ABD donanmasına bağlı 6. Filo’nun İstanbul’a demirlemesini protesto için 16 Şubat 1969 tarihinde Beyazıt Meydanı’nda toplanıp Taksim Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen sol görüşlü gruba, karşıt sağ muhafazakar grup saldırdı.
Tarihimize “Kanlı Pazar” olarak geçen bu olayda 2 kişi öldürüldü ve yaklaşık 200 kişi yaralandı.
ABD’nin 6. Filosunun demirlediği Dolmabahçe’de bir araya gelen sağ muhafazakar grubun 16 Şubat 1969 günü kıble istikametinde namaz kıldığı anda kaydedilen fotoğraf Türk siyasî tarihinin ikonik fotoğraflarından biri oldu.
Tarihî fotoğraf, Milliyet muhabiri İlhan Baştan tarafından kaydedildi ve 17 Şubat 1969 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlandı.

“Namaz” başlıklı İlhan Baştan imzalı kupürde şu ifadelere yer verildi:
“‘Solcular’ın Beyazıt’tan Taksim’e yürüyeceğini haber alan ‘Sağcılar’ erken saatlerden itibaren Dolmabahçe’de toplandılar. Bunlardan bir kısmı da açık havada Amerikan 6. Filosu’nun gemilerine karşı namazını kıldılar”
Bahse konu fotoğraf, 1969 yılında yayımlanmasının ardından “Amerikan gemisinin kıble yapılarak namaz kılındığı” iddiasıyla kullanıldı.
Bu yöndeki bazı örnekler:
Gürkan Hacır: “Ancak işin tuhaf yanı şuydu; muhafazakar gençlik, solculara olan tepkisinden dolayı Amerika’nın yanında yer almaya karar vermişti. Hatta 16 Şubat Pazar günü inanılmaz bir eyleme imza attılar. Dolmabahçe’ye demirlemiş 6. Filo’ya ait bir gemiyi kıble yaparak namaz kıldılar. Amerikan deniz subayları şaşkındı. İzmir’de genelev kadınları onları kapıdan içeri almamıştı. Şimdi de İstanbul’da gemileri kıble kabul edilmiş, muhafazakar gençlik gemiye karşı namaz kılıyordu. Devrimcilerse Amerikalıları denize dökmek için Dolmabahçe’ye yükleniyordu. Ancak aşmaları gereken hazırlıklı bir kitle vardı. Hazırlıklı diyorum, çünkü MTTB’ne gerekli aletler dağıtılmıştı.”
Sinan Meydan: “Filo’ya ait bir gemiyi adeta “kıble” bilip namaz kıldılar.”
Merdan Yanardağ (@merdanyanardag): “Amerikan 6. Filosu’nu kıble yapıp namaz kılanların, bu ülkenin aydınlık yüzü, onuru devrimci gençliğine saldırıp cinayet işleyen, kan döken islamcıların lideri M.Şevket Eygi ne yazık ki hesap veremeden ölüp gitti. İşte emperyalizmi protesto edenler.. İşte ABD’yi kıble yapanlar..”
Ünlü “6. filoya karşı namaz” fotoğrafının yapay zekâ aracıyla hareketlendirilmiş versiyonu sosyal medyada paylaşılmaya başlandı.
Ünlü “6. filoya karşı namaz” fotoğrafının yapay zekâ aracıyla hareketlendirilmiş versiyonu sosyal medyada paylaşılmaya başlanmış. pic.twitter.com/WNjaoZMOzh
— Malumatfuruş (@malumatfurusorg) June 18, 2026
ALKIM (@AlkimUnsal): “Kıbleyi şaşırmadılar. Omurgaları eğri”
Kıbleyi şaşırmadılar. Omurgaları eğri pic.twitter.com/o7W6tuSCNB
— ALKIM (@AlkimUnsal) June 1, 2026
Dolmabahçe Sarayı’nın hemen yanı başındaki Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii’nin yanında denize doğru namaz kılanlar 6. Filo’ya değil kıbleye doğru yönelmişti.
Harita üzerinden inceleme yapıldığında Beşiktaş sahilde namaz kılınacak olsa Mekke istikametine fotoğraftaki gibi yönelmek gerekeceği, Dolmabahçe’de kıble yönüne doğru durunca Boğaz’dan geçen gemilere karşı iskele ya da sancak yönünden namaz kılınıyor gibi görüneceği anlaşılabiliyor.
17 Şubat 1969 günü yayımlanan gazetelerin manşetlerinde de sağ görüşlü grupların Taksim’deki saldırı öncesinde Beşiktaş ve Dolmabahçe camilerinde toplu namaz kıldığı ifade edildi.
Milliyet’teki haberde “Emperyalizm ve sömürüye karşı işçi yürüyüşüne katılanlar ile Dolmabahçe ve Beşiktaş camilerinde namaz kılanlar Taksim’de karşı karşıya geldiler.” ifadeleri kullanıldı.

Cumhuriyet’teki “Toplu namazlar ve yürüyüş için hazırlıklar erken başlamıştı” başlıklı haberde, “Bir gazete tarafından Beyazıt camiinde toplu namaza çağrıldı. Namazdan sonra gazetedeki ‘Cihada hazır olun’ çağrısı okundu.” cümlelerine yer verildi.

6. Filo’nun demirlediği Dolmabahçe’de denize karşı namaza duran kişilerin arasında yer aldığı ileri sürülen isimler de bu iddiayı tekzip etti.
1969 yılında Millî Türk Talebe Birliğinin (MTTB) 48. Dönem Genel Başkanı olan, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman 16 Şubat 1969 günü Dolmabahçe’de namaz kılanlar arasında olmadığını şu sözlerle aktardı ve fotoğrafta görülen cemaatin 6. filoya secde etmediğini belirtti:
“16 Şubat’taki hadiseyle başkanlığını yaptığım teşkilatın bir alakası yoktur.”
“Bu arada, bir cehaleti de gidermek isterim. Türkiye’de hiç kimse bir filoya secde etmez.”
“İstanbul Boğazı güneyde, gemiler de orada. Orada kalanlar kim bilmem. Cemaat, caminin dışına taşmış demek ki. Yani bugün de yine Boğaz’a doğru oluyor, Kabe o istikamette. Kıbleyi bilmeyenler bundan habersiz olabilirler, cehaletlerine veriyorum. Yoksa kimse 6. Filo’ya veya bir başkasına secde etmez. Biz bu vatanı seven insanlar olarak komünizme de karşıyız, ‘ne Amerika ne Rusya’ diyen insanlarız, biz milli insanlarız. Hepimiz bu bayrağın altındayız. O gece nasıl burada beraber olduysak yine hep beraberiz. Bir bütünüz, ayrım yok, ayrılık yok. O bakımdan, ‘şucu’ ya da ‘bucu’ diye ayırmamıza gerek yok. Zaten ayırdılar ve birbirine girdi insanlar. Bize düşen, bunu önlemektir, o hatalara düşmemektir.
“Kanlı Pazar” saldırısının azmettiricisi olmakla suçlanan Mehmet Şevki Eygi de Dolmabahçe Camii’nin yanında denize nazır namaz kılan kişiler arasında olmadığını şöyle söyledi:
“İftiracılar, yalancılar Müslümanlar Altıncı Filoyu kıble yaptılar iftirasını ortaya attılar. Neymiş, Dolmabahçe camiine sokulmayan dindarlar, sahilde namaz kılmışlar, Boğaz’da da Amerikan gemileri varmış. Bunlar o kadar beyinsiz ve kötü niyetli kimselerdi ki, namaz kılan bir Müslümanın önünde bir ağaç olsa, onu ağacı kıble yapmakla suçlamaktan geri durmazlar.”
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğrenci Derneği Başkanı Harun Karadeniz, “Olaylı Yıllar ve Gençlik” kitabında Dolmabahçe’de namaz kılan grubu şöyle aktarmış (Harun Karadeniz. Olaylı Yıllar ve Gençlik – Yaşam ve Anılar. Belge Yayınları. İstanbul. Birinci Baskı 1974. Sekizinci Baskı 1995. Sf: 150-151):
“16 Şubat 1969 günü ilk haber Dolmabahçe Camii’nden geldi. Kalabalık bir grup cami çevresinde toplanmış namaz kılıyordu. Saat 10.00 sularında durumu bizzat görmeye gittim. Topluluğun çoğunluğu sakallı bereli kimselerdi. bize saldıracak olan bunlardı. şehrin yabancısıydı. Garip bir sessizlik içinde ve merakla çevrelerini seyrediyolardı. O an düşündüklerimi anlatmadan geçemeyeceğim.
Bunlar, bizim insanlarımız ve sömürülenlerimiz. Yani 6. filo ve müttefiklerinin sömürdüğü fakir ve dindar insanlar. Bu insanlar kandırılıp bir araya toplanmış ve bize saldıracak zamanı bekliyorlar. Samimiler inanmışlar sonuna kadar ve ölümü göze alarak kalkıp gelmişler buraya. dini ve vatanı kurtaracaklar, can pahasına da olsa yapacaklar bu işi. onlara böyle söylenmiş, başkaca bildikleri yok. Sömürü ne demek duymamışlar, yapacakları işin kime yarayacağını kestiremiyorlar. Dünyada olup bitenleri ve 6. Filo’nun gerçek yüzünü göremiyorlar. 6. Filo’yu o kadar göremiyolar ki, Dolmabahçe Camii’sinin kabataş tarafındaki filonun gemilerini bile göremiyolardı. Bu hazin bir manzaraydı benim için. Çok değişik şeyler düşündüm o an, bizim bunca zamandır halka anlatmaya çalıştığımız filoya karşı namaz kılmamalıydı hiç kimse. 6.Filo bir put ve bunca insan o puta tapınanlar olamazdı. ah şu insanlar filonun gerçek yüzünü bir görebilseler, o zaman seyreyle gümbürtüyü. Diyorum ya hazin bir manzaraydı gördüklerim. esas sömürücüler ve onların yardakçıları, bıyık altından güleceklerdi birkaç saat sonraki halimize. Evet birkaç saat sonra bu insanlar bize saldıracaklar ve kardeş kanı akacaktı.
Sözün kısası esas düşmanla savaşmayacaktık. Düşmanın kandırdığı cahil bir kalabalık çıkacaktı karşımıza ve bizim emperyalizme ve sömürüye karşı işçi yürüyüşü arada kaynayıp gidecek ve 16 Şubat’ın adı kanlı pazar olarak kalacaktı.””
İlgili dönemde yarbay rütbesiyle orduda görev yapan Celal Küçük, Nokta dergisine verdiği demeçte 16 Şubat 1969 günkü saldırıları şöyle anlatmış:
“Olay günü sabah dokuzda Taksim’e gittim. Osman Gülkılık ve İhsan Kuraner filan inzibat kulübesinde toplanmışlardı. Ben gittim, durumu söyledim. Kuraner’e ‘önlem alın’ dedim. Korkunç bir sessizlik vardı. Olay çıktı çıkacak. Adamların ellerinde teşbih, demirler, sopalar, Dolmabahçe’de sabah namazını kılmışlar, tıklım tıklım meydana doluyorlar. Taksim Alanı’nın etrafına açılıyorlar. Orta boş kalıyor. Giren öldürülecek. Toplum polisi de Opera’nın önünden Vakıf İşhanı’na doğru bir kama atıp gelen irtibatı kesiyor ve girenlerin üzerine aletli hücum başlıyor. Kitle silahsız, canını kurtaran Sıraselviler’e, Kazancı’ya kaçıyor. Sonuç 2 ölü, 200 yaralı. Polisin hiçbir müdahalesi olmadığı gibi yere düşen silahı alıp sahibine veriyor. Bir kıta on beş dakika sonra geliyor alana, ama olan olmuş. Gruptan biri bir megafon alıyor eline ve ‘Şimdi de, Cumhuriyet’e, Milliyet’e gideceğiz’ diyor.”
Benzer bir kıble yönü analizini Ayasofya Camii’nin kıbleye doğru çevrildiği yönündeki şehir efsanesini incelediğimiz yazımızda da bu hususa değinmiştik.

Ayasofya’nın Hızır Aleyhisselam Tarafından Kıbleye Döndürülmesi Efsanesi








