Dünyaca ünlü sanatçı Michael Jackson, 25 Haziran 2009 tarihinde hayatını kaybetti. Ancak, Michael Jackson’ın aslında ölmediği, Brezilya ya da Meksika’da toplu taşımada görüldüğü iddiasıyla sosyal medya platformlarında bir video paylaşıldı.

 

 

 

Söz konusu görüntü gerçek bir kayıtmış gibi ve Michael Jackson’ın hayatta olduğu imasıyla sunan sosyal medya paylaşımlarından örnekler:

 

tanık (@tanik_tr): “Meksika’da bir otobüste Michael Jackson’a çok benzeyen bir yolcu görüntülendi. Fotoğraf sosyal medyada yayılınca, kullanıcılar “Michael hâlâ hayatta mı?” yorumları yaptı.”

bizizmiriz.tv:

“BREZİLYA’YI KARIŞTIRAN GÖRÜNTÜ! Otobüste görüntülenen gizemli yolcu, sosyal medyada Michael Jackson’a benzetildi. Brezilya basınının gündeme taşıdığı videoda yer alan kişinin hareketleri ve yüz hatları dikkat çekti. Sosyal medya kullanıcıları görüntüler sonrası “Michael Jackson yaşıyor mu?” yorumları yaptı. Görüntülerin, Michael Jackson’ın ölüm yıldönümüne yakın tarihlerde yeniden gündeme gelmesi ise tartışmaları daha da büyüttü. “

 

 

Brezilya’da bir otobüste 25 Haziran 2009 günü ölen Michael Jackson’a benzer bir kişinin görüntülendiği iddiasıyla (MJ’nın ölmediği imasıyla) paylaşılan video, promptkillers adlı profil tarafından yapay zekâ aracıyla oluşturulmuş

 

 

 

Görüntünün kaynağı:
 

 

Adı geçen içerik üreticisi, yapay zekâ aracıyla ürettiği Michael Jackson’ın yaşlanmış hâlinin otobüste görüldüğü farklı görüntüleri de sosyal medya hesabında “yapay zekâ etiketi ile” paylaşmış.

 

 

 

Yapay Zekâ Destekli Uygulamalarla Oluşturulan Görseller Nasıl Tespit Edilebilir?” başlıklı incelememize göz atmak isteyebilirsiniz.

 

 

Müteveffa Ünlüler İçin Gerçekmiş Gibi Paylaşılan “Ölmedi, Kaçtı ve Gizlice Yaşıyor” Anlatıları

Ünlü isimlerin aslında ölmediği, kimlik değiştirerek başka bir ülkede yaşamayı sürdürdüğü yönündeki komplo teorileri aslında bir hayli yaygın.

Geçmişte Elvis Presley, Tupac Shakur, Michael Jackson, Princess Diana ve Adolf Hitler gibi birbirinden tamamen farklı isimler için bu tip iddialar ortaya atıldı.

Bir kişinin ölümünün onlarca yıl boyunca binlerce insanın dahil olduğu küresel bir operasyonla gizlendiği yönündeki anlatıların genellikle ani, travmatik ya da sembolik ölümler sonrasında yayıldığı görülüyor.

İnsanlar genellikle milyonlar tarafından tanınan, sevilen ya da nefret edilen bir kişinin “basitçe ölüp gitmesini” çoğu zaman sezgisel olarak reddedip komplo teorilerine sarılabilmektedir.

Bu teoriler genellikle benzer kalıplar kullanmaktadır. Resmî ölüm raporlarında sözde çelişkiler aranır, cenaze görüntüleri analiz edilir, düşük kaliteli fotoğraflarda “kaçmış” olduğu düşünülen kişilere benzeyen insanlar bulunur, güvenlik kameraları ya da tanık ifadeleri aşırı yorumlanır.

Resmî kurumlara duyulan güvensizlik de bu tip kurgu anlatıların ciddiye alınmasında önemli bir etkendir. Özellikle istihbarat örgütleri, askerî yapılar veya büyük medya şirketleri hakkında kuşkucu tutum takınan insanlar, ünlülerin ölümlerini de “sahnelenmiş” olarak yorumlamaya yatkın olmaktadır.

Psikolojik açıdan bakıldığında burada güçlü bir inkâr mekanizması bulunur. Hayranlık duyulan figürlerin ölümü bazı insanlar için kişisel bir kayıp gibi hissedilir. Bu nedenle “ölmedi” fikri, yas sürecini erteleyen bir savunma biçimine dönüşebilir.

Bu hissin din ve mitoloji de de örnekleri görülmektedir. Tarih boyunca bazı liderlerin, kralların ya da mesih figürlerinin aslında ölmediğine, geri döneceğine inanılmıştır. Modern popüler kültür bazen eski mitlerin seküler biçimde yeniden üretilmesidir.

Geçmişte kulaktan kulağa yayılan bu tip anlatılar internet çağında video platformları, forumlar ve sosyal medya sayesinde milyonlara ulaşabiliyor. Özellikle algoritmaların “gizem”, “yasak gerçek”, “saklanan bilgi” gibi içerikleri öne çıkarma eğilimi, bu anlatıların sürekli yeniden üretilmesine katkı sağlıyor.

Bu tip “aslında ölmedi, gizlendi ve yaşıyor” anlatıları genellikle seçici veri kullanımı, doğrulama yanlılığı ve örüntü arama eğilimi üzerine kuruludur. İnsan zihni rastlantısal benzerlikleri anlamlı bağlantılar gibi görmeye meyillidir. Bulanık bir fotoğraftaki yüz benzerliği, bağlamından koparılan bir röportaj cümlesi ya da tarihsel tutarsızlıklar devasa anlatıların “kanıtı” hâline getirilebilmektedir.

 

 

Yorumunuzu yazınız...