Dersim Gazetesi’nde Mahsuni Gül ve Nesimi Aday imzasıyla yayımlanan Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşivi’nden 20 Ağustos 1938 tarihli belge Dersim’de 1937 ve 1938 yıllarında gerçekleştirilen askerî harekâtlar sırasında zehirli gaz kullanıldığının delili olarak sunuldu.

1937’de Almanya’dan yaklaşık 20 ton kimyasal savaş maddesi ile bunların bombalara doldurulması için otomatik tesisat alınmasına karar verildiğinin belirtildiği görülen belgeler birçok internet sitesi tarafından haberleştirildi.

Serbestiyet bu belgeleri “Dersim Katliamı ile ilgili gizliliği kalkan yeni belge: 1937’de Almanya’dan bombalara gaz doldurma tesisatı alınmış” başlıklı haberinde yayımladı.

Belgelerin Dersim Harekâtı ile ilişkilendirilmesine yönelik özellikle Selçuk Uygur’un itirazının sonrasında Serbestiyet haberde düzeltmeye gitti.

Yayımlanan düzeltme mesajında, (Dersim Harekâtı’nda “yakıcı ve boğucu gazların” kullanıldığına dair iddiaların bulunmasına rağmen) Almanya’dan yapılan alıma ilişkin 1937 ve 1938 tarihli belgelerde “Dersim/Tunceli için” ifadesinin geçmediği, yeni ortaya çıkan 1938 tarihli gaz doldurma tesisatı belgesini Dersim’le doğrudan ilişkilendiren fazla kesin bir dil kullanıldığı belirtildi.

Belgeleri haberleştiren diğer haber sitelerinde bu yönde bir düzeltme yayımlanmadığı görüldü.


 

 

 

Bu süreçte, 2014 yılında servis edilen sahte bir belge görseli yeniden gündeme geldi.

 

Dönemin Başbakanı İbrahim Refik Saydam’ın Fevzi Çakmak’a gönderdiği telgrafta Dersim’de yakıcı ve boğucu gazların kullanıldığını belirttiği iddiasıyla paylaşılan görsel şu şekilde:

 

dersim-harekati-gaz-sahte-belge

 

“Refik Saydam’a ait belge” olduğu ileri sürülen metindeki ifadeler şöyle:

T. B. M. M. Azasma mahsus

Çok Sayın Komutanım Fevzi Çakmak,

Tedip ve tenkil harekatının neticeleri ve sonuçları hakkında rapor hazırladığımızı bir üst yazı ile size ile iletmiş idim. Alpdoğan paşaya kızmanıza gerek yok, bir hekim olarak, yakıcı ve boğucu gazların, düşman askerlerine bile uygulanmasına karşı olduğumu belirtmeliyim. Tunceli’de kullanılan bu gazların bir daha kullanılmaması için yasa teklifi hazırlamaktayız. Ön hazırlık raporunda ifade edildiği üzere kendi halkımıza kullanılan bu gazların toplu sivil ölümlere yol açtığı görülmektedir. Bir hekim olarakta, bir incan olarakta bundan utanç duyduğumu belirtmeliyim. Bir daha tekerrür etmemesi için gerekli yasal çalışmaları başlattığımı bildirmek isterim. 19/2/1942

Başvekil Refik İbrahim Saydam

 

 

Özgür Gündem’in 19 Kasım 2014 günkü sayısında “İşte Soykırım Belgesi” manşetiyle Dersim harekâtında zehirli gaz kullanıldığı iddiasıyla yayımlanan belge son tartışmayla birlikte sosyal medyada yeniden gündeme getirildi.

 

Nesimi Aday (@nesimiaday): “Buyrun bu da dönemin Başbakanı Refik Saydam’a ait belge. Burada da açıkça Dersim’de (o Tunceli diyor) zehirli gazların kullanıldığını yazılmış. Namuslu bir insanmış; doktor olarak utanç duyduğunu söylüyor ve savaşta düşman askerlerine karşı bile kullanmamalı diye de itiraz ediyor”


 

 

İddia edilenin aksine söz konusu belgenin sahte olduğunu işaret eden birçok detay mevcut:

  • Resmî bir belge olduğu ileri sürülen metnin arşiv kaydının bulunmaması ve evrak kayıt numarası içermemesi (Resmî yazışmalarda bulunması zorunlu olan “Sayı/Evrak Numarası”, “Konu” (Desimal kod) ve “Gizlilik Derecesi” gibi hiçbir arşiv ve kayıt ibaresi yer almıyor) (görselin bir telgraf olduğunun ileri sürüldüğü de görülüyor)
  • 25 Ocak 1939 – 8 Temmuz 1942 tarihleri arasında Başbakanlık görevini üstlenen Refik Saydam’ın imzasının bulunmaması,
  • Metnin altındaki imza kısmında “İbrahim Refik Saydam” yerine “Refik İbrahim Saydan” yazması (Refik Saydam’ın resmî belgeleri “İ. R. Saydam” şeklinde imzaladığı biliniyor.),
  • Dönemine uygun bir dil kullanılmaması (Metin içerisinde o yılların resmi devlet dilinde asla yeri olmayan, çok sonraları (özellikle 1970’li yıllarda kullanılmaya başlanan ve yaygınlaşan) Türkçe kelimelerin geçtiği görülüyor. Örneğin, 1942 yılında resmî yazışmalarda “yasa teklifi” ve “yasal çalışmaları” kavramları için “kanun lâyihası” / “kanun teklifi” ve “kanunî” ibareleri kullanılırdı.),
  • Bozuk bir Türkçeyle imlâ hataları içermesi,
  • “Âzâsına Mahsus” yerine “Azasma mahsus” yazması,
  • Metnin başlangıcında “neticeleri” ve “sonuçları” kelimelerinin yan yana kullanılması

 

“Belgenin” sahteliğine birçok yazar ve sosyal medya kullanıcısı dikkat çekti:

 

Kutlu Altay Kocaova: “😆😆😆 Bu mu belge? Yâ hû siz, belge uydurmayı ne çok seviyorsunuz? Pardon, yapay zekâya yaptırtmayı. Ama söyleyin, bir dahakine böyle bir belge olmaz. Belge numarası olacak, târih olacak, doğrudan bir makâma hitâb edecek, imzâ olacak falan filan… Bundan sonraki uydurmalarınızda, pardon çalışmalarınızda başarılar dileriz.”

