Bugün bayram…
Bayramınız kutlu olsun! Eid mubarak!
Sevdiklerinizle mutlu, huzurlu, sağlıklı nice bayramlara kavuşmanızı temenni ederiz…
Bugünkü konumuz, her “bayram” gündeme getirilen “bayram / eid” ve “Ramazan / Şeker bayramı” kullanımları.
Arapça kökenli “eid” ve Türkçe kökenli “bayram” sözcüklerinin kullanımıyla başlayalım.
Ülkelerin “bayram” ve “eid” kelimelerini kullanımını görselleştiren, birtakım yanlışlar içeren harita sık sık yeniden gündeme getiriliyor.
Bahse konu haritada;
- Ülkemizin yanı sıra Bosna, Arnavutluk, Kosova, Kuzey Makedonya gibi Balkan ülkelerinin, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan gibi Türk Dünyasından ülkelerin, Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan gibi nüfusunun çoğunluğu Hristiyan olan ülkelerinin “bayram” kelimesinin kullandığı,
- Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Yemen, Umman, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas, İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerin “eid” kelimesini kullandığı
Bayram vs. Eid 🗺 pic.twitter.com/ri9KeLWVV4
— Daily Turkic (@DailyTurkic) March 30, 2025
Söz konusu haritada Mağrip’ten Maşruk’a, hatta ötesinde Güney Asya’ya kadar uzanan hatta, dinî bayramların sadece “eid” olarak tanımı doğru şekilde yansıtılsa da, özellikle Orta Asya’daki kullanım yanlış aktarılmış.
Arap coğrafyası, Kuzey Afrika, Levant bölgesi ve Körfez ülkelerinde “eid” kullanılırken, Türkiye ile Bosna-Hersek, Arnavutluk ve Kosova gibi Balkan ülkelerinde (tarihsel Osmanlı etkisi ve dilsel yakınlık nedeniyle) “bayram” kullanımı yaygın.
Ancak, Orta Asya’daki ülkelerde Ramazan ve Kurban Bayramları için (Arapça “eid”in farklı telaffuzları olan) “ayt”, “hayt”, “hayit” kullanılmaktadır (Özbekistan’da resmî tatiller ve önemli günler için bayram kelimesi kullanılırken, Ramazan ve Kurban bayramları için “hayit” kullanılıyor. Kazakistan’da “ayt”ın yanı sıra “meyram” ve “mereke” de kullanılıyor.).
İran ve Afganistan gibi Fars kültür havzasında yer alan bölgelerde “iyd” kelimesi yaygın olarak kullanılmaktadır.
Pakistan, Hindistan ve Bangladeş ekseninde de “eid” kelimesi baskındır.
Bu noktada, farklı ülkelerde yerel dillerde farklı karşılıkların da mevcut olduğunu vurgulamakta fayda var..
Gelelim Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kültürel sürekliliğin ve dönüşümün bir yansıması olan, dilsel bir evrimin ve toplumsal hafızanın izlerini taşıyan ülkemizdeki bayram isimlendirmesindeki ikili yapıya…
Günümüzde Ramazan ayı sonunda kutlanan bayram için Ramazan Bayramı mı Şeker Bayramı mı denilmesi gerektiğine dair tartışma her yıl yeniden yaşanıyor.
Şeker / Ramazan bayramı kullanımı yalnızca dilsel değil, aynı zamanda teolojik bir mesele olarak da değerlendiriliyor.
“Şeker Bayramı” ifadesinin bayramın dinî mahiyetini yeterince yansıtmadığını ve bu nedenle (Hz. Muhammed’in de kullandığı rivayet olunan) “Ramazan Bayramı” kullanımının daha doğru olduğu savunuluyor.
Örneğin, 2019 yılında dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Ramazan Bayramı’nın Şeker Bayramı diye ifade edilmesi yanlıştır. Şeker Bayramı diye bir bayram yoktur. Bu bayram, Ramazan Bayramı’dır ve bir ibadettir. Böyle bir ifade Ramazan’ın kutsiyetine hafiflik getiriyor. Bu şekilde kullananlar bundan vazgeçsinler.” ifadelerini içeren paylaşımı bu tartışmayı yeniden körüklemişti (Geçmişte Diyanet Dergisi’nde “Şeker Bayramı” ifadesinin kullanıldığı biliniyor).
Ramazan Bayramı’nın Şeker Bayramı diye ifade edilmesi yanlıştır. Şeker Bayramı diye bir bayram yoktur. Bu bayram, Ramazan Bayramı’dır ve bir ibadettir. Böyle bir ifade Ramazan’ın kutsiyetine hafiflik getiriyor. Bu şekilde kullananlar bundan vazgeçsinler.
— Prof. Dr. Ali Erbaş (@DIBAliErbas) June 5, 2019

Türkçemizdeki “bayram” kelimesinin karşılığı Arapçada “ayn”, “ye” ve “dal” harfleriyle yazılan “îd” / “ıyd” ( عید) kelimesidir (Bayram sözcüğünün kökeni de tartışmalı. Eski Türkçe kökenli olduğunu belirten kaynakların yanı sıra kelimenin aslı Farsça beẕrem/beẕrâm (بذرام/بذرم) sözcüğünden geldiği de aktarılmaktadır. Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk’te bayram kelimesini Farslardan işittiğini söylediği görülmektedir (Osman Fikri Sertkaya (2021). ““Bayram“ kelimesi üzerine.” Türk Dili Mayıs 2021. Yıl 70 Sayı 833). Öte yandan, Kaşgarlı Mahmud’un Oğuzların bayram olarak kullandıklarını ifade ettiği ve Farslardan işittiğini söylediği “eğlence yeri” anlamındaki “baδram” kelimesinin Türkçe bayramla ilişkili olmadığı görüşü de beyan edilmektedir (Mustafa Argunşah, Galip Güner (2008). “Divanü Lügati’t-Türk’te Geçen baδram ~ bayram Kelimesinin Etimolojisi Üzerine“. Doğumunun 1000. Yıl Dönümünde Kaşgarlı Mahmud ve Divanu Lugati’t Türk, 1-9)).
Bu kelime Osmanlı Türkçesinde bu şekilde kullanılmıştır.
Örneğin, 1909 yılından sonra II. Meşrutiyet’in ilanının yıl dönümü 23 Temmuz günleri “Iyd-i Millî” adlı “millî bayram”la kutlanmaya başlanmıştı.
Osmanlı döneminde Ramazan Bayramı için “îd-i fıtr” (“ıyd-i fıtr”), Kurban Bayramı için ise “îd-i adhâ” (“ıyd-i edhâ) da kullanılırdı.
Fıtr sözcüğü, iftar ve fitre kelimeleriyle akraba olan, Arapça “kesmek, yarmak, ikiye ayırmak” anlamlarını haiz “fatr” kelimesinden türemiştir. “Orucun kesilmesi” anlamında “fıtr” kelimesinden Ramazan ayı sonundaki bayrama “îd-i fıtr” denilmiştir. “lyd” Arapça bayram, “fıtr” oruç açmak demek olduğundan “iyd-i fıtr” “orucun açıldığı bayram, yemeğe izin verildiği gün”, demektir (Mehmet Zeki Pakalın (1971). Tarih Deyimleri ve Terimleri. Millî Eğitim Basımevi. Sf: 107). Kurban Bayramı da “kurban” ibadetinden hareketle “kurban” anlamına gelen “adhâ / edhâ” kelimesinden türetilen “ıyd-i adhâ” olarak isimlendirilmiştir.
Ramazan Bayramı için Osmanlıca sözlüklerde “şeker bayramı” tanımına yer verildiği görülüyor.
Şemseddin Sâmi’nin Kâmus-i Türkî‘sinde (1899), Ahmed Vefik Paşa’nın yayımladığı Lehce-i Osmanî‘de (1876), Redhouse’un Osmanlıca-İngilizce sözlüklerinde (1880 ve 1890) “Şeker Bayramı” ifadesinin geçtiği biliniyor.

Ramazan ayında ve bayramda ikram edilen “şeker” ile bayramın toplumsal bellekte “tatlı” ile özdeşleşen, Osmanlı dönemindeki “Şeker Bayramı” kullanımı Cumhuriyet döneminde de sürdürüldü.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte başlayan laikleşme ve modernleşme süreciyle birlikte “Ramazan Bayramı” ifadesi daha çok dinî bir vurgu taşırken, “Şeker Bayramı” tabiri, bayramın sosyolojik ve kültürel boyutunu öne çıkaran, dinî referansı arka plana iten bir tercih olarak belirginleşmişti.
| Millî bayram ve genel tatillerin belirlendiği 27 Mayıs 1935 tarih ve 2739 Sayılı “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” maddeleri arasında bu bayramın ismi Şeker Bayramı olarak zikredilmişti.
Bahse konu Kanun’un maddeleri şöyledir:
12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında Millî Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılan 17 Mart 1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun‘da “Şeker Bayramı” yerine “Ramazan Bayramı” ifadesi kullanıldı. Söz konusu Kanun’da yer alan resmî bayramlara ilişkin maddeler şu şekildeydi:
|
Ramazan / Şeker Bayramı’nın gerçek isminin “Şükür Bayramı” olduğu, halkın “Şükür Bayramı” dediği söyleminin zamanla ikram edilen / tüketilen şekerden hareketle “Şeker Bayramı” hâlini aldığı da ileri sürülüyor.
Osmanlıcada şükür ve şeker kelimeleri, aynı harfler (şın-kef-ra) ile (genellikle sesli harf kullanmadan) شکر şeklinde yazılmaktadır. Aynı harflerle harekesiz yazılan kelimenin şükür mü şeker mi olduğu bağlama göre anlaşılmaktadır.
Ramazan ayında tutulan “oruç” ve verilen “fıtır sadakası” için Allah’a sunulan şükran duygusu gereği halk ağzında “Şükür Bayramı” ifadesinin yerleştiği, eski yazıdaki”şükür” ve “şeker” kelimelerinin yazım benzerliğinin zamanla halk dilindeki bir fonetik kayma neticesinde “şeker” formuna evrilmiş olabileceği düşünülüyor.
Ancak bu hususta ikna edici bir delile rastlanamıyor.
19. yüzyılın sonuna doğru yayımlanan ve Türkçe okunuşları Latin alfabesiyle aktaran sözlüklerde, bayramın adı için “şükür” değil “şeker” kullanıldığı görülüyor. Bu durum, ilgili dönemde Ramazan Bayramı için “Şeker Bayramı” tabirinin kullanıldığını ortaya koysa da, “Şükür Bayramı” kullanımını tamamen dışlamıyor.
İzzet Akyol’un bayramın isminin izini sürdüğü “Ramazan Bayramı mı, Şeker Bayramı mı? Neden uzlaşamıyoruz?” başlıklı yazısındaki değerlendirmesini paylaşıyoruz:
“Ben de benzer bir dönüşüm olabileceğini düşünüyorum, ama bu dönüşümün sadece yanlış okumadan kaynaklanmış olabileceği açıkçası kafama çok yatmıyor. Kaldı ki, Şükür Bayramı şeklindeki (daha eski) kullanıma ait yazılı delil de açıkçası pek yok. Eğer Şükür Bayramı halk arasındaki bir kullanım idiyse, zaten yazılı şekle çok geçmemiş bir kullanımın yanlış okuma sebebiyle değişmiş olabileceği iddiası çok ikna edici gözükmüyor. Farazî olarak şunu söylemek bana mantıklı gibi geliyor: belli bir süre Şükür Bayramı ve Şeker Bayramı ifadelerinin ikisi de beraber kullanılmış olabilir. Zaman içinde şekerin ucuzlaması ve genel halk kitleleri arasında da tatlı/şeker ikramının yaygınlaşmasıyla Şeker Bayramı ifadesi baskın gelmiş ve Şükür Bayramı kullanımı zamanla unutulmuş olabilir. Yazılı kayıtlarda da şükür ve şeker aynı şekilde yazıldığı için, yazılı şekil değişmeden şükür’lerin şeker olarak okunmaya başladığını düşünülebilir. Her halükârda, bu farazî iddianın ciddi bir kaynak araştırması ile teyidi gerekmektedir.”
…
“Sonuç Niyetine
Toparlarsak, İslami açıdan bu bayramın ismi Fıtr Bayramı’dır. Şeker Bayramı veya Ramazan Bayramı kullanımlarının ikisi de Türkçeye ve Türkçenin nüfuz edebildiği kültürel havzaya mahsus kullanımlardır. Şeker Bayramı ifadesi öncelikle İstanbul ve çevresinde yerleşmiş, zamanla impartorluğun İstanbul’un kültürel etkisine daha açık merkezlerine de ulaşmıştır. Bölgesel olarak Şeker Bayramı ifadesini kendi çevresinden hiç duymamış insanların bu kullanıma yabancılık duymalarını anlamak mümkündür; ancak İslami açıdan bakıldığında Ramazan Bayramı ve Şeker Bayramı kullanımlarının ikisi de nevzuhur tabirlerdir. Daha Selefi yaklaşımlar muhtemelen bu adlandırmaların ikisine de karşı çıkacak ve Hz. Muhammed zamanındaki tabir olan İydü’l-Fıtr tabirinin kullanılması gerektiğini söyleyeceklerdir.”








