri süren Sesver, şu ifadeleri kullandı:

“Bana, ’Senden de vazgeçmeyeceğim, karımdan da vazgeçmeyeceğim’ dedi. Akşamları alkolle birlikte esrar alıyordu. Bana da zorla içiyordu. İçip içip dövüyordu. Zorla benimle cinsel ilişkiye giriyordu. Sonra ben kaçtım. Olay günü beni zorla yine eve götürmek istedi. Tartıştık. Üstümü değiştirmek için eve girdiğimde mutfaktan bıçak aldım. Onun baskısı nedeniyle olay gerçekleşti. Yaptığıma bin pişmanım. Hayatımı bitirdi. O dört duvar bana onu hatırlatıyor. Hayatımın hiç bir anında da gitmeyecek.”

Mahkeme tarafından sevk edildiği Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda sanık Sesver’in akıl sağlığı ve cezai ehliyetinin tam olduğu kanaatine yer verildi.

Karar duruşmasında son sözü sorulması üzerine sanık Deniz Sesver pişman olduğunu söyledi.

Mahkeme heyeti, cinayeti haksız tahrik altında işlediği kanaatine vardığı sanık Deniz Sesver’e, duruşmalardaki iyi halini de gözeterek 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

 

 

“Bana tecavüz etti, devlete değil” (“He raped me, not the state”) sözü daha önce 1980’li yıllarda ABD’de tecavüz mağdurları tarafından adaletsizlik sitemiyle dile getirilmiş.

1984 yılında yayımlanan bir makalede ABD’nin Maryland eyaletinde mağdurların bu sözü kullanmasına şöyle değinilmiş (Deborah P. Kelly (1984). “Delivering Legal Services to Victims: An Evaluation and Prescription“. Justice System Journal. Sayı 9. No:1 Bahar 1984. Sf: 62-86):

“In the early stages of the court process victims were most bothered by a lack of information. They were angry to learn that the law would not recognize them as the injured party (“He raped me, not the state of Mary land!”). Additionally, many did not understand court procedures and were therefore frightened by receiving subpoenas (“I thought I was under ar rest”), and testifying at grand juries (“It was like a warped poetry reading”).”

“Mahkeme sürecinin ilk aşamalarında mağdurları en çok rahatsız eden şey bilgi eksikliğiydi. Yasanın kendilerini mağdur taraf olarak tanımayacağını öğrenince öfkelendiler (“Bana tecavüz eden o, Maryland Eyaleti değil!”). Ayrıca, birçoğu mahkeme prosedürlerini anlamıyordu ve bu nedenle mahkeme celbi aldıklarında (“Tutuklandığımı sandım”) ve büyük jüri önünde ifade verdiklerinde (“Sanki çarpık bir şiir dinletisi gibiydi”) korkuyorlardı.”

 

Yorumunuzu yazınız...