 

Selçuk Uygur: “Serbestiyet’in referans aldığı için rezil olup tweet sildiği DEM’li dostumuz buymuş, şaşırmadım. Bir kere başvekalet, genelkurmay başkanına, idarî ve askerî bir meseleyle ilgili “Azasma mahsus” antetli kâğıtla not göndermez. Başvekalet makamının yazışma usulü ve protokolünü bilmiyorsanız evvela bir onu öğrenin. İkincisi “Azasma” diye bir şey yok, “Âzâsına Mahsus”tur o. Üçüncüsü, Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne mezunu Refik Saydam’ın, “komutanım,” “netice ve sonuçlar” ve “hekim olarakta, insan olarakta” gibi 2000’lerin Facebook Türkçesiyle konuşturulması iyi güldürdü. Son olarak, başvekaletten genelkurmaya giden en hususi yazı bile Başvekalet Hususi Kalem kayıtlarına girer. E haydi, o zaman evrakınızın Devlet, ATASE veya TBMM arşivlerinden referansını verin de öyle konuşalım diyeceğim de siz iyisi mi, “Rojava’ya atom bombası” atıldı haberciliğinden devam edin. Siz DEM’lilere bu işler bir gömlek büyük gelir çünkü.”

 

Kaan Eminoğlu: “Belgenin gerçek olmadığını içinde bulunan tek bir sözcüğe bakarak da anlamak olanaklı. “Yasal” sözcüğü “yasa” sözcüğüne yeni Türkçe “+al” eki getirilerek öz Türkçecilerce dilimize kazandırılan bir sözcük. İlk olarak da 1970’li yıllarda kullanılıyor.”

 

Con Sinov: “Belgede başvekilin ismi Refik İbrahim şeklinde yazılı. Halbuki kendisi İbrahim Refik Saydam diye yazar. Belge 19 Şubat 1942 tarihli. Refik Bey aynı gün hükümet kararnamesi imzalamış. İmza, İ.R. Saydam şeklinde. Yani… Eğer iftira atacaksanız, dersinize iyi çalışacaksınız.”

 

Cengiz Özakıncı: “Refik Saydam’ın yazısı denilerek yayımlanan görüntüye baktım; altında Saydam’ın imzası yok. Atatürk’ün yazısı denilerek yayımlanan görüntüye de baktım. ‘8.2.1938 REİSİCUMHUR’ ibareleri altına K.Atatürk imzası kondurulmuş. Gelgelelim, bu imza; 1935 yılında Ressam Saip Tuna’nın Ankara’da Karpiç Lokantası’nda yapıp, orada bulunan Atatürk’e sunduğu ve Atatürk’ün de altını imzaladığı portresinde gördüğümüz imzadır. Resimde imzayı ve tarihi görüyorsunuz: ‘K.Atatürk 1935’ Ressam Saip Tuna’nın K.Atatürk imzalı bu yapıtı, o tarihte hem poster olarak basılıp dağıtılmış, hem pul olarak bastırılmış.

Atatürk’ün 1935 tarihinde attığı bu imzayı, üzerine 8.2.1938 tarihi atılmış bir yazının altında görürseniz, ne düşünürsünüz? Böyle yayınlarla Dersim Harekatı’nda zehirli gaz kullanıldığı ileri sürülüyor. Ben, Dersim propagandalarında sıkça kullanılan zehirli gaz iddialarını epeyce araştırdım. İngiliz Devlet Arşivleri’nin gizliliği kaldırılmış belgelerini, yıllarca tek tek inceledim. İngiliz arşivlerinde bulduğum, dünyada ve Türkiye’de ilk kez, Bütün Dünya dergisinin Haziran 2012 tarihli sayısında yayımladığım belgeler; 1939’a dek Türkiye’nin elinde zehirli gaz silahı bulunmadığı gibi, zehirli gaz silahı konusunda uzman ordu personeli de bulunmadığını kanıtlıyor. İlk kez 2012’de yayımladığım bu belgeleri; başka yazarlar kaynak göstermeden kendileri bulmuş gibi kullandılar. Ben, bu İngiliz arşiv belgelerini yayımladıktan sonra, zehirli gaz iddialarının sona ereceğini düşünüyordum. Ama görüyoruz ki, Refik Saydam şöyle yazmıştı, Atatürk böyle yazmıştı denilerek, imzaları, tarihleri sorunlu ‘görsel’ler ‘belge’ diye sunularak, aynı iddialar yinelenip duruyor. Yukarıda belirttiğim noktaları da göz önünde tutarak ben bu belgeler gerçektir diyemiyorum. Bu konuda gerekli yargıyı ancak uzmanlar verebilirler.”

 

Dipçe: Cengiz Özakıncı, devlet arşivlerinden belgelerde Dersim’de zehirli gaz kullanıldığının ortaya koyulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını aktarmıştı.

 

Yorumunuzu yazınız...