Anasayfa » Tüm Yazılar » Kalp Krizinin Öksürerek Engellenebileceği İddiası

Kalp Krizinin Öksürerek Engellenebileceği İddiası

Deniz Ercan

Kalp Krizi Geçirirken Kuvvetli Biçimde Öksürmek Sanılanın Aksine Fayda Sağlamak Yerine Zarara Yol Açıp Durumunuzu Kötüleştirebilir

 

Bugün, uzun yıllardan beri internet ortamında bulunan ve ara sıra tekrar gündeme gelen “kalp krizinin öksürerek engellenebileceği” iddiasını inceleyeceğiz.

Sosyal medyada yapılan bir anahtar kelime taraması, kalp krizi geçirildiği anda öksürmek gerektiğine yönelik yanlış algının bir hayli yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

Bu iddianın kökenine dair internette bir arama yaptığımızda karşımıza en eski tarih olarak 1999 yılı çıkıyor. İngilizce e-posta gruplarında yayılan iddianın zamanla yaygınlık kazandığı anlaşılıyor.

 

1999 yılında internette yayılan e-posta metni

 

Kalp krizine karşı şiddetli öksürük tavsiyesi sunan iddia, Türkçe e-posta grupların şöyle paylaşılmıştı:

YALNIZKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN NE YAPMALI?

Diyelim ki saat 18:15 ve zorlu bir iş gününden sonra arabanızla (yalnız başınıza) eve dönüyorsunuz. Gerçekten yorulduğunuz, sıkıldığınız ve çileden çıktığınız bir gününüzdesiniz. Birden göğsünüzde başlayıp, kolunuza ve çenenize doğru ilerleyen şiddetli bir ağrı. Evinize en yakın hastaneden sadece 10km uzaklıktasınız, fakat o mesafeye bile ulaşıp ulaşamayacağınızdan emin değilsiniz. Ne yapabilirsiniz? Kalp masajı konusunda belki eğitim de almıştınız ama size öğreten şahıs, muhtemelen bu masajı kendi kendinize nasıl yapabileceğinizi öğretmedi… Son zamanlarda bir sürü insan kalp krizine yalnız başınayken yakalanmaktadır. Yardım olmaksızın, normal kalp atışı bozkardeş ve baygınlık hisseden bir insanin bilincini yitirmeden önce sadece 10 saniyesi vardır.Bu durumda kalan şahıslar kendilerine, devamlı ve şiddetli bir şekilde öksürerek yardımcı olabilirler.

 

Her öksürükten önce derin bir nefes alınmalı ve öksürük sanki göğüs derinliğinden balgam çıkarmak istercesine derin ve uzun olmalıdır. Derin nefes alma ve öksürük, yardım gelene ya da kalp normal ritmine geri dönene kadar, durmaksızın her iki saniyede bir olacak şekilde devam etmelidir. Derin nefes alma akciğerlere oksijen ulaştırırken, öksürük hareketi kalbi sıkıştırarak kanın dolaşımını sürdürür. Kalp üzerindeki sıkıştırma hareketi aynı zamanda kalbin normal ritmine dönmesine de yardımcı olur. Bu şekilde, kalp krizine maruz kalan kişi, kendisini bir hastaneye ulaştırabilir.

 

Bu postayı bütün tanıdıklarınıza gönderirseniz, birinin hayatının kurtulmasını sağlayabilirsiniz!

 

Sağlık açısından kritik önemi haiz böylesi bir duruma ilişkin ortaya atılan asılsız iddiayı sosyal medyada paylaşan bazı örnekler şu şekilde:

“Yalnızken kalp krizi geçirme durumunda şiddetli şekilde öksürün. Öksürük, krizin şiddetini düşürerek en az hasarla kurtulmanızı sağlar.”

“Kuvvetli öksürük geçici olarak kan akımını artırabilir. Yeni başlamış bir pıhtıyı yerinden sökme ihtimali çok düşük olsa da kuvvetli biçimde öksürün.”

