Caner Erkin’in, 4 Nisan 2015 gecesi Fenerbahçe takım otobüsü kurşunlandığında otobüs şoförü bayıldığında İsmail Kartal’ın direksiyonu tutarak herkesin hayatını kurtardığı iddiası gerçeği yansıtmıyor. Şoförün vurulma anını görür görmez frene basan kişi İsmail Kartal değil Fenerbahçe Güvenlik Şefi Serdar Kılıç.

 

 

Fenerbahçe takım otobüsüne 2015’te Trabzon’un Sürmene ilçesinde düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin adli dosya yıllar sonra yeniden açıldı.

 

4 Nisan 2015 günü oynanan Çaykur Rizespor – Fenerbahçe karşılaşmasında alınan 5-1’lik galibiyetin ardından sarı-lacivertli ekip İstanbul’a gitmek üzere 53 DE 618 plakalı otobüsle Trabzon Havalimanı’na hareket etti.

Kafileyi taşıyan otobüse saat 22.15’te, Trabzon’a 35 kilometre uzaklıkta, Sürmene ilçesi girişinde Soğuksu Mahallesi viyadüğünde silahlı saldırı düzenlendi.

Silahlı saldırı sonucu otobüsün ön ve yan camı patladı ve cam parçaları otobüs şoförünü yaraladı. Buna rağmen soğukkanlı davranan Kıran, aracı viyadük üzerinde durdurarak otobüsün aşağı uçmasını engelledi ve olası bir facianın da önüne geçmiş oldu.

Başından yaralanan sürücü Ufuk Kıran polis aracı ile hastaneye kaldırıldı.

Fenerbahçe kafilesinin şoförü dışında futbolcular ve yöneticiler saldırıdan şans eseri yara almadan kurtuldu.

Saldırı sonrasında 45 dakika Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bekletilen kafile, zırhlı araçla havalimanına götürüldü ve uçakla İstanbul’a ulaştı.

Olay yerinde incelemelerde bulunan emniyet yetkilileri saldırının pombalı tüfekle yapıldığını belirtirken hedefin şöförünün olduğu ifade edildi.

5 Nisan 2015 sabahı 200 polisin katıldığı bir arama-tarama çalışması başlatıldı. Silahın ateşlendiği yer uzmanlar tarafından tespit edildi. Ankara’dan gelen özel ekipler ve eğitimli köpeklerin de katıldığı çalışma sonucu, aynı akşam olay yerine 200 metre uzaklıkta, saldırıda kullanıldığı tahmin edilen otomatik av tüfeği bulundu.

Sürmene Cumhuriyet Savcılığı harekete geçerek, “Adam öldürmeye teşebbüs” suçundan soruşturma başlattı.

7 Nisan 2015 tarihinde, saldırının şüphelisi Emre Altıntaş ve Nihat Saka adlı iki kişi gözaltına alındı. Yapılan sorgulamada, şüphelilerden biri otobüsü takip ettiğini, diğeri ise silahı ateşlediğini itiraf etti. Ancak mahkemeye çıkınca hakkındaki iddiaları reddeden iki şahıs, 8 Nisan 2015 günü “somut delillere dayalı, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı” gerekçesiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2019 yılında Emniyete gelen ihbarda, olay günü bir avukatın ofisinin arandığı ve saldırganın teslim olmak istediği fakat dönemin başsavcısının “Saldırgan hakkında 44 kişiye yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan yargılama yapılacağı” şeklindeki söylemlerin ardından saldırganın teslim olmaktan vazgeçtiği ileri sürüldü. Polis, saldırıdan 3 gün sonra Trabzon’da bulunan avukatın ofisinin arayan kişinin olayı kendisinin gerçekleştirdiğini söylediğini ve telefona çıkan ofis çalışanı tarafından avukatlık bürosuna davet edildiğini belirledi.

Olaya ilişkin yürütülen soruşturma, yaklaşık 5,5 yıl sonra takipsizlikle sonuçlandı.

Soruşturma kapsamında şüpheliler Emre Altıntaş ve Nihat Saka hakkında “birden fazla kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs” ve “mala zarar verme” suçlarından yürütülen inceleme sonucunda, kamu davası açılmasına yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığınca 4 Ağustos 2020 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.

