Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucu isimleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, 6 Mayıs 1972 günü asılarak idam edildi.
Son yıllarda 6 Mayıs’ın yıl dönümünde sosyal medya platformlarında Deniz Gezmiş’in Sivas’ta 16 Mart 1971 günü yakalandığı ana ait olduğu iddiasıyla bir fotoğraf paylaşılmaya başlandı.
“Deniz Gezmiş’in Sivas Şarkışla’da Yakalandığı Anı Gösteren Çok Nadir Bir Fotoğraf – 16 Mart 1971” notuyla paylaşılan görsel şu şekilde:
Bahse konu görseli gündeme getiren sosyal medya paylaşımları şöyle örneklenebilir:
Bülent Mumay (@bulentmumay): “Deniz Gezmiş’in iki kolundan tutup jandarmaya teslim edenleri tanıyoruz. Tam bağımsız Türkiye için canlarını veren yakın tarihinin en büyük devrimcilerine selam olsun. Mücadeleleri asla unutulmayacak. #DarağacındaÜçFidan”
Deniz Gezmiş’in iki kolundan tutup jandarmaya teslim edenleri tanıyoruz. Tam bağımsız Türkiye için canlarını veren yakın tarihinin en büyük devrimcilerine selam olsun. Mücadeleleri asla unutulmayacak. #DarağacındaÜçFidan pic.twitter.com/ke1S8InICY
— Bülent Mumay (@bulentmumay) May 6, 2025
Zonguldak Nostalji: “16 Mart 1971… Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, Sivas’a bağlı Gemerek’te yakalandı (ilk kez yayınlanan fotoğraf)… Zonguldak Nostalji”
Görselin renklendirilmiş versiyonu da paylaşıldı.
Paylaşım örneği:
DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_): “Deniz Gezmiş’in Sivas Şarkışla’da Yakalandığı Anı Gösteren Çok Nadir Bir Fotoğraf – 16 Mart 1971”
Deniz Gezmiş’in Sivas Şarkışla’da Yakalandığı Anı Gösteren Çok Nadir Bir Fotoğraf – 16 Mart 1971 pic.twitter.com/EtxLwDTNRo
— DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_) May 4, 2026
Renkli versiyonunun sağ alt köşesinde bulunan Gemini’ın logosundan hareketle görselin yapay zekâ ürünü olduğu ileri sürüldü.
Fotoğrafın yapay zekâ ürünü olmadığı; ancak, Google’ın yapay zekâ aracı ile renklendirildiği anlaşılıyor.
Fotoğraf, bir müzayede internet sitesinde aşağıdaki açıklama ile satışa sunulmuş:
“Deniz Gezmiş’in Sivas Şarkışla’da Yakalandığı Anı Gösteren Çok Nadir Bir Fotoğraf – 16 Mart 1971
Türkiye devrimci hareketinin önder kadrolarından, THKO’nun kurucularından Yusuf Aslan; Deniz Gezmiş ile birlikte Nurhak Dağları’ndaki arkadaşlarına katılmak için çıktıkları yolda Şarkışla’da girdikleri çatışmada yaralı olarak yakalanırlar. 14×9 cm, orijinal fotoğraf.”
Fotoğrafın arkasında el yazısı ile “16 Mart 1971” tarihinin ve “Deniz Gezmiş Sivas Şarkışla’da yakalandığında” ifadelerinin yer aldığı görülüyor.
Söz konusu fotoğraf ne yapay zekâ ürünü ne de Deniz Gezmiş’in yakalandığı ana ait (Mart ayında Sivas’ın iklim koşullarına uygun kıyafetlerin giyilmediğinin görüldüğü fotoğrafın kaynağını ve bağlamını henüz tespit edemedik).
Deniz Gezmiş Sivas Şarkışla’da köylüler tarafından gündüz vakti yakalanmadı, 16 Mart 1971 Salı gecesi Sivas’ın Gemerek ilçesinde güvenlik güçleriyle girdiği çatışmanın ardından kendi isteğiyle teslim oldu (12 Mart 1971’deki muhtıradan 4 gün sonra Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş, Sivas Şarkışla’da güvenlik güçleriyle çatışmaya girdi. Yaralanan Yusuf Aslan Şarkışla’da yakalandı. Deniz Gezmiş bu çatışmadan kurtulup kaçsa da bir süre sonra Gemerek’teki çatışmanın ardından teslim oldu.).
