Elazığ’da meydana gelen “yasak aşk cinayeti” haberlerinde aktarılanın aksine öldürülen şahıs Jandarma Genel Komutanlığı personeli değil, Malatya Garnizonu’nda görevli bir astsubay.

 

 

Elazığ’ın Çaydaçıra Mahallesi’nde 5 Eylül 2025 günü meydana gelen olayda, M.K. adlı başkomiser evinde eşiyle başka bir erkeği yakalamasının ardından çıkan arbedede O.Ö. adlı şahsı tabancasıyla vurarak öldürdü. Evinde eşi ile gördüğü kişiyi öldüren başkomiser gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

M.K.’nin ifadesinde, şahsı tanımadığını, evine gittikten sonra bu şahısla karşılaştığı, bu şahsın kendisine bıçakla saldırdığı ve şahıs engellemek için ateş ettiğini, kimseye zarar verme amacı olmadığını söylediği öğrenildi.

 

Basın organlarında ve sosyal medya hesaplarında başkomiser M.K.’nın eşiyle evde yakalayıp tabancasıyla vurarak öldürdüğü O.Ö.’nun jandarma personeli olduğu aktarıldı.

 

DarkWeb Haber (@darkwebhaber): “Elazığ’da görev yapan Başkomiser Metin K. evine döndüğünde içeride gördüğü jandarma personeli Orhan Ö.’yü silahıyla vurarak öldürdü.”

 

Solcu Gazete (@solcugazete60): “Elazığ’da evine gelen ve eşini jandarma personeli olan O.Ö. ile gören başkomiser M.K., şahsı tabancasıyla vurarak öldürdü. (İHA)”

 

 

İşbu aktarımların aksine maktulün “jandarma personeli” olduğu iddiası doğru değil.

Evli bir kadınla basıldıktan sonra öldürülen kişinin jandarma personeli olduğuna dair haberleri geçen ajanslar daha sonra düzeltme yaptı.

İhlas Haber Ajansı (İHA), “Elazığ’da yasak ilişki cinayeti: 1 ölü” başlıklı haberinde düzeltme geçerek “jandarma personeli” atfını kaldırdı.

 

 

Akabinde Demirören Haber Ajansı (DHA) da “Başkomiser, evinde gördüğü jandarma personelini öldürdü” başlıklı haberi, “kaynağından yapılan düzeltme ile yeniden geçti“.

 

 

Jandarma Genel Komutanlığı da ilgili şahsın “jandarma” olmadığını duyurdu.

Jandarma Genel Komutanlığı’nın 6 Eylül 2025 tarihli basın açıklaması şu şekilde:

BASIN AÇIKLAMASI

06.09.2025

Bazı basın yayın kuruluşlarında ve sosyal medya hesaplarında Elazığ ilinde meydana gelen “yasak aşk cinayeti” haberlerinde şahsın Jandarma Genel Komutanlığı personeli olduğuna dair iddialar yer almıştır. logguna dair iddialar y Söz konusu haberlerde bahsi geçen şahıs, Jandarma Genel Komutanlığı personeli olmadığı gibi; şahsın kurumumuzla da herhangi bir bağı bulunmamaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

T.C. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı


 

 

Elazığ basınında maktülün “Malatya Garnizonu’nda görevli 44 yaşındaki Astsubay O.Ö.” olduğu belirtildi.

Olayın gelişimi ve O.Ö.’nün mesleği şöyle aktarıldı:

“Öğle saatlerinde evine dönen başkomiser M.K., eşiyle astsubay O.Ö.’yü birlikte yakaladı. Yaşanan tartışma ve arbede sonrası M.K., belindeki tabancayı çıkararak elinde bıçak bulunan O.Ö.’ye ateş etti. Kurşunların hedefi olan astsubay olay yerinde hayatını kaybetti.

Yapılan incelemelerde, öldürülen O.Ö.’nün Malatya Garnizonu’nda görevli olduğu, fakat izin almadan Elazığ’a geldiği ortaya çıktı. O.Ö.’nün ailesine ise “göreve gidiyorum” diyerek evden ayrıldığı öğrenildi. Evli ve 4 çocuk babası olan O.Ö.’nün aslen Sivaslı olduğu belirtildi.”

 

İLAVE: Elazığ’da, evine geldiğinde eşi F.K. ile gördüğü Orhan Ö.’yü tabancayla vurarak öldüren başkomiser Metin K., çıkarıldığı mahkemede 10 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Elazığ 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında, tutuklu sanık Metin K. şu savunmayı yaptı:

“Şahısla karşılaştığımızda bağırarak ‘Sen kimsin, ne arıyorsun’ dedim. O da bana ‘Benim kim olduğumu eşine sor’ dedi. Eşim o esnada ‘Durun yapmayın, biz arkadaşız. Konuşmak için çağırdım’ diye bağırıyordu. Maktul ‘Seni geberteceğim’ diyordu. Kadınla maktul arasındaki gayriahlaki boyutu boğuşurken idrak ettim. Kendi evimde böyle bir ahlaksız durumun yaşandığını anladım ve bıçaktan kendimi kurtarmaya çalışıyordum. O esnada kadından da bir hamle gelir mi diye düşünürken eşim F.’ye ‘Odaya girme’ diye bağırdım. Bağırmamın sebebi bunların arasındaki ilişkiden dolayı ‘kadın odaya girerse bana saldırır mı’ diye düşünmemden dolayıdır. O anda korku, telaş ve panik vardı. Daha sonra boğuşarak yere düştük. Bıçağı almak için müdahale ettim ama alamadım. Kendimi geriye iterek şahıstan o esnada ayrıldım. Şahıstan uzaklaştıktan sonra beylik silahımı çekme fırsatı yakaladım. Maktul de yerdeyken elindeki bıçakla bana doğru hamle yaptığı esnada hedef gözetmeksizin yerdeyken, yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim. Mermilerin maktule isabet ettiğini anladım. Yaşanan vahim olayın telaşıyla silahımı güvenli hale almak istedim, şarjörü çıkarmayı unutmuşum, sürgüyü çekip bıraktım. O sırada silahta kalan 4-5 mermi yere düşmüş.”

“Hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak kendimi toplamaya çalıştım. Sonra kadına döndüm, ‘Bu yaşadığımız olaya bak. Polisi arayacağım’ dedim. Sonra ‘Eşlik görevini yapamadın, bundan sonraki süreçte bari çocuğa iyi bak’ diyerek polisi aradım. Polislerin ardından ablamı aradım. Asayiş birimi müdürünü aramıştım, olayı anlattım. ‘Silah kullanmak zorunda kaldım’ dedim. Daha sonra polis ekipleri geldi, ifade için emniyete gittik. Olay bu şekilde olmuştur. Yaşanan bu olayda öldürme kastım yoktur. Tamamen hayatıma yönelen tehditten kurtulmak, kendimi savunmak amacıyla son çare olarak üzerimde bulunan beylik silahını kullandım. Yaşanan bu olayda sanık pozisyonunda bulunuyorum ama benim konudan dahi haberim yoktu. Kimseyi öldürme kastım yoktur. Olayın böyle sonuçlanmasını istemedim. Geldiğimiz nokta itibarıyla işimden, çocuğumdan ayrı kaldım. Böyle bir duruma kimse düşmek istemez. Eşimin kafasındaki şişlikle benim bir alakam yoktur. Eşimin beni aldattığına dair hiçbir zaman bir kuşkum olmadı. Olay günü de, önceki zamanlarda da ailevi huzursuzluğumuz vardı ama aldattığı yönünde hiçbir şüphem oluşmadı. Maktulü ilk defa gördüğüm yer olay yeridir. Daha önce hiçbir şekilde tanışmadık. Maktul eşime ‘Eşin eve gelecek mi, gelirse de tanışırız’ demiş zaten mesajlarda. Olayda maktulle aramızda 70 santimetre mesafe vardır tahminen. Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti.”

Eşi F.K. ise duruşmada şu sözleri sarf etti:

“İsmini ‘Serdar’ olarak bildiğim şahısla sosyal medya üzerinden tanıştım. 2025 Mayıs ayında tanıştık, 1 ay kadar yazıştık. Daha sonra temmuz ayında yüz yüze 1 defa parkta, 1 defa da arabada görüştük. Ben bu şahısla görüşmek istemedim. Ağustos ayında ve olaydan 1 gün önce maktul bana mesajlar atmış, ben mesajları görmedim. Elazığ‘a gelerek konuşmak istediğini söylemiş. ‘Eşinin karşısına çıkarım, gerekirse onunla konuşurum’ dedi. Ben mesajları olay günü saat 07.00-09.00 arasında gördüm. Dışarıda görüşmenin tehlikeli olacağını düşündüğüm için ‘Evde görüşelim’ dedim. Evde konuşma devam ederken Metin beni aramış, o sırada aramızdaki ilişkinin bitmesi gerektiğini anlatıyordum. 20 dakika falan konuştuk. Daha sonra kapı çalmaya başladı. ‘Metin içeri girdiğinde onu balkona alacağım. Sen giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın’ dedim. Vestiyerden Serdar’ın ayakkabılarını aldım ve giymesini söyledim. ‘Metin balkondayken çıkarsın’ dedim. Kapıyı açtım. O arada kapıyı kilitlediğim için Metin içeri girememişti. Metin giyinme kapısı kapalı olduğu için açmaya çalıştı. O sırada ‘Kapı niye kapalı’ dedi. Kapıyı aralayınca içeri bıçakla giren Serdar, kapının aralığından bıçakla Metin’e saldırmaya başladı. Aralarında boğuşma başladı. Serdar bıçağı Metin’in omuz ve boyun bölgesine doğru saplamaya çalışıyordu. Eşime Serdar için ‘Biz arkadaşız’ dememe rağmen Serdar halen saldırıyordu. Serdar bıçağı bırakmayınca boğuşma devam etti. Metin, Serdar’a ‘Sen kimsin, ne işin var’ diye soruyordu. Serdar da bıçağı savurarak ‘Sen bunları karına sor’ diyerek saldırmaya devam ediyordu. Serdar ve Metin yüzüstü pozisyonunda yere düştü. Serdar bıçakla saldırmaya devam ediyordu. Metin bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı. Silah seslerini 2 veya 3 defa duydum. Kurşunların Serdar’a gelip gelmediğini görmedim.”

 

Yorumunuzu yazınız...