Aynı soruşturma dosyası üzerinden şüphelilerin tespiti ile yakalanmaları maksadıyla 8 Şubat 2021 tarihinde “daimi arama kararı” verildi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Fenerbahçe futbol takımı otobüsünün 4 Nisan 2015’te Trabzon’da silahlı saldırıya uğramasına ilişkin etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle “yaşam hakkının ihlal edildiği” iddiasıyla yapılan başvuruda hak ihlali yapılmadığına hükmetti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı saldırıya ilişkin dosyada verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kanun yararına bozulmasını istedi.

Daimi arama kararı verilen dosyada eksikliklerin giderilmediği, 10 Nisan 2015 tarihli fezleke ile Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin ardından, Trabzon Başsavcılığının yetkisizlik kararıyla eksikliklerin giderilmesi amacıyla dosyayı Sürmene Başsavcılığına iade ettiği, ancak kanun gereği bu durumun usule aykırı olduğu belirtildi.

Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi de, dosyayı yeniden açarak soruşturma ile ilgili incelemelere başladı.

Adalet Bakanlığı’nın başvurusunun ardından dosyayı inceleyen Yargıtay takipsizlik kararını kaldırdı.

Yargıtay’ın “usulden” bozma vermesiyle, Trabzon’daki Fenerbahçe takım otobüsüne yönelik silahlı saldırı dosyası 11 yıl sonra yeniden açılmış oldu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, “faili meçhul” olarak kalan olayın yeniden inceleneceğini açıkladı. Gürlek, “Aradan geçen zamana rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması ve soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlanması, kamu vicdanını rahatsız etmeye devam etmiştir. Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkileri ve adalet beklentisini dikkatle takip ettik. Bu kapsamda, Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin ‘kanun yararına bozma’ kararı dün itibarı ile alındı.” ifadelerini kullandı.

Saldırıyla ilgili soruşturmanın takipçisi olan Fenerbahçe SK, bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

 

 

Bu süreçte, eski Fenerbahçeli futbolcu Caner Erkin, Fenerbahçe takım otobüsüne yapılan saldırıya ilişkin “İsmail Kartal hepimizin hayatını kurtardı” sözleri gündem oldu.

Futbolu bırakma kararı aldıktan sonra Kafa Sports programına konuk olan Caner Erkin, sarı-lacivertli kulübün takım otobüsüne yönelik silahlı saldırı anında dönemin teknik direktörü İsmail Kartal’ın şoförün bayılmasıyla otobüsün kontrolünü sağladığını ileri sürdü.

Erkin”, “İsmail Kartal’la unutamadığınız bir anınız var mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Ben Fenerbahçe’de oynarken, otobüsün kurşunlanması var. Trabzon’dan dönerken İsmail Kartal hepimizin hayatını kurtardı. Orada, hocalar tabii doğal olarak önde oturuyor her zaman, biz de arka taraflarda oturuyoruz. Bir anda otobüs kurşunlandı ve o ara, İsmail Hoca sağ tarafta oturuyor, şoför bayılıyor ve bundan kimsenin haberi yok. İsmail Hoca da böyle bir şey yapmış, hani bir bakmış böyle falan. Şoförün elleri bir anda direksiyondan hani direksiyonda görmemiş. Tedirgin olmuş ve, hani, şöyle bakıyor ve de şoförün ellerini görmüyor ve o ara gidip tabii otobüste tabii gaza dokunamıyor adam bayıldığı için, o anda gidip direksiyonu tutuyor. Ve hani İsmail Hoca düz gitmesini, İsmail Hoca direksiyonu böyle düz gitmesini sağlıyor ve bayağı hayatımızı kurtardı. Orada Fenerbahçe’de futbolcusu, hocası, malzemecisi, staff, yani herkesin hayatını kurtardı. Çünkü Allah korusun bir şey olsa biz viyadükten aşağıya düşebilirdik. Aşağısı zaten viyadük, o uçurum yani. Böyle bir aslında o bizim talihsiz anı aslında ama yani gerçekten İsmail Hoca’nın hayatımızı kurtardı.”