Nihat Behram, Darağacında Üç Fidan adlı eserinde Gezmiş, Aslan ve İnan’ın tutuklanmalarını şöyle aktarmıştı:
“Çeşitli suçlardan aranan Deniz Gezmiş, 16.3.1971’de Gemerek’te yakalanmış. 18.3.1971’de tutuklanma kararı verilmişti. 5.4.1971’de tutuklanma kararı verilen Yusuf Aslan da Deniz’le birlikteyken Şarkışla’da yakalanmıştı. 23.3.1971 tarihinde Pınarbaşı’nda yakalanan Hüseyin İnan 24.3.1971 tarihinde tutuklanmıştı. Bu son tutuklanışıydı üçünün de.”
Tercuman.com’da “Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan nasıl yakalanmıştı?” başlıklı foto haberde yakalanma süreci şöyle özetlenmiş:
“12 Mart Muhtırası’ndan birkaç gün sonraydı. 1968 öğrenci hareketlerinin önemli isimlerinden Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, 16 Mart 1971’de yakalandılar. 15 Mart’ta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Sinan Cemgil motosikletle yola çıkmışlardı. Sinan Cemgil Nurhak’a gitmek üzere onlardan ayrıldı, Gezmiş ve Aslan da yönlerini Malatya’ya çevirmişlerdi. Sivas girişinde polisleri fark edip Şarkışla’ya gitme kararı aldılar. Şarkışla’ya 20 kilometre kala bozulan motosikletlerini ite kaka ilerlediler, bir jip kiralayıp devam edeceklerdi. Ancak bir bekçinin ihbarı neticesinde askerlere yakalandılar ve kolluk kuvvetleriyle çatışmaya girdiler. O esnada Yusuf Aslan mesanesinden vurulmuş, Deniz Gezmiş ise tek başına kaçmaya devam etmişti. Kaçmasına izin verebilmeleri için bir Astsubay Başçavuşu rehin almış, 16 Mart günü Sivas’ın Gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalanmıştı. Aslan tedavisi için Sivas Numune Hastanesi’ne kaldırılırken Gezmiş ise önce Kayseri’ye, ardından da Ankara’ya götürülmüştü.”
Hüseyin Seyfi, Anadolu’da Dört Bin Yılı Yaşayanlar adlı kitabında Deniz Gezmiş’in yakalanma sürecini şöyle detaylandırmış:
“Deniz Gezmiş ve arkadaşı Yusuf Aslan, Sivas Kayseri arasında güvenlik güçleri ile çatışmaya girdikten sonra yakalanmışlardı. Yakalanma hikayeleri basında geniş bir şekilde yer aldı; Güvenlik güçlerince Ankara’da bulundukları bölge saptanır, çember içine alınırlar fakat belli bir süre içinde çemberi yarmayı başararak izlerini kaybettirirler. Ankara civarında elde ettikleri bir motosikletle Kayseri’ye ulaşırlar. Bir süre sonra da Kayseri’den Sivas yoluna çıkarlar. Gece 22.30 sıralarında, İki arkadaş Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, Sivas’ın Şarkışla ilçesine vardıklarında, devriye gezen bir onbaşı durumlarından kuşkulanır ve kimlik tespiti için karakola davet eder. Yapılan bu davete uyarlar ve onbaşı ile yanındaki bekçiyi takip ederler. Karakola doğru yürümeye başlarlar. Şarkışla Kaymakamlığı’nın bahçesinin oradan geçtikleri sırada ani bir hareketle Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan silahlarını çıkartarak sağa sola gelişigüzel ateş ederler. Ateşe onbaşı ve bekçi karşılık verince, karanlığın içinde Yusuf Aslan, aldığı kurşun yarasıyla yere düşer. Deniz Gezmiş kaçmaktan başka kurtuluşun olmadığını anlayınca kaçar. Bu sırada, Sami Demir adındaki bekçi de boynundan yaralanır. Deniz Gezmiş, bir evin önünde araba görür. Arabayı çalıştırıp o ortamdan kaçmak ister. Fakat araba nasıl çalıştırılacaktır. Arabanın önünde durduğu evin kapısını yumruklar. Ev sahibi, Hava Astsubayı İbrahim Fırıncı’dır. Kapının yumruklanması ile gürültüye astsubay ve eşi uyanır. Deniz Gezmiş, Astsubay Fırıncı’dan arabası ile kendini kaçırmasını ister. Astsubay ile bir tartışma olsa da Gezmiş, ateş ederek astsubayın eşinin elini yaralar. Çaresiz kalan ve tehdit altında bulunan Astsubay İbrahim Fırıncı, 06 AH 827 plakalı ve 1953 model arabasına Gezmiş’i alarak büyük bir korku ve panik içinde Kayseri’ye doğru