Etiket arşivi: İlhan Selçuk

Muaviye’nin Dişi Deve Hikayesi ve Köşe Yazarlarımız

Gerek iktidara yakın medya gerekse muhalif medyada köşe koruyucu yazarlar, geçmiş süreçteki çeşitli hadiseler karşısında Muaviye’nin “dişi deve” hikayesi üzerinden okuyucularına mesaj vermeye çalışmakta.

Bunun örneğini, Milliyet Gazetesi’nden Hasan Pulur, Zaman Gazetesi’nden Ali Ünal, Star Gazetesi’nden Ömer Ekinci, Yeni Mesaj Gazetesi’nden Mustafa Aslan,  Cumhuriyet Gazetesi’nden İlhan Selçuk, Ortadoğu Gazetesi’nden Fikri Atılbaz, , Sözcü Gazetesi’nden Uğur Dündar,  Hürriyet Gazetesi’nden Nihat Demirkol, Yeni Asya Gazetesi’nden Ali Ferşadoğlu, Yeni Akit Gazetesi’nden Mehmet Koçak, Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk’ün yazılarında görüyoruz. Nazlı Ilıcak ise hem Sabah Gazetesi’nde hem de Bugün Gazetesi’nde iki farklı konjonktür için aynı hikayeyi kullanmış.

Hikayeyi, en kısa ve net şekilde aktaran Ali Ünal’dan dinleyelim:

Hz. Osman’ın (r.a.) şehid edilmesinin ardından halife seçilen Hz. Ali (r.a.), ilk uygulama olarak illerdeki Emevî valileri görevden alır ve yerlerine yeni tayinler yapar. Şam’da 20 yıla yakındır vali bulunan Hz. Muaviye (r.a.), Suriye’de güçlü bir otorite kurmuştur. Halkı kendisine o kadar bağlıdır ki, bir defasında içlerinden biri bir Iraklının dişi devesini zorla alır. Almakla kalmaz, “Deve benim ve dişi değil, erkek” diye iddia eder. Devesi alınan Iraklı, hayret içinde meseleyi Hz. Muaviye’ye aktarır. Hz. Muaviye, “Adam doğru söylüyor, deve onun ve erkek” der. Ardından Şam halkını toplar ve Iraklının yanında on binlerce insanın önünde, “Ey ahali, bakın. Ben diyorum ki, bu deve -onu zorla alanı işaret ederek- bunundur ve erkektir.” der. On binler, hep bir ağızdan bağırır: “Evet, deve onundur ve erkektir.” Hz. Muaviye, Iraklıya döner ve “Git Ali’ye söyle” der: “Muaviye’nin emrinde o ne derse tasdik eden on binlerce insan var.”

Hikayenin bitişi, bazı yazarlarca biraz tahrif edilmiş.

Örneğin Hasan Pulur, Muaviye’nin adamlarının beceriksizliğini ön plana çıkarıp, adamlarının Muaviye’ye olan bağlılığı vurgusunu es geçmiş.

Kufeli yırtına dursun, Muaviye deveyi Şamlı’ya vermiş, sonra da Kufeliyi bir kenara çekmiş:
“Sen de biliyorsun ki bu deve erkektir. Sen Kufe’ye dönünce, Ali’ye çık, söyle:
- Muaviye’nin dişi deveyle, erkek deveyi ayıramayan 10 bin adamı var, ona göre!”

İlhan Selçuk, sonunda doğrudan “ayar mesajı” vermiş:

Deve davacıya verilmiş, Kûfeli şaşkın şaşkın bakarken Muaviye adamı bir yana çekmiş... - Bana bak, demiş, sen de ben de biliyoruz ki deve erkektir; ama, Kûfe’ye dönüşte olayı Ali’ye anlat ki ayağını denk alsın!..

Ömer Ekinci ise daha hikayenin başında Hz. Ali’yi Küfe’ye vali yapmış:

Vaktin birinde Muaviye Şam’da, Hazreti Ali ise Küfe’de validir. Aralarında husumet vardır, savaş çıktı çıkacak.

Fikri Atılbaz da Ömer Ekinci’ye katılmış:

Aynı dönemi paylaşan Hz.Ali Küfe'de vali, Muaviye ise Şam valisidir. Çatışma halinde, savaşın arifesindedirler. Günlerden bir gün Küfeli bir deveci Şam'a gider. Orada adamın biri, 'Bu dişi deve benim' der ve deveyi yanına alır. İtiş kakış olur Küfeli itiraz eder, 'Bu deve benim olduğu gibi, aynı zamanda erkektir'

Sonuç olarak: aynı hikayenin farklı mesajlar için kullanılması, not edilmesi gereken bir hadise.

Kaynaklar:

Muaviye ve deve hikayesi