Çağdaş Türk öykücülüğünün ve “Milli Edebiyat Akımı”nın kurucularından Ömer Seyfettin’in İslamcılık kullanılarak Türk düşmanlığı yapanlardan nefret ettiğini söylediği iddiasıyla paylaşılan vecizeye odaklanacağız.
“İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum” sözü 2012 yılından bu yana Ömer Seyfettin imzasıyla paylaşılıyor (Bu sözün tamamının aslında “İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum. Türkçülük adı altında İslam düşmanlığı yapan dinsizlerden nefret ettiğim gibi.” şeklinde olduğunun da öne sürüldüğü görülüyor).
Yeni Ulak (@YeniUlak): “”İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum.” Ömer Seyfettin”
“İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum.”
Ömer Seyfettin pic.twitter.com/XCRy6fRBIO
— Yeni Ulak (@YeniUlak) November 17, 2025
(XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkan bir dinî-siyasî ideoloji olan) İslamcılığı kullanıp Türk düşmanlığı yapanlardan hazzetmemek Ömer Seyfettin’in düşünce yapısına uygun bir eylem ( Türkçülük akımının önde gelen isimlerinden olan, millî edebiyatın doğmasına öncülük eden Ömer Seyfettin, kategorik olarak İslam’a, İslamcılığa karşı / düşman değildi).
Ancak bu söz, Ömer Seyfettin’e ait değil.
“İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum” cümlesi, Ömer Seyfettin’in herhangi bir eserinde, mektubunda veya makalesinde geçmiyor.
Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde, makalelerinde, şiirlerinde, farklı yayınevleri tarafından yayımlanan eserlerinde, “Bütün Eserleri” başlıklı derlemede, hakkında hazırlanan kapsamlı biyografilerde ve derlemelerde bahse konu cümleye rastlanamıyor.

Ömer Seyfettin, dinsiz bir milletin söz konusu olmayacağını, milletin din esasına dayandığını, Türklerin dini ve dili bir olan millet olduğunu eserlerinde vurgulamıştır.
İlk olarak 1914 yılında Türk Yurdu Kitaphanesi tarafından basılan “Turan Devleti” adlı kitabında şu satırlara yer vermiştir (Su Yayınları. 1980. Sf: 22):
“Bir ferdin Türk olmak için Türkçe konuşması, Müslüman olması, Türk terbiye ve örfünün içinde yaşaması kafidir ve Anadolu’da Türkçe konuşan ondört, onbeş milyon Müslüman vardır ki hepsi Türk’tür.
Anadolu’dan sonra Azerbeycan… Burada dört buçuk, baş milyon Türkçe konuşan Müslüman ve Türk vardır. Kaskafya’da- Çerkezler müslümandır ve Türkçeden başka bir lisan bilmezler.
Kafkasya’dan sonra büyilk Türk dünyası başlar. Buhara, Semerkant, Taşkent, Kaşgar, Yarkent, Hotan, Aksu,. Turfan, hasılı ta Karakurum’a kadar, Mançurî çitlerine kadar bu geniş yerler hep Türk milletiyle doludur. Hepsi Müslüman olduğu gibi lisanları da Türkçedir. Buralara TÜRKİSTAN denir. Bütün Türkistan’m lisanı o kadar saf ve mükemmel ve saf bir Türkçedir ki şivece bile İstanbul lehçesiyle büyük bir fark göstermez.”
Bütün Nesirleri adlı külliyatında Türk milletinin dininin İslam, dilinin de Türkçe olduğunu belirten Ömer Seyfettin,“millî kimliği ezen yozlaşmış din anlayışına” karşı çıkmıştır.
Ömer Seyfettin’e göre din, toplumsal bir çimento olmalıdır, Türklüğü yok sayan bir araç değil.
Yazar, Türk kimliğinin uyanışına odaklanan hikâyelerinde dini kullanarak Türk milletini sömürenleri “bağnaz” veya “milli şuurdan yoksun” olarak nitelendirmiştir.
Ömer Seyfettin, Ashab-ı Kehfimiz adlı hikayesinde ve (şahsına ait olup olmadığı tartışılsa da kendi kaleminden çıktığı anlaşılan) “Vatan! Yalnız Vatan” başlıklı yazısında millî benliğini kaybedip kozmopolit Osmanlıcılık ya da kör bir ümmetçilik peşinde koşanları eleştirmiştir.
Bazı hikâyelerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun geri kalışını ve yıkılışını bu zihniyete bağladığı görülmektedir.

“Bir milletin tabii hudutları dağlar ve ırmaklar değildir. İstinad ettiği milliyetin lisanî ve dinî sınırlarıdır.” diyen Ömer Seyfettin, Turan Devleti adlı kitabında, Turan Devleti hayalini de İslamiyetten ayrı düşünmemişti.
Turan Devleti adlı kitabında bu hususla ilgili görüşlerini şu şekilde aktarmıştır (age. Sf: 23, 27-28):
“Lisanı ve dini bir olan yetmiş milyonluk bir millet zekaca, tarihçe, şanca, şerefçe kendinden aşağı olan Rus ve Çin gibi iki medeniyetsiz devletin esiri kalabilir mi?”
“Bugünkü muharebelerin sebebi iki yüz seneden beri Avrupa muhitinin büyümek, yayılmak seciyesi İslam dünyasına teveccüh etmişti. Çünkü karadan ve denizden hudutları hep bu dünya iledir. “İtilaf-ı Müselles” İslam memleketlerini zapt ve istila ederken karşısında bütün Müslümanlar namına kılıç sallayan Türklüğü gördü. Kendi büyümek ve yayılmak seciyesini tatmin etmek için Türklerin namını tarihten silmeye kalktı.”
“Bu harp saniyen bir millet ve mefkure muharebesidir. Ve yine böyle olmakla beraber aynı zamanda din muharebesidir de… Çünkü evvela Rusların zulınü altında yıllardan beri din ve dil kardaşları olan Türkleri kurtararak siyasi hududumuzun içine alacağız. Ruslardan ilk hamlede Kafkasya’yı zaptedip yavaş yavaş anavatanımız olan ve elli milyon Müslüman Türkle dolu olan Türkistan’a yürürneğe başlayacağız. Kalemle, fikirle, edebiyatla bomba ile büyük bir mefkure muharebesi açılacak.
Dünyada artık esir Türk olmayacak. Turan’daki yabancı Rus ve Çin memurları kovulacak. İlk devrede alacağımız Kafkasya ile ondört milyon Türkçe konuşan Türk ve Müslüman ahaliye sahip olan Osmanlı devletinin milli kuvveti hemen bir misli daha büyüyecek. Osmanlı hükümeti yirmi beş milyon Türkçe konuşan Türklerin müessesesi olacak. Ve bir gün -bu mukaddes gün o kadar yakın ki . . .- Orta Asya, Türkistan ve Cenubi Sibirya, Parnir’de bizim siyasi hudutlarımız içine girince Garp Türklerinin hükümeti artık Osmanlılıktan tamamiyle çıkıp hakiki ve büyük bir Türk ve Müslüman hükümeti bir TURAN DEVLETI olacaktır.
Osmanlı hakanı ve bütün müslümanların halifesi olan zat bütün arz üzerindeki Türklere hükmettiği vakit, hakanlıktan çıkacak. hakanlar hakanı yani, •İLHAN• namını alacaktır.
Dünyadaki bütün Müslüman Türklerden teşekkül eden Turan Hükümeti dindaşları olan Arapların, Faslar’ın, Serberilerin Hıristiyanlar tarafından esir ve perişan edilmelerine müsaade etmediği gibi kendi de onların milliyet ve hürriyetlerine asla dokunmayacaktır.
Turan Devletinin muazzam İlhanı bütün dünyadaki Müslümanların da halifesi olacak Türk milleti gibi, her Müslüman milletin milliyet ve istiklaline, millî ve dinî medeniyetının tekâmülüne çalışacaktır.”
Doğruluğu Ne? tarafından yayımlanan analizde de Ömer Seyfettin’in “İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum” şeklinde bir sözünün olmadığı, bu sözün Ömer Seyfettin’in milliyetçi ve Türkçü kimliğinden faydalanarak uydurulduğunun anlaşıldığı belirtilmişti.
Bu tip incelemelerde kullanılabilecek yöntemlere değindiğimiz “Bir Vecize Ya da Şiirin Sahibini Tespit İçin İzlenebilecek Adımlar” başlıklı içeriğimize göz atabilirsiniz.
Daha önce Ömer Seyfettin’in vefatı, otopsisi ve Piç adlı öyküsü hakkında yanlış aktarımları ele almıştık.
Ömer Seyfettin’in Filistin Cephesinden Hatırası Sanılan “Piç” Adlı Öykü Hakkında Aktarılan Yanlışlar






