Etiket arşivi: Osman Özsoy

Şecaat Arz Ederken Merd-i Kıbtî Sirkatin Söyler Mısrasını Yanlış Anlayan ve Atasözü Sanan Köşe Yazarları

“Nush ile uslanmayana etmeli tekdir, Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” berceste beytini, atasözü sananları ifşa etmiştik. Şimdi sıra bir başka berceste dizede:

“Şecaat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler”

18. yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp Paşa‘nın gazelinde yer alan bu mısra-i berceste, Mısır Beylerbeyliği sırasındaki tecrübelerini yansıtır.

“Meyan-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun

Şecaat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler”

Günümüz Türkçesiyle karşılığı bu dizelerin şu şekilde:

Mayası bozuk olanlar, söz esnasında farkında olmadan kabahatlarini îma ederler. Nitekim Kıptî beyi de, kahramanlığını anlatmak için hırsızlıklarını örnek verir.

“Mayası bozuk olanlar, söz esnasında kabahatini farkında olmadan sezdirir/ima eder.

Kıbtî Beyi/Erkek Çingene de yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler/örnek verir.”

Bu darb-ı meselin yer aldığı gazelin tamamı ise şu şekildedir:

Harabatı görenler her biri bir haletin söyler
Safâsin nakleder rindân zâhid sıkletin söyler

Ser-âğâz eyleddkçe bahse bülbül revnak-ı gülden
Bezimde kulkul-i mînâ melek keyfiyyetin söyler

Tecellî neş’esin ehl-i şikem idrâk kabil mi
Behişt andıkça zâhid eki ü şürbün lezzetin söyler

Ne zabt-ı hâkim-i şer’î ne hükm-i zâbit-i aklî
Cünûn iklimini seyreyleyenler rahatın söyler

Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun 
Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin’ söyler 

Muvafıktır yine elbet mizaca şîve-i hikmet
Tabibin olsa da kizbi marîzin sıhhatin söyler

Perîşânî-yi hatır nükte-i ser-beste veş kaldı
Ne kimse hikmetin anlar ne Râgıb illetin söyler

 

Bu meşhur mısra, halkımız tarafından ya atasözü olarak nitelenir ya da anlamı tahrif edilerek aktarılır.

Koca Ragıp Paşa’ya ait olduğu için atasözü olarak nitelenemez. Olsa olsa vecize denilebilir.

Daha önemlisi ise şu: Mısradaki “merd-i kıbtî” kısmı “erkek çingene” olarak çevriliyor. Yanlış. Merd kelimesi, Türkçe anlamıyla “mert”, “yiğit” şeklinde kullanılmamıştır. Kullanılan “merd” (مرد) kelimesi, Farsça “erkek”, “adam” anlamına gelir. Merd-i Kıpti tamlaması Farsçadaki anlamıyla yani “erkek Kıpti (Çingene)” anlamına gelir bu durumda. Çingenin mert olduğu bir durum söz konusu değil. Erkek çingenenin lafzına atıf yapılmaktadır.

Ezcümle: mısranın doğru anlamı “Çingenenin merdi yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler” değil,  “Kıbtî Beyi/Erkek Çingene de yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler/örnek verir” şeklinde olmalı.

Tabiki, köşe yazarları bu yanlışlara düşmekten geri kalmadılar:

Merd-i Kıbtî’yi “mert çingene” olarak yorumlayarak hataya düşenler:

Mustafa Mutlu’un Vatan Gazetesinde 17 Şubat 2007 günü yayınlanan “Yüce Meclis bu kara lekeyi temizlemeli” başlıklı yazısından:

"Hani bizde “merd-i Kıptî şecaat arzederken sirkatin söyler” (çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler) diye bir atasözü vardır ya; arkadaş “emeklerini takdir etmeyen” Başbakan’a sitem ederken bile, onun her dediğini yapmaya nasıl koşullandıklarını sergiliyor!"

Ekrem Kızıltaş‘ın Haber7’de 15 Temmuz 2013 günü yayınlanan “Namert Kıpti Saviris, şecaatini arz ederken sirkatini söyledi…” başlıklı yazısından:

"Bu söz, aslında Koca Ragıp Paşa'ya ait bir beyit olup, esası da: ''Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler" şeklindedir ve: "Kıpti'nin mert olanı, yiğitliğini, kahramanlığını anlatırken hırsızlığını söyler" manasına gelir, biliyorsunuz.