sürer. Şarkışla’da meydana gelen durum, Kayseri yolundaki Gemerek ilçesine bildirilir. Yollar güvenlik güçlerince tutulur. Aracın yola çıkıp Gemerek’e doğru ilerlediği Gemerek’te duyulur. Gemerek Kaymakamı, jandarma komutanı, güvenlik güçleri, belediye başkanı ve sivil halktan bazı kişiler, otomobillere binerek Şarkışla’ya doğru yola çıkarlar. Gemerek’ten yaklaşık 5 kilometre ayrılmadan Yeniçubuk Bucak’ı yakınlarında kendilerine doğru gelen bir araç görürler. Aracın içinde Deniz Gezmiş vardır. Güvenlik güçleri arabayı görür görmez durup tedbir alınca karşıdan gelen arabadan ateş açılır. Polis ve jandarma tarafından karşılık verilir. Hava karanlıktır. Deniz Gezmiş’in bulunduğu araç, farlarını söndürüp tarlaya girer. Orada bulunanlar, arabanın arkasından koşarlar. Tarlanın içindeki araba güçlükle ilerlemektedir. Üç beş yüz metre takipten sonra arabaya yetişirler. Ekipte bulunanların hepsi de heyecanlıdır. Deniz Gezmiş’i bir an önce yakalamak için can atarlar. Arabaya yetiştikleri sırada, arabadan tekrar ateş açılır. Yine karşılık verilir. Atılan kurşunlardan kimse isabet almaz. Karanlıktan yararlanarak Gezmiş ve Fırıncı’nın bulunduğu araba fırsatını bulup anayola çıkar. Anayolda, dört yüz veya beş yüz metre ilerler ya da ilerlemez, Gemerek yönünden gelen bir araç yollarını keser. Gezmiş’in aracından arabaya ateş açılınca arkadan gelenler karşılık verirler ve kurşunlardan biri Fırıncı’nın aracının bir tekerine isabet eder. Tekerin havası iner. Tekerin patladığını anlayan arabada bulunanlar arabayı terk ederler. Ekiptekiler peşlerine düşer. Çok tehlikeli bir kovalamaca başlar. Deniz Gezmiş, hem ateş eder, hem de uzaklaşmaya çalışır. Takipten vazgeçilmez. Gecenin karanlığında kovalamaca devam eder. Beş altı yüz metre sonra Gezmiş’in etrafı iyice sarılır. Gezmiş yorgundur, kaçacak bir yön kalmamıştır. Teslim olmaktan başka bir yol düşünemez. Kavşakta bulunan bir petrol istasyonunun önünde durur. Silahını yere atar. Ellerini havaya kaldırır ve teslim olmak istediğini gösterir. Kıpırdamadan öyle durur ve bir yandan da teslim oluyorum ateş etmeyin sesi duyulur. Ateş edilmez, teslim alınır.”
Deniz Gezmiş 16 Mart 1971 gecesi Sivas Gemerek’te çatışma sonrası siperinden çıktığı an dönemin Hürriyet muhabiri Mahmut Sabah tarafından fotoğraflandı.
Deniz Gezmiş’in bir ikona dönüşmesinde payı olan o meşhur parkalı fotoğrafı kaydeden Mahmut Sabah, O Gece Gemerek’te adlı kitabında Deniz Gezmiş’in teslim olduğu anı şöyle anlattı:
“Tarih 16 Mart 1971. Günlerden salı, saat 20.30 suları. Eve geleli birkaç dakika oluyor. Telefon çalıyor, ahizeyi kaldırıyorum; heyecanlı tok bir ses… ‘İyi akşamlar, Deniz Gezmiş Şarkışla’da çatışmaya girmiş. Haberin olsun!’ diyor ve kapatıyor telefonu. Gazetecilik tutkusu başımı döndürüyor. Ya doğru değilse, ya birileri dalga geçiyorsa… İşin doğasında, hamura diye gidip, çamurla karşılaşmak da var.”
“Ortalığı inleten silah susmuştu birden. Derin bir sessizlik çökmüştü soğuk karanlığın üstüne.. Dakikalar sürdü ürperti verici, tok sesli o silahın suskunluğu. Öteki silahlar da susmuştu. Sonra sessizliği bozan uğultular yayıldı birden etrafa. Ardından “Etrafın sarıldı! Kaçamazsın… At silahını! Teslim ol!’ bağırışları. O sert tonlu; ‘Çabuk ol!.. Kalk ayağa!. sesleri son kez yankılandı gecenin karanlık derinliklerinden… Araçların farlarıyla aydınlandı sonra ürperti verici o zifiri karanlık… Silahların doğrultulduğu tümseğin ardından başı gözüktü önce. Kürklü yakası, yukarı kalkıktı parkasının. Islak siyah saçları alnına dökülmüştü. Üç dört günlük sakalı vardı yüzünde. Başını kaldırdı, yüzünü göğün karanlık boşluğuna çevirdi. Uzun soluklu bir iç geçirdi yüreğinin derinliklerinden.”
