Defnedilmiş bir cesedin bir soruşturma kapsamında otopsi ya da adli tıp incelemesi için resmî kararla mezardan çıkarılması ve cesetten örnek alınması işleminin doğru isminin “fekk-i kabir” mi “feth-i kabir” mi olduğu tartışmalı bir konu.

Özellikle kamuoyunca tanınan kişilerin ölümündeki şüpheler üzerine inceleme için cesetten örnek almak amacıyla mezarın açılmasına dair yayımlanan haberlerin ardından hangi kullanımın doğru olduğuna dair tartışma hararetleniyor.

“Feth” kelimesinin “açmak”, “feth-i kabir” ifadesinin “kabrin açılması” anlamına geldiğini beyan edenlerin yanı sıra “mezar fethedilmez açılır” söylemiyle “fek” sözcüğünün “bozmak, kaldırmak”, “fekk-i kabir” ifadesinin “kabrin bozulması, açılması” anlamına geldiğini ileri sürenler zaman zaman sosyal medyada diğer kullanımı “yanlış” olarak niteliyor.

 

Bu tartışma aşağıdaki sosyal medya paylaşımlarıyla şöyle örneklenebilir:

 

pozadam (@madazop): “Fekki kabir nedir Allah aşkına. Yarım yamalak bildiğin şeyi bir de düzeltmeye çalışmışsın. Fethi kabirdir, Arapça kökenli bir kelimedir feth açmak demektir. Fatih açan demektir.”

Ertuğrul Kürkçü (@ekurkcuHDP): “Fethi kabir” saçmalığına son. Kabir fethedilir mi? “fekk” edilir. Yani açılır, sökülür. Arapçası şartsa, “fekki kabir” deyin çokbilmişler.”

Ömer Özkubat (@OmerOzkubat): Arapça hayranlığı moda oldu. Şimdi bir de başımıza “feth-i kabir” saçmalığı çıktı. Saçmalık; çünkü bu,“mezarı fethetmek” anlamına geliyor. Doğrusu ise kabirin yani mezarın açılması “Mezarı açıldı” yerine “Feth-i kabir yapıldı” diye yazıp söyleyen kendilerini bigiç görenler var.

 

Savunma Saldırıyor (@BMarx78318): “Sayfamda bazı sözcükleri anmak istemiyorum Dil yanlışlarına da tahammül edemiyorum Ajanstan geçeni bire bir yapıştıran sözde gazeteciler Sözde hukukçular Dil kâtilleri ”Fethi Kabir” yok dostum kabir fetih edilmez Fek edilir yani açılır Hepinize yazıklar olsun Bir ben mi?”


 

 

Arapça “bozma, feshetme, kesme, ay ırma, koparma, kırma, keserek açma” anlamındaki (“فكّ”) sözcüğe dayanan “fek”, Arapça “fakka” (“فكّ”) “kırdı, keserek açtı” fiilinin mastarıdır.

Arapça “açma, (mecazi) başarma, bir yeri İslam egemenliğine açma” anlamındaki (“فَتْح”) sözcüğüne dayanan “fatḥ” (“feth”), Arapça “fataḥa” (“فَتَحَ”) “açtı” fiilinin mastarıdır.

Anlam itibarıyla “fekk-i kabir” ve “feth-i kabir” ifadelerinin ikisinin de bir kişinin ölümüne dair hukuken geçerli şüpheler bulunması durumunda uygulanan “mezar açma” işlemi için kullanılabileceği söylenebilir.

 

Vefat etmiş bir kişinin mezarının, ölüm nedeninin araştırılması, ölü muayenesi yapılmadan ve defin ruhsatı düzenlenmeden gömülmesi, şüpheli ölüm, hekim hatası-ihmâli iddiaları, kimlik tespiti, yeni delillerin ortaya çıkması gibi adlî gerekçelerle resmî makamların izniyle mezarın açılması işlemi için günümüzde “feth-i kabir” deyiminin yaygın şekilde kullanıldığı görülüyor.

 

Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü, “mezar açma” için “feth-i kabir” sözcüğünü kullanmış.

Yargıtay ve ilk derece mahkeme kararlarında günümüzde mezar açma işlemi için “feth-i kabir” tabirinin tercih edildiği görülüyor.

Adli Tıp Kurumu Kanunu Yönetmeliği‘nde “feth-i kabir” ifadesi geçmiş:

“f) Feth-i kabir yapılacaksa; çürümemiş yumuşak dokulardan (örneğin, psoas kası, femoralis kası) bir parça (yaklaşık 3x3x3cm ebadında) gönderilmesi, bunun yanında 3-4 adet azı dişi, 2×2 cm2 ebadında kemik parçaları (örneğin, femur, tibia, sternum) kemiklerinin her hangi bir koruyucu madde içerisine konulmadan ayrı ayrı steril kaplara konularak analize gönderilinceye kadar buzdolabında (+40 °C de) muhafaza edilerek, etiketlenip usulüne uygun olacak şekilde mühürlü koli halinde soğuk taşıma zinciri sağlanarak (plastik buz paketi içeren termos içinde) en kısa zamanda Kuruma gönderilmesi,”

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nda ise “mezarın inceleme için açılması” hakkında “fekk-i kabir” ya da “feth-i kabir” gibi bir tanım yerine yapılan işleme atıf yapılmış:

“md. 87 Otopsi

(4) Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 4 Nisan 1929 tarihinde kabul edilen 1412 sayılı MÜLGA Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda da aynı usul izlenmiş. Kanunun “Ölünün muayenesi ve otopsi” başlıklı 79. madde şöyleydi:

“MADDE 79 Bir ölünün adli muayenesi tabip huzurile yapılır. Otopsi, hâkim ve tehirinde mazarrat umulan hallerde Cümhuriyet müddei umumisi huzurunda birisi adli tabip olmak şartile iki hekim tarafından yapılır. Zaruret halinde bu ameliye bir hekim tarafından da yapılabilir. Bu ameliyeyi müteveffayı son hastalığında tedavi eden hekime yaptırmak memnudur. Bununla beraber müdavi hekim hastalığın seyri hakkında malumat vermek üzere otopside hazır bulunmağa davet olunabilir. Gömulen ölünün muayenesine veya üzerinde otopsi icrasına lüzum görüldüğü takdirde, ölünün mezardan çıkarılmasına müsaade olunur.”

