Altın fiyatları 2026 yılının ilk günlerinde yükselişini sürdürürken, ABD’li ünlü banker ve sanayici John Pierpont Morgan’un (17 Nisan 1837 – 31 Mart 1913) (kısaca J.P. Morgan) “Altın, paradır. Diğer her şey kredidir.” (“Gold is money. Everything else is credit.”) sözü yeniden gündeme geldi.

Ancak, bazı alıntı paylaşımlarında J.P. Morgan’ın altın hakkındaki bu ünlü sözünün gerçek arka planı göz ardı edildi.

Her ne kadar bu söz günümüzde genellikle fiat para sisteminin çökeceğini ileri sürenler ve “altın savunucuları” tarafından sloganlaştırılsa da, aslında bir siyasî ve hukukî sorgulama sırasında kullanılan teknik bir savunma niteliğindeydi.

J.P. Morgan, tarihe geçen “Altın paradır, diğer her şey kredidir” sözünü 1912 yılında Amerikan Kongresi tarafından oluşturulan ve Wall Street’teki “Para Tröstü”nü (Money Trust) araştıran Pujo Komitesi’nin bir oturumunda söyledi.

Pujo Komitesi, J.P. Morgan ve birkaç güçlü bankerin, ABD ekonomisindeki krediyi tekelleştirdiğini ve piyasaları manipüle ettiğini kanıtlamaya çalışıyordu.

Komitenin soruşturmacısı Avukat Samuel Untermyer, Morgan’ı köşeye sıkıştırmak için kredinin temelleri üzerine sorular yöneltti. Untermyer’in amacı, Morgan’ın kredi musluklarını sadece kendi çıkarlarına hizmet eden şirketlere açtığını, dolayısıyla paranın kontrolünü elinde tuttuğunu itiraf ettirmekti.

Paranın doğası üzerine gelişen diyalog sırasında Morgan, Untermyer’in “Bankalar krediyi neye dayanarak verir?” sorusu karşısında kredinin teminat veya paradan ziyade “karakter” üzerine kurulu olduğunu savundu ve “sadece altın paradır.” sözünü sarf etti.

Pujo Komitesi orijinal tutanaklarından ilgili kısım şu şekilde (United States. Congress. House. Committee on Banking and Currency, 1865-1974. December 18, 1912. 1011-1091. Sf: 1081-1082):

Mr. UNTEEMYER. I want to ask you a few questions bearing on the
subject that you have touched upon this morning, as to the control of
money.
Mr. MORGAN. Yes.
Mr. UNTERMYER. The control of credit involves a control of money,
does it not ?
Mr. MORGAN. A control of credit? No.
Mr. UNTERMYER. YOU do not think so ?
Mr. MORGAN. What I call money is the basis of banking.
Mr. UNTERMYER. But the basis of banking is credit, is it not ?
Mr. MORGAN. Not always. That is an evidence of banking, but it
is not the money itself. Money is gold, and nothing else.
Mr. UNTERMYER. DO you not know that the basis or banking all over
the world is credit rather than gold ?
Mr. MORGAN. It is the basis of credit, but it is not the basis of
money.
Mr. UNTERMYER. I say, the basis of. all banking is credit, is it not,
and not money ?
Mr. MORGAN. NO; I do not think so.
Mr. UNTERMYER. DO you not know that it is ?

Mr. MORGAN. A basis of banking is credit, but not a basis of money.
Mr. UNTERMYER. The basis of banking is credit ?
Mr. MORGAN. Yes.
Mr. UNTERMYER. And you know, do you not, that in no part of
the world is the supply of gold anything like sufficient to meet the
outstanding obligations in the form of notes representing credit ?
Mr. MORGAN. That is so.
Mr. UNTERMYER. That is so, is it not ?
Mr. MORGAN. Of course.
Mr. UNTERMYER. Therefore, when money is issued by a Government
it is issued largely on the basis of credit, is it not ? It has got dollar
for dollar of gold to support it, has it ?
Mr. MORGAN. Well, no; not always.
Mr. UNTERMYER. IS there any country in the world of which the
outstanding obligations passing as money are supported dollar for
dollar by gold ?
Mr. MORGAN. It comes nearer to it in England than anywhere else.
Mr. UNTERMYER. Does it not come nearer to it here than in
England ?
Mr. MORGAN. NO; because you have got your greenbacks.
Mr. UNTERMYER. HOW near does it come to it in England?
Mr. MORGAN. I do not know. I can not tell you.
Mr. UNTERMYER. YOU can not tell the proportions ?
Mr. MORGAN. I can not tell you the proportions.
Mr. UNTERMYER. At any rate, it is largely credit there, as it is everywhere,
is it not ?
Mr. MORGAN. Yes.
Mr. UNTERMYER. A man or a group of men who have the control
of credit have control of money, have they not ?
Mr. MORGAN. Yes.
Mr. UNTERMYER. IS not that so ?
Mr. MORGAN. NO, sir; not always.
Mr. UNTERMYER. That is generally so, is it not?
Mr. MORGAN. NO.
Mr. UNTERMYER. If you had the control of all the credit and the
funds
Mr. MORGAN. NOW, the funds—no; leave credit alone.
Mr. UNTERMYER. If you had the control of all that represents the
assets in the banks of New York, you would have the control of
money—of all that money ?
Mr. MORGAN. NO; you would not.
Mr. UXTERMYER. You would not ?
Mr. MORGAN. NO.
Mr. UNTERMYER. YOU would not?
Mr. MORGAN. NO, sir; not in my opinion. I may be wrong; but
that is my opinion of it.
Mr. UNTERMYER. Money is a commodity, is it not?
Mr. MORGAN. A very important one.
Mr. UNTEEMYER. It is a commodity ?
Mr. MORGAN. Yes.
Mr. UNTERMYER. YOU regard it as regulated by supply and demand,
like any other commodity, do you not 1
Mr. MORGAN. Yes.