“Ve kabına sığmayan o çılgın genç, o ‘asi savaşçı’ sonunda ‘yakalanmış’ ve teslim olmak zorunda kalmıştı. Eller uzandı yakasına birden… Kaskatı kesildi onca el yakasına yapıştığında… Öfkeliydi yüz ifadesi. İnanmak istemiyor gibiydi olup bitenlere. Konuşmak, bir şeyler söylemek istedi, yapamadı… ‘Lanet olası!’ demekle yetindi sadece kendi kendine…”
“Etrafında etten duvar ören güvenlik görevlileri tarafından yol kenarında bekleyen araçlara doğru götürülürken, Albay Fehmi Törün’e takılmıştı gözleri. Törün de uzun boyluydu kendisi gibi. Operasyonu yönettikleri aracın birkaç adım ötesinde bekliyordu onu. Çaresizdi, tutunacak bir dal arar gibiydi. Tiz bir sesle, ‘Albayım neredesin? Polisin kucağına düşmek istemiyorum. Beni siz teslim alın!’ diye bağırdı. Oradaki herkes gibi Albay Törün de işitmiş, ancak duymamış gibi yapmıştı Deniz’in sözlerini.”
“Hemen arkamdaydı Deniz. Heykel gibi duruyordu koltuğun ortasında. Nefes alıp verişini hissediyor, kalp atışlarını duyar gibi oluyordum. 65 gündür polis ve jandarma peşindeydi. Suskundu, hiç konuşmuyordu. ‘Geçmiş olsun Deniz, olur böyle şeyler, üzme kendini!’ diyerek girdim söze. Albay Törün kendisine bağlı sağ bileğindeki kelepçeyi çözerek sigara içmesine izin verdi Deniz’in. Silahlı Kuvvetler sigarası içiyordum.. ‘Sigara için teşekkür ederim, gerçekten ikrama geçti’ dedi Deniz. Sonra tok bir sesle: ‘Bu bir devrim kavgası. Elbette devam edecek. Benim yakalanmam hiç önemli değil’ dedi.”
Deniz Gezmiş’le ilkokuldan itibaren arkadaş olan Aydın Çubukçu da fotoğrafın Deniz Gezmiş’in yakalandığı ana ait olmadığını “Tamamen ilgisiz. Deniz kışın yakalandı. Bu fotoğraf açıkça görünüyor yaz mevsiminde çekilmiş ve perişan adamın Deniz’le hiç alakası yok.” ifadeleriyle beyan etti.
Tamamen ilgisiz. Deniz kışın yakalandı. Bu fotoğraf açıkça görünüyor yaz mevsiminde çekilmiş ve perişan adamın Deniz’le hiç alakası yok.
— Aydin Cubukcu (@aydincubukcu) May 5, 2026
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam kararını veren hakimin soluk borusuna ekmek kaçtığı için öldüğü, Deniz Gezmiş’in idam kararını veren hakimle arasında “rahatlık” temalı bir diyalog geçtiği iddialarını incelediğimiz, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı için TBMM’de yapılan oylamada kabul oyu veren CHP milletvekillerininin sayısına değindiğimiz, Deniz Gezmiş’in Filistin’da kampta görüntülendiği sanılan fotoğrafın ve Süleyman Demirel’in Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı için yapılan oylamada evet oyu kullandığı ana ait olduğu iddiasıyla kullanılan fotoğrafın arka planını aktardığımız, Deniz Gezmiş’e izafe edilen “Urganı kendim boynuma geçireceğim” ile “Eğer vatan zenginin gezdiği, fakirin yattığı yerse vatan sağ olmasın” sözlerinin ve “O Mahûr Beste Çalar Müjgânla Ben Ağlaşırız” dizesiyle tanınan mahur adlı şiiri ele aldığımız içeriklerimize de göz atabilirsiniz.
Deniz Gezmiş’in Filistin’de Kampta Çekilen Silahlı Fotoğrafı Sanılan Görsel
Deniz Gezmiş’in, İdam Kararını Veren Hakimle Arasında Geçtiği İddia Olunan Uydurma Diyalog











1 Yorum
– Ataist Menderes’i de, Ataist Gezmişi de asan, yine Ataist Türk-askerleri, yâni Amerikan-oğlanları(our boys)’ydı!!!
– Espri anlayışı kötü olunca, böyle oluyor işte beşer!!!