Edison’un Nur Suresini Okuyarak Ampülü Bulduğu İddiası

Thomas Edison'un Ampülü Keşfederken Nur Suresinden Esinlendiği İddiası
Edison'un Nur Suresini Okuyarak Ampülü Bulduğu İddiası Asılsızdır

Lambaya ve elektriğe işaret ettiğine inanılan, kuvvetli ışık anlamına gelen Nur Suresi’nin ayetlerinin, Thomas Alva Edison öldüğünde çalışma odasındaki dolaptan çıktığı iddia edilir. Ancak bu iddia elbette bir şehir efsanesidir.

Edison’un ölmeden kısa bir süre önce “Ampulü nasıl buldun?” sorusuna karşılık, cevabın özel kasasında olduğunu söylediği ve kasadan Nur Suresi’nin mealinin çıktığına dair -mizahi dille süslü- rivayet sanal alemde şu şekilde dolanmaktadır:

Edison ölüm döşeğinde... Yatağın başındaki en baba profesörler meraktan inim inim inliyomuş. Sonunda biri dayanamayıp ağzındaki baklayı çıkarmış: “Yahu Edison, bak ölüyosun. Tanrı aşkına söyle. Nasıl buldun bu elektriği, ampulu?” Mucit baba zaten son nefesini vermek üzereymiş, “Bu zamana kadar sakladım da n’oldu? Şunlara söyleyim de gider ayak bi hayır olsun” diye düşünmüş

Hafifçe doğrulmuş, “Bakın” demiş, heepsi, o koca koca bilimadamları, Aynştayn, Madam Küri, Pastör mastör pür dikkat kulaklarını dikmiş.

“Şu içerki odada bi kasa var. Anahtarı da çalışma masamın ikinci çekmecesinde. Ben öldükten sonra açın bakın, sorunuzun cevabı o kasada gizli.”

Neyse abicim, Edison beş dak’ka sonra hakkın rahmetine kavuşmuş. Adamların hepsi bir koşu kasanın başında almışlar soluğu. Kasayı açmışlar ki bir de ne görsünler canım abim; kasada Nur Suresi duruyomuş, Nur Suresiii...

Kullanılan dil ve içerik her ne kadar bir fıkrayı andırsa da bu bir fıkra değil, ciddi ciddi inananları bulunan bir şehir efsanesidir.

Kur’an-ı Kerim’de ampülün işaret edildiği iddiası Nur Suresi 35. ayete bağlanmaktadır. Nur Suresindeki 35. ayetin Türkçe meali şu şekildedir: “Allah, göklerin ve yerin Nûru’dur. O’ nun nûru, şöyle bir misalle anlatılabilir: İçinde lamba bulunan bir fanus; lamba kristal bir cam içinde; kristal de sanki inciden bir yıldız. Lamba, doğuya da batıya da ait olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından yakılıyor; öyle ki, yağı daha ateş değmeden hemen kendiliğinden ışık veriverecek. Nur, yine nur. Allah, kimi dilerse onu nûruna iletir. Allah, (gerçeği anlamaları için) insanlara böyle misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir”

Ayetlerin yorumu kimlerine göre bu hususu haber veriyor olabilir. Ancak, işbu yazıda odaklandığımız nokta, Nur Suresi’nde ampülün ya da lambanın icadının önceden haber verildiği değil, Edison’un Nur Suresi’nden haberdar olarak ampülü keşfettiği ve O öldükten sonra dolabından Nur Suresi mealinin çıkıp çıkmadığıdır.

Edison’un ampulün icadında Kur’an-ı Kerim’in Nur Suresi’nden esinlendiği iddiası doğru değildir. Çünkü, Edison ampülü icad eden kişi değildir ve Edison öldüğünde çalışma dolabından Nur Suresi çıkmamıştır.

 

Ampülün Mucidi Edison Mu?

Tabiki hayır. Edison’u Ampülün Mucidi Sanan Köşe Yazarları başlıklı yazımızda aktarmıştık.