 

Ancak, Caner Erkin’in bu beyanı gerçeği yansıtmıyor.

İstanbul’a hava yoluyla dönmek için Trabzon’a gitmekte olan Fenerbahçe kafilesine Sürmene ilçesi yakınlarında Rize-Trabzon karayolunda silahlı saldırı düzenlendikten sonra otobüsün direksiyonuna İsmail Kartal geçmedi.

Şoförün hemen yanında oturan güvenlik görevlisi Serdal Kılıç anında müdahale ederek, frene bastı.

Aykut Kocaman da saldırı döneminde Fenerbahçe teknik ekibinde değil, Konyaspor’un teknik direktörüydü.

 

İlgili dönemde ve sonrasında, saldırıya uğrayan otobüste bulunan kişilerin verdiği ifadelerde de bu hakikat vurgulandı.

 

Fenerbahçe otobüsüne yapılan silahlı saldırıda yaralanan şoför Ufuk Kıran, saldırı sonrası otobüsteki yolcular uğruna son hamlesini yaparak aracı kenara çektiğini şu sözlerle anlattı:

Silah olduğu aklımızın ucundan geçmedi. Ağzımdan ve burnumdan kan gelmeye başladı, boğulacak gibi oldum. Soğukkanlı şekilde otobüsü kenara yanaştırdım. Hem kendim hem de arabadakiler uğruna son hamlemi yaptım ve ondan sonrasını hatırlamıyorum. Otobüsü kenara yanaştırdım. O anda kan kaybediyordum. Otobüsten indikten sonra daha fazla kan kaybetmeye başladım. Otobüsten inip polis otosuna bindim. O anda şuurumu kaybetmişim. Sonraki gün uyandım. Herhangi bir Rize yolcusu için de aynısını yapardım. İşimizi yaptım, yapmamız gerekeni yaptım. Yapabildiğimize şükürler olsun. Ne mutlu bize.”

“O anda otobüsün içinde bulunan takım doktoru ilk müdahaleyi yaptı bana. Arabayı ben durdurdum. Son bir hamlemizi yaptık orada. Aklım başımdaydı kendimi kaybetmedim. Olay anında bir panik havası olmadı ilk planda.”

“Ben memleketimin takımını tutarım. Ama o gün Fenerbahçe’nin ekmeğini yiyorduk. Fenerbahçe olmuş, Galatasaray olmuş hepsi Türk takımı. Avrupa’ya gitseler kalbimiz onlar için atıyor. Ama benim takımın Çaykur Rizespor’dur.”

 

Güvenlik sorumlusu Serdar Kılıç, olayın ardından yaptığı kısa açıklamada, “Patlama sesini duydum ve şoförün başının öne düştüğünü gördüm. Eğer hemen müdahale etmeseydim, şarampole yuvarlanabilirdik.” dedi.

 

Fenerbahçe İdari Menajeri Hasan Çetinkaya, takım otobüsünün uğradığı silahlı saldırının ardından yaşananları şöyle anlattı:

“Herkes mutlu şekilde stattan çıkıp ilerlerken büyük bir gürültüyle sol taraftan cam patladı. Güvenlik arkadaşımıza kemaraman arkadaşımıza cam parçaları isabet etti. Biz otobüsü durdurduk. Şoför vuruldu. Serdar Kılıç frene bastı. Otobüsü durdurdu. Hemen doktorumuz kendisine müdahale etti. İnanılmaz bir kan akıyordu. Ağzından burnundan kan geliyor. Hemen polis aracıyla hastaneye götürdüler. Allah yardımcısı olsun. Böyle bir rezalet olamaz. Nerelerde maç yaptık, yurtdışında en zorlu şartlarda maç yaptık. Şoktayım.”

 

Vehbi Onur Akkuş ise şu beyanda bulundu:

“Otobüste şöförün yanında oturan kişi olarak anlatıyorum: Ateş edildikten sonra şöför gaza bastı muavin koltuğunda oturan güvenlik Serdal 3-4 kere ‘dur’ diye bağırdı. Otobüsü şöför durdurdu.”

“Senin için daha net yazıyım o zaman. Direksiyonu tutmadı, düz gitmesini sağlamadı.”


 

Yorumunuzu yazınız...