Mısır’ın ikinci cumhurbaşkanı, askeri lideri ve 20. yüzyıl Arap milliyetçiliğinin (Panarabizm) en ikonik figürlerinden biri Cemal Abdünnnâsır’ın (15 Ocak 1918 – 28 Eylül 1970) mezarını lağım sularının bastığı ve cesedinin ortadan kaybolduğu yönündeki anlatı, Mısır’ın yakın siyasi tarihine ilişkin tartışmalı rivayetlerden biri.

 

Enver Sedat’ın cumhurbaşkanlığı döneminde Cemal Abdünnâsır’ın Kahire’deki mezarından yayılan kötü kokular nedeniyle mezarın açıldığını, kanalizasyon suyunun mezarı doldurduğunu ve sular çekildikten sonra cesedin bulunamadığını iddia eden anekdot şöyle paylaşılıyor:

 

Bekir Toprak (@bekirtopra): “Sadat’ın cumhurbaşkanlığı sırasında, Cemal Nasır’ın mezarından iğrenç kokular yayılıyordu ve bu, yabancı ziyaretçiler önünde utanç verici bir durumdu. Bu yüzden Leopar Takımı’ndan Nasif ve Abdül Latif el-Bağdadi, meseleyi Sadat’a arz ettiler; Sadat da mezarın açılmasını emretti . Mezarı açtıklarında, kanalizasyon suları taşmış ve mezarı doldurmuştu. Bu yüzden kanalizasyon işçileri emiş makineleri getirdiler, Sular emildikten ve mezar kurutulduktan sonra cesedi bulamadılar….”

Muhammet Enes Bıldırcın (2019). “Cemal Abdülnasır’ın Hayatı, Düşünceleri ve Mısır’a Etkileri”:

“Nasır’ın ölümü Arap ülkelerinde ve dünyada şok etkisi yarattı 1 Ekimde Kahire’de düzenlenen cenaze törenine 5 milyon kişi katıldı. Kalabalığın uzunluğu 10 kilometreyi buluyordu. Suudi Arabistan Kralı Faysal hariç tüm Arap liderler cenazeye katıldı.

Arafat ve Kral Hüseyin açıkça ağlarken, Libya lideri Muammer Kaddafi üzüntüden iki kez bayıldı. Lübnan’da çıkan Le Jour gazetesi Nasır’ın ölümünü ‘100 milyon Arap yetim kaldı’ manşetiyle duyurdu. Nasır Kubbe semtinde bir sene önce inşa edilmiş bir camiye defnedildi.

Mezar taşı olarak Mısır dışında ölen krallık dönemi veliahttı Prens Mehmet Ali Tevfik’in kendisi için hazırlattığı ‘Allah’ yazılı kristal konuldu. Daha sonraki yıllarda cami altındaki bir lağımın taşması sonucunda Nasırın kemikleri lağıma karışıp mezarından tahliye oldu.”

 

 

Mısır’da 28 Eylül 1970 – 6 Ekim 1981 yılları arasında devlet başkanlığı görevini üstlenen Enver Sedat döneminde yayılmaya başlayan bu rivayet yıllar boyu Abdünnâsır’ın siyasi mirasına yönelik eleştirilerde kullanıldı.

 

Anlatı 2014 yılında yeniden gündeme geldi.

 

2014 yılında Müslüman Kardeşler destekçisi siyasi tarihçi Dr. Dr. Muhammed El-Gawady, Cemal Abdünnâsır’ın cesedinin Kubri El-Kubbe’deki mezarında olmadığını, kanalizasyonda “kaybolduğunu” şu sözlerle ileri sürdü:

“İnsanlar Abdül Nasır’ın Kubri El-Kubbe’deki mezarında gömülü olduğuna inanıyor, ancak gerçek farklı.” 

“Ölümünden yıllar sonra bile Abdül Nasır’ın mezarındaki muhafızlar, mezardan yayılan kötü bir koku alıyorlardı. Mısır dışından gelen ziyaretçiler bile bu kokuyu alıyordu, bu yüzden mezardaki muhafızlar kokuyu gidermek için çiçekler ve parfümler koyuyorlardı, ancak hiçbir faydası olmuyordu.”

“Olay, Cumhurbaşkanı Sadat döneminde Cumhuriyet Muhafızları komutanı Laithi Nassif’e ulaştığında, Sadat Laithi’ye, ‘Mezarı aç ve içinde ne olduğuna bak’ dedi. Bunun üzerine mezarı açtılar ve şok yaşadılar. Mezarın içinde bir kanalizasyon borusunun patladığını gördüler. Suyu boşaltmak ve mezarı kurutmak için kanalizasyon pompaları getirdiler. Pompaları doğrudan kanalizasyon sistemine bağladılar. Mezarı kuruttuktan sonra içeri girdiler, ancak cesedi bulamadılar.”

“Bundan iki sonuç çıkarabiliriz: Ya kanalizasyon suyu cesedi yuttu ve eritti, ya da pompalar cesedi emdi ve şimdi Mısır’ın kanalizasyonlarında kayboldu!” 

 

 

Mısır’ın askerî liderliğini üstlenen, 1952 yılında krallık yönetimini deviren Hür Subaylar Hareketi’ne liderlik ederek modern Mısır Cumhuriyeti’nin temellerini atan Nâsır’ın mezarını lağım bastığı ve cenazesinin kaybolduğu iddiasını doğrulayabilecek bir kanıta erişilemiyor.

