İstanbul Eyüp’teki Haliç’i en iyi konumlardan birinden gören Pierre Loti Tepesi’nin eski ismi, İdris Köşkü idi.

 

 

Pierre Loti Kimdir?

 

Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan Pierre Loti 14 Ocak 1850 günü dünyaya geldi.

Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği rivayet edilir (“Loti”, egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir. Tahiti’deki Kraliçe Pomare V’in kendisine sözde tropikal bir çiçek olan Loti adını verdiği ileri sürülmektedir).

Pierre Loti, dindar Protestan bir ailenin çocuğu olarak eğitim alıp, 10 yaşında Rochefort Lisesine girdi. 1865 yılında, kardeşi Gustave denizde öldü. Aynı yıl, Henri IV Lisesi’ne girdi. 1867’de Deniz Okulu sınavını kazanarak, bir yılını Le Borda adlı okul gemisinde geçirdi. 1869’da, önce Akdeniz, sonra da Amerika kıyılarında dolaştı. 1870’de Almanya’ya karşı savaşa katıldı. 1871 yılı sonunda, Tahiti’ye doğru yola çıktı. Yolda Paskalya Adasını da ziyaret etti. 1873’de, Afrika’nın Fransa’ya ait Batı kıyılarında görev yaptı.

İstanbul’a ilk kez 1876 yılında 26 yaşında bir Fransız gemisiyle, görevli subay olarak geldi.

Osmanlı Devleti’nde geçirdiği sürede yaşadığı aşklardan esinlenen ilk romanı Aziyade’yi 1879 yılında yayımladı. 1881’de Bir Sipahinin Romanı’nı, 1886’da Aziyade’den sonraki ikinci başarılı eseri olan İzlanda Balıkçısı’nı yayımladı.

1883 ile 1885 yılları arasında, önce Hindicini, sonra Japonya olmak üzere, Asya’yı gezdi.

21 Ekim 1886 günü Jeanne Franc de Ferrière ile evlendi. 1889’da oğlu Samuel Loti-Viaud doğdu.

21 Mayıs 1891’de ise Fransız Akademisi’ne seçildi. 1899’da Hindistan’a, 1900’da İran’a gitti.

1902, 1910 ve 1913 yıllarında tekrar İstanbul’a geldi. İstanbul’da bulunduğu zamanlarda Divanyolu caddesinde ve Eyüp’te yaşadı.

İstanbul’a hayran olan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirdi. Osmanlı Devleti’nin Batılı devletler tarafından parçalanmasına karşı çıktı. Balkan Savaşları’nda, I. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında Kurtuluş Savaşı’nda Avrupa’ya karşı Türkler’i savundu. Millî Mücadele döneminde Anadolu’daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi olan işgalci Fransa’yı ağır bir dille eleştirdi ve Türk halkının sempatisini kazandı.

1913 yılında yazdığı La Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye) kitabıyla Batı politikalarını eleştiren Loti aynı yıl devlet konuğu olarak Türkiye’ye geldiği zaman, Tophane Rıhtımı’nda büyük bir törenle karşılanarak Sultan Reşat tarafından sarayda ağırlandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi 4 Ekim 1921′ de Pierre Loti’ye şükranlarını sunan bir mektup yolladı.

1920’de yazar İstanbul fahri vatandaşı unvanını kazandı.

Yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini ve İstanbul hatıralarını daha sonra kitaplarına yansıttı.

Türkiye hakkında birçok eserler yazdı. Onbeş kadar olan bu eserlerin birinci bölümü Sultan II. Abdülhamit devrine aittir: Aziyade Fleurs d’ennui, Fantome d’Orient, Les desenchantees, L’exilte, Jerusalem, La Galile ve Le Deserl. Bunlardan Azıyade ve Les Desenchantees (Kızgınlar) romanlarını Türkçeve çevirmiştir. Balkan Harbi’nden, millî mücadeleye kadar geçen zamanı içine alan ve Türk milletinin uğradığı haksızlıkların savunmasını yapan kitapları ise dört tanedir. La Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye), Les Massacres d’Arm6nie (Ermeni Katliâmları), Les Allies qu’il nous faudrait, La Mort de nötre chere France en Orient. Bunlardan başka, 1910 ve 1913 yıllarında İstanbul’da geçirdiği günleri aksettiren bir hatıra kitabı: Supre mes Visions d’Orient (Pierre Loti. Can Çekişen Türkiye. 1914. Hazırlayan: Fikret Şahoğlu. Tercüman 100 Temel Eser. Sf: 10.).