Özetle; Edison’un ilk akkor ampulü ya da halk değişiyle lambayı bulduğu doğru bir bilgi değildir. Edison elektrik ampulünü ilk icat eden kişi değildir; ancak, ampullerin sürekli ve daha güçlü yanmasının yolunu bularak pratikleştirerek ticari açıdan başarılı ilk ampulü geliştiren kişidir.

 

Edison’dan önce elektrikli ampül üzerinde yapılan çalışmaların seyrini kısaca aktaracak olursak:

  • 1800: İtalyan Alessandro Volta, hareketli çinko ve bakır diskleri kullanarak ilk akkor lambayı üretmeyi başardı.
  • 1802: İngiliz Humphry Davy ince bir platin tel içinden elektrik akımını geçirerek ilk elektrik ark lambasını geliştirdi. Bu buluş, modern ampulün ilk atası oldu. Ancak, ticari açıdan işlevsel değildi.
  • 1840: İngiliz Warren de la Rue, platin bobin kullanarak bir ampul geliştirdi. Ancak, platinyumun yüksek maliyeti nedeniyle ampul ticari ve pratik başarı elde edemedi.
  • 1848: İngiliz William Staite, Humphrey Davy’nin ampul tasarımlarını daha verimli hâle getirdi.
  • 1850: Edward Shepard bir kömür filaman kullanarak elektrikli bir akkor ampul icat etti.
  • 1860: İngiliz Joseph Wilson Swan, karbonlu kağıt filamentler kullanarak kendisinden önceki ampullerin ömrünü dikkate değer bir miktarda uzattı; ancak, kullandığı vakum pompasıyla istenilen verimi yakalayamadı.
  • 1874: Kanadalı Henry Woodward ve Matthew Evans azot dolu bir kap içerisindeki elektrotlar arasında tutulan çeşitli boyutlardaki karbon çubuklara dayalı elektrik lambası için patent başvurusunda bulundu. Woodward ve Evans, patentlerini ticarileştiremeyerek 1879 yılında Edison’a sattılar.
  • 1878: Joseph Wilson Swan, pamuktan türetilmiş bir karbon elyaf lif kullanarak pratik ve uzun süreli (13,5 saat) yanan bir elektrik ampülü icat etti ve İngiltere’de bu ürünün patentini aldı.
  • 1879: Edison, Joseph Wilson Swan’ın 1878’de icat ettiği ampulün flamanını daha uzun süreli dayanacak hâle getirerek evde güvenle kullanılabilecek ampuller üretti. 1880’de geliştirdiği ampulün patentini aldı. Daha sonra ikisi beraber Edison ve Swan Elektrikli Aydınlatma Şirketi’ni kurdular.

 

Edison Ölmeden Hemen Önce İcadının Sırrının Nur Suresi’nde Gizli Olduğunu İşaret Etmiş Olabilir Mi?

Thomas Edison 1931 yılında vefat ettiğinde son anlarında yanında ailesi vardır. Yukarıda alıntılanan şehir efsanesi metninde zikredilen isimlerin Edison vefat ettiğinde yanında bulunması zaten zaman akışı açısından mümkün değildir. Anakronik bir durum söz konusu yani.

Edison’un son anlarında yanında olan başta oğlu Charles Edison olmak üzere aile fertlerinin sonradan verdiği demeçlerde Edison’un başarısının sırrının Nur Suresi’nde gizli olduğuna dair bir söz söylediğine ilişkin herhangi bir ize rastlanmaz. Edison’un ölümüne ilişkin yayınlanan haberlerde de aynı durum söz konusudur.

Hatta bu şehir efsanesinin varlığına Türkçeden başka dildeki çevrimiçi kaynaklarda –birkaç istisna dışında– hiç rastlanmaz.