 

altin-paradir

 

Türkçemize çevirisi ise şöyle yapılabilir:

Bay UNTEEMYER. Bu sabah değindiğiniz konu ile ilgili olarak size birkaç soru sormak istiyorum. Para kontrolü ile ilgili olarak.
Bay MORGAN. Evet.
Bay UNTERMYER. Kredi kontrolü, para kontrolünü de içerir,
değil mi?
Bay MORGAN. Kredi kontrolü mü? Hayır.
Bay UNTERMYER. Siz öyle düşünmüyor musunuz?
Bay UNTERMYER. Öyle düşünmüyor musunuz?
Bay MORGAN. Benim para dediğim şey bankacılığın temelidir.
Bay UNTERMYER. Ama bankacılığın temeli kredidir, değil mi?
Bay MORGAN. Her zaman değil. Bu bankacılığın bir kanıtıdır, ama paranın kendisi değildir. Para altındır, başka bir şey değildir.
Bay UNTERMYER. Tüm dünyada bankacılığın temelinin altın değil,
kredi olduğunu bilmiyor musunuz?
Bay MORGAN. Kredinin temelidir, ama paranın temeli değildir.
Bay UNTERMYER. Tüm bankacılığın temeli kredidir, değil mi, para değil?
Bay MORGAN. Hayır, öyle düşünmüyorum.
Bay UNTERMYER. Öyle olduğunu bilmiyor musunuz?
Bay MORGAN. Bankacılığın temeli kredidir, paranın temeli değildir.
Bay UNTERMYER. Bankacılığın temeli kredi mi?
Bay MORGAN. Evet.

Bay UNTERMYER. Ve biliyorsunuz ki, dünyanın hiçbir yerinde
altın arzı, kredi temsil eden senetler şeklindeki ödenmemiş yükümlülükleri karşılamaya yeterli değildir, değil mi?
Bay MORGAN. Öyledir.
Bay UNTERMYER. Öyledir, değil mi?
Bay MORGAN. Elbette.
Bay UNTERMYER. Dolayısıyla, bir hükümet tarafından para basıldığında, bu büyük ölçüde kredi temelinde yapılır, değil mi? Bunu desteklemek için dolar başına bir dolar altın var, değil mi?
Bay MORGAN. Hayır, her zaman değil.
Bay UNTERMYER. Dünyada, para olarak dolaşan ödenmemiş borçların dolar başına altınla desteklendiği herhangi bir ülke var mı?
Bay MORGAN. İngiltere’de bu duruma diğer ülkelerden daha yakındır.
Bay UNTERMYER. Burada İngiltere’den daha yakın değil mi?
Bay MORGAN. Hayır, çünkü sizin yeşil banknotlarınız var.

Bay UNTERMYER. İngiltere’de bu ne kadar yakın?
Bay MORGAN. Bilmiyorum. Size söyleyemem.
Bay UNTERMYER. Oranları söyleyemiyor musunuz?
Bay MORGAN. Oranları size söyleyemem.
Bay UNTERMYER. Her halükarda, her yerde olduğu gibi, orada da büyük ölçüde kredi söz konusu, değil mi?
Bay MORGAN. Evet.
Bay UNTERMYER. Krediyi kontrol eden bir kişi veya bir grup insan
parayı da kontrol eder, değil mi?
Bay MORGAN. Evet.
Bay UNTERMYER. Öyle değil mi?
Bay MORGAN. Hayır efendim, her zaman değil.
Bay UNTERMYER. Genelde öyle, değil mi?
Bay MORGAN. Hayır.
Bay UNTERMYER. Eğer tüm krediyi ve fonları kontrol ediyor olsaydınız…
Bay MORGAN. Şimdi, fonlar… hayır; krediyi bir kenara bırakın.

