Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya Vakfiyesi’ndeki bedduası Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürüldüğü süreçte gündem olmuştu.

İstanbul’da yabancıya toprak ve emlak satışı söz konusu olduğunda Fatih Sultan Mehmet’e izafe edilen bir diğer beddua da gündeme geliyor.

 

Rivayete göre, İstanbul’u 29 Mayıs 1453’te fetheden Fatih Sultan Mehmet, şehirde yaşayan bir kâhine danışıp İstanbul’un Osmanlılar’ın elinde kalıp kalmayacağını sorar, kâhin şehrin hiçbir zaman savaşla işgal edilmeyeceğini; fakat zamanla şehirdeki malların ve mülklerin yabancılara satılacağını, bir zaman sonra şehrin adeta yabancı toprağı olacağını söyler. Bunu duyan Fatih Sultan Mehmet de sinirlenerek “kendi arazisini yabancılara satanlar Allah’ın gazabına uğrasın” der…

 

Fatih’in “İstanbul’da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah’ın gazabına uğrasınlar!” diye beddua ettiği rivayeti şu ifadelerle sosyal medya platformlarında ve internet forumlarında paylaşılmış:

“Fatih İstanbul’u alıp da alayla Ayasofya önüne geldiği zaman derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi.
Sakalları uzamış, hali perişan bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler.
İstanbul Risaleleri kitabındaki hikaye
“Niçin hapsedildin?”diye sordular. Keşiş fala baktığını ve kuşatma hazırlıkları sırasında Konstantin’in kendisini çağırıp İstanbul’u Türklerin alıp almayacağını bildirmek için remilatmasını (gaipten haber vermesini) söylediğini, remilde İstanbul’un Türklerin eline geçeceğini söylemesi üzerine de Konstantin’in kızarak onu zindana attırdığını hikâye etti ve “Şimdi karşınızda bulunuyorum, demek ki falım doğru imiş” dedi.
Bunun üzerine Fatih de İstanbul’un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remilatmasını ve doğruyu söylerse mükâfatlandırılacağını bildirdi. Keşiş remilattı ve şöylededi:
– ‘İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak. Lakin öyle bir zaman gelecek ki emlâk ve arazileriniz satılacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.’
Bu falın bildirdiği sonuçtan büyük üzüntü duyan Fatih ellerini kaldırarak ‘İstanbul’da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah’ın gazabına uğrasınlar!’ diye beddua etti.”

 

Bu anlatı için “Ord. Prof. Süheyl Ünver’in ‘İstanbul Risaleleri’ adlı kitabının (1995. Sf: 158)” ve “Kritovulos’un Fetih 1453 (V. Bölüm. Maviçatı Yayınları. Sf: 259)” adlı eserinin kaynak olarak gösterildiği görülüyor.

 

Fatih’in İstanbul’da toprak satışına beddua ettiği rivayetini aktaran eserler bulunduğu doğru.

 

Ahmet Süheyl Ünver’in İstanbul Risaleleri ve Fatih Devri Fıkraları (Varoğlu Yayınevi. İstanbul. Sf: 20-21) adlı kitaplarında Fatih’in bedduası şöyle anlatılmış:

“ALLAHIN GAZABINA UĞRASINLAR

Fatih, Istanbulu alıp elayla Ayasofya önüne geldiği- zaman derinden Iderine bir inilti işitti. Sesin geldiği parafa bir adam gönderdi. Sakalları büyümüş, hali perişan bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler. Niçin hapsedildin diye sordular. Keşiş, fala da baktığını ve muhasara hazırlıkları esnasında Kostantinin kendisini çağırıp Istanbulu Türklerin alıp almıyacağını bildirmek için remil atmasını söylediğini, remilde, İstanbullun Türklerin eline geçeceğini bildirmesi üzerine Konstantindn kızarak omu zindana attırdığım- hikâye etti ve — Şimdi .karşınızda bulunuyorum, demek falım doğru imiş dedi. Bunun üzerine Fatih de İstanbul’un kendi elinden çıkıp çıkmıyacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse mükâfatlandıracağını bildirdi. Keşiş remili attı ve şöyle dedi: — İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak, lâkin öyle bir zaman gelecek ki ellerinizdeki emlâk ve arazî azalacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak. Bu falın bildirdiği neticeden müteessir olan Fatih ellerini kaldırarak İstanbulda edindiği yerleri ecnebilere satanlar Allahın gazabıma uğrasınlar diye beddua; etti,”

 

Süheyl Ünver, bu tip rivayetleri derlediği eserinde, Fatih döneminden fıkraların ve anlatıların niteliğine şöyle değinmiş:

Fatih Orta zamanı İstanbul fethiyle kapamış, yeni bir devir açmış ve bu cihetle zamanında ve ölümünden sonra bugüne kadar Şark ve Garbte şahsiyeti, meziyetleri, muasırlan] dilden düşürülmemiş, zamanlar geçtikçe bu doğru rivayetler nakledenlere göre bir takım farklar gösterdiğinden, kısmen efsanelere dönmüştür.