“Kalp krizi anında 10 saniyeniz vardır. Sürekli nefes alıp öksürün, öksürün, öksürün. Eğer öksürmezseniz bilinciniz kaybolur..”

“Yalnızken kalp krizi geçirirseniz öksürün kolay atlatırsınız.”

“Kalp krizi geçirmekte olduğunuzda 30 saniyeniz vardır. Kuvvetlice öksürün, Ayağınızı yukarı yaslayıp uzanın. Düzelir.”

“Kalp krizi geçirirken öksürün kalp krizine % 40 etkili”

 

kalp krizi şiddetli öksürük

 

kalp krizi kuvvetli öksürük

 

kalp krizi geçirirken öksürük

 

kalp krizi geçirirken öksürük

 

Ayrıca, bazı haber sitelerinde kalp krizi anında öksürülmesi yönünde tavsiye veren yazılara da rastlayabiliyoruz.

Kalp krizi geçirecek kişinin, sancının başladığı andan itibaren devamlı ve şiddetli bir şekilde öksürerek, krizinin etkisinin azaltılabileceği iddiası bazı kardiyoloji uzmanlarınca dile getirilmişti. Örneğin Kardiyoloji Uzmanı Dr. Muzaffer Yılmaz, kalp krizi geçireceğini anlayan bir kişinin, öksürük yöntemi ile derin nefes almanın, akciğerlere ulaşan oksijen miktarını artıracağını, şiddetli öksürüğün ise kalbi sıkıştırarak kan dolaşımının sürmesini sağlayacağını belirtmişti.

 

Kalp Krizini Öksürerek Önleyemezsiniz

 

Kalp Krizini Öksürerek Önleyemezsiniz!

Öksürük, kalp yetersizliği durumunda görülen yakınmalardan biri. Ancak öksürük, kalp krizinin bir çözümü değil.

Türk Kardiyoloji Derneği, öksürüğün kalp yetersizliği yaşayanların karşılaştığı bir durum olduğunu şöyle açıklıyor:

“Kalp yetersizliğine bağlı inatçı öksürük ve hırıltı görülebilir. Hırıltı, astımlı hastalardakine benzer olsa da, kalp yetersizliğinde sebep farklıdır. Özellikle gece uyuduktan bir süre sonra başlayan ve hastayı uyandıran öksürük kalp yetersizliğinde nefes darlığı eşdeğeri kabul edilir. Kalp yetersizliği olan kişiler, bazen, öksürükle beraber hafifçe kanla boyanmış sümüksü, kalın balgam çıkarabilirler. Bu durum genellikle kalp yetersizliğinde yatkınlığın fazla olduğu akciğer enfeksiyonlarıyla birlikte görülür (Pnömoni/Zatürre).
Öksürük ve hırıltı akciğerlerde sıvı birikmesi veya göllenmesi sonucu olur. Öksürük veya hırıltının solunumunuzu zorlaştıracak şekilde kötüleştiğini fark ettiyseniz, doktorunuza haber verin. Çünkü kalp yetersizliğiniz ilerlemiş olabilir. Ayrıca kuru ve inatçı öksürük kalp yetersizliğinde kullanılan bazı ilaçların yan etkisine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.”

 

kalp krizi anında öksürmek

 

Kalp krizi geçirirken kuvvetli biçimde öksürmek iddia edilenin aksine fayda sağlamak yerine zarara yol açıp durumu kötüleştirebilir. Şiddetli öksürük, türüne bağlı olarak kalp ritim bozukluğunu ve enfarktüs sürecini daha da kötüleştirebilir.