İstanbul’da Divanyolu’nda bir caddeye “Pierre Loti Caddesi”, Eyüp’te bir kahvehaneye de “Pierre Loti kahvesi” ve ardından bu kahvehanenin olduğu tepeye de Pierre Loti Tepesi, Pera Palas Oteli’nde bir odaya Pierre Loti odası adı verildi.

1922 yılında da Legion d’Honneur nişanını aldı.

10 Haziran 1923’te Hendaye’de öldü.

Akademi üyesi, Légion d’Honneur madalyası sahibi Pierre Loti için devlet töreni düzenlendi. Vasiyeti üzerine ata toprağı Saint Pierre d’Oléron Adasında aile evinin bahçesine defnedildi.

 

 

Eyüp semtinin Haliç’e nazır tepesi, günümüzde Fransız Yazar Piyer Loti’nin ismiyle anılıyor. Ancak, İstanbul halkının ve turistlerin uğrak yeri olan Pierre Loti Tepesi’nin isminin değiştirilmesi yönündeki talepler (2007 ve 2012 yıllarından sonra) son günlerde yeniden yoğunlaştı.

 

Sosyal medyadan bazı örnekler:

 

yusuf kaplan (@yenisafakwriter): “İstanbul’un en mübarek tepesine Fransız ajanı, sapkın eşc@nsel birinin ismi nasıl verilebilir? Piyer Loti ismi değiştirilsin diyenler #PiyerLotiDeğiştirilsin yazarak destek verebilirler mi… Teşekkür ederim…”

 

 

Altın Boynuz olarak anılan Haliç’i (Eyüp’ten Eminönü’ne kadar) kuşbakışı seyretmek için en uygun noktalardan biri olan bu tepenin adı elbette hep Pierre Loti değildi.

Ebû Eyyûbe’l-Ensârî Türbesi ile camii ve külliyesinin yakınındaki sırtların ismi Osmanlı döneminde “İdris Köşkü” idi.

 

Günümüzde Eyüp’teki tepedeki tesisin önündeki caddenin adı İdris Köşkü Caddesi’dir. İdris Köşkü Caddesi üzerindeki parkın adı İdris Parkı’dır.

 

 

 

İdris-i Bitlisî’nin ve eşinin kabirlerinin yer aldığı türbe de bu caddedeki bir sokakta bulunmaktadır.

 

 

 

İdris-i Bitlisî Türbesi’nin ilerisinde de İdris Sokağı ve eşinin adının verildiği Zeynep Hâtun Sokağı yer almaktadır.

 


 

 

Karyağdı Sokak’ın çevrelediği, Karyağdı Baba Tekkesi çevresindeki yüksek kesim de eskiden Karyağdı Baba Tepesi olarak anılıyordu.

 

 

 

(İdrîs-i Bitlisî Tepesi olarak açık bir kullanım bulunmasa da) “İdris Köşkü” isimlendirmesi 15 ve 16. yüzyıllarda yaşamış olan ünlü Osmanlı tarihçisi, münşisi ve siyaset adamı İdris-i Bitlisî’ye izafetle yapılmıştır.

Bölge, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde, “İdris Köşkü Mesiresi” olarak geçmektedir.

 

Eyüp’teki tepeye, ilki 1870 yılında olmak üzere birçok defa İstanbul’a gelen, Türkiye’yi ikinci vatan olarak gören Pierre Loti’nin adı 1934 yılında verilmiştir.

Birkaç yüzyıllık geçmişe sahip kahvehane Pierre Loti’nin mêkan tutmasından sonra Piyer Loti Kahvesi olarak anılmaya başlamıştır (Pierre Loti’nin o dönemde, “Rabia Kadın Kahvesi” olarak bilinen bu kahveye sık sık gelerek Haliç’e karşı “Aziyade” adlı romanını yazdığı bilinmektedir).

 

pierre-loti-tepesi-19334

 

Tepedeki kahvehane yerine günümüzde turistik bir tesis bulunmaktadır (İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1997 yılında istimlak ettiği bölgeyi turizme kazandırmak amacıyla geliştirdiği proje kapsamında bölgede Piyer Loti Tepesi Sosyal Tesisleri’ni açtı).

