Türkiye, 1950 yılında imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘ni 1954 yılında onayladı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin denetim sürecine bireysel başvuru hakkını 1987 yılında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu yargı yetkisini ise 1990 yılında kabul etti. Mahkemenin yargı yetkisini ve bireysel başvuru hakkını tanımasından bu yana AİHM kararları Türkiye açısından bağlayıcı hâle geldi. Böylelikle AİHM iç hukuk yollarının (özellikle Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunun) tamamen tüketilmesi sonrasında insan hakları ihlâlleri ile ilgili başvurularda son merci olarak etkin olmaya başladı.
AİHM sistemine dahil olan ülkemiz, kuruluşun insan hakları ihlâlleri iddiasıyla yapılan başvurularda ve mahkemece verilen ihlâl kararlarında ilk sıra(lar)da yer aldı.
Son yıllarda AİHM, ülkemizden gelen yoğun başvuruları tematik olarak bir araya getirerek toplulaştırılmış şekilde tek seferde hak ihlâli kararları vermeye başladı. Bu durum da AİHM’in Türkiye aleyhinde verdiği hak ihlâl kararlarının gerçekten daha da düşük şekilde lanse edilmesine yol açtı.
Örneğin, Yeni Şafak’ta 22 Haziran 2026 günü yayımlanan Oğuzhan Ürüşan imzalı haberde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2025 yılında Türkiye hakkında sonuçlandırdığı 9.865 başvurunun yalnızca 66’sında ihlâl kararı verdiği ifade edildi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, geçtiğimiz yıl Türkiye hakkında sonuçlandırdığı 9 bin 865 başvurunun yalnızca 66’sında ihlal kararı verdi.
🖊 @oguzhan_urusanhttps://t.co/LgC5VUR61W
— Yeni Şafak (@yenisafak) June 22, 2026
AİHM’e yapılan başvurularla ilgili savunma sürecini koordine eden Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2025 Yılı İstatistikleri Değerlendirme Notu” başlıklı metinde de aynı “eksik aktarım” görülüyor:
“2025 yılında AİHM, Ülkemiz hakkında toplam 9.865 başvuruyu sonuçlandırmış olup bunlardan sadece 66’sında ihlâl kararı vermiştir. AİHM diğer başvuruları ise ihlâl bulunmama, kabul edilebilirlik koşullarını karşılamama ya da düşme veya çeşitli nedenlerle reddetmiştir.”
“Ülkemiz hakkında sonuçlandırılan toplam 9.865 başvuruya bakıldığında 66 ihlâl kararı verilmiş olup ihlâl kararlarının tüm sonuçlandırılan başvurulara oranı %0,67’dir. Buna göre Ülkemize ilişkin ihlâl kararlarının, karara bağlanan başvuru sayısına oranının genel ortalamanın oldukça altında kaldığı görülmektedir. Öte yandan, bu oranın 2024 yılında %1.09 olduğu dikkate alındığında Ülkemizin sonuçlandırılan başvurulara kıyasla ihlal oranında ciddi bir düşüş olduğu da görülmektedir. “
AİHM tarafından 31 Aralık 2025 tarihi itibariyla ülkelerin (derdest) başvuru sayılarına ilişkin resmi istatistikler 29 Ocak 2026 tarihinde Strasbourg’taki merkezinde yayımlandı.
Yayımlanan verilere göre Türkiye, 2025’te hakkında en fazla dava başvurusu bulunan ülke oldu. AİHM’in 2025 yılında en çok ihlâl kararı verdiği ülkeler arasında ise Türkiye, Rusya ve Ukrayna’nın ardından 3. sırada yer aldı.
2025 yılında AİHM’e yapılan toplam 53.464 şikayetin 18.464’ü Türkiye kaynaklı hak ihlâli iddialarından oluştu. 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Türkiye kaynaklı derdest başvuru sayısı 18455 oldu.
AİHM 2025 yılında Türkiye’den gelen 9865 başvuru hakkında karar verdi. 9865 başvurunun 6302’sini (iç hukuk yollarının tüketilmemesi, zamanaşımı gibi gerekçelerle) kabul edilemez buldu.
| AİHM’e başvurabilmek için öncelikle tüm iç hukuk yollarının (yerel mahkemeler, istinaf, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi) tüketilmesi şarttır. Tüm süreçler tamamlandıktan sonra, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 4 ay içinde AİHM’e başvuru yapılmalıdır |
AİHM geriye kalan 3563 başvuruya ilişkin 74 karar verdi. 74 kararın 66’sında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en az bir maddesinin ihlâl edildiğini tespit etti. Diğer sekiz kararın altısında ihlâl bulunmazken, ikisi farklı yöntemlerle sonuçlandırıldı.
Uluslararası mahkeme, geçtiğimiz yıl Türkiye hakkında sonuçlandırdığı 9 bin 865 başvurunun YALNIZCA 66’sında ihlâl kararı verMEdi. Verdiği 66 kararda toplam 3555 başvuruda hak ihlâli tespit etmiş oldu. AİHM, sadece 7 kararda (Demirhan vd. 239 başvuran, Karslı vd. 1436 başvuran, Bozyokuş vd. 132 başvuran, Seyhan vd. 852 başvuran, Kılıçarslan vd. 595 başvuran, Dönmez vd. 34 başvuran, Çalı vd. 264 başvuran) toplam 3552 kişinin başvurusu için ihlâl kararı verdi.
Yeni Şafak’ta yayımlanan Oğuzhan Ürüşan imzalı haberde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2025 yılında Türkiye hakkında sonuçlandırdığı 9.865 başvurunun yalnızca 66’sında ihlâl kararı verdiği ifade edildi.https://t.co/a6ABfZ9UGD
AİHM 2025 yılında Türkiye’den gelen 9865… pic.twitter.com/mcMun9MTLZ
— Malumatfuruş (@malumatfurusorg) June 25, 2026
Özetle: AİHM’in aynı nitelikteki aynı hak ihlâli iddialı başvuruları birleştirip toplulaştırılmış şekilde karar vermesi nedeniyle yanlış bir algı oluştu.
Türkiye hakkında 24 dava ile en fazla ihlal kararı AİHS’nin adil yargılanma hakkı maddesi temelinde verildi. Bu maddeyi 21 dava ile AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili maddesi izledi.
AİHM’in ülkemiz aleyhinde verdiği kararlara da İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı tarafından yayımlanan “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Bülteninin (Seçme Kararlar)” adlı yayında yer verilmedi.