Hayır öyle bir malumatımız yok. Kıptinin mert olanı anlamına gelmiyor o ifade. Haliyle, namert kıpti gibi bir kullanım da anlamsız hale gelir. İşte size malumatfuruşluk…

Mehmet Yakup Yılmaz‘ın Hürriyet Gazetesinde 10 Aralık 2013 günü yayınlanan “İşlerine gelmeyince oyun kirli oldu” başlıklı yazısından:

"Yoksa bu da Koca Ragıp Paşa’nın tarihe geçmiş “Merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” sözünün günümüz versiyonu mu? (“Çingene’nin merdi, yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler” anlamına gelen ırkçı bir söz bu.)"

Cıks! O anlama gelmiyor…

Avni Özgürel‘in Radikal’deki 1 Mart 2012 tarihli “Talat Aydemir’den 28 Şubat’a” başlıklı yazısından:

"İnsana “Merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” (‘Çingenenin merdi, cesaretine delil olarak hırsızlıkta gözükaralığını delil getirir’ manasında) dedirten bu durumu, yakın tarihten bir örnekle anlatayım"

Cem Küçük’ün Yenişafak Gazetesindeki 5 Temmuz 2012 tarihli “Soner Yalçın”ın Samizdat”ı” başlıklı köşesinden:

"Merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler. Yani Çingene''nin merdi kendini överken hırsızlığını övermiş. Soner Yalçın''ınki de tam bu durum."

Ümit Zileli‘nin Sözcü Gazetesinde 26 Ocak 2017 günü yayınlanan “Aynı korku filmi yine vizyonda!..” başlıklı yazısından:

"Çok eski, çok oturaklı bir özdeyiştir; sonu şöyle: “sirkatin söyler !” Türkçeye çevirirsek şöyle oluyor: -Çingenenin merdi, kendini överken aslında hırsızlığını söyler!.."

Esin Ergenç‘in Aydınlık Gazetesinde 21 Ekim 2016’da yayınlanan “Kıpti sirkatini söyledi” başlıklı yazısından:

"Duymuşsunuzdur bu sözü, “Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” yani “çingenenin merdi kendini överken hırsızlığını söyler”."

Hıncal Uluç‘un 5 Şubat 2010 tarihli “Bakan var mı?” başlıklı yazısından:

"Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel akıl almaz bir ayıp yaparken, kendi suçunu da itiraf etti. Hani "Kıptinin merdi, şecaat arzederken.." Öylesi.."

“Kıptinin merdi” kullanımı yanlış. Mısradaki “merd”, Farsça erkek anlamına gelmekte.

Mustafa İsmet‘in Yeni Asya Gazetesinde 24 Ağustos 2013 günü yayınlanan “Mısra-i berceste” başlıklı yazısından:

"Kötü huylu adam, söz arasında çirkinliğini sezdirir. Çingenenin merdi yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler."

Ahmet Yıldız’ın Hakimiyet Gazetesindeki 19 Şubat 2014 tarihli “Aynaya Baktın mı?” başlıklı yazısından:

"“Şecaat arz ederken merdi Kıpti sirkatin söyler. Yani mert Kıpti terbiyesizliği ile övünür. Kendi gerçek yüzünü ortaya çıkarır."

Osman Özsoy da Yenişafak Gazetesinde yayılanan “Kendini ihbar eden 28 Şubatçı general” başlıklı yazısında bu hataya düşmüştü (Yenişafak Gazetesi Osman Özsoy’un yazılarını arşivden çıkardığı için bir bağlantı sunulamamaktadır).

Vecizeyi ya da mısrayı, “atasözü” zannedip hataya düşenler:

Oktay Yıldırım‘ın Aydınlık Gazetesinde 19 Mart 2017 günü yayınlanan “Türkav” başlıklı yazısından:

"Atalar sözüdür: Merdi kıpti şecaat arz ederken, sirkatin söyler…"

Sinan Aydın‘ın Samanyolu Haber’de 17 Ağustos 2016 günü yayınlanan “Suç duyurusunda bulunuyorum” başlıklı yazısından:

"'Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler.' atasözü gibi hukuksuzluk yaptıkları itiraf ediyorlar."

 

* İşbu ihtisapta Muhtesip.com arşivinden istifade edilmiştir.

Osman Özsoy ve Uğur Dündar’ın Soyadı

Osman Özsoy, Yenişafak Gazetesi’nde 14 Kasım 2013 günü yayınlanan “” başlıklı yazısında Uğur Dündar’ın, Dindar’ olan soyadında tek harf değişikliği yaparak ‘Dündar’ yaptığını iddia etmişti; ancak bu iddia, Uğur Dündar tarafından ortaya konulan kanıtlarla yalanlanmıştı:

"Bugünkü dersimizde bu örneklere yeni bir ismi daha ilave edeceğiz. Ünlü gazeteci Uğur Dündar'ın daha önce soyadı 'Dindar'mış. Anlayacağınız, soyadından sadece bir harf değiştirmiş. Bir harf değişikliği bile, anlamı ne kadar farklılaştırıyor değil mi? Bu bilgiyi, değerli gazeteci Hüseyin Gökçe'nin Han Yayınları'ndan yeni çıkan 'Defterimdeki Ünlülerin 200'ü' başlıklı kitabından aldım.

