“‘Ne … ne …’ bağlacı, anlamca olumsuz olan cümlelerdeki fiilin olumlu kalmasını gerektirir.”

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel’in grup toplantısında yaptığı ‘Yeni partimizi kuruyoruz‘ açıklamasının ardından CHP Genel Merkezi’ne, Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” sözünün yer aldığı “Ne cumhuriyetinden ne de partinden vazgeçmeyeceğiz” yazılı pankart asıldı. Ancak bu yazımda bir hayli yaygın olan bir hataya düşüldü. “Ne cumhuriyetinden ne de partinden vazgeçmeyeceğiz” cümlesiyle (verilmek istenen mesajın tersine) Cumhuriyet’ten de, Parti’den de vazgeçileceği anlamı verilmiş oldu.

CHP genel merkezine asılan pankartta “Ne cumhuriyetinden ne de partinden vazgeçeceğiz” sözünün yanlış yazılmasıyla “ne … ne …” bağlacının yanlış kullanımı gündem oldu.

 


 

 

“Ne … ne …” şeklinde kurulan cümleler biçim bakımından olumlu, anlam bakımından olumsuzdur. Bu nedenle bağlacın zaten olumsuz anlam taşıdığı dikkate alınarak yüklem olumlu kurulur.

 

 

“Ne … ne …” bağlacı ya cümledeki eş görevli kelimeleri birbirine bağlar; ancak, cümleye olumsuzluk katar.

İki ya da daha fazla ögeyi birlikte olumsuzlayan “Ne… ne…” bağlacıyla kurulan cümlelerde yüklem çoğunlukla olumlu biçimde kullanılır. Çünkü olumsuzluk anlamı zaten bağlacın kendisi tarafından sağlanmaktadır. Bu nedenle “Ne Hatice ne Eylül geldi.” cümlesi doğru kabul edilir ve “Hatice de gelmedi, Eylül de gelmedi.” anlamını taşır.

 

Birçok atasözü ve deyimde bu yapı kullanılmıştır:

  • “Ne şiş yansın ne kebap.”
  • “Ne İsa’ya yaranabildi, ne Musa’ya.”
  • “Ne yârdan geçilir, ne serden.”
  • “Ne şeytanın yüzünü gör, ne besmele çek.” / “Ne şeytanı gör, ne lâhavle çek.” / “Ne şeytanı gör, ne salâvat getir.”
  • “Ne kokar, ne bulaşır.”
  • “Ne tas düşsün ne hamam çınlasın.”
  • “Ne zengine borçlu ol, ne züğürtten alacaklı.”
  • “Ne dağda bağım (darım) var, ne çakaldan dâvâm var.”
  • “Ne ileri koşmalı (ileriye seğirtmeli), ne geride kalmalı.”
  • “Ne âdet etmeli, ne âdeti terk etmeli.”
  • “Ne yavuz ol asıl, ne yavaş (miskin / şaşkın) ol basıl.” / “Ne sert ol asıl, ne yavaş ol basıl.”
  • “Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.”

 

“Ne… ne…” bağlacı yalnızca özneleri değil, nesneleri, zarfları ve diğer cümle ögelerini de birbirine bağlayabilir.

Örneğin, “Bu iş ne para ne makam için yapıldı.” cümlesinde nesneler, “Toplantıya ne bugün ne yarın katılacağım.” cümlesinde zaman zarfları, “O ne hızlı ne yavaş yürüyordu.” cümlesinde ise niteleme bildiren ögeler bağlanmıştır.

 

Karşılaştırılan kavramlarda seçme yapılmadığı durumda fiili olumludan olumsuz anlama çevirerek de kullanılır.

Örneğin:

  • “Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın zekeri” / “Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü.”
  • “Ne âşıkların gönlünde sabır, ne kalburda su.”
  • “Onu ne gördüm ne tanıdım.”
  • “Ne dil ne gelenek bilmediğinden çok zorluk çekti.”
  • “Bu sabah ne çay ne kahve içtim.”
  • “Saçları ne uzun ne kısa.”

 

“Ne … ne …”, eş görevli öğeler arasında tekrarlanarak bağlaç görevinde de kullanılır.

Örneğin:

  • “Ne biri ne öbürü, babaları hakkında tek kelime söylemiyordu.”

 

Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Türkçe Sözlük’te “ne … ne …” bağlacı şöyle açıklanmış (2. Cilt. K-Z. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Ankara. 1988. 8. Baskı. Sf: 1644-1645):

ne… ne… bag. Far.

1. Birden fazla öz- ne, tümleç veya fiili birlikte inkâr etmek için, bunlardan önce yer alan kelimelerin başlarına getirilen tekrarlamalı bağlaç. hem…hem karşıtı. Bu bağlaç. anlamca olumsuz olan cümlelerdeki fiilin olumlu kalmasım gerektirir: Onu ne gördüm, ne tanıdım. Ne kendi eyledi rahat, ne halka verdi huzur. Ne siş yansin ne kebap. “Günlerce ne gördam, ne de bir kimseye sordum.” -Y. K. Beyatlı. “Gitti, ne bir tel çekti ne de mektup yazdı.” -M. Ş. Esendal “Ne tokat para ederdi, ne nasihat!” -S. F. Abasıyanık.

2. Ne ile bağlanan özne veya cümlelerden önceki fiiller aşağıda gösteri- len durumlarda olumsuz kullanılırlar

a) Fiil, ne ile bağlanan özne veya cümleler- den önce gelirse: “Benimle hemzeban ol- maz ne Firdevsi ne Hakani.” – Nef’i.

b) ne’li cümlenin fiili şartlı olursa: Sen ne yaz, ne kış dinlemezsen çabuk çökersin.

c) fiilden önce olumsuz bir anlam veren bir ünlem veya zarf bulunursa: Ne tütüne, ne içkiye sakın alışmayın. Ne İzmir’e ne Bursa’ya hiç gitmemiş.

d) -diği. -cli beri, -inceye kadar. -ince. -dikçe, dikten sonra veya -den ön- ceki biçimindeki zarf-fiilerle: Ne memlekette konuşulan dili, ne oranın adetlerini bilmediğinden çok zahmet çekti. Ne çay ne kahve içmeyeli rahat ettim. Ne parası, ne malı kalmayıncaya kadar saçtı savurdu. Ne kitabı, ne defteri bulamayınca lazdı. Ne sigara ne içki içmedikçe korkmasın. Ne sen, ne o gelmedikten sonra (veya gelme- den önce) ben yalnız ne yapayım?

3. İki sifat veya sıfat durumunda olan iki kelimenin başına getirildiğinde, iki kavramın ortalaması olan üçüncü bir kavram anlatır: Ne sıcak ne soğuk. Ne uzun ne kasa. Ne az ne çok

4. s. ne… ne çokluk, güzellik vb. anlatır: “Fakat ne eşya ne eşya!” -P. Safa ne altını bırakmak ne üstünü bir şeyin veya yerin her tarafını karıştırmak (dolaşmak): Geze dolaşa şehrin ne altını bıraktık ne üstünü. ne hesaba gelmek, ne de kantara elle tutulur olmamak, tutarlı ve sağlam görünmek: Anlattıkların ne hesaba gelir, ne de kantara Ankara’da bir seminere katılacağım diye tutturmuşsun… (tavşan boku gibi) ne kokar ne bulaşır (iyilik yapacak durumda olmakla birlikte) kimseye iyiliği de dokunmaz, kötülüğü de. ne od var ne ocak yoksulluk ve perişanlık için- de. ne olur ne olmaz her ihtimali düşünmek gerekir: “Ben, kendi hayvanımı ne olur ne olmaz dive söğüt ağaçlarından birinin kütüğüne bağlamak lüzumunu gördüm.” -Y. K. Karaosmanoğlu. ne sakala minnet ne bıyığa en yakın akrabalarının bile yardımını istemeyerek kendi imkânlanyla yetinme. ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın zekeri (veya yüzü) yararı olsa bile istenmeyen kimseler için söylenir. ne şeytanı gör ne salavat getir gücünün yetmediği işe kalkışmamayı, kalkışılırsa da başkalarından medet ummamayı anlatmak için söylenir: “Gerçi çiğ yememişler karınları ağrımıyordu ama, gene de ne şeytanı görmek, ne de salavat getirmekten yanaydılar.” O. Kemal. ne şiş yansın ne kebap iki taraf da gücendirilmesin veya korunsun

 

Bahsi geçen bağlaçla inşa edilen “Ne kendi eyledi rahat, ne âlem buldu huzur, yıkılıp gitti cihandan, dayansın ehli kubur” dizelerini de geçmişte incelemiştik.

 

“Ne Kendi Etti Rahat Ne Âlem Buldu Huzur, Yıkılıp Gitti Cihandan Dayansın Ehli Kubur” Mısraları Hakkında Yanlışlar

 

 

Yorumunuzu yazınız...