28 Eylül 1970 günü geçirdiği kalp krizi sonucunda ölen, Kahire’deki Cemal Abdülnasır Camii kompleksinde medfun olan Cemal Abdünnâsır’ın cesedinin kaybolduğuna dair bir delil ya da güvenilir ve belgeli tanıklık mevcut değil.

Türkçe, İngilizce ve Arapça aramalarda Nâsır’ın mezarının kanalizasyon suyuyla dolduğunu, cesedinin kaybolduğunu bildiren bir haber bulunamıyor.

Anlatı, kimliği ve tanıklığı bağımsız biçimde doğrulanamayan bir kaynağa dayandırılan dolaylı bir aktarıma dayandırılıyor.

Cemal Abdülnâsır’ın mezarının bulunduğu alanda kötü kokuların hissedilmeye başlandığı, mezarını ziyaret eden yabancı konukların da kokudan rahatsız olduğu, kokunun kaynağını araştıran yetkililerin durumu dönemin Cumhurbaşkanı Sedat’a bildirdiği, Sedat’ın Cumhuriyet Muhafızları Komutanı General Leysi Nasif’e mezarın açılarak kontrol edilmesi talimatını verdiği, mezara girildiğinde bir kanalizasyon borusunun patladığı ve lağım sularının mezar bölümünü doldurduğu, bölgeye tahliye pompalarının getirildiği, biriken suların çekildiği, mezarın kurutulduğu, tahliye işleminin ardından Abdünnâsır’ın cesedinin mezarda bulunamadığı gibi detayların kaynağı olarak kimliği açıklanmayan eski bir emniyet mensubu gösteriliyor.

Mezarın çevresindeki altyapı koşullarının anlatıyla bağdaşmadığı ve General Leysi Nasif’in görev geçmişinin rivayetin kronolojisiyle uyuşmadığı da savunulmaktadır.

Mısır’da krallık rejimine son veren ihtilâle önderlik yapan Nâsır’ın mezarı hakkındaki bu rivayet, mevcut hâliyle (doğrulanmış bir tarihsel olay olarak kabul edilmesini sağlayacak güvenilir kanıtların eksikliğinde), siyasî eleştiri amacıyla yayılan bir şehir efsanesi olarak değerlendirilebilir.

 

 

Cemal Abdünnâsır Kimdir?

Cemal Abdünnnâsır (15 Ocak 1918 – 28 Eylül 1970), 1954 yılından 1970’teki ölümüne kadar görev Mısır’ın ikinci cumhurbaşkanı olarak görev yapan, 20. yüzyıl Arap milliyetçiliğinin (Panarabizm) en ikonik figürlerinden biridir.

1948 Arap-İsrail Savaşı’nda Mısır ordusunda görev yaparken gösterdiği Fâlûce savunması başarısı nedeniyle “Fâlûce Kaplanı” unvanıyla anılmaya başlandı.

1942 yılında kurduğu Hür Subaylar Teşkilâtı ile Muhammed Necîb önderliğinde 23 Temmuz 1952’de askeri bir darbe gerçekleştirerek Kral Faruk’u devirdi. 1954’te yönetimi tamamen devraldı ve 1956’da cumhurbaşkanı seçildi.

1956 yılında stratejik öneme sahip Süveyş Kanalı’nı millîleştirerek Mısır yönetimine kattı. Süveyş Kanalı’nın millîleştirilmesi, İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a saldırmasına (Süveyş Krizi) yol açtı. Nâsır diplomatik bir zafer kazanarak Arap dünyasında bir halk kahramanına dönüştü.

Arap birliğinin mimarı olarak, 1958 yılında Mısır ve Suriye’yi tek bir devlet çatısı altında birleştiren Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurdu. Ancak bu birlik, Suriye’deki iç huzursuzluklar nedeniyle 1961’de dağıldı.

1967 yılında Altı Gün Savaşı’nda İsrail karşısında alınan ağır mağlubiyet sonrası, yenilginin sorumluluğunu üstlenerek canlı yayında istifa ettiğini açıkladı. Ancak Mısır halkının sokaklara dökülerek yoğun sevgi gösterilerinde bulunması ve kalması yönündeki baskıları üzerine görevine geri döndü.

Soğuk Savaş döneminde ne Batı ne de Doğu blokuna tamamen bağlanmak isteyen ülkelerin oluşturduğu Bağlantısızlar Hareketi’nin (Yugoslavya lideri Tito ve Hindistan lideri Nehru ile birlikte) öncülerinden ve bağımsızlık akımı liderlerinden biri oldu.

Arap ülkelerini bir araya getirme ve İsrail-Arap gerilimini diplomatik yollarla çözme çabaları sürerken, 28 Eylül 1970 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonucu Kahire’de 52 yaşında vefat etti.

Nâsır, 1 Ekim 1970 tarihinde başkent Kahire’de büyük bir törenle kendi adıyla anılan anıt mezara defnedildi.

Cenazesi, 20. yüzyılın en büyük toplu cenaze törenlerinden biri olarak tarihe geçti.

Yerine yardımcısı Enver Sedat geçti.

 

 

 

* Genellikle Nâsır adıyla tanınsa ve ismi ülkemiz neşriyatında yaygın şekilde Cemal Abdülnâsır olarak kullanılsa da işbu yazıda Arapça okunuşuyla uyumlu şekilde Cemal Abdünnâsır (جمال عبد الناصر) adı kullanılmıştır.

 

Yorumunuzu yazınız...