“Rahmet İle Zahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverir” Sözünün Mevlana’ya Ait Olduğu İddiası

"Zahmet İle Rahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverir" Sözünün Mevlana'ya Ait Olduğu İddiası

“Rahmet İle Zahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverir” Sözünün Mevlana’ya Ait Olduğu İddiası Doğru Değil

Rahmet İle Zahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverir” sözünün günümüzde paylaşılan formatının izine 2010 yılı öncesinde rastlanamamakta olup, 2014 yılından sonra Mevlânâ’ya izafe edildiği anlaşılmaktadır. Bu sözü ilk kimin söylediği net değildir. Anonim bir vecize olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

 

“Zahmetsiz rahmet olmaz” ve “zahmeti giderecek olan Allah’ın yardımıdır” soslu gönül okşayıcı mesajlar vermek için son dönemde sosyal medya kullanıcılarının sıklıkla paylaştığı bir söz var:

“Rahmet (رحمت) ile zahmet (زحمت) arasında bir nokta farkı vardır; Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir”

Zahmet ve rahmet kelimelerinin Arapça yazılışları (زحمت&  رحمت) arasında gerçekten de “r” (ra) ve “z” (za) harflerini birbirinden ayıran “nokta” mevcut. Ancak, “Rahmet İle Zahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverirsözü iddia edildiği gibi Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye ait değildir. 

Mevlana’ya ait herhangi bir eserde bu söz yer almamaktadır. Mesnevî-i Şerif’te bu söz geçmemektedir (Mesnevi 1. cilt, 2. cilt, 3. cilt, 4. cilt, 5. cilt, 6. cilt – Mevlana.org.tr arşivinden alınmış olan bağlantıda yer alan Mesnevi metninde, eşek ve kabak hikayesi başta olmak üzere bazı bölümlerin eksik olduğu görülmüştür).

Her ne kadar zahmetten sonra rahmetin geleceği, zahmetin kolaylıkla Allah’ın lütfu sayesinde rahmete evrilebileceği yönünde Mesnevi’de birçok atıf vardır. Mesnevi’den zahmet-rahmet ilişkine dair birkaç  bölümü örnek verecek olursak:

"Zahmetten, eziyetten sonra da onun zıddı, yani genişlik, zevk ve neşe yüz gösterir."
"Fakat varılan yerin tatlılığı, lezzetleri, seferde çekilen zahmetlerle ölçülür."
"Hiç defineyi bilinen yere koyarlar mı? İşte kurtulmanın, halâs olmanın da zahmet ve meşakkatlerde gizlenmesi buna benzer."
"Halkın kızışları sulh içindir ama rahata ulaşma tuzağı, daima rahatsızlıktır, zahmetle rahata ulaşılır."

Zahmette rahmete ilişkin bir Mesnevi’den başka bir bölümü aktaracak olursak:

Geçen gün hamallar, sen alma, o yükü ben aslan gibi taşırım diye birbirleriyle savaşıp duruyorlardı.
Neden? Çünkü o zahmette rahmet, o eziyette kâr görüyorlardı da yükü her biri, öbüründen kapıyordu.
Nerede Allah’nın verdiği ücret, nerede o sermayesiz herifin verdiği ücret? Bu, sana ücret olarak bir hazine
bağışlar, o birkaç mangır verir!
Allah’nın bağışladığı altın, sen ölüp kumlar, topraklar altında yatsan bile seninledir… öldükten sonra kalıp
başkalarına nasip olan mal değildir o!
Allah malı, adım, adım cenazenin önünden gider, kabirde sana gurbet arkadaşı olur.

1207-1273 yılları arasında yaşamış olan Mevlânâ’nın eserlerinde böyle bir söz geçmiyor. Mevlânâ’nın bu sözü söylemiş olabileceğine dair tanıklık eden ya da edebilecek böyle bir kaynak da yok. Bu sözün Mevlânâ’ya ait olduğunu belirten bir mutasavvıf da bulunmamaktadır. Ancak, Mevlânâ’nın vefatından yaklaşık 737 yıl sonra bir anda bu sözün ona ait olduğu nasıl iddia edilebiliyor?

Retorik bir soruydu. Şöyle oluyor: Zahmetin rahmet Allah’ın lütfuyla evrilebileceğine dair özlü deyişler birçok kişi tarafından dile getirilmektedir. Bu sözlerin birçoğu anonim hâldedir. Ancak, sosyal medyanın ve internet kullanımının hızla gelişmesi ile birlikte bu sözlerin birçoğu altına “Mevlânâ” yazılmasıyla birlikte bir anda “Mevlânâ”ya ait hâle gelir.

Yazımızın konusu olan sözün nasıl Mevlânâ’ya ait hale geldiğinin izini sürelim:

Prof. Dr. Ali Akpınar’ın 19 Nisan 2005 tarihinde Memleket.com.tr‘de ve Burhan Dergisi’nin 2018 /153. sayısında yayınlanan “Zahmet Rahmet Farkı” başlıklı yazısında bu sözün bir özdeyiş olduğu aktarılıyor:

"Eskiler, rahmetle zahmet arasında tek bir nokta farkı olduğunu söylemişler. Gerçekten de yazılımda öyledir. Kur'ân yazısıyla iki kelimenin yazılımı aynıdır. Baştaki harfe nokta koyarsanız 'zahmet' olur, koymazsanız 'rahmet' olur. Belki bu deyim, rahmete giden yolun, zahmete katlanmaktan geçtiğini anlatmak için söylenmiştir."

İnternette yaptığımız çeşitli aramalarda bu sözün mevcut şekliyle 2010 öncesinde sanal alemde herhangi bir izine rastlayamıyoruz. Yani, günümüzde paylaşılan formatına 2010 yılı sonrasında erişmiş.

Bu sözün yaygın şekilde bilinir hâle gelmesine ise Yaşar Nuri Öztürk’ün ve İskender Pala’nın katkıda bulunduğunu görüyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk’ün Hürriyet Gazetesinde “Rahmeti zahmete nasıl çevirdik?” başlığıyla 5 Ocak 2009 tarihinde yayınlanan yazısında zahmetle rahmet arasındaki “nokta” farkına değindiğini görülüyor:

"Esasen Arapça olan rahmet ve zahmet kelimeleri arasında esrarlı bir ilişki var: Rahmetin ilk harfi olan Ra'ya bir nokta koyduğunuzda, Za'ya dönüşüyor ve karşınıza zahmet kelimesi çıkıyor.. İşlem basit ama anlam farkı çok büyük!.."

Bu sözün, İskender Pala’nın hatıratı sayılabilecek olan ve 2010 yılında yayımlanan “İki Darbe Arasında” adlı kitabında şu şekilde geçiyor:

"doğruydu; zorluklarla beraber bir kolaylık da vardı ve zahmet ile rahmet arasındaki fark, yalnızca noktadan ibaretti"

Kitabın yayınlanmasının akabinde bu sözün, “rahmet ile zahmet arasında bir nokta farkı vardır; Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir” şeklinde İskender Pala’ya atfedildiğine şahit oluyoruz.

Ancak, 2014 yılına geldiğimizde ise bazı sosyal medya kullanıcılarının bu sözü Mevlânâ’ya atfetmeye başladığı anlaşılıyor.

Çok takipçili sosyal medya kullanıcılarının da bu yanlış bilginin yayılmasına aracılık ettiği görülüyor.

 

Zahmetle rahmet arasındaki farka dair Mevlana’ya hatalı şekilde atfedilen sözü içeren bir tweet

 

“Özet geç” diyenler için: 2010 yılına kadar günümüzde paylaşılan formatının izine rastlanmayan bu söz, İskender Pala’nın kitabında yer almasının ardından 2014 yılında bir anda Mevlânâ’ya ait hâle geliyor. Yani, “Rahmet İle Zahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverir” sözünün Mevlânâ’ya ait olduğu iddiası doğru değildir. Bu sözü ilk kimin söylediği net değildir. Anonim bir vecize olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

 

“Rahmet İle Zahmet Arasında Bir Nokta Farkı Vardır, Allah Dilerse O Noktayı Kaldırıverir” Sözü Hakkında Köşe Yazarlarının Yazıları

Bu değerlendirmeye benzer şekilde hareket ederek köşe yazarlarının da hataya düşmediğini görüyoruz:

Fatih Duman, Diriliş Postası’ndaki “Rahmeti zahmetten bir nokta ayırır” başlıklı 10 Ocak 2017 tarihli yazısında doğru tespitte bulunmuş: “Eskiler “Rahmet ile zahmet arasında bir nokta kadar fark vardır” diyorlar.”

Mahmut Toptaş da Milli Gazete’deki “İzzetimizi Koruyalım” başlıklı 2 Mayıs 2018 tarihli yazısında bu sözü Mevlânâ’ya atfetmeyerek doğru yolu izlemiş: “Zahmetin içinden rahmet çıkar. Arap Alfabesi’ne göre rahmet kelimesi ile zahmet kelimesinin arasında bir nokta farkı vardır.”

 

“Yine gel, yine gel! Kim olursan ol, yine gel!” rubaisini Mevlânâ’ya ait zanneden ve durmadan “aforizma kasan” bir toplumun, böylesi sözleri de yine ona ait sanması normal geliyor…

 

malumatfurus hakkında 1150 makale
Köşe yazarları odaklı yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz