25 Yeni İl Kurulacağı İddiası Yalanlandı

 

 

1989 yılında Aksaray ile başlayan ilçelerin il yapılması 1999 yılına kadar devam etti ve 1989’da 67 olan il sayısı 81’e yükseldi. 1999 yılından sonra yeni bir ilimiz olmadı. Demografik, ekonomik ve sosyolojik değişimlerle birçok büyük ilçenin il statüsü alacağına dair spekülasyonlar yapıldı. Özellikle her seçim sürecinde yeni illerin ilan edileceğine dair iddialar dolaşıma sokuldu. Şu ana kadar bu yöndeki söylentiler gerçekleşmedi.

 

Son dönemde “il olması beklenen ilçeler” konulu spekülasyonları yeniden başladı. 2028 Cumhurbaşkanlığı ve 27’nci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri yaklaşırken ve erken seçim söylentileri giderek sesli şekilde dile getirilmeye başladı. Bu süreçte Türkiye’de il sayısının artırılacağına dair farklı iddialar da basında ve sosyal medyada paylaşıldı.

 

İl olma şartlarını taşıyan 24 ilçenin il yapılması ve il sayısının 81’den 106’ya çıkarılmasının planlandığı ileri sürüldü.

 

Sözcü: “Türkiye’deki il olması beklenen 24 ilçe belli oldu: Plakalar bile hazırlandı Türkiye’de il sayısının artırılmasına yönelik senaryolar gündemdeki yerini korurken, yasal coğrafi kriterleri ve nüfus sınırını karşılayan 24 ilçe belirlendi.”

 

Yasa teklifiyle il yapılacağı ileri sürülen ilçe sayısı 24’ten 25’e çıktı:

 

Sözcü: “Türkiye haritası değişiyor: İşte yasa teklifiyle il yapılacak 25 ilçe İktidar, seçim yatırımı için yeni iller kurulmasının önünü açacak. Gerekli şartları taşıyan ilçeler il yapılacak, il sayısı 106 olacak.”

 

Haber Aktif (@haberaktifcom): “AKP iktidarı, 25 yeni il kurulması için kanun teklifi çalışmalarına başladı.”


 

Bazı haber sitelerinde ve sosyal medyada paylaşılan listede “il olması beklenen ilçeler” şöyle:

Alanya (Antalya), Tarsus (Mersin), Çorlu (Tekirdağ), İnegöl (Bursa), Siverek (Şanlıurfa), Manavgat (Antalya), İskenderun (Hatay), Fethiye (Muğla), Akhisar (Manisa), Edremit (Balıkesir), Ereğli (Zonguldak), Erciş (Van), Bandırma (Balıkesir), Cizre (Şırnak), Nazilli (Aydın), Ereğli (Konya), Lüleburgaz (Kırklareli), Ergani (Diyarbakır), Kahta (Adıyaman), Ünye (Ordu), Kozan (Adana), Elbistan (K.maraş), Polatlı (Ankara), Midyat (Mardin) ve Yüksekova (Hakkari)

 

 

Her seçim dönemi yaklaştığında “Türkiye’nin il olmaya aday ilçeleri hangileri?” sorusuna yanıt olarak hazırlanan içerikler zamanla dönüşerek “il olacak ilçeler” şekline bürünmüş.

Bu yıl da erken seçim spekülasyonları yapıldığı sırada hazırlanan “il olma ihtimali en yüksek olan 25 ilçe” listesi, bir kulis bilgisiymiş gibi lanse edilip, hükûmetin yasal hazırlığına ait olduğu uydurularak kullanılmış.

“TÜİK verilerine göre yasal sınırları karşılayarak il statüsü almaya uygun olduğu DÜŞÜNÜLEN ilçeleri” içeren listeler yasa teklifi hazırlığı olarak sunulmuş.

 

Haber sitelerinde yayımlanan içeriklerde TÜİK’in bir ilçenin il statüsüne yükselebilmesi için gerekli olan teknik ve yasal kriterleri belirlediği, kurumun belirttiği şartlar taşınmadığı sürece, yerel yönetimlerin ve vatandaşların il olma talepleri yasal süreçlere dahil edilemediği, güncel nüfusu 100 binin altında olan ilçelerin diğer tüm şartları sağlasa dahi doğrudan listenin dışında kaldığı, bağlı bulunulan mevcut il merkezine kara yoluyla 30 kilometreden daha yakın olan ilçelerin coğrafi bütünlük gerekçesiyle sürece dahil edilmediği ileri sürülüyor.