 

Murat Hanilçe “Pierre Loti Tepesi ve Kahvesi” başlıklı yazısında tepenin ismine ve kahvenin tarihini şöyle aktarmıştı:

“Pierre Loti’nin de müdavimi olduğu tepedeki kahve, Vahidizâde Ailesi’nden 1761’de vefat eden Rabia Kadın’ın ismiyle anılmaktadır. 1880 yılında Ragıp Ağa adında bir Bulgaristan göçmeni tarafından işletilen kahvenin işletmesi, ondan sonra sırayla Seyfullah isimli çırağı, Kambur Halit, Yakup ve en son Haşim Dağdeviren’e geçti. Dağdeviren, kahveyi 1926’dan 1955 yılına kadar 29 yıl işletti. 1955’ten sonra dokuz yıl Ali isimli birinin kirası altında kaldı. 1964 yılında kahvehâne harap ve bakımsız bir haldeyken etnolog, koleksiyoner ve kültür araştırmacısı Sabiha Tansuğ, kahvehânenin işletmesini üstlendi. Kahvehâneye Pierre Loti ismini resmî olarak veren ve kahvehâneyi turistik bir çehreye büründüren kişi de o oldu. Kahvehâneye elektrik, su, telefon bağlattı, çevredeki mezarlık duvarlarını tamir ettirdi, ağaç ve çiçek dikip çevre düzenlemesi yaptı. Belediye de kahvehâneye çıkan yolları genişletti. Bu sayede bir cazibe haline gelen kahvehâne sayesinde çevresi de güzelleşmeye ve gelişmeye başladı. 1979’dan 2016’ya kadar kahvehâneyi Sabiha Tansuğ’un üç yaşından itibaren garsonluktan yetiştirdiği Nedim Altıntoprak işletti. Kahvehanenin idaresi, 2016’da Nedim Altıntoprak vefat edince, kızı Selen Altıntoprak ve yeğeni Hakan Atıl tarafından üstlenildi ve halen onlar tarafından işletilmektedir.”

 

Bitlis Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Hatice Özdil “Pierre Loti Tepesi’nin Unutulan İsmi: İdris Köşkü Mesire Alanı” başlıklı makalesinde tarihini ve eski isminin izini sürdüğü Pierre Loti Tepesi’nin asıl adının İdris Köşkü olduğunu belirtmişti (2019. Tarihi ve Kültürel Yönleriyle Bitlis 2. Sf: 149-169. Bitlis Eren Üniversitesi):

“1964’teki restorasyon sonrası, kahvehâneye bu isim resmî olarak verilmiş ve o günden sonra turistlerin cazibe merkezlerinden biri haline gelmiş ve tepe kahvehânenin adı ile anılmaya başlamıştır. Bu ismin kullanılmaya başlamasının üzerinden 100 yıl bile geçmemiştir. İdris-i Bitlisî 1520 yılında, Pierre Loti ise 1923 yılında vefat etmiştir. Bu durumda aradaki 400 sene boyunca buranın adı neydi, diye araştırdığımızda kaynaklar bize İdris Köşkü ismini göstermektedir. Pierre Loti o kahvehâneye gelmeseydi belki de o mevki hala İdris Köşkü olarak anılacaktı.

Günümüzde turist çekmesi için tercih edilmiş ve ticarî kaygılar güden Pierre Loti ismi gittikçe yerleşmiş, hatta İdris-i Bitlisî’den daha tanınır hale gelmiştir. Çalışmamızda gösterdiğimiz üzere İdris-i Bitlisî’nin ve eşinin hem birçok hayır kurumu hem de mezarları buradadır. Ve bu mevki yaklaşık 400 sene kendi adı ile anılmıştır. Sadece kahvehânenin adı Pierre Loti olarak kalmamış, yanına yapılan ve Pierre Loti’nin hiç ilgisi olmayan alandaki otel, kafe ve restoranların olduğu yerin genel ismine “Pierre Loti Tepesi Turistik Tesisleri” isminin verilmesi halk tarafından iyice benimsenmesine sebep olmuştur. Üstelik tesisin içinde İdris-i Bitlisî’nin yaptırdığı Sıbyan Mektebi, çeşme bulunmaktadır. Kaynaklarda, çeşmenin yanındaki merdivenlerden İdris Köşkü Mesire Alanı’na gidildiği yazmaktadır. Günümüzde bu alan “Pierre Loti Tepesi Turistik Tesisleri” olarak adlandırılmaktadır.”

 

 

Eyüp Belediyesi’nin internet sitesinde yayımlanan idarî dökümanlarında ve tanıtım belgelerinde bölgenin adı “İdris Köşkü Tepesi”, “İdris Tepesi” ya da “Piyer Loti-İdrisi Bitlisi Tepesi” olarak zikredilmektedir.

 

2007 yılında dönemin Eyüpsultan Belediyesi tarafından Pierre Loti Tepesi’nin adının Eyüp Sultan Tepesi olarak değiştirilmesi teklif edildi; ancak, bu girişim İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden döndü.

 

 

Yorumunuzu yazınız...