Yurt dışında da “öksürük ile kalp masajı” olarak çevirebileceğimiz “cough CPR” adı ile yayılan ve uzun süredir bilgi kirliliği yaratan bu durum ile ilgili yerli ve yabancı çeşitli bilimsel otoriteler açıklamalar yapmış ve iddiayı yalanlamışlardı. Çarpıcı uzman kuruluş ve kişilerle örnekleyelim:

  • Amerikan Kalp Derneği bu uygulamayı onaylamadıklarını ilan etmişti.
  • İngiliz Kalp Vakfı, iddianın yanlış olduğunu ve bu yanlışın daha fazla yayılmasının önlenmesi gerektiğini aktarmıştı.
  • Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden kardiyolog Dr. Deepak L. Bhatt, öksürmenin çoğu kalp krizi için (ritim bozukluğuna neden olmayan kalp krizlerinde) bir faydası olmayacağını; ancak kalp krizi ile birlikte ritim bozukluğu görüldüğünde, tekrarlayan ve kuvvetli bir şekilde gerçekleştirilen öksürüğün, beyne kan akışını sağlayarak kişinin ritim bozukluğu düzelene kadar bir ya da iki dakika daha bilincinin açık kalmasını sağlayabileceğini ifade etmişti. Bu ihtimalde dahi öksürüğün iddia edilenler gibi kalp krizini engelleme işlevi olmadığını anlıyoruz.
  • Avustralya Kalp Vakfı, “cough CPR” olarak adlandırılan bu işlemin kalp krizine faydası olduğuna dair bir kanıt olmadığını ve bu yöntemi onaylamadıklarını bildirmişti.
  • İrlanda Kalp Vakfı da benzer bir açıklama yaparak bu yöntemin faydalı olduğuna dair tıbbi bir kanıt olmadığını ve onaylamadıklarını ifade etmişti.
  • McGill Üniversitesi’nden kardiyolog Dr. Chirstopher Labos, bu yöntem ile ilgili paylaşımların silinmesi gerektiğini ve öksürerek değil ilk yardım eğitimi alarak hayat kurtarılabileceğini açıklamıştı.
  • Cleveland Clinic adlı tıp merkezinin internet sitesinde yayınlanan yazıda kalp cerrahı Dr. Marc Gillinov ve kardiyolog Dr. Steven Nissen, bu yanlış uygulamanın, hastaların almaları gereken yardımı almalarına engel olduğunu ve dolayısıyla tehlikeli olduğunu aktarmıştı.

 

Kardiyolog Dr. Murat Kınıkoğlu kalp krizi esnasında öksürmeye zorlamayı yangına benzin dökmeye şu sözlerle benzetmişti:

“Öksürürken göğüs boşluğu içindeki basınç artar, bu da beyne giden kanın bir-iki saniye süreyle artmasına neden olur. Aynı şekilde hastada bir ritim bozukluğu varsa (fibrilasyon veya taşikardi) öksürmek –küçük bir ihtimalle- ritmi düzeltebilir. Ancak öksürmenin olumsuz etkileri olumlu etkisinden fazladır. Bir kere “öksürük senkopu” dediğimiz bir şey vardır, öksürmek bizatihi kendisi bayılmaya neden olabilir. Kalp krizi nedeniyle tansiyonu zaten düşme eğiliminde olan bir kişiyi daha da riske sokmak demektir. Daha önemlisi öksürme çabası bir efor gerektirir. Kalp krizi geçiren bir kişide kalbin yükünü azaltmak gerekirken gereksiz yere öksürmeye zorlamak yangına benzin dökmek olur. Bu tip konularda internette ahkâm kesmeden önce saygın bilimsel kuruluşların ne dediğine bakmak gerekir. Amerikan Kalp Birliği’nin “kalp krizi geçiren hastaları öksürmeye teşvik etmenin hiçbir faydası olmadığını, hatta zararlı olabileceği” yolunda açıklaması vardır. Bu yüzden göğsünde ağrı hisseden bir kişinin öksürmeye çalışmasını tasvip etmiyoruz.”