 

ATK internet sitesinde, Adli Tıp Dergisi’nde ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Tıp Dünyası Dergisi’nde yayımlanan makalelerde de “feth-i kabir” ifadesinin kullanıldığı görülüyor.

 

(Kullanılan tabir ile ilgili görüştüğümüz) Yürütülen soruşturmalar kapsamında bilirkişi sıfatıyla savcılıklara mezar açma işlemlerinde yardım eden Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlileri de “feth-i kabir” ifadesinin tercih edildiğini beyan etti.

 

Otopsi işlemi için Osmanlı döneminde “feth-i meyyit” ifadesi kullanılıyordu.

Ferit Devellioğlu’nun “Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat” adlı (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. 1962) kitabında “otopsi” için “feth-i meyyit” tanımına yer verilmiş:

feth-i meyyit ölümün sebebini anlamak için cesedin açılarak muayenesi, otopsi.

Mecelle’den sonra hükümleri hemen hemen aynen Fransız ceza muhakemeleri usulü kanunundan alınan 1879 tarihli Usûl-ı Muhâkemât-ı Cezâiye Kanûn-ı Muvakkati, ölü muayene ve otopsi işlemlerine değinse de, “mezar açma” işlemine dair bir hükme içermemiş.

Osmanlı döneminin Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nda sadece, şüpheli ölüm olaylarında savcıların otopsi talebinde bulunarak ölüm olayının aydınlatılmasında adli tabiplerden görüş istenmesi gerekliliğine şöyle değinilmiş:

“41 Birinin katıl ve idamı veyahut esbabi meçhul ve şüpheli olarak vefatı halinde müddeiumumi bir veyahut iki tabip ve cerrah istishap edecek ve bunlar cenazenin bulunduğu hal ile esbab-1 mev- ti hakkında bir takrir yapacaklardır. Madde-i sabıka ile işbu mad- dede beyan olunan ahvalde celp olunacak adamlar takrirlerini bîga- razane yapacaklarma ve mütalaalarını vicdan-ı sahih üzerine bildi- receklerine dair müddeiumumi huzurunda yemin edeceklerdir.”

 

Geçmişte “adlî ya da tıbbî inceleme için mezar açma” eylemi için “fekk-i kabir” tabiri de kullanılmış.

Ejder Yılmaz tarafından 1992 yılında yayımlanan Hukuk Sözlüğü‘nde şu tanımlara yer verilmiş:

fekki kabir – Otopsi amacıyla mezar açma .

fekki meyyit – Bkz . Fekki kabir .

fekki mühür – Bkz . Mühür fekki .

fekki rehin – Rehnin çözülmesi ; reh- nin kaldırılması

Devellioğlu’nun “Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat” adlı eserinde “fekk” sözcüğü ve ilgili deyimler şöyle tanımlanmış:

fekk (a.i.) 1. feshetme, bozma; koparma, kesme.
fekk-i mühür mühürü bozma.
fekk-i rabıta bağı koparma, ilgiyi kesme. 2. ayırma, ayırdetme. 3. zoru
halletme, çözme. 4. kurtarma.
fekk-i rakabe memlûkü veya cariyeyi azâ-detme, kölenin boynundaki esaret kaydını giderme.
fekk-i rehn rehini kurtarma. 5. anat. çene kemiği.

Eski Adli Tıp Kurumu görevlileri fekk-i kabir ve feth-i kabir terimlerini karışık şekilde kullanmış.

Örneğin, eski ATK Başkanı Haluk İnce şu sözleri sarf etmiş:

“Fekk-i kabir yani mezar açma işlemi ilk kez yaptığımız bir işlem değil. Bunu hep altını çizerek söylüyorum. Bir defin işlemi yapılmış ama şüphe oluşmuşsa veya eksik bir inceleme varsa ya da bildirimsiz gömülme varsa feth-i kabir işlemi yapıyoruz. Bize, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından böyle bir görev verildi. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın fekk-i kabir işlemini yapacağız.”

 

Adli tıpçıların, savcılıkların, hakimlerin, mahkeme kalemlerinin, yüksek yargının, hukukçuların “mezar açma” (eksumasyon / exhumation) işlemi için günümüzde “feth-i kabir” isimlendirmesini tercih ettiği, “fekk-i kabir” ya da “feth-i kabir” deyimlerinin ikisine de yanlış denemeyeceği, “feth-i kabir” yanlış kullanım olsa bile, yaygın yanlış kullanımın doğru kullanımın yerine geçtiği, “galat-ı meşhûrun lugat-ı fasîhten evlâ” olduğu söylenebilir.

 

* Türk Ceza Kanunu’nda 2005 yılına kadar bulunan “mühür bozma” suçu “mühür fekki” olarak adlandırılıyordu.

 

Yorumunuzu yazınız...