Halbuki Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “il olacak ilçeleri belirleme ya da raporlama” gibi bir görevi ve faaliyeti yok. TÜİK sadece illerin demografik ve iktisadî yapılarıyla ilgili istatistikleri yayımlıyor. TÜİK’in Hükûmete ya da TBMM’ye “şu ilçe il olsun”, “bu ilçe il olmalı”, “il olma kriterlerini şu ilçeler sağlıyor” gibi bir raporlama fonksiyonu bulunmuyor.

 

İl olabilecek ilçeler için belirli nüfus, ekonomik büyüklük, coğrafi konum gibi kriterler gözetiliyor. Ancak, nüfus, ekonomik büyüklük ve konum kriterleri tek başına yeterli değil; il olma kararını TBMM ve siyasî irade belirliyor.

 

Bir ilçenin il olarak belirlenmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen bir kanunla ya da TBMM’den alınan yetkiyle (eskiden Bakanlar Kurulu kararı, 2017 Nisan Anayasa Referandumu’ndan sonra Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile) gerçekleşebilir.

 

Hükûmet ise, hâlihazırda bu yönde bir planlama ya da yasal hazırlık yapılmadığını beyan etti.

 

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından yapılan açıklamada “25 yeni ilin kurulacağı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, yeni illerin kurulmasına yönelik mevcutta planlanan veya yürütülen herhangi bir çalışma bulunmadığı belirtildi.

DMM açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bazı basın yayın mecralarında ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan “25 yeni ilin kurulacağı” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

Yeni illerin kurulmasına yönelik mevcutta planlanan veya yürütülen herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Söz konusu iddialar, yapay gündemler oluşturarak kamuoyunda algı ve manipülasyon oluşturma amacı taşımaktadır.

Vatandaşlarımızın yalnızca resmi makamlarca yapılan açıklamaları dikkate almaları önemle rica olunur.”

 

Nitekim geçmişte, nüfus yapısı, ekonomik potansiyeli ve coğrafi büyüklük açısından Türkiye’deki mevcut birçok ili dahi geride bırakan ilçeler yerine daha küçük ilçeler farklı saiklerle il yapıldı.

 

Son 30 yıldaki yeni illerin yasal süreçlerini inceleyecek olursak:

3 Haziran 1995 tarihli 22302 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanan 31 Mayıs 1995 tarihli ve 4109 sayılı İl ve İlçe Kurulmasına Dair Yetki Kanunu ile kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl süreyle geçerli olmak üzere Bakanlar Kuruluna yeni il ve ilçeler kurmak için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verildi.

Söz konusu kanunda yeni il ve ilçelerin belirlenmesinde izlenecek “ilke” olarak şu hususlar zikredildi:

“Bakanlar Kurutu 1 inci madde ile verilen yetkiyi kullanırken, ülkenin coğrafi durumunu, ekonomik şartlarını, kamu hizmetlerinin daha verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesini gözönünde bulundurur.”

Bu kanunla verilen yetkinin ardından 5 Haziran 1995 tarihli ve 550 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 6 Haziran 1995 tarihli ve 22305 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanması ile Karabük, Yalova ve Kilis il oldu.

28 Ekim 1996 tarihli ve 22801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 24 Ekim 1996 tarihli ve 4200 sayılı Kanun‘un kabulü ile Osmaniye ülkemizin 80. ili oldu.

Ülkemizde en son Düzce, (12 Kasım 1999 depreminin ardından) 9 Aralık 1999 tarihli ve 2391 mükerrer sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan 584 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Bolu ilinden ayrılarak 81. il yapıldı.

Kanunla kurulan il ve ilçelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara ait kadrolar ihdas edilerek, “Genel Kadro Usulü” hakkındaki 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı (1) sayılı cetvellerin ilgili bölümlerine eklendi.

 

 

Yorumunuzu yazınız...