Etiket arşivi: Ahmet Sağırlı

Ahmet Sağırlı ve İleri Tarihli / Vadeli Çeklerin Kullanımı

Ahmet Sağırlı, Türkiye Gazetesi’nde 27 Aralık 2016 günü yayınlanan “Bir Türk buluşu olan vadeli çek” başlıklı yazısında başlığından da anlaşılacağı üzere “ileri vadeli çekleri” Türklerin bulduğunu ileri sürmüş:

"Bir Türk buluşu olan "vadeli çek" ve " kredi kartına taksit" uygulaması kaldırılsa ne olur?"

Herhangi bir kaynak atfı yapmadan sadece gözlemlere ve bilindik ezberlere dayalı bu iddia ne yazık ki tam olarak doğruyu yansıtmıyor.

İleri tarihli çek, gerçekte düzenlendiği günden daha ileri bir tarih taşıyan, gerçeğe aykırı keşide tarihli çekleri ifade eder.

Asli işlevi bir ödeme aracı olmak olan çek, borç senedi gibi bir uygulamaya evrilmiş ve belirli süre sonunda bedelinin ödenmesi taahhüdünü kazanmıştır.

ilk kez Fransa’da 1855 yılında kabul edilen bir kanun ile yasal mevzuata dahil edilen çekler, Türk hukukuna 1926 tarihli Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri girmiştir.

Her ne kadar “çekte vade olmaz” denilse de ilgili Çek Kanununda yapılan “geçici düzenlemeler” ile çekte vade uygulamasına yasal dayanak sağlanmaktadır.

Yasal mevzuatta tam karşılığı olmasa da vadeli çekler pratikte ülkemizde kullanılagelmiştir. Ancak ülkemiz, vadeli çek kullanımında ne tek ne de ilk olmuştur.

İleri tarihli (vadeli) çekler, ingilizce tabiri ile post-dated cheque, Türkiye dışında Kanada, İngiltere, Hindistan, Avustralya, ABD, Sırbistan gibi ülkelerde de kullanılabilmektedir.

Ahmet Sağırlı’nın iddiasına yanıt verecek olursak, vadeli çekler ülkemizdeki kullanımından önce Hindistan’da (Ciro Edilebilir Senetler Kanununun kabul edildiği) 1881 yılından bu yana kullanılabilmekteydi.

Ahmet Sağırlı ve Bretton Woods Sisteminin Çöküşü Sonrası Altın Fiyatları

Ahmet Sağırlı, Türkiye Gazetesi’nde 19 Ekim 2016 günü yayınlanan “OPEC kimin yarasına merhem olmuş?” başlıklı yazısında Bretton Woods sisteminin çöküşüne değinirken, altın fiyatlarının gelişimine dair bir hata yapmış:

"Toplanan altın karşılığında giden dolarlar da var. Çok özetle ABD 971'de bu anlaşmadan tek taraflı çekilince, altının onsu 800 dolara fırlamış. Altın verip karşılığında dolar alanlar ayazda kalmış."

Dolar-TL-değer kaybıBretton Woods Sisteminin 1973’te terk edilmesinin ardından altın fiyatları spot piyasada dalgalanmaya bırakılıyor ve haliyle altına hücümla birlikte fiyatında artış yaşanıyor. Ancak, Ahmet Sağırlı’nın iddia ettiği gibi sistemin çöküşünün ardından altının onz fiyatı 800 dolara yükselmiyor. Ahmet Sağırlı’nın altın fiyatını incelediği grafik ya da veri muhtemelen, dönemin altın fiyatlarını enflasyon oranları ile yeniden değerleyen bir endeksi içeriyor. Çünkü, altının onz fiyatı ilk kez 800 dolar seviyesini 2008 yılında gördü.

Hamurun Su Kaldırması ve Köşe Yazarları

“Bu hamur daha çok su kaldırır” deyimi sıklıkla köşe yazarlarınca yazılarında kullanılır oldu. Ancak, tabiki bu yanlış bir kullanım. Bu deyimin doğrusu “Bu pilav daha çok su kaldırır”dır. Siyasilerin yanlış kullanımı nedeniyle iyice yerleşti bu yanlış deyim dilimize.

Bakalım hangi köşe yazarları bu hataya düşmüş:

Fehim Taştekin’in Radikal Gazetesi’nde 11 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan “Suudilerin Elinin Değdiği Hamur” başlıklı yazısından:

"Bu, Batı-Körfez bloku için teselli kaynağı olabilir. Ancak bu hamur daha çok su kaldırır. Bir kere 15 örgütün dışında yüzlerce örgüt var. Kimileri rejimle asla müzakereyi kabul etmiyor. İkincisi Kürtleri dışlayan bir çözüm ‘çözüm’ olamaz."

Mustafa Yalçıner’in Evrensel Gazetesi’nde 1 Ağustos 2011 tarihinde yayınlanan “Bu hamur daha çok su kaldırır” başlıklı yazısı zaten başlığından yan basmış.

Ahmet Kekeç’in Yenişafak Gazetesi’nde 21 Temmuz 2003 tarihinde yayınlanan “Bu hamur daha çok su kaldırır” başlıklı yazısı da.

Reha Muhtar’ın Vatan Gazetesi’nde 12 Eylül 2008 tarihinde yayınlanan “Bizim omurgasız Tardigrad’lar” başlıklı yazısından:

"Moda deyimle bu hamur daha çok su kaldırır..."

İsmail Kapan’ın Türkiye Gazetesi’nde 21 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanan “O flama oradan ineer!” başlıklı yazısından:

"Son söz: Flama bayrak değildir. Ve bu hamur daha çok su kaldırır!.."

Hacı Yakışıklı’nın Yeni Akit’te 1 Kasım 2014 tarihinde yayınlanan “Adımız Yorgo değil ama kavramlar Yorgo!” başlıklı yazısından:

"Bu hamur daha çok su kaldırır, bizde bu kadar “kavram kargaşası” varken düzeltmek için biraz daha yol almak elzem!"

Zeki Ceyhan’ın Milli Gazete’de 8 Eylül 2008 tarihinde yayınlanan “Bu hamur!” başlıklı yazısından:

"Zira biz Başbakan Erdoğan ın iddia ettiği gibi "Bu hamur daha çok su kaldırır" kanaatinde değiliz! Bu hamur biraz daha sulandırılacak olursa başta Başbakan Erdoğan olmak üzere pek çok kişinin eline yüzüne bulaşacağını düşünüyoruz."

İbrahim Kiras’ın Vatan Gazetesi’nde 12 Ocak 2015 günü yayınlanan “Tatsız tuzsuz ama elektrikli bir konu” başlıklı yazısından:

"Her neyse, bu hamur daha çok su kaldırır. Sadede gelelim... Kamu düzeni diyorduk."

Ahmet Sağırlı’nın Türkiye Gazetesi’nde 2 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanan “Malezya gibi olmak iyi ihtimalmiş” başlıklı yazısından:

"Bu hamur daha çok su götürür. Balyoz sanıkları başlığının bugün beni ilgilendiren tarafı şu"

Ali Kırca’nın Sabah Gazetesi’nde “Kalvinizm ‘Meydan’daydı!” başlıklı 28 Ocak 2006 tarihli yazısından:

"Ancak "modernist" İslami kanaat önderlerinden bile; "Kalvinizm"in bu sınırlı modeline ve "karma namaz" önermelerine kesin "ret" yanıtı gelmesi, bu "hamur daha çok su götürür" dedirtiyor."