Bay UNTERMYER. New York bankalarındaki tüm varlıkları kontrolünüz altında tutsaydınız, parayı, yani tüm parayı kontrolünüz altında tutmuş olurdunuz, değil mi?
Bay MORGAN. HAYIR, tutmazdınız.
Bay UXTERMYER. Tutmaz mıydınız?
Bay MORGAN. HAYIR.
Bay UNTERMYER. Tutmaz mıydınız?
Bay UNTERMYER. Sahip olamaz mıydınız?
Bay MORGAN. Hayır, efendim; benim görüşüme göre hayır. Yanılıyor olabilirim; ama bu benim görüşüm.
Bay UNTERMYER. Para bir meta, değil mi?
Bay MORGAN. Çok önemli bir meta.
Bay UNTERMYER. Bir meta mı?
Bay MORGAN. Evet.
Bay UNTERMYER. Siz onu diğer mallar gibi arz ve talep tarafından düzenlenen bir mal olarak görüyorsunuz, değil mi?
Bay MORGAN. Evet.

 

J.P. Morgan komitedeki bu oturumda felsefî bir aforizma söylemekten ziyade, finansal bir hiyerarşiyi hatırlattı.

Morgan, “karşı taraf riski” taşımayan, kimsenin yükümlülüğü olmayan nihai varlık olarak tanımladığı altın dışındaki (banknotlar, çekler, tahviller gibi) her şeiy birer “ödeme vaadi” olarak niteledi.

J.P. Morgan’a göre bankacılık sistemi, nihai varlık olan altın üzerine inşa edilmiş devasa bir güven ve kredi yapısıydı. Kendisi bir bankacı olarak “para” (altın) yaratamıyordu, sadece mevcut altın rezervleri ve güvene dayalı olarak “kredi” dağıtabiliyordu.

Bu sözle Morgan, aslında sahip olduğu gücün sınırlarını çizmeye çalışıp, bankasının bir darphane olmadığını, sadece bir güven (kredi) aracısı olduğunu vurgulayarak tekel suçlamalarını bertaraf etmeyi amaçladı.

Altın dışında her şeyin kredi olduğu” söylemi, ilgili dönemin hukukî ve teknik gerçeklerine dayanan, sistemin işleyiş mekanizmasını ve bankacının rolünü tanımlayan savunma amaçlı bir tespitti.

20. yüzyılın başındaki küresel finansal mimari, uluslararası para sistemi, ABD’nin o dönemki bankacılık yapısı hâliyle günümüzden farklıydı.

1912 yılında dünya ekonomisine, Klasik Altın Standardı olarak bilinen sistem hakimdi (Altın para sistemi hakkında “Altın ve Uluslararası Para Sistemindeki Yeri” başlıklı içeriğimize göz atabilirsiniz).

Bu sistemde para, devletlerin keyfî olarak basabileceği bir kağıt parçası veya dijital bir kayıt değildi. Amerikan doları da dahil olmak üzere ana para birimleri, belirli bir ağırlıktaki altına endeksliydi. İlgili dönemde para birimleri talep edildiğinde -teorik olarak- altına dönüştürülebilirdi.

Morgan’ın bu sözü sarf ettiği dönemde, bir banknot devletin veya bir bankanın size olan borcunu gösteren bir senet niteliğindeydi. Elinizdeki banknot, “gerçek parayı” (yani altını) talep etme hakkı veren bir kredi enstrümanıydı. Banknotun değeri, altına ulaşma vaadine dayanıyordu (Altın ise bir yükümlülük değil, varlığın ta kendisi).

1912 dönemde bankalar arası ödemelerin nihai mutabakatı altın ile yapılmaktaydı. 1913 yılında kurulan Fed kısa adıyla anılan Federal Rezerv Sistemi, henüz işlevsel değildi. Bir banka diğerine borçlandığında, bu borç ancak altın transferiyle kapatılıyordu. Diğer transferler sadece birer kredi işlemiydi.

Morgan da “diğer her şey kredidir” diyerek, banknotların ve mevduatların birer “borç senedi” (“I.O.U.) olduğunu, işlemin ancak altın el değiştirdiğinde sonlandığını belirtti.

Morgan’ın 1912 yılındaki sistemle şekillenen düşünce yapısına göre “para”, “içsel değeri” olan ve bir başkasının iflasından etkilenmeyen bir varlıktı. Ona göre banka iflası, devlet tahvillerinin temerrüdü gibi durumlarda kredi riski oluşabilirdi; ancak, altının fiziksel varlığı bu risklerden bağımsızdı. Morgan’a göre finansal sistemin kırılganlığı “kredi” ve “güven” ile ilgiliydi, altın ise sistemin değişmez çapasıydı.

Günümüz modern itibari para (fiat) sisteminde ise 1912 yılındaki durum geçerli değil.

ABD doları gibi para birimleri yasal olarak “para” kabul edilir ve karşılığında altın talep edilemez.

İtibarî paranın karşılığı kendisini ihraç eden devletin, ekonomisinin ve merkez bankasının itibarıdır. Karşılığında kıymetli maden sunma gibi bir zorunluluğun bulunmaması ve fizikî basım yerine elektronik olarak parasal tabanın kolayca artırılabiliyor olması nedeniyle ülkeler sıklıkla ve kolaylıkla para basımını gerçekleştirebilmektedir.

 

Yorumunuzu yazınız...