 

Osman Müftüoğlu da kalp krizi esnasında öksürmenin sanılanın aksine yarar yerine zarar verebileceğini şöyle aktarmıştı:

“Kalp krizi geçiren birinde kalp ritim bozukluğu veya kalp durması gibi bir durum söz konusu olursa öksürme atakları denenebilir ama bu işin sadece doktor gözetiminde ve yoğun bakımda izlenen bir hastaya uygulanabilmesi mümkün. Ayrıca öksürmenin kalp krizine bağlı her ritim bozukluğunu düzeltebileceğini söylemek de mümkün değil. Tersine mevcut bir ritim bozukluğunu daha da ciddileştirme, kötüleştirme ihtimali bile var.”

 

Uzmanların bu ifadelerinden yola çıkarak öksürmenin, yukarıda aktardığımız iddialar gibi “kalp krizini önleyecek” bir uygulama olmadığı sonucuna varabiliriz.

 

Peki, Kalp Krizi Esnasında Ne Yapmalıyız?

Sağlık Bakanlığı, kalp krizi belirtilerini daralma hissi, baskı ve sıkışıklık şeklinde göğüs ağrısı, sol kol, çene ve boyun gibi vücudun diğer bölgelerinde ağrı, nefes darlığı, bulantı, kusma, düzensiz kalp atışı, terleme, endişe olarak saymış ve kendinizin ya da yakınınızdaki birinin kalp krizi geçirdiğinden şüpheleniyorsanız derhal 112 Acil Sağlık’ı aramanız gerektiğini belirtmiştir.

Türk Kalp Vakfı’ndan Doç. Dr. Emrah Binak, vakfın internet sitesinde yazdığı yazıda, kalp krizinin erken tanı ve tedavisinin çok önemli olduğunu söyleyerek hastanın en kısa sürede hastaneye götürülmesinin hayat kurtarıcı olduğuna değinmişti.

Türk Kardiyoloji Derneği, nefes darlığında artış, nefes darlığı ile sık sık uykudan uyanmak, rahat bir uyku için gereken yastık miktarında artış ve alp hızında artış veya çarpıntının şiddetlenmesi gibi durumlarda en kısa sürede doktorunuzun bilgilendirilmesini önermektedir.

Kalp krizi geçirildiğinin fark edilmesi durumunda şiddetli öksürük yerine en kısa sürede bir ilk yardım ekibine erişmeye çalışılmalı…

Konuya ilişkin incelemesinde Yalansavar, izlenmesi uygun olacak adımları şöyle sıralamıştı:

“Bir yakınınızın kalp krizi geçirdiğini anladığınızda ise yapacağınız ilk müdahale en kısa zamanda acil yardım hattı olan 112’yi arayarak yakınınızın en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmasını sağlamaktır. Sağlık ekibinin gelmesini beklerken ise yakınınızın fiziksel aktivite yapmasını engellemek, uygun bir yere yatırarak ayaklarını kalp seviyesinin üzerine kaldırmak ve kalbe daha çok kan akışının olmasını sağlamaya çalışmak yerinde olacaktır. İlaveten hastanın daha çok oksijen almasını sağlamak için üzerindeki sıkı olan kıyafetleri gevşetmek, kravatı çözmek ve bulunduğu odanın camını açmak gibi müdahaleler de yararlıdır.”

 

kalp krizi esnasında ne yapmalı

 

Böylesi hayatî bir ana ilişkin sağlık tavsiyesini sosyal medyada etkileşim peşinde koşan profillerin paylaşımlarında değil, uzman sağlıkçıların uzlaşısında aramak daha akıllıca çözüm olacaktır…

 

Dr. Haluk Aktaş‘tan ilave not: “Şunu eklemekte fayda var. Öksürüğün bu anlamda tek faydası SVT diye adlandırılan bir ritm bozukluğu atağında ritmin normale dönmesini sağlayabilmesi. “Vagal manevra” olarak adlandırılan bu yolda öksürüğün yanında ıkınma ve yüze soğuk bir kompres yapmak da seçenekler arasında. Muhtemelen bu bilgi zaman içinde dönüşe dönüşe “öksürük kalp krizine iyi geliyor” noktasına kadar gelmiş olabilir.”

kalp krizi esnasında öksürmek

 

Bu yazılara da göz atabilirsiniz

Yorum bırak