Etiket arşivi: Mehmet Türker

Atatürk’ün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Vecizesi ve Köşe Yazarları

17 Aralık 1927 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylendiği iddia edilen bir vecize giderek artan sıklıkla sosyal medyada paylaşılagelmekte:

Atatürk 17 Aralık 1927 söz
“Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis bu tip yapılar, din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir”

Her ne kadar günümüze dair yerinde bir öngörü içerse de bahse konu vecizenin Mustafa Kemal’e ait olamayacağına dair kuvvetli şüpheler mevcut.

Mete Tunç‘un ve Ayşe Hür‘ün yorumlarından faydalanarak nedenleri paylaşalım:

  • Her şehir efsanesinde olduğu gibi bu vecizenin kaynağına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Sadece söylendiği/yazıldığı iddia edilen bir tarih ve yer bilgisi mevcuttur. Atatürk’ün hatıratında, konuşmalarında, böyle bir konuşmaya rastlanılamamaktadır (Metnin başındaki ‘Efendiler!’ hitabı konuşmanın resmi bir ortamda yapılmış olduğunu ima ediyor. Bu tür resmi metinlerin/konuşmaların yer aldığı iki önemli kaynak olan Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri veya Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri’nde bu tarihte yapılmış bir konuşma veya yazılmış bir metin bulunmamaktadır). Bahse konu sözün Salih Bozok’un anılarında geçtiği iddia edilse de sözün varlığına rastlanılmamıştır.
  • Metnin/konuşmanın dili ve üslubu Atatürk’e ait değildir.
  • Metinde Atatürk gibi İslam tarihine hakim biri tarafından yapılmayacak kadar bariz bilgi hataları bulunmaktadır. (Örneğin; Atatürk, Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin tekke ve zaviyeler tarafından yıkılmadığını bilir. Bilhassa Selçuklu Devleti üzerinden konuşacak olursak, Selçuklu’nun çöküşünde tekke ve zaviyeler etkin rol oynamamıştır. Selçuklular taht kavgaları ve Moğollar yüzünden çökmüştür. O devirde tarikatlar cenin halindeydi, fazla tekke yoktu. Osmanlı’nın çöküşü ise tekkelerden ziyade medrese ile irtibatlandırılabilir. Bunları Atatürk’ün bilmemesi mümkün değildir. )
  • Tarikatların ve onların kurumları olan tekke ve zaviyelerin dini temelleri ve dejenere oluşları sorgulanabilir, lakin ‘din ve devlet düşmanı’ nitelemesi abestir. Atatürk’ün böyle bir ibare kullanması mantıksızdır.
  • Sanal alemde paylaşılan bazı metinlerde ve ilgili resimlerde imza kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazılı. Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı 1934 yılında; yani, vecizenin söylendiği iddia edilen 1927 yılından 7 yıl sonra verildi.
  • Atatürk’ün 1924 yılında Halifeliğin İlgası Kanunu arifesinde yaptığı açıklamalarda, 1925 yılının sonunda çıkaracak olan tekke ve zaviyelerin kapatılması ve şapka kanunu için kamuoyu oluşturmak amacıyla çıktığı Kastamonu seyahati sırasında ve 15-20 Ekim 1927’de okuduğu Büyük Nutuk’ta İslamiyetle, tekke ve zaviyelerle, din adamlarıyla ilgili ifadeler var. Ama bunlar da geleceğe dair tahminler yapmak şeklinde değil geçmişi ve o günü değerlendirmek şeklinde. Muhtemelen bu uydurma metni oluşturanlar bu konuşmalardan yararlanmışlar, ama son derece sığ, hatalı, kaba-saba bir paragraf çıkarabilmişler. Maksat da, Atatürk’ün adını kullanarak güncel siyasi tartışmalara mühimmat sağlamak olmalı.

Hangi köşe yazarları bu sözü, kaynağını ve gerçekliğini sorgulamadan köşesine aktarmış diye incelediğimizde Sözcü Gazetesi’nden Mehmet Türker ve Yeniçağ Gazetesi’nden Savaş Süzal karşımıza çıkmaktadır.

Mehmet Türker, Sözcü Gazetesi’nde 14 Eylül 2016 günü yayınlanan “Atatürk’ün müthiş öngörüsü” başlıklı yazısında bahse konu vecizeye -ileten arkadaşına teşekkür ederek herhangi bir kaynak teyidi yapmaksızın- köşesine yer vermiş:

"Türk Basınının efsane isimlerinden Kemal Kınacı abimiz, telefon mesajında bayram tebrikiyle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün 17 Aralık 1927 tarihinde, Ankara'da verdiği bir beyanatını göndermiş… Kemal abimizin “Atamıza rahmet olsun” diyerek gönderdiği Atatürk'ün beyanatı şöyle: “Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı'yı batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayalım ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır” * * * Mustafa Kemal Atatürk'ün tam 89 yıl önceki öngörüsü bugün işte ortada…"

Benzer şekilde Savaş Süzal da Yeniçağ Gazetesi’nde 29 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan “Sorumlu kim?” başlıklı yazısında gerçekliği şüpheli vecizeye köşesinde yer vermiş:

"İşte bu nedenle, bugün adı ne olursa olsun, ortaya çıkan durumun sorumlusu tek taraflı değil. Onları iktidara taşıyan ve onlarla rant paylaşma kavgasına tutuşan taraf da, en az onlar kadar suçlu. Şimdi anlıyor musunuz Mustafa Kemal'in, "Efendiler biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı'yı bu yüzden batırdığı için yasakladık" sözlerinin anlamını. Osmanlı'ya sığınanlar, anladınız mı şimdi neden Türkiye'nin laik bir sisteme sahip olması gerektiğini. Ben ülkemin, herhangi bir süper gücün çıkarları uğruna onların dümen suyuna takılıp gitmesine ve kişisel çıkarların, ülke çıkarlarının önüne geçirilmesine, hep karşı çıktım ve hâlâ da karşıyım."