Oğul Charles’ın babası Thomas Edison’un son nefesini bir tüpe saklamak maksadıyla aldığı iddia edilmektedir. Edison’un son nefesini içeren bu tüpün Henry Ford Müzesi‘nde sergilendiği belirtilmektedir.

Son olarak, Edison’un ateist olduğuna ilişkin iddialar da mevcut. Edison’un “Ben ilahiyatçıların Tanrılarına inanmıyorum; ama kuşku duymuyorum ki, yüce bir zeka (Supreme Intelligence) var” sözü din ile ilgisinin Thomas Edison’un Nur Suresi’ni son nefesinde işaret ettiğine inananların sandığı gibi olmadığını ortaya koyuyor.

Thomas Edison’un Ölümüne İlişkin New York Times’ta Yayınlanan Haber

 

Edison’un Nur Suresi’yle İlgilendiği Şehir Efsanesine İnanan Köşe Yazarları Kimler?

Osman Koyuncu, Yeni Asya Gazetesinde 12 Mayıs 2016 tarihinde yayınlanan “Kayyumiyet ve esir” başlıklı yazısında Edison’un çalışmaları arasında Nur Suresi tefsirinin bulunduğunu iddia etmiş:

"Edison’un çalışmaları arasında, Nur Sûresi’nin tefsiri bulundu, demek ki ilhamının kaynağı Kur’ân’dı."

Mahmut Celal Özmen, Bursa Sancak Gazetesinde 7 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan “Birbirlerine kaynaklık eden iki temel olgu: ilim ve bilim(2)” başlıklı yazısında Edison’un ampülün icadında Nur Suresi’nden esinlendiği şehir efsanesini aktarmış:

"Nitekim Evrenin genişlemesi, Big-Bang Teorisi, güneş, ay, yıldızlar arasındaki farklılık, yörüngeler, dönen evren gibi sayılamayacak birçok konunun yanı sıra elektriğin icadı bile Edison’un esinlendiği Nur Suresi 35. ayeti Kerimesinden esinlenmesiyle gerçekleşiyor."

Kendini İlahiyatçı/Yazar olarak niteleyen İbrahim Yardım’ın Nurnet.org‘da 7 Ocak 2013’te yayınlanan “İslam ve Bilim” başlıklı yazısından:

 "Batılı bilim adamları da dinimizden ve kaynaklarından yararlanmışlardır. Örneğin; elektriğin keşşafı, Thomas Edison vefat ettiğinde çalışma dolabından Nur Suresi’nin ayetleri çıkmıştır. (Nur Suresi lambaya ve elektriğe işaret eder)"

Ayrıca not etmek gerekir ki, Kuran ayetleri üzerinden ebced ve cifr hesabı yapanlar da Nur Suresi’nden Edison’un lambayı bulduğu tarihin çıktığını iddia etmektedir. Bu iddia Ömer Çelakıl’ın Kur’an-ı Kerim’in Şifresi adlı kitabında dile getirilmektedir. Halbuki, -Çelakıl’ın ifadesiyle- lamba Edison’dan çok daha önce bulunmuştu. Haliyle, Çelakıl’ın Kur’an’da ampülün icat edildiği tarihin gizlenmiş olduğu iddiası da doğru çıkmamaktadır.

 

Peki Neden?

Dücane Cündioğlu’nun bu tip İslamî şehir efsanelerinin doğuşuyla ilgili tespitine katılmamak ne mümkün:

 "Müslümanların özgüveni ve üstünlük duygusu yaklaşık iki asırdır 'bilimsel hikâyeler' ile zayıflatıldığından, bu özgüven, ne gariptir ki yine benzer 'bilimsel hikâyeler' aracılığıyla inşâ edilmek isteniyor; yani tepki, etkinin cinsinden veriliyor"

 

malumatfurus hakkında 854 makale
Köşe yazarları için yanlışlama girişimi. #Köşeyazarızabıtası

İlk yorum yapan olun

Yazı İçeriğiyle İlgili Yorum Yapmak İsterseniz Buyrunuz