Bazı rivayetler tarihlerde vardık Bir kısmr biu yoğrafik eserlere geçmiştir. Çoğunu halkın hâlâ a* nane île gelen geleneklerinden öğreniyoruz. B’ir kısmı, lâtifeli fıkralar mecmualarında yer almıştır.

Mühim bir kısmı bildirdiğimiz kaynaklar işaret olunarak alınmıştır. Bunlar şimdiye kadar rastladıklarımızın üçte ikisidir. Araştırmalarımız ilerledikçe daha değişik olanlarına da tesadüf olunacağı şüphesizdir, Nerede rast gelinirse mehazlerî bildirmek şartâyle toplanmalıdır. Zira herbirisinde ayrı bir mâna gizlidir, bu noktalardan hepsinin ayrı birer önemi vardır.

Çoğunnu esası tahrife uğramadan zamanımıza kadar gelmiştir. Çok farklı olarak duyduklarımızı» da doğru birer vakıadan geldiği unutulmamalıdır. Zira şarkta asla uydurulma efsane yapılmamıştır. Mutlaka o yaşanmıştır. Sonra bunu yaşayanlar ve onlardan nakledenler o hali tekrar kendi fikir süzgecinden geçirerek bir kerte dahâ yaşamak ve yaşatmak İstediği içindir ki bu hale dökmüştür. …”

 

Fatih zamanında yaşamış bir tarihçi olan Kritovulos’un İstanbul’un Fethi adlı (Tarih-i Sultan Mehmet Han-ı Sani) eserinde bu beddua şöyle anlatılmış (Kapı Yayınları. 1. Basım. 2013. Türkçesi: Karolidi. Çeviriyazı ve Notlar: Muzaffer Gökman. Sf: 200):

“Fatih’in torunlarına tavsiyesi:

Fatih, İstanbul’a girip alayla Ayasofya öniine geldiği zaman derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği yöne bir adam gönderdi. Sakalları biiyiimiiş, perişan durumda bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler. Neden zindana atıldığını vs. sordular. Keşiş, fala da baktığını ve Tiirklerin kuşatma hazırlıkları sırasında Konstantin’in kendisini çağırıp İstanbul’u Tiirklerin alıp alamayacağını bildirmek için remil atmasını söylediğini, remilde İstanbul’un Osmanlıların eline geçeceğini bildirmesi iizerine, Konstantin’in kızarak onu zindana attırdığını anlattı ve, “Demek falım doğru imiş … ” diye ekledi. Bunun iizerine Fatih de İstanbul’un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse armağanlar vereceğini bildirdi. Keşiş yeniden, bu defa Fatih için remil açtı. “İstanbul Tiirklerin elinden savaş ile çıkmayacak. Lakin öyle bir zaman gelecek ki ellerindeki emlak ve toprak azalacak, bu suretle İstanbul Tiirk malı olmaktan çıkacak.” Bu falın bildirdiği sonuçtan ileri derecede miiteessir olan Fatih, ellerini gökyiiziine kaldırarak, “İstanbul’da edindiği yerleri yabancılara satanlar Tanrı’nın gazabına uğrasınlar … ” diye beddua etti.”

 

Kritovulos’un fetih sırasında İstanbul’da bulunmadığı, kuşatma süresince İstanbul’a yakın bir konumda bulunduğu, fethin ardından duyduğu aktarımları yazdığını not etmek gerek.

 

Abdülkadir Emeksiz de “Efsanelerin İstanbul’u Fetih ve Fatih” başlıklı çalışmasında Fatih’in bedduasını (“Fetihten Evvelki İstanbul ve Fatih’e ait Menkibeler: (yayım yeri yok, yayımlayan yok). 11453), Besyüzüncü fetih yıldönümü: 2” kaynakçasıyla) şöyle anlatmış (2005-2006 Fatih Sempozyumları I-II Tebliğler. Fatih Belediye Başkanlığı Kültür Yayınları. Mayıs 2007. Sf: 159):

FATiH’iN BEDDUASI

“Gaipten haber veren bir Bizans keşişine Fatih sordu: Madem ki gaipten haber veriyorsun, o halde bana söyle:

– İstanbul, Osmanlıların elinden çıkacak mı?

Papaz şu cevabı verdi:

– İstanbul, harp neticesinde yabancıların eline geçmeyecek. Fakat öyle bir zaman gelecek ki, Türklerin elindeki mal ve mülk, yavaş yavaş başkalarının eline geçecek. Böylece de istanbul, Türk malı olmaktan çıkacak!

Fatih Sultan Mehmet, Bizanslı keşişten bu cevabı alınca, ellerini açarak:

– İstanbul’da kendi arazisini yabancılara satanlar Allah’ın gazabına uğrasın!”

 

 

Yorumunuzu yazınız...