Yılmaz Özdil ve THY Amsterdam Kazası

Yılmaz Özdil, 29 Haziran 2016 günü Sözcü Gazetesi’nde yayınlanan “davos fatihi” başlıklı yazısında, 2009 yılında Amsterdam Schiphol Havaalanında Türk Hava Yolları’nın 1951 sefer sayılı uçuşunun yaptığı kazayı aktarmayı denemiş; ancak, tabiki gerçekleri biraz çarpıtarak:

25 Şubat 2009.

*

128 yolcu yedi mürettebatla İstanbul'dan havalanan THY uçağı, Amsterdam'a inişi sırasında pist başındaki tarlaya çakıldı. Üçü pilot dokuz kişi hayatını kaybetti, öbür yolcular enkazdan yürüyerek çıktı.

*

İrtifa cihazı arızalanmıştı. Uçak 594 metre yüksekteyken, arızalı cihaz iki metreye inmiş gibi göstermişti. Otomatik pilot da, iki metredeyiz diye gazı kesmişti. Kaptan pilot müdahale etmeye çalışmıştı ama, aniden gazı kesilen uçak toparlayamamış, gövde üstü yere yapışmıştı.

*

Sonra?
Ekstra tuhaf olaylar yaşandı.

*

Uçağın enkazı balina gibi yatıyor, yaralı yolcular yürüye yürüye çıkmaya çalışıyor, kimse yardıma gitmiyordu. Sağlık ekipleri bile aprona girmiyordu. Çünkü… Uçağın çevresi FBI ajanları tarafından sarılmıştı! Silahlı Amerikalı ajanlar, kuş uçurtmuyor, kimseyi aprona sokmuyordu. Hatta… Schiphol havalimanında görevli bir THY personeli, yaralılara yardım etmek için piste koşmuş, yakasında aprona giriş kartı olmasına rağmen, Amerikalı ajanlar tarafından durdurulmuş, yere yatırılmış, kelepçelenmiş, bir saat boyunca depoda gözaltında tutulmuş, sorgulanmıştı.

*

Yaklaşık bir saat boyunca aprona kimse alınmadı. Neler oluyordu?

*

Bir saat sonra anlaşıldı… Yolcuların sekizi Amerikan vatandaşıydı, Boeing şirketinde çalışıyor görünüyorlardı ama, CIA ajanıydılar!

*

Sekiz ajandan dördü ölmüştü.

*

Türkiye'deki işleri bitmiş, Amsterdam üzerinden Seattle'a gidiyorlardı, dizüstü bilgisayarlarında “askeri sırlar” vardı, “yeni bir radar sistemine ait planları” taşıyorlardı.

*

Hollanda basınına göre… Uçak düşer düşmez, ABD'nin Lahey Büyükelçiliği devreye girmiş, FBI ekipleriyle apronu kapatmıştı. Almanya Frankfurt'tan acilen özel uçak kalkmış, özel bir ekip Amsterdam'a inmiş, Amerikalı yolcuların dizüstü bilgisayarlarına el konulmuştu. Aprona anca bu teslimat bittikten sonra giriş izni verildi, bilgisayarlar teslim edilinceye kadar yaralılara bile müdahale edilemedi. Hollanda savcılığı, kısaca, “bilgisayarlarda gizli askeri bilgiler vardı, ABD'nin iade istemi yerine getirildi” açıklaması yaptı.

*

Kaza mıydı? Yoksa, asıl hedef askeri sırları taşıyan Amerikalılar mıydı? Pilotlar haricinde sadece altı kişi hayatını kaybederken, dördünün bu Amerikalılar olması talihsizlik miydi?

*

Malesef o gün olaylar Yılmaz Özdil’in anlattığı gibi gelişmedi.

  1. Yılmaz Özdil uçağın havaalanının apronuna düştüğünü iddia etse de, havalimanına iniş yapmak için alçalırken piste ulaşamadan piste 500 metre kala toprak zemine düşmüştü. Düştüğü bölgenin koordinatları 52°22′34″N, 4°42′50″E şeklindedir. Yani, apronun kapatılarak uçağa erişimin kapatıldığı iddiası yersizdir, çünkü uçak enkazı aprondan 500 mt uzaktadır.
  2. ABDlilerin girişimiyle müdahale edilmediğini iddia etse de Y.Özdil, ilgili yetkililerin beyanına göre kazadan sonra ilgili birimlerin hemen müdahale etmiş, ambulans ve kurtarma ekiplerinin vakit kaybetmeden olay yerine ulaşmıştır.
  3. ABDlilerce Frankfurt’tan bir uçağın kaldırılarak Amsterdam’a ulaştırıldığını, bu süre içerisinde ise apronun kapalı tutulduğunu ve yaralılara müdahale edilmediğini iddia etmiş. Ancak, beyanlar, görüntüler ve kayıtlar tam aksini işaret ediyor. Ayrıca, Frankfurt-Amsterdam arası yolculuk süresi düşünüldüğünde de bu iddia boşa çıkıyor.
  4. Yolcuların 8’i ABD vatandaşıydı demiş; ancak resmi kayıtlar uçakta 7 ABDli bulunduğunu gösteriyor. 8 ABDli ajandan 4’ünün öldüğünü iddia etmiş; ancak, kaza yapan THY uçağında ölen 9 kişiden 5’inin Türk, 4’ünün ABD vatandaşı olduğu, 4 ABDlinin 2’sinin ise Boeing’te teknisyen olarak çalıştığı açıklanmıştı.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir