İsviçre’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda kurşun iyonlarının çarpıştırılması sırasında atomik düzeyde bir dönüşüm gerçekleşmiş ve kurşun çekirdeklerinden proton eksilmesi yoluyla teknik olarak altın atomları meydana gelmiştir. Ancak bu olay, sosyal medyada yansıtıldığı gibi bilim insanlarının şaşkınlıkla karşıladığı bir kaza veya laboratuvarı zengin eden bir simya başarısı değildir. Bu, evrenin başlangıcındaki koşulları anlamak için harcanan muazzam enerjinin, atom çekirdeklerini parçalaması sonucu ortaya çıkan, son derece maliyetli, çok kısa ömürlü ve gözle görülemeyecek kadar az miktardaki bir yan üründür. Bilim dünyasında bu durum, altının parasal değerinden ziyade, maddenin yapıtaşlarının yüksek enerji altındaki davranışlarını kanıtlaması açısından akademik bir değer taşımaktadır. Dolayısıyla, kurşunun altına dönüştüğü bilgisi teknik olarak doğru olmakla birlikte, olayın bağlamı “yanlışlıkla yapılan bir keşif” değil, “yüksek enerji fiziğinin öngörülen bir yan etkisi”dir.
Simyacılık, her çağda insanoğlunun ilgisini çeken bir konu. 21. yüzyılda da bu durum değişmedi.
Son günlerde sosyal medya platformlarında ve bazı popüler internet sitelerinde, İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) yürütülen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) deneyleri sırasında bilim insanlarının “yanlışlıkla” kurşun elementini altına dönüştürdüğüne dair bir iddia dolaşıma girdi.
Gusholder Haber Bülteni (@gusholderhaber): “İsviçre’de evreni oluşturan Büyük Patlama’yı simüle etmek isteyen bilim insanları, yanlışlıkla kurşun maddesini altına dönüştürdü.”
İsviçre’de evreni oluşturan Büyük Patlama’yı simüle etmek isteyen bilim insanları, yanlışlıkla kurşun maddesini altına dönüştürdü. pic.twitter.com/9xwYPsgE5u
— Gusholder Haber Bülteni (@gusholderhaber) January 26, 2026
İsviçre’de CERN’de bilim insanlarının “Büyük Patlama”yı (Big Bang) simüle ederken yanlışlıkla kurşunu altına dönüştürdüğü iddiası, bilimsel gerçekliğin magazinsel bir dille çarpıtılmasından ibaret.
CERN’deki çok büyük maliyetli deneyde çok kısa süreliğine, çok az miktarda kurşun altına dönüşmüş.
Ancak, modern fiziğin en karmaşık laboratuvarından birinde yapılan deney, simyacıların yüzyıllardır peşinde koştuğu farklı maddeleri altına dönüştürme hayali gerçek olmuş gibi sunulmuş.
İsviçre ve Fransa sınırında yer alan CERN’de yürütülen temel deneylerden biri olan ALICE (A Large Ion Collider Experiment), evrenin oluşum anı olan Büyük Patlama’dan hemen sonraki saniyenin milyonda biri kadar kısa bir sürede ortaya çıkan madde formunu, yani Kuark-Gluon Plazmasını (QGP) incelemeyi hedeflemektedir.
Bu deneylerde protonlar yerine, çok daha ağır ve yoğun oldukları için kurşun iyonları (Pb) kullanılmaktadır.
CERN’de kurşunun altına dönüştürüldüğü iddiasının çıkış noktası, bu kurşun iyonlarının ışık hızına yakın bir süratte çarpıştırılması süreciyle ilgilidir.
Kurşun iyonlarının ışık hızına yakın süratte çarpışması sırasında kurşun atomlarının parçalanarak başka elementlere dönüşmesi teorik ve pratik olarak mümkün. Ancak bu durum iddia edildiği gibi bir “kaza” değil, yüksek enerji fiziğinin öngörülebilir, maliyetli ve son derece mikroskobik bir sonucudur.
Modern nükleer fizik prensiplerine göre, bir elementi altına (Au) dönüştürmek için atom çekirdeğindeki proton sayısını değiştirmek gerekmektedir. Kurşun elementinin atom numarası 82, altının atom numarası ise 79’dur. Dolayısıyla, bir kurşun atomundan üç protonun (ve uygun sayıda nötronun) koparılması, o atomu teknik olarak altına dönüştürmektedir.
İsviçre’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda gerçekleştirilen kurşun-kurşun çarpışmalarında, iyonlar 2.76 TeV (Tera elektronvolt) gibi muazzam enerji seviyelerine ulaştığında, çekirdekler birbirine çarparak parçalanmaktadır. Bu süreç “nükleer spallasyon” veya parçalanma olarak adlandırılmaktadır. Çarpışma noktasında ortaya çıkan ve dedektörler tarafından kaydedilen parçacıklar içerisinde, kurşun çekirdeklerinden kopan protonlar sonucunda anlık olarak altın izotoplarının oluşması fiziksel bir realitedir.
Bu durum elbette, laboratuvarın zemininde altın külçelerinin belirdiği anlamına gelmiyor. Oluşan altın atomları, stabil olmayan izotoplar halinde, tespit edilebilirliğin sınırında, nano-ölçekte ve saniyenin çok küçük bir diliminde varlık göstermektedir.
CERN’deki 8 Mayıs 2025 tarihli Büyük Patlama simülasyonu deneyinde bu şekilde yan ürün olarak altın elde edilmiştir.
CERN’in resmi raporlarına ve ALICE deneyi verilerine bakıldığında, deneyin amacının element transmutasyonu (dönüşümü) olmadığı, aksine maddenin en temel yapıtaşlarının serbest kaldığı plazma halini gözlemlemek olduğu açıkça görülmektedir.
Bu dönüşümün “yanlışlıkla” olduğu iddiası ise tamamen yanıltıcıdır. Parçacık fizikçileri, 82 protonlu bir çekirdeği yüksek enerjiyle bombardıman ettiklerinde nükleer fisyon ve parçalanma süreçlerinin devreye gireceğini ve atom numarasının düşerek farklı elementlerin, bu arada altının da oluşacağını matematiksel kesinlikle bilmektedir. Dolayısıyla bu bir “hata” değil, kuantum kromodinamiği ve nükleer fiziğin doğal bir sonucudur.
Bu deneyin ekonomik boyutu, “simya” hayallerini suya düşürecek niteliktedir. CERN’deki bir gram altının bu yöntemle üretilmesinin maliyeti, kullanılan elektrik enerjisi, süper iletken mıknatısların soğutulması ve devasa tesisin işletme giderleri hesaba katıldığında, kurşunun altına dönüştürülmesinin sağlayacağı maddi getiriden bir hayli yüksektir. Üstelik elde edilen bu mikroskobik miktardaki altın, genellikle radyoaktif bozunmaya uğrayarak kısa sürede başka elementlere dönüşme eğilimindedir.
1980 yılında Nobel ödüllü kimyager Glenn Seaborg ve ekibi, Lawrence Berkeley Laboratuvarı’nda bizmut elementini (atom numarası 83) kullanarak altın elde etmişti. Seaborg ve ekibi bu dönüşümü, bir parçacık hızlandırıcı kullanarak bizmutu karbon çekirdekleriyle bombardıman ederek ve yeterli sayıda protonu kopararak, bazı çekirdeklerin altına dönüşmesini sağlayarak yaptı.
CERN’deki süreç ise bundan çok daha kaotik ve yüksek enerjilidir. İsviçre’deki çarpışmalarda kurşun çekirdekleri periyodik tablodaki farklı birçok elemente saçılabilmektedir. İstatistikî dağılım içinde, deneyde altın atomlarının oluşumu, diğer parçacıklar arasında gerçekleşen bir yan etkidir.
CERN’deki deneye benzer şekilde Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki laboratuvarlarda sentetik altın ve gümüş üretildiği, bu buluş nedeniyle altın ve gümüş fiyatlarından önemli ölçüde düşüş yaşandığı ileri sürüldü.
Çin laboratuvarlarının fiyatları etkileyebilecek sentetik altın veya gümüş elde ettiğine dair güvenilir bir kanıt bulunmuyor.
Bu iddianın kökeni, Çin’de 2018 yılında elektronik cihazlar için bakırdan (gerçek altın değil) altın benzeri bir alaşım üreten çalışmaya dayanıyor.