Kitap elime geçtiği andan itibaren 200 ünlü ismin yaşam hikayesinden anekdotları bir çırpıda okurken, Uğur Dündar'ın anlatıldığı kitabın 338. sayfasında şu satırlar çıktı karşıma; 'Uğur Dündar, ailesinden gelen 'Dindar' soyadını 'Dündar' olarak değiştirdi. Bu tek harfti ama, bu önemli değişiklik, yakışıklı ve gözü yukarılarda yeni bir televizyoncu için önemliydi. Din düşmanı olduğundan değil elbet. Dindar algılanmayı uygun bulmadığından...'"

Uğur Dündar bu iddiaya, babası Osman Dündar’ın Ankara Polis Enstitüsünden aldığı sertifika ile belgelendirerek Sözcü Gazetesi’nde 8 Ekim 2016 günü yayınlanan “Dindar Dündar” başlıklı yazısında aşağıdaki şekilde yanıt vermişti:

“Ünlü gazeteci Uğur Dündar'ın daha önce soyadı ‘Dindar'mış!
Anlayacağınız, soyadından sadece bir harf değiştirmiş.
Bir harf değişikliği bile, anlamı ne kadar farklılaştırıyor değil mi?
Bu bilgiyi, değerli gazeteci Hüseyin Gökçe'nin (…) kitabından aldım.
Kitap elime geçtiği andan itibaren 200 ünlü ismin yaşam hikayesinden anekdotları bir çırpıda okurken, Uğur Dündar'ın anlatıldığı kitabın 338. sayfasında şu satırlar çıktı karşıma; ‘Uğur Dündar, ailesinden gelen ‘Dindar' soyadını ‘Dündar' olarak değiştirdi. Bu tek harfti ama, bu önemli değişiklik, yakışıklı ve gözü yukarılarda yeni bir televizyoncu için önemliydi. Din düşmanı olduğundan değil elbet. Dindar algılanmayı uygun bulmadığından!..”

*  *  *

Okuduğunuz yazı yandaş Yeni Şafak Gazetesi'nde 14 Kasım 2013 tarihinde yayımlandı.
Yazarı Osman Özsoy sıradan biri değil, profesör!..
O tarihlerde radyo ve televizyon habercilerine yüksek lisans ve doktora dersleri veriyor, haberciliğin evrensel ilkeleriyle etik değerleri öğretiyordu!.
Ama gelgelelim o yazıyı kaleme alırken, ilkokulda duvar gazetesi çıkaran öğrencilerin bile haberdar oldukları çok önemli bir mesleki kuralı uygulamamıştı!
Gerçekte “Dindar” olan soyadını “Dündar” olarak değiştirdiğini iddia ettiği kişiyi arayıp, bunun doğru olup olmadığını sormaya gerek görmemişti!..

*  *  *

Sormuş olsa alacağı cevap şuydu:.
Sizin değerli gazeteci olarak takdim ettiğiniz Hüseyin Gökçe yalan yazmış!.. Ben kitap çıktıktan sonra kendisini buldum ve “Elinizde soyadımı Dindar olarak değiştirdiğimi kanıtlayan bir belge var mı” diye sordum. “Hayır yok” dedi. “Peki o halde doğrulatmadan nasıl ve niçin yazdınız” diye üsteleyince de, özür dileyerek “Ben öyle duymuştum…” cevabını verdi!
Profesörün “değerli” (!) gazetecisinin elinde aksini kanıtlayan bir belge olması mümkün değildi. Çünkü babamdan miras kalan ve gururla taşıdığım soyadım “Dündar”dı. Kaldı ki “Dindar” olsa ne değişirdi? Onu da gururla taşımaya devam ederdim. Soranlara da“Ailemizde hacılar, hocalar hatta İstanbul'da müftülük yapmış ama çocuğunu Siyasal Bilimler'de Maliye okutup Merkez Bankası Başkanlığı'na kadar yükselmesini sağlamış aydın din adamları vardı. Sanırım soyadımız bu nedenle Dindar olmuş” derdim.

*  *  *

Profesörün yazısını pek seven yandaşlar ve sosyal medya trolleri bu yalana sazan gibi daldılar!
Okumak ve doğruyla yalanı ayırmak gibi bir kaygıları bulunmadığından, bana hâlâ “Dindar soyadımı niçin Dündar olarak değiştirdiğimi” soruyorlar!..

* Yenişafak Gazetesi, Osman Özsoy’un yazısını internet arşivinden